Cumhurbaşkanı Erdoğan "Bugün Kudüs'te ağlatılan her çocuk, acı çektirilen her anne, vurulan, dövülen, her insan yaklaşan yeni bir fırtınanın habercisidir. Kudüs meselesi topyekun insanlığın ve Müslümanların uyanışına vesile olacaktır" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak bizim, göçmenler konusunda başımız ne kadar dikse maalesef kendilerini gelişmiş, modern, çağdaş olarak tanımlayan ülkelerin başı da o kadar eğiktir." dedi

 "Avrupa'nın artık kendini sorgulama zamanı çoktan gelmiştir"

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ATO Congresium'da Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla AK Parti Genel Merkez Sosyal Politikalar Başkanlığı tarafından düzenlenen "Anadolu Dünya Dolu" programında konuştu.

Sınırlarına giren göçmenlerin paralarına, ziynet eşyalarına hatta çocuklarına el koyan, onları din değiştirmeye zorlayan bir medeniyetin, insanlığa söyleyecek sözünün kalmadığını ifade eden Erdoğan, Avrupalı kimi bakanların kendi aralarında yaptıkları konuşmalarda, sığınmacıları kastederek "Hepsini denize dökmek lazım, boğulsalar da umurumuzda değil." demesiyle orada insanlığın öldüğünü söyledi.

Erdoğan, Akdeniz'de, Ege'de Avrupa'ya doğru giden kırık dökük teknelerdeki, botlardaki insanları kurtarmak için gemi göndermek yerine, savaş helikopteri göndermeyi teklif eden yazarların Avrupa'da revaçta olmasının durumu vahim hale getirdiğini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

"Kucağındaki çocuğuyla beraber umuda koşan bir babanın ayağına çelme takacak kadar insanlıktan çıkmış bir Avrupa'nın artık kendini sorgulama zamanı çoktan gelmiştir. Bugün Avrupa genelinde 10 binin üzerinde kayıp göçmen çocuğu var. Eğer böyle bir durum bizim ülkemizde olsaydı, inanın bana dünyayı başımıza yıkarlardı. Biz, ülkemizde doğan çeyrek milyon sığınmacı bebeğine, eğitim öğretim çağındaki 600 binin üzerinde göçmen çocuğuna tüm imkanlarımızla sahip çıktığımız halde, yardım programları tıkanıyor. Batı ülkelerinin göçmenler konusundaki insanlık dışı politikasının farklı coğrafyalarda çok daha acı sonuçları da ortaya çıkıyor."

"Modern köleliktir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Köle demek, illa boynuna zincir vurulan insan demek değildir. Böylesine cüzi ücretler karşısında insanlar süresiz ve sınırsız şekilde çalışmak zorunda bırakılıyorsa, bunun adı modern köleliktir." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Petrol paralarının, yüksek teknoloji gelirlerinin, lüks harcamaların sadece bir aylık bedeliyle, tamamının hayatı kurtarılabilecek bu kişilerin bin liraya süresiz, şartsız, köle gibi çalıştırılmasının utancı tüm insanlığı bedbaht etmeye yeter. Türkiye olarak biz, Suriye ve Irak'taki çatışmalardan kaçarak ülkemize gelen 3,5 milyona yakın kardeşimize herhangi bir hesapla değil, sadece Allah için kucak açtık. Avrupa'nın tamamındaki Suriyeli sığınmacı sayısı ise yaklaşık yarısı Almanya'da olmak üzere toplam 987 bindir. Almanya kendi sınırları içerisindeki sığınmacılar için '2016 yılında 16 milyar avro harcadığını' beyan ediyor. Biz de ülkemizdeki sığınmacılar için kamu kuruluşlarımızla, sivil toplum kuruluşlarımızla, belediyelerimizle, vatandaşlarımızın kendi inisiyatifleriyle 7 yılda toplam 30 milyar dolarlık bir harcama yaptık."

"Ana muhalefet niye peşine düştü bilemiyoruz"

AB'nin yardım konusunda söz verdiği ilk dilimin, 1 milyar avrosunun dahi gelmediğine dikkati çeken Erdoğan, bütün bunlara karşılık Türkiye'nin görevini yerine getirdiğini söyledi.

"Hadi Avrupalıların riyakarlıklarını anladık da bizim ana muhalefet partisi niye bu işin peşine düştü, onu bilemiyoruz." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Ana muhalefetin başındaki zat 'Nerede bu 30 milyar dolar?' diye sorup duruyor. Ömründe bir tek garibe üç kuruşluk faydası olmayıp, bir yaşındaki çocuğu bile sigortalı yapacak kadar helal haram nedir bilmeyenden, böyle bir şeyi sorma hakkı olabilir mi? Bir yaşındaki torununa SSK'dan kalkıp imkan hazırlıyor. 15 yaşındaki çocuğunu SSK'lı yapıyor. Bu zatın hesap uzmanlığını, ekonomi bilgisini, insanlık anlayışını biz SKK döneminden iyi biliriz. Halbuki azıcık hesap kitap bilse, yemesiyle, içmesiyle, barınmasıyla, eğitimiyle, sağlığıyla, belediye hizmetleriyle her şeyiyle bu insanlar için kişi başına yapılan aylık harcamanın birkaç yüz dolar civarda olduğunu kendisi de görecek."

Bu paranın sığınmacıların eline verilmediğini belirten Erdoğan, "Onlara yapılan tüm hizmetlerin maliyetidir. Biz bu konuyu para üzerinden konuşmaktan gerçekten hicap duyuyoruz ama birilerinin milletimizin kafasını karıştırmak için ortaya attığı iftiraları, yaptığı bühtanları da karşılıksız bırakamayız." ifadelerini kullandı.

"Kardeş kardeşe böyle zamanlarda lazımdır"

Anadolu’nun asırlar boyunca bir göçmenler yurdu olduğunu dile getiren Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Siz bakmayın bugün Avrupalıların, Amerikalıların göçmenleri böylesine dışladığına, ötekileştirdiğine bu coğrafyaların hepsi de göçmenler tarafından bugünkü haline getirilmiştir. Batı’da öyledir, Amerika’da öyledir. Üstelik bu serencamın altında çok büyük acılar, çok büyük katliamlar çok büyük utançlar da vardır. Hamdolsun bizim böyle bir yüz karamız asla yoktur. İspanya’daki Yahudiler topraklarından kovulup gidecek yer bulamadıklarında bizim ecdadımız onlara kapılarını açmıştır. Polonya’daki muhalifler ülkelerinden sürülüp gidecek yer bulamadıklarında İstanbul’un hemen yanı başında onlara yer göstermişizdir. Kafkasya’da, Balkanlar’da, Orta Asya’da, Güney Asya’da, Kuzey Afrika’da ve dahi dünyanın neresinde başı sıkışan, kendisine sığınacak güvenli bir liman, geleceğini kurabileceği huzurlu bir yuva arayan varsa hepsine Anadolu kapıları daima açık olmuştur. Bugün de Suriye’den Irak’tan başka yerlerden kardeşlerimiz başları sıkıştığında hemen Anadolu’ya yönelmişlerdir. Doğru da yapmışlardır, kardeş kardeşe böyle zamanlarda lazımdır. İyi günde dost çok bulunur, önemli olan kötü günlerinde bu insanların yanlarında olabilmektir.”

"Batı aynı hataları tekrarlamaktan geri durmuyor"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye olarak bizim göçmenler konusunda başımız ne kadar dikse kendilerini gelişmiş ülkeler olarak, modern olarak, çağdaş olarak tanımlayan ülkelerin başı da o kadar eğiktir. Esasen Batı, bir insanın ölümünü trajedi, bir milyon insanın ölümünü ise istatistik olarak gören bir anlayışa sahiptir. Dolayısıyla onlar için Suriye’de 7 yılda 1 milyon insanın terör örgütlerinin ve kendi halkına terör uygulayan bir rejimin saldırılarında ölmüş olması hiçbir anlam ifade etmiyor. Hatta tam tersine İkinci Dünya Savaşı 60 milyonun üzerinde insanın ölümüyle sonuçlanmış olmasına rağmen Batı aynı hataları tekrarlamaktan geri durmuyor. Göçmenlere yönelik saldırıların öfkenin ayrımcılığın artması bunun içindir. Avrupa ülkelerinde yönetimde söz sahibi olmaya başlayan ırkçı partiler bu coğrafyanın gelecekteki felaketinin habercileridir. Sınırlarını tel örgülerle kapatıp, geçmeye çalışan herkesi ölümle tehdit eden bir medeniyetin geleceği olamaz."

"Karar, bu zulmün adeta ödüllendirilmesidir"

Türkiye'nin bulunduğu coğrafyadaki sorunların çoğaldığını ve derinleştiğini belirten Erdoğan, bu sorunlara karşı artık kalple buğzetmekle yetinmeyeceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD tarafından Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak tanınması kararına tepki göstererek, şöyle konuştu:

"Kudüs, İsrail'in işgalinden beri kesintisiz şekilde huzursuzluğun, haksızlığın, adaletsizliğin yaşandığı bir yer haline gelmişti. İsrail'in Kudüs ile birlikte tüm Filistin'de uyguladığı devlet terörünün acı görüntüleri hepimizin hafızalarındadır. Amerika'nın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı, bu zulmün adete ödüllendirilmesidir, teşvik edilmesidir. Kudüs meselesi sadece kalple buğzedilerek geçiştirilebilecek bir konu değildir. Hatta bu konudaki sorumluluğumuzun gereğini sadece dille ifade ederek de yerine getirmiş olamayız. Kudüs konusunda mutlak somut, elle tutulur, gözle görülür netice almaya yönelik adımlar atmak zorundayız. Müslümanlarla birlikte Hristiyanların da kutsal mekanlarını barındıran Kudüs'ü İsrail gibi işgalci bir gücün insafına terk etmek insanlığı bin yıl geriye götürecek tehlikeli bir sürecin kapısını açmaktır."

"Allah gözlerini doyursun"

Kudüs gibi mübarek toprakların geçmişte çok büyük acılara şahitlik ettiğini dile getiren Erdoğan, "Üzerine dökülen çok kanı emmek zorunda kaldı. Bugün Kudüs'te ve Filistin şehirlerinde ağlatılan her çocuk, acı çektirilen her anne, vurulan, dövülen, hakaret edilen her insan yaklaşan yeni bir fırtınanın habercisidir. Adaletin olmadığı yerde zulmü vardır ama aynı zamanda bir uyanışta, başkaldırı da vardır. Kudüs meselesi inşallah topyekun insanlığın ve özellikle de Müslümanların uyanışına vesile olacaktır." dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin Filistinliler konusunda üzerine düşeni yaptığını, yapmaya da devam edeceğini vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

"70 yıldır göçmen durumunda olan Filistinli kardeşlerimiz yeniden yurtlarına, evlerine kavuşana kadar da bu mücadelemizi sürdürüreceğiz. Adaletten, hukuktan, meşruiyetten asla taviz ve vermeden, teröre, iftiraya, çirkinliğe kesinlikle müsaade etmeden bu mücadeleyi zafere ulaştırmakta kararlıyız."

İlgili resim

AA