Diplomatik kaynaklar, ABD'nin PYD/PKK'ya silah desteği konusunda "Bizim için bir saatlik bir iş birliği bile son derece endişelere yol açıyor." dedi.

Suriye konusunda Cenevre siyasi süreci ve yanı sıra Astana'da ateşkes ve gerginliği azaltma bölgeleri konularının görüşüldüğü süreçler hakkında bilgi veren kaynaklar, bu çerçevede Türkiye'nin bu ayın ilk yarısı Rusya ile ikili toplantıda bir araya geldiğini, ardından Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakanlarının Antalya’da toplandığını ve son olarak Soçi’de üçlü liderler zirvesi yapıldığını hatırlattı.

Image result for PYD/PKK and
Zirve toplantısının Astana’da kaydedilen başarıların siyasi sürece nasıl yansıtılabileceği şeklinde bir egzersiz olduğunun altını çizen kaynaklar, bu süreçte, Türkiye'nin Suriye'de siyasi çözüme anlamlı katkı sağlayacak girişime taraftar olduğunu vurguladı.

Kaynaklar, Türkiye açısından katkının anlamlı olabilmesi için katılımcıların temsil yetenekleri ve meşruiyetlerinin olmasının yanı sıra Suriye'deki belli bir terör örgütünün Soçi'de yapılması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi içinde rolünün olmaması gerektiğine dikkati çekti. Kongrenin hazırlıklarının sürdüğünü dile getiren diplomatik kaynaklar, tarihin henüz kararlaştırılmadığını ve hazırlıkların zaman alacağının ortada olduğunu ifade etti.

Riyad'da yapılan muhalefet toplantısı

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da ilk kez Aralık 2015'te gerçekleştirilen muhalefet kongresini hatırlatan kaynaklar, geçen hafta ikinci toplantının yine Suudi Arabistan'ın ev sahipliğinde yapıldığını ve burada Müzakere Yüksek Komitesine Kahire ve Moskova platformlarından temsilcilerin de eklendiğini söyledi. Bunun olumlu bir gelişme olduğunu anlatan kaynaklar, böylelikle bu konuda yöneltilen eleştirilerin bir nebze de olsa ortadan kalkabileceğini belirtti.

Diplomatik kaynaklar, Astana'nın yeni turunun aralık ayında yapılacağını, Cenevre'deki sürecin de haftaya devam edebileceği bilgisini verdi.

Cenevre'de daha müzakere aşamasına geçilmediğini ve BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın muhalefet ve rejim gruplarını en azından aynı anda ve mekanda buluşturup iki heyet arasında mekik yapma düşüncesi olduğunu kaydeden kaynaklar, geçiş yönetimi, anayasa, seçimler ve terörle mücadele konularının görüşülmeye çalışıldığını söyledi. BM müktesebatında geçiş yönetiminin karşılıklı rızayla olması gerektiği fikrinin zaten yer aldığını dile getiren kaynaklar, Türkiye'nin de başından beri bu süreci desteklediğini bildirdi.

Suriye'de 6,5 yılın geride kaldığını belirten kaynaklar, ölü sayısının 500 binin üzerinde ve nüfusun yarıdan fazlasının içeride veya dışarıda yerinden edilmiş durumda olduğunu anlatan kaynaklar, "DEAŞ veya rejim tarafından en az 3 kez kimyasal silah kullanıldı. Bu kadar ağır tablonun sorumlularının yeni bir Suriye’nin geleceğinde yerinin olmaması gerektiği bizim için gayet stabil. Çünkü yeni bir Suriye’den bahsediyorsak bunun yeni bir temele oturması lazım." diye konuştu. BM çerçevesindeki çözümün halkın önüne hür ve adil seçimle konması halinde halkın iradesinin esas olacağını vurgulayan kaynaklar, muhalefetin, rejimle siyasi geçişin mümkün olamayacağı yönündeki tavrının da altını çizdi.

"Cenevre'ye alternatif süreç yaratma peşinde değiliz"

Astana’da ortaya çıkan belli dinamiklere de değinen kaynaklar, çatışmaların dindiğini, DEAŞ'ın oldukça gerilediğini, garantör ülkelerin de bunu siyasi sürece yansıtmak konusunda çalıştıklarını ifade etti. Diplomatik kaynaklar, "Cenevre'ye alternatif, onun yerini alabilecek bir süreç yaratma peşinde değiliz. Tek amacımız Suriye toplumu temsilcileri bir araya gelsin, hür ve adil seçimlerin ne zaman yapılacağı, nasıl bir Suriye hedeflediklerini konuşsun ve buradan çıkacak neticeleri Cenevre sürecine ilave katkılar olarak arz edelim. Türkiye'nin uluslararası meşruiyete verdiği önem oldukça büyük. BM çerçevesinde yürüyen sürecin rolü geçerli hala." şeklinde konuştu.

Cenevre'de Müzakere Yüksek Komitesi içinde halihazırda muhalefet içinde Suriyeli Kürtlerin temsilinin mevcut olduğunu söyleyen kaynaklar, "Soçi'de de Kürtlerin meşru beklentilerini yansıtabilecek bağımsız şahsiyetlerin katılmasında herhangi bir beis olmayacak." dedi.

"Belirsizlik endişeleri artırıyor"

Kaynaklar, Afrin’de tehdit devam ettiği sürece karşılıkların da süreceğini ve gerilimi azaltmak üzere atılacak adımlar konusunda PYD/PKK bölgelerinin bir çatışmasızlık meselesinin konusu olmadığını vurguladı.

ABD ile PYD/PKK'ya silah verilmesi konusunda yaşanan gerilimi de değerlendiren kaynaklar, ABD yönetiminin ahenkli davranmadığını ve önceki yönetimde de Münbiç olayını yaşadıklarını hatırlattı. ABD'de siyasi konuların sahaya yansımasının sıkıntılı olduğunu belirten kaynaklar, yine de ikili temasların her düzeyde sürdüğünü dile getirdi. ABD'nin geçici bir süre daha yardım edecekleri ifadelerine ilişkin de "Bizim için bir saatlik iş birliği bile son derece endişelere yol açıyor. Bu belirsizlik de endişeleri artıran bir etken." ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump'un DEAŞ ile Mücadele Özel Temsilcisi Brett McGurk’ün Rakka'dan 500 askeri çektiklerine yönelik tweetine de işaret eden kaynaklar, Türkiye’nin, Rakka'da oldukça önemli sayıda ABD’li askeri personelin olduğu yönünde bilgisi olduğunu ifade etti. Diplomatik kaynaklar, "ABD tırlardaki malzemenin düşük bölümünün PYD/PKK'ya gittiği, önemli bir kısmının oradaki ABD birliklerinin ihtiyacı için olduğunu söylüyor. Giden tırların sayı ve hacmine bakıldığında bu izahatları doğruysa ya orada çok büyük bir ABD gücü var ve büyük konvoylarla idamesi gerekiyor veya bize verdikleri bilgilerde bir eksiklik var." görüşünü dile getirdi.

Silahlar konusunda taraflar arasında bilgi paylaşımı olsa da bunun Türkiye'nin istediği boyutta olmadığına işaret eden kaynaklar, meselenin Türkiye’ye karşı şeffaf olmaktan ziyade yapılan mühimmat desteğinin Türkiye'ye tehdit olarak geri dönmesi olduğunun altını çizdi.

"İdlib'de süreç çok hassas yürütülmeli"

Diplomatik kaynaklar, İdlib’de gerginliği azaltma bölgesinde yürütülen sürece ilişkin olarak da söz konusu bölgelere gözlemci unsurlar konuşlandırılması, ihlalleri denetleme gibi konuların kolay olmadığını ve garantör ülkelerin belli bir anlayış çerçevesinde süreci yürütmeye çalıştığını, bu anlamda da bir gecikme olmadığını anlattı. Bölgede ılımlı muhalefeti Heyet Tahrir Şam'dan (Şam Kurtuluş Kurulu) ayrıştırmaya çalıştıklarını dile getiren kaynaklar, Türkiye'nin burada terörle mücadele konusunun çok hassas şekilde yürütülmesi gerektiğini düşündüğünü belirtti. Gözlem noktalarının nerede olacağı konularının hala değerlendirildiğini söyleyen kaynaklar, gecikmenin çalışmanın çok hassas yürütülmesinden kaynaklandığını kaydetti.

Suriye dışındaki insanların yurtlarına dönmesinin barış sürecinin en önemli boyutlarından olduğunu söyleyen kaynaklar, "Eğer Suriye’de belli kontrol bölgelerinin olmadığı, ulusal egemenlik, siyasi birlik ve toprak bütünlüğünün devam ettiği bir ülke hepimizin hayaliyse, içerideki demografik değişikliklerin eski haline döndürülmesi bunun çok önemli bir uzantısı." ifadesini kullandı.

Kaynaklar, Rakka’da yönetimin başka kişilerin eline verilmesi halinde, uzun vadede istikrardan söz etmenin mümkün olmadığını sözlerine ekledi.

AA