Adalet Bakanı Gül, FETÖ elebaşı Gülen'in iadesine ilişkin, "Süreç içerisinde sonuncusu 3 Kasım 2017'de olmak üzere ABD'ye 7 adet iade talepnamesi ve 1 adet geçici tutuklama talebi gönderilmiştir." dedi.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, TBMM Plan Bütçe Komisyonunda, Adalet Bakanlığının 2018 yılı bütçesine ilişkin sunum yaptı. 

Hain darbe girişiminin ardından, Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensuplarının iadeleri için yapılan çalışmalarla ilgili bilgi veren Gül, ilk olarak 19 Temmuz 2016'da FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in iadesi için ABD'ye "acil tutuklama ve iade" talebinde bulunulduğunu anımsattı.

Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'ın bu konuda muhataplarıyla yoğun temas kurduklarını belirten Gül, "Süreç içerisinde terör örgütü elebaşı hakkında, ülkemizde yargılanmakta olduğu dosyalardaki deliller ve yakalama kararlarına istinaden sonuncusu 3 Kasım 2017 tarihinde olmak üzere ABD'ye 7 iade talepnamesi ve 1 adet geçici tutuklama talebi gönderilmiştir." bilgisini verdi.

"Talep ve ısrarımız devam etmektedir"

İade sürecinin ABD ile Türkiye arasındaki 1980 tarihli "Suçluların Geri Verilmesi ve Ceza İşlerinde Karşılıklı Adli Yardımlaşma Antlaşması" uyarınca yürütüldüğünü ifade eden Gül, şunları söyledi:

"Başvurularımız vesilesiyle bakanlığımızca ABD'deki muhataplarla düzenli görüşmeler yapılarak mevcut dosyalardaki suçlarda örgüt elebaşının bağlantısı ve darbe teşebbüsüne ilişkin bilgiler paylaşılmaktadır.

Bu hususta örgüt elebaşının kendi ülkelerinde korunmaksızın bağımsız ve tarafsız yargıya teslim edilmesi konusundaki talebimiz, beklentimiz ve ısrarımız devam etmektedir. Bunu hem uluslararası sözleşmeler kapsamında hem de ikili anlaşmalar çerçevesinde beklemek Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Türk halkının hakkıdır. Bu hususta gerekli adımların atılmaması bir suçlunun korunması anlamına gelmektedir. Her türlü hukuki mücadele ve ısrar da devam edecektir." 

Gül, bazı ülkelerin de FETÖ üyelerini kollayan tavırlarının kabul edilebilir bir tutum olmadığını vurgulayarak, "Özellikle FETÖ üyesi olarak tutuklu bulunan ve sözde sosyal demokrat görünümlü YARSAV'ı ele geçirerek, yargıya ve adalete nüfuz etmek için çalışan örgüt mensupları ve o dönem örgütün üyesi olarak YARSAV Başkanı yaptırılan bir kişiye ödül verilmesi de kınadığımız, kınayacağımız bir tutumdur. Anayasayı, demokrasiyi ortadan kaldırma yönünde çaba gösteren illegal terör örgütüne bu tür yaklaşımları nefretle kınıyoruz." dedi.

FETÖ soruşturmalarına değinen Gül, bu kapsamda ihraç edilen hakim ve savcı sayısının 3 bin 945 olduğunu açıkladı. Gül, hakim savcı sayısının iş yüküyle uyumlu bir sayıya çıkarılacağını vurguladı.

Adalet Bakanı Gül, 16 Kasım 2017 itibarıyla da tüm adalet teşkilatında OHAL Kanun Hükmünde Kararname kapsamında, 5 bin 920 personelin ihraç edildiğini, bunların yüzde 7'sinin görevine döndüğünü bildirdi.

FETÖ yargılamaları 

Bakan Gül, yargının FETÖ silahlı terör örgütü tarafından kendi amaçları doğrultusunda nasıl kötüye kullanıldığına hep birlikte şahit olunduğunu belirterek, vicdanını hukukun ve gerçek adaletin hizmetine değil de bir terör örgütünün emir ve talimatlarının hizmetine sunan FETÖ mensuplarının, Cumhurbaşkanına, Yüce Meclise, seçilmiş meşru hükümete ve sonuçta demokrasi ile millet iradesine ihanet ettiklerini kaydetti.

Tarihte az rastlanan bu ihaneti yapanların, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı kavramını da istismar ettiklerine işaret eden Gül, yürütülen soruşturmaların büyük çoğunluğunda dava açıldığını, bazı soruşturmaların ise devam ettiğini, başta darbe girişimine ilişkin davalar olmak üzere, FETÖ silahlı terör örgütü ile ilgili açılan davaların hızla sonuçlanmaya başladığını aktardı. 

Adalet Bakanı Gül, şöyle konuştu:

"Yargıya ilişkin tüm hususlar kamuoyunun önünde cereyan ediyor. Bunun için Türk yargısının başı dik ve alnı açıktır. Yargı hem kendisine hem de ülkesine yönelen kuşatma harekatı karşısında etkin ve dinamik bir şekilde adil ve cesur kararlara imza atmaktadır ve atmaya devam edecektir. FETÖ soruşturma ve davalarında yargı mensuplarının özverili çalışmaları ve hızı takdire şayandır. Milletimizin beklentisi bu davaların hızlı bir şekilde hukuk çerçevesinde sonuca ulaşmasıdır. Durum böyleyken özellikle yargı mensuplarının hedef gösterilmesi, adalete olan güveni sarsacak faaliyet ve eylemlere girişilmesini, FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelede toplum desteğini yıkmaya neden olacak çabaları ibretle izliyoruz."

Bir yılı aşkın süredir fedakarca görev yapan yargı mensuplarının, bu ülke, bu devlet, millet için çalıştıklarını, bu insanların hedef gösterilmesinin büyük bir sorumsuzluk örneği olduğunu vurgulayan Adalet Bakanı Gül, konuşmasına şöyle devam etti:

"Yargı herkesin yargısı. Milletimizin, devletimizin ve yargımızın sistematik bir saldırıya uğradığı dönemde duracağımız yer bellidir, savunacağımız düşünceler bellidir. O da milli bir duruşla milletimizin, devletimizin ve yargının yanında olmaktır. Yargı hakkında itibar ve güven sarsıcı ifadeler kullanan kim olursa olsun söylemlerine, eylemlerine dikkat etmek zorundadır. Bu bir siyasi sorumluluk olduğu kadar adalet, tolum ve vicdan karşısında da büyük bir ödevdir. Bu hususta özellikle yargılamalarla ilgili o gece Anayasayı ortadan kaldırmaya, Cumhuriyetimizi, demokrasiyi ve hukuku ayaklar altına almaya çalışan bir terör örgütünü hepimiz gördük. Ama Türkiye bir hukuk devleti olarak bugün işte o örgüt üyelerini de kaldırmak istedikleri Anayasa, hukuk çerçevesinde, adil, vicdani kanaatine göre, bağımsız ve tarafsız yargı muhakeme etmekte, yargılamaktadır. Yargı kendi mevzuatı, vicdanı kanaati içinde karar vermekte; yargıya hiç kimse emir ve talimat veremez, yargı bu mücadeleyi, bu yargılamayı hukuk çerçevesinde yapar. Hepimize düşen, bu kararlara, bu yargılamalara saygı duymak ve sonuçları hep birlikte takip etmektir." 

Bakan Gül, 17 Kasım 2017 tarihi itibarıyla 384 ceza infaz kurumunda, 146 bin 63'ü hükümlü, 86 bin 69'u tutuklu olmak üzere, toplam 232 bin 132 kişinin bulunduğunu bildirdi.

İlgili resim

AA