Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan, Norveç'teki bir 'düşman' tablosunda Atatürk ile kendisinin resimlerinin bulunduğu haberi gelince, NATO tatbikatındaki 40 askeri çekme kararı aldıklarını bildirdi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'ndaki konuşmasında, yarın Rize, pazar günü de Bayburt ve Gümüşhane il kongrelerinin yapılacağını, ilçe kongreleri tamamlanan illerden başlayarak, büyük şehirleri en sona bırakmak suretiyle bu sürecin tamamlanacağını belirtti.

"NATO Tatbikatından Askerimizi Çekme Kararı Aldık" ile ilgili görsel sonucu

Büyük kongreyi de 2018'in sonbaharında yapmayı planladıklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylece mahalli seçimlerden önce kongrelerimizi tamamen bitirerek tüm gücümüzü, enerjimizi ve zamanımızı seçim çalışmalarına ayırma imkanı bulacağız. Şimdiden il kongrelerimizin hayırlı olmasını temenni ediyorum." diye konuştu.

Kongrelerde görevlerini devredecek kişilere yaptıkları hizmetler için teşekkür eden Erdoğan, sorumluluk üstleneceklere de şimdiden başarılar diledi.

"Hangi kurumumuzda varsa, temizlemeye devam edeceğiz"

Türkiye'nin içeride ve dışarıda çok ama çok zorlu bir mücadele yürüttüğünü, dün Irak'ın kuzeyinde, bölücü terör örgütüne yönelik operasyonlarda 2 askerin şehit verildiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonda bulunanlardan şehitler için Fatiha Suresi okumalarını istedi.

Erdoğan, terör örgütünün sınırın her iki tarafında da rahat bırakılmadığını ve bırakılmayacağını da vurgulayarak, "Dedik ya 'onları inlerine kadar takip ediyoruz, takip edeceğiz. Güvenlik güçlerimizin operasyonları kesintisiz, kar, kış demeden sürüyor. Şu anda o bölgede yoğun kar var, yoğun bir kış var. Ama silahlı kuvvetlerimiz, polisimiz, güvenlik korucularımız bu temasları aynı kararlılıkla devam ettiriyor. Son terörist de imha edilene veya teslim olana kadar bu operasyonlar devam edecektir." ifadesini kullandı.

Terör örgütü FETÖ ile ilgili davaların yavaş yavaş neticelenmeye başladığına değinen Erdoğan, elde edilen bilgiler ve bulgular ışığında yeni operasyonların da kararlılıkla devam ettiğini bildirdi.

"Kurun tekrar kendi seyrine döneceğine inanıyorum"

Öte yandan, ekonomide de ciddi bir operasyonla karşı karşıya bulunulduğunun aşikar olduğunu belirten Erdoğan, dövizde, faizde, uluslararası yatırımlarda, turizmde yaşanılan sıkıntıların neredeyse hiçbirinin ekonominin kendi doğal dinamikleri içinde ortaya çıkmadığını ifade etti.

Erdoğan, "Belli ki bir yerlerden Türkiye'nin dikkatinin dağıtılması için düğmeye basılmış." diyerek, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"Buna rağmen öyle üstesinden gelemeyeceğimiz bir yükle de karşı karşıya hamd olsun değiliz. Büyüme oranlarında çok iyi bir noktadayız. Yılın ilk yarısında yüzde 5'i geçtik, üçüncü çeyrekle birlikte yıllık bazda büyümenin yüzde 6-7 arasında bir rakamı bulması, belki de aşması bekleniyor. Hiçbir rasyonel temeli olmayan dövizdeki şişkinliğin, kısa sürede ortadan kalkacağını ve kurun tekrar kendi seyrine döneceğine inanıyorum."

"Beni anlamayanlar er veya geç anlayacaklar"

Özellikle enerji alanındaki yatırımların semeresi alınmaya başlandıkça, cari açıkla da daha kolay baş edileceğinin görüldüğünü anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Faiz ve enflasyon ilişkisi konusundaki görüşümü biliyorsunuz. Faizin sebep, enflasyonun netice olduğu kanaatindeyim. Ve bu konuda beni anlamayanlar er veya geç anlayacaklar. Enflasyon şu, bu gibi yani yok hıyarmış, yok salataymış, bunlardan kaynaklanan bir şey değil. Enflasyonu doğuran ana sebep faizdir, faiz, bunu öğreneceksiniz. Bunu bütün gelişmeler teyit ediyor zaten. Bütün gerçekler bu istikamette ama hala bunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler, hala bunu Batı'daki kafalarla çözmeye çalışanlar tabii ki bizi anlamazlar. Kaldı ki Batı'daki kafaların da bir kısmı, zaten uygulamalarıyla bizi destekliyor."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika, Japonya ve Avrupa'daki faiz oranlarının ortada olduğuna, bu ülkelerdeki faiz oranlarına bakıldığı zaman enflasyonlarının da görüldüğüne işaret ederek, "Ama gel gör ki bizdekilere bunu hala anlatamadım. Bir şeyi anlamıyorlar, anlamadıkları şu, faiz lobisine çalışıyorsunuz başka bir şey yok. Faiz lobisi bunu düşürür mü? Tabii ki faiz lobisi bunu düşürmeyecek. Şu anda bu ülkede en çok kazanan hangi kurumlar, kimler? Banka sahipleri, finans sektörü, onlar götürüyor parayı. Peki yatırımlarda niye sıkıntımız var? Sen kalkıp da bu kadar yüksek faizle kredi vermeye kalkarsan, tabii ki yatırımlar bu ülkede yürümez, durur. Olay bu. Ama hala bunu anlatamıyoruz. Bu konuda maalesef devletin bankaları dahi ciddi bir tutuculuk, ciddi bir muhafazakarlık içindedir." diye konuştu.

"Müdahale etmediğimiz için bu hale geliyor"

Bu yüzden Başbakan Binali Yıldırım ile de bu konuyu konuştuklarını aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu iş böyle yürümez, bunu çözeceğiz. Bunu bir tabu haline getiremeyiz, bunu çözmeliyiz. 15 senedir bunda inat edilmiştir. Faizi düşürdük, enflasyon tek haneliye geldi. Bakın faiz tekrar çıkmaya başladı, enflasyon da çift haneliye yine gidiyor. Merkez Bankası diyor ki 'Yıl sonu itibarıyla şu olacak.' E ne oldu? Kaç kere revize ettiniz, söylediklerinizin hiçbiri tutmuyor, tutmaz, yanlış yoldasınız. 'Merkez Bankalarının bağımsızlığı var, müdahale etmeyin.' Tamam, müdahale etmediğimiz için bu hale geliyor. Tablo ortada."

"İdlip operasyonu planlandığı şekilde sürüyor"

Suriye ve Irak'ta yaşanan hassas süreci doğrudan Türkiye'nin bekasıyla geleceğiyle ilgili gördükleri için her aşamasıyla yakından takip etiklerini kaydeden Erdoğan şöyle devam etti:

"İdlip operasyonu planlandığı şekilde sürüyor. Türkiye, Rusya ve İran olarak bölgedeki gelişmeler karşısında ortak bir tutum oluşturma yönünde oldukça ciddi mesafeler katettik. Elbette bu ülkelerle farklı düşündüğümüz, anlaşamadığımız pek çok husus hala var. Bu da bir gerçek... Ama bu durum hem kendi ülkelerimiz hem de bölge halklarının ortak çıkarları için işbirliğine gitmemize mani değil. Bildiğiniz gibi Pazartesi günü Rusya'daydım, ardından Kuveyt'e geçtim, ardından Katar'daydık. Şimdi nasip olursa ayın 22'sinde Soçi'de tekrar Sayın Putin ve İran Devlet Başkanı Ruhani hep birlikte üçlü olarak bir araya geleceğiz. Bizden bir gün önce de dışişleri bakanlarımız, genelkurmay başkanlarımız bir araya gelecekler. Onlar ön hazırlıkları yapacak. Ardından bizler de final görüşmesini yapacağız. Bütün bunların ana sebebi özellikle İdlip meselesidir."

Bu çalışmalarla, 'çatışmasızlık bölgesi' diye ifade edilen bu bölgedeki süreci, ateşkes sürecini daha kalıcı kılabilmeyi istediklerini vurgulayan Erdoğan, "Bunun yanında Afrin bizim için çok daha önemli. Zira Afrin bizim sınırdaşımız konumunda. Burada da ciddi manada yüzde 50'nin üzerinde Arap kardeşlerimiz var. Kamplarda yaşayan Arap kardeşlerimiz artık topraklarına dönüyorlar. Bir diğer tarafta kısmi olarak Kürt, bir diğer tarafta Türkmen kardeşlerimiz var. Buradaki yapıyı bizim şu anda terör örgütü olan PYD ve YPG'den Afrin'i temizlememiz gerekiyor." dedi.

"Amerika sözünü tutmamıştır"

Bunun için de oradaki gözleme noktalarında hakim unsur olarak bulunacaklarını anlatan Erdoğan, "Buna mecburuz. Biz, burada hakim unsur olarak bulunmazsak, o zaman burayı farklı terör grupları gelip işgal etme yoluna girerler." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Amerika'nın Suriye krizi başladığından beri verdiği sözlerin çok büyük bir bölümünü tutmaması bizim için çok büyük bir hayal kırıklığı olmuştur. İşte şimdi Afrin'de aynı oyuna gelmek istemiyoruz. Müttefiklik ilişkileri çerçevesinde çok kolayca çözebileceğimiz nice sorun maalesef Amerika tarafından ısrarla çıkmaza sürüklenmiştir. Rakka olayı böyledir, Münbiç böyledir, Deyrizor böyledir. Rakka'da, Münbiç'te 'Gelin bu işi beraber halledelim' dediğimiz zaman Amerika'nın önceki yönetimi 'hiç endişe etmeyin, burada ne PYD ne YPG kalmayacak' demelerine rağmen, Sayın Obama bana bu sözü kaç kere vermiş olmasına rağmen bu sözü tutmamıştır. Ardından gelen yönetim ise ne yazık ki isim de değiştirmek suretiyle bu terör örgütü YPG'nin 'Artık biz YPG'yle değil, SDG'yle iş birliği yapıyoruz.' Yapmayın siz ortada yokken biz vardık. Burada biz kimin kim olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunlarla benim ülkemin insanının akrabalık bağları var. Kim kimdir bunları gayet iyi biliyoruz. Buralardaki aşiretlerin kim olduğunu gayet iyi biliyoruz."

"12 bin kilometre uzaklıktan Suriye'ye niçin geliyorsunuz?"

Erdoğan, Irak tarafından 3 bin 500 tırın gelip, Kuzey Suriye'ye girdiğini anımsatarak, "Bu tırlar, ağır zırhlı araçları, silahları, mühimmatı kime getiriyor, PYD'ye, YPG'ye ve Amerika'nın oradaki üslerine." dedi.

Amerika'nın Kuzey Suriye'de 5 hava üssü bulunduğunu belirten Erdoğan şunları söyledi:

"8 tane de normal üssü var. Şimdi bir de Rakka'da kuruyor, ne yaptı, 14. Bütün bunlar ortada, bilinen gerçekler bunlar. Siz 12 bin kilometre uzaklıktan Suriye'ye niçin geliyorsunuz? Bu soru sorulmaz mı, neden, bu soru sorulmaz mı? Bana vatandaşım soruyor. Ben de vatandaşıma bunun cevabını vermek durumundayım. O zaman ben de size soruyorum. Maalesef bu gerçekler ortada. Ama benim ülkemde, öyle ürkek öyle korkak tipler var ki, bunlar aleyhimizde kampanyalar da sürdürüyorlar. Fakat biz bütün bunlara rağmen, inandığımızı, inandığımız gibi yapmaya devam edeceğiz."

"DEAŞ'a bol bol dolar ödediniz"

"DEAŞ ile mücadele dediniz de ne yaptınız?" diye soran Erdoğan şöyle devam etti:

"DEAŞ'a bol bol dolar ödediniz. Ama DEAŞ'la, benim askerim, Özgür Suriye Ordusu kahramanca mücadelesini verdi. Hala bu mücadeleyi vermeye devam ediyor. 2 bin kilometrekarelik alan DEAŞ'tan böyle temizlendi. Öbürleri ise bakıyorsunuz, zafer işaretleriyle onları dolar ödemek suretiyle uğurluyorlar." 

Daha önce bütün bunlarla ilgili uyarılar yaptıklarını aktaran Erdoğan, "Türkiye'nin hem DEAŞ'a hem de PYD'ye karşı operasyonlarını baltalayan Amerika'nın bu örgütler üzerinden hayata geçirmeye çalıştığı senaryonun biz gayet iyi farkındayız." ifadelerini kullandı.

İttifak ve müttefikliğin başka bir şey, müttefikliğe sığmayacak hareketleri yapmanın başka bir şey olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Biz NATO'da beraberiz diye yanlışları söylemeyecek miyiz? Kusura bakmayın söyleyeceğiz. Dün Norveç'te bir durum oldu. Norveç'te düşman tablosu diye bir tablo koymuşlar. Bu tabloda Atatürk'ün resmi ve bir tarafta da şahsımın ismi var. Hedefte bunlar. Bu haber gelince Genelkurmay Başkanımız ve AB'den sorumlu Bakanımız, onlar da Kanada yolundaydı, bizi aradılar. 'Böyle böyle bir durum var. Bu tatbikat da NATO tatbikatı. 40 tane askerimiz var, biz şimdi bu askerimizi çekme kararı verdik, çekiyoruz.' dediler. Dedik ki 'Tabii, hiç durmayın hemen. Velev ki o hedefler kaldırılsa dahi 40 askerimizi süratle oradan çekin.' Böyle bir ittifak, böyle bir müttefiklik olamaz. Oyun başka, zaman zaman değişik yerlerde de bunlar yapıldı yapılıyor."

'DEAŞ'ı icat eden kimse PYD'yi kuran da odur'

DEAŞ terörü ve bundan kaynaklana diğer çatışmalar nedeniyle hayatlarını kaybeden 100 binlerce insanın alçak bir planın kurbanları olduğunu belirten Erdoğan, şunları söyledi:

"DEAŞ'ı icat eden kimse PYD'yi kuran da odur. PYD'yi parlatan kimse Kuzey Irak yönetimini bağımsızlık ilanına sürükleyerek Irak'ın istikrarsızlığını derinleştirmek isteyen de odur. Tabii aynı güçlerin, Feto'yu kendi koruma kalkanlarının içinde besleyip büyütmeye devam ettiklerini de unutmamak lazım." dedi.

Türkiye'de de birilerinin, DEAŞ'ın katliamları, tecavüzleri, saldırıları üzerinden PYD'ye ve PKK'ya meşruiyet sağlamaya çalıştıklarını vurgulayan Erdoğan, aynı çevrelerin DEAŞ ve PYD'nin Rakka'da el ele, kol kola girmesi karşısında derin bir suskunluk içerisinde olduğunu dile getirdi.

"Kimse bize SDG'yi demokratik bir kuruluş olarak yutturmasın. Adı demokratik ama kendisi bir terör örgütüdür." diyen Erdoğan, Batı medyasında bu ilişkiye dair en küçük bir eleştirinin, itirazın, analizin çıkmadığını, senaryonun karışık olduğunu söyledi.

"Bunca kabahatin üzerine böyle bir çıkış yapması da ayrı bir garabet"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun SGK'ya yönelik sözlerine ilişkin Erdoğan, şunları kaydetti: 

"Bunca kabahatin üzerine böyle bir çıkış yapması da ayrı bir garabet. Tabii seni biliyoruz, senin cemaziyelevvelini biliyoruz. Senin döneminde Sosyal Sigortalar Kurumu'nun ne hallere düştüğünü biliyoruz. Ben şimdi buradan tüm milletime, ekranları başında bizi izleyenlere rakamlarla bu zatın Sosyal Sigortalar Kurumu'nun başında olduğu dönemi açıklıyorum. Bu zat birkaç gündür 'Ben SSK'yı 2 milyar zarara uğratmıştım' diyor. 'Siz SGK'yı 20 milyar zarara uğrattınız' diye bize şöyle bir laf geveleyip duruyor. Kendisinin her ağzını açtığında 'hesap uzmanıyım' demesine bakmayın. Bu, hesap kitap falan bilmez. Hesap uzmanı sıfatı almak, bir kişinin hesap uzmanı olmasını getirmiyor, uygulama getiriyor. Batırdın mı, çıkardın mı, asıl olan budur. Hem de öyle bir bilmez ki, kendi dönemindeki 2,5 milyarlık zararın TÜFE hesabıyla bugün 42 milyara denk geldiğinden dahi bu zatın haberi yoktur. Şimdi otursun bir de bunun hesabını yapsın. Bunu da şimdi farklı yere doğru çekebilir. Hiçbir şey bilmiyorsun ey Kılıçdaroğlu. Aç interneti, orada bu hesabı otomatik olarak yapan programlar var, onu kullan."

"Lafa gelince kendi dönemindeki açıkların sebebini erken yaşta emekliliğe bağlar ama bu zatın bizzat kendisi, dikkat edin ortaokul öğrencisi oğlundan, daha bir yaşına değmemiş torununa kadar tüm yakınlarını 'Erken emekli olsunlar' diye sigortalı göstermekten geri dönmemiştir." ifadesini kullanan Erdoğan, "Bunları biliyorsunuz, belgelerle hep açıklandı. Basiretsizliği ve kötü yönetimiyle SSK'yı batırmış olan bu zatın şimdi de başında bulunduğu partisini aynı akıbete uğratmasından doğrusu endişe ediyorum. Çünkü demokrasi olarak muhalefete ihtiyacımız var." diye konuştu.

AA