1919’dan bu yana 120 ülkede çocuklar için çalışmalar yürüten Save the Children (Çocukları Koruyun) adlı sivil toplum örgütü, Türkiyeli iş insanı Hamdi Ulukaya’yı insani yardım faaliyetlerinden ötürü ödüllendirdi.

ABD merkezli yoğurt devi Chobani’nin kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, dünya çapında faaliyet gösteren Save the Children adlı sivil toplum örgütü tarafından Yardımseverlik Ödülü’ne layık bulundu.

Ödül, Save the Children organizasyonunun dünyanın dört bir yanında çocuk ölümlerini engellemek ve erken yaşta eğitimi desteklemek üzere yürüttüğü çalışmalara destek olmak üzere 18 Ekim akşamı New York’ta beşincisi düzenlenen geleneksel yardım gecesinde sunuldu.

Save the Children, Ulukaya’nın ödüllendirilme gerekçesini “mülteciler adına yürüttüğü cesur liderlik” olarak açıkladı. Gerekçede Ulukaya’nın vatanlarını terk etmek zorunda kalan mültecilere daha iyi bir gelecek sağlamak için ilham veren bir kararlılık içinde olduğu vurgulanarak, “Bir girişimci ve kendini bu alana adamış bir yardımsever olarak Ulukaya, küresel mülteci krizinin ele alınma şeklini değiştiriyor ve tüm dünyayı mültecilerin sahip olduğu insani hakları anımsamaya, insanların yurtlarından ayrılmak zorunda bırakılmasına kati bir son vermeye çağırıyor” denildi.

ÖDÜLÜ “SECOND LADY”DEN ALDI

Yardımseverlik, Vizyonerlik ve Ses Olmak başlıkları altında üç ödülün verildiği gecede, Yardımseverlik Ödülü’nü Ulukaya’ya Amerika’nın eski “second lady”si Dr. Jill Biden takdim etti. Obama döneminde Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Joe Biden’ın eşi Dr. Jill Biden, aynı zamanda Save the Children organizasyonunun Yönetim Kurulu Başkanlığını yürütüyor.

KARANLIĞIN İÇİNDE BİR YOL GÖSTERİYOR
“O, çok iyi bildiğimiz Amerikalı göçmen ruhunun vücut bulmuş hali. Kendisi mülteciler için kurulan bir merkez vasıtasıyla onları istihdam etti. İnsanlara ihtiyaç duydukları fırsatı verdi. Bugün Chobani, mültecileri işe almaya ve onların başı dik bir hayat sürmelerine yardımcı olmaya devam ediyor. Chobani kelimesi ‘çoban’ sözcüğünden geliyor. Hamdi’nin yardım ettiği mültecilere sunduğu hediye, daha iyi bir gelecek. O bir çoban. Onlara karanlığın içinde bir yol gösteriyor, onlara ‘eve’ giden yolu gösteriyor.”

ULUKAYA: GÖZYAŞININ RENGİ YOK

Ulukaya ise ödül konuşmasında şu sözlere yer verdi:
“Save the Children’ı son birkaç yılda tanıdım. Burada bir araya gelen insanlar, yüreklerinde dünyanın tüm çocuklarını taşıyor. Çocukların masumiyetini başımızın tacı ederken bir yandan da karşı karşıya olduğumuz sıkıntıların farkındayız. Alan Kurdi, 2 yaşındaydı. Pek çok çocuk 2 yaşına ulaşmayı başarırken pek çokları da ulaşamıyor. Bir şairin dediği gibi, gözyaşının rengi yoktur. Dini yoktur. Coğrafyası yoktur. Bütün gözyaşları aynıdır. Gerçekleştirebileceğimiz en büyük mucize, bir çocuğun gözyaşını gülümsemeye dönüştürebilmek. Bildiğim tek şey var. Kaybedecek zamanımız yok. Şimdi sormak lazım: Bir çocuğun hayatında o mucizeyi gerçekleştirmek için elimizden gelen her şeyi yaptık mı? Save the Children, dünyanın dört bir yanında varlık gösteren bir organizasyon. Mültecilerin bulunduğu yerlerde de varlar. En basitinden onlara destek verebiliriz. Yardım eden şirketler bir koalisyon oluşturmalı. Şirketler, CEO’lar, girişimciler için elini taşın altına koyma vakti. Bunu yaptıklarını da görüyoruz zaten. Şimdi daha fazlasına ihtiyaç var. Bir çocuğun saflığı hepimize umut veren şey ve bu umudun yok olmasına izin veremeyiz.”