Başbakan Yıldırım "Kriz artık dönülmez bir noktaya geldiği için bundan sonrası hoş olmayan gelişmelerin de olacağı bir sürecin başlangıcı bölgede. Bundan sonraki adımlarda Irak Merkezi Yöntemini doğrudan muhatap alarak kararlarımızı vereceğiz" dedi.

Başbakan Binali Yıldırım, Çankaya Köşkü'nde TRT Haber, A Haber, CNN Türk, Haber Türk ve NTV ortak yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları cevapladı.

"Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) bugün gerçekleştirdiği referanduma ilişkin hangi adımı atmayı planlıyor Ankara?" sorusu üzerine Yıldırım, başta komşu ülkeler İran ve Türkiye olmak üzere Birleşmiş Milletler'e tabi hemen hemen bütün ülkelerin bu referanduma karşı görüşlerini ortaya koyduklarını belirtti.

IKBY'nin bir inatlaşmaya gittiğini ve referandumu gerçekleştirdiğini ifade eden Yıldırım, başından beri referandumun gayrimeşru olduğunu, sonuçlarının hiçbir şekilde tanınmayacağını, yok hükmünde olduğunu açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Dün itibarıyla Irak Merkezi Yönetimi'nin bir güvenlik toplantısı yaptığını ve bir karar aldığını anlatan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"O kararda başta İran ve Türkiye olmak üzere bundan böyle sınır geçişleri, havaalanları, enerji nakil hatları, boru hatları gibi konularda muhatabın sadece kendileri olduğu ve ilgili ülkelerin verecekleri kararda, yapacakları uygulamalarda muhatabın Bağdat olması gerektiği konusunda bize bilgilendirme yaptılar. Bunun anlamı şu: Esasen anayasaya göre böyleydi zaten ancak anayasada bölgesel yönetim fiili durum oluşturduğu için Irak'ın da kendi sorunlarına yoğunlaşmasından dolayı bu noktada fazla bir şey yapamadılar. Kriz artık zirve yaptı, dönülmez bir noktaya geldiği için bundan sonrası hiç hoş olmayan, rahatsız edici gelişmelerin de olacağı bir sürecin başlangıcı bölgede. Ümit ederiz ki böyle bir durumla karşı karşıya kalmayız. Ama inatla Kerkük gibi, Musul gibi, yani anayasayla tanınmış sınırlar dışında da bu referandumu yapma inadı bir anlamda sıcak bir çatışmaya da zemin hazırlamıştır. Bunun da bedeli oradaki günahsız, sivil insanlara olacaktır. Bu bakımdan bizim bundan sonraki adımlarda Irak Merkezi Yönetimi'ni daha fazla, doğrudan muhatap alarak ona göre kararlarımızı vereceğiz."

Irak'ın kuzeyine yönelik yaptırımlar

Yaptırımlar konusuna değinen Yıldırım, "İlgili bakanlıklardan oluşan bir ekip bunların detaylarını çalışıyor ve çok geç olmadan bu adımları atacağız, gerek hava sahasıyla ilgili, gerek sınır kapılarının nasıl yönetileceğiyle ilgili... Burada zorluklarımız var, bunlardan bir tanesi sınır kapılarında fiilen şu anda Peşmerge oranın yönetiminde. Irak onlardan sınır kapılarını teslim etmelerini istedi. Bunlar teslimatı yapacaklar mı, yapmayacaklar mı, orada nasıl bir gelişme olacak, onu takip etmemiz lazım. O yüzden Bağdat'la daha sıkı bir diyalog içinde bu süreci yürütmemiz gerekiyor. 

Hedefimiz bölgede yaşayan insanlar değil. Bizim ulusal güvenliğimize karşı tehdit olarak gördüğümüz, bu referandum konusunda inat edenlerdir. Kürtler ile bunları birbirinden ayrı tutalım. Kimse zannetmesin ki biz Kürtlere karşı bir tavır içindeyiz. Bizim nüfusumuz içinde Kürtler, Türkmenler, Lazlar, Çerkezler, her meşrep ve mezhepten, Zazalar, Araplar, insanlar var. Biz bunlarla aynı bayrak altında, aynı devlet sınırları içinde bir millet olarak birlikte yaşıyoruz. Sorunumuz yok. Bizim takıldığımız konu, ayrımcılık hareketini körüklemektir, kışkırtmaktır. Bunlar tabiatıyla birinci derecede Irak için tehlikelidir, ikinci derecede komşu ülkeler bakımında sorundur. Biz 40 yıldır bunun bedelini ödüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

"Yaptırımların askeri ayağını merak ediyorum. Ne kadar hazırız?" sorusu üzerine Yıldırım, Türkiye'nin 40 yıldır terörle mücadele ettiğini, egemenlik hakkından doğan meşru sıcak takip meselesinin olduğunu vurguladı.

Bu takiplerin devam ettiğini, bunların olayla bir alakasının bulunmadığını dile getiren Yıldırım, "Biz sınırlarımızın güneyindeki PKK terör kamplarına her zaman hava harekatı yapabiliriz, yapıyoruz da nitekim. Bundan sonraki işin askeri boyutu. Diyelim ki hudut kapısından Bağdat'a geçiş yapacağız, buna karşı bir engelleme, bir sıkıntı oluşursa tabii ki biz gerekli güvenlik tedbirlerini almak zorundayız. Bunu da Irak Merkezi Hükümeti'nin koordinasyonuyla yapacağız. Eğer Türkmenlere karşı orada büyük bir kıyım, yok etme hareketi bu vesileyle tekrar başlatılırsa buna da duyarsız kalmamızı kimse beklemesin." dedi.

"Irak bizden destek talebinde bulunursa yerine getiririz"

Yıldırım, şunları kaydetti:

"Kerkük gibi şu anda anayasa bakımından Bölgesel Yönetim'e ait olmayan yerlerin hem referanduma dahil edilmesi hem de bir oldu bittiye tabi tutulması ihtimaline karşı Irak Merkezi Hükümeti ile koordinasyon halinde bir çalışma içine gireceğiz. Bizim buradaki oldu bittiye kayıtsız kalmamız düşünülemez. Ama bunu Irak ile beraber yapmamız lazım. Nihayet Irak'ın toprağıdır, hükümranlık hakkı oradadır ama onlar bu konuda bizden destek talebinde bulunursa tabiatıyla biz bunu tereddütsüz yerine getiririz. Unutmayalım, 1957 nüfus sayımında Kerkük'teki Türkmen oranı yüzde 70'ti, şimdi bu oranın yüzde 30'lara kadar gerilediği söyleniyor, sağlıklı bir kayıt olmamasına rağmen."

"Barzani'nin işler yolunda gitmezse çalacağı kapı burasıdır"

"Türkiye, Irak, İran üçlüsü etrafında, dünya karşısında, referanduma gitmesi durumunda neyle karşılaşacağını biliyor Barzani, böyle bir adımı atmakta neden ısrarlı?" sorusu üzerine Yıldırım, "Doğrusu biraz kendisinin oradaki konumuyla ilgili, kişisel nedenlerden olduğunu düşünüyorum. Gelecek yıllarda seçimi var ve bugüne kadar da zaten orada parlamentoyu toplayamıyor, bir otorite sıkıntıları var, dolayısıyla bir konsolidasyon yapma ihtiyacı duyduğunu düşünüyorum. Bir de gaz verenler vardır. 'Bağırır çağırırlar, sonunda iş düzelir' diye gaza getirenler olduğunu düşünüyorum ama unutmasın ki sırtını sıvazlayanlar, gaz verenler, işler yolunda gitmezse hiç tanımazlar. Geleceği, çalacağı kapı burasıdır çünkü coğrafya böyle diyor." dedi.

TSK'nın Irak sınırındaki tatbikatı

"Sınırdaki tatbikata Irak'tan da katılım olacak mı? İran'la da benzer bir iş birliği olacak mı?" sorusuna Yıldırım, "Irak'tan da askeri personel, subay, uzman düzeyinde katılım olacağı konusunda bir bilgi var. İran'la farklı bir iş birliğimiz var. İran'la olan, tatbikata katılma şeklinde değil, orada yaşanabilecek gelişmelere karşı hem PKK ile mücadele hem bölgede, Kerkük başta olmak üzere yaşanabilecek gelişmelere karşı iş birliği yapacağız. Bu konuda bir mutabakatımız var." karşılığını verdi.

"Vatandaşlarımız rahat olsun savaşa falangirdiğimiz yok"

"Afrin'in güvenliğinin sağlanması için de Türk askerinin gidebilmesi söz konusu. Irak'ın kuzeyine de bir operasyon gündeme gelebilir. Türk Silahlı Kuvvetleri aynı anda iki cephede mücadele etmeye hazır mı?" sorusuna Yıldırım, şu yanıtı verdi:

"Bunu topyekün savaş olarak düşünmeyin. Biz savaşa girmiyoruz. Biz, ülkemizin güvenliğini ilgilendiren konularda sınır ötesi tedbir alıyoruz. İşte Fırat Kalkanı'nda yaptığımız bu. Şimdi de Afrin'in güneyinde ve çepeçevre Afrin'in etrafında İran, Rusya, Türkiye bir çatışmasızlık alanı oluşturmak için birlikte adım atıyor. Bunları savaş diye nitelemek yanlış olur. Keza Irak tarafında da aldığımız tedbirler bu anlamsız sözde referandum kararından sonra oradaki terör unsurlarının daha da cesaretlenerek ülkemize yönelik faaliyetlerini artırmalarını önlemeye yönelik. Vatandaşlarımız rahat olsun savaşa falan girdiğimiz yok, böyle bir şey yok. Bir endişe havası oluşturmayalım. Bunlar noktasal operasyonlardır."

"Bizim muhatabımız daha fazla Irak'ın Merkezi Hükümeti olacak"

CHP'nin, hükümetin Barzani'ye karşı daha önce sergilediği tutumu eleştirdiği anımsatılarak, "Acaba Barzani konusunda Türkiye iyi ilişkiler kurarak hata yapmış mıdır?" şeklindeki soruya Yıldırım, şu yanıtı verdi:

"Türkiye hata yapmadı. Türkiye, Irak anayasasındaki esaslar dahilinde bir muamele yaptı. Ama bundan böyle bu muameleyi yapmayacak, bu kadar basit. Yani bizim yaptığımız protokol uygulamalar, Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimine abartılarak, keyfi yaptığımız uygulamalar değil. Onlar, başka ülkelerde de var olan, anayasayı esas alan bir federasyonun anayasadan aldığı haklar çerçevesinde meşruiyeti olan uygulamalardı. Bunları tenkit etmek günlük siyasetin işidir. Geçmiş dönemden beri yapılan bir şey, yeni değil ki. Biz bu insanlara geçmişte pasaport da verdik, ülke vatandaşı da yaptık. Yeter ki bölgede sükunet olsun, barış olsun, terörle mücadeleye katkı sağlasın. Bunu yapmanın neresi yanlış? Düşmanlıkla hiçbir şeyi halledemezsiniz. Ama yanlışta ısrar eden varsa ona da hak ettiği cevabı verecek bir ülkeyiz. Türkiye böyle bir ülke. Dolayısıyla bundan sonra şansını yitirdi. Artık anayasada hak ettiği, tanımlanan muameleyi de göremeyecek. Bizim muhatabımız daha fazla Bağdat olacak, Irak'ın Merkezi Hükümeti olacak."

"Bizden ziyade bütün Avrupa'yı endişelendirmesi lazım"

Aşırı sağcı Almanya için Alternatif'in (AfD) yükselişinin hükümeti endişelendirip endişelendirmediğinin sorulması üzerine Yıldırım, "Bunun bizden ziyade bütün Avrupa'yı endişelendirmesi lazım. Irkçılık hareketi, İslam düşmanlığı, yabancı düşmanlığı Avrupa'nın başının belası olmaya bundan sonra da devam edecek." yanıtını verdi.

Almanya'nın ırkçılık konusunda tedbir alması gerektiğini belirten Yıldırım, şunları kaydetti:

"Almanya bir kere FETÖ'cülere müsamahayı bırakacak. PKK sempatizanlarına alan açmaktan vazgeçecek. Türkiye ile dostluğun devam etmesi için Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesi için buna ihtiyaç var. Biz Almanya'nın menfaatinin de Türkiye'nin menfaatinin de bunu gerektirdiğini söylüyoruz. 3 milyondan fazla insanımız var orada. Bunlar Alman toplumun bir parçası, entegre olmuşlar. Orada yaşamaya karar vermişler. Burada kayda değer davranış değişikliğine ihtiyaç var. Bu da PKK ve FETÖ ile ilgili tutum. Bu bizim için hassas bir konudur. Yeni dönemde Sayın Merkel'in yoğunlaşması lazım. Artık seçim öncesinde olan bitenleri bir kenara bırakıp, yeni bir sayfa açıp Almanya-Türkiye ilişkilerinin tamir edilmesi lazım. Bunun mümkün olabileceğini düşünüyoruz."

'Kadir Topbaş'ın yerine ilçe belediye başkanlarından biri gelir'

Yıldırım, Kadir Topbaş'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden istifasına ilişkin bir soru üzerine, sosyal medyada çıkan "istifa ettirildi" gibi sözlerin niyet okuma olduğunu dile getirerek, istifanın tek taraflı bir irade olduğunu anımsattı.

İstifayla ilgili Kadir Topbaş'ın zihninde ne olduğunun bilinemeyeceğini ifade eden Yıldırım, "Ben sonuca bakarım. Bunun en güzel cevabı Kadir Bey'dedir. Kadir Bey ile konuştum, istifadan önce de konuştum, istifa ettikten sonra da görüştük. Bana sadece istifa edeceği konusunda bilgi verdi." dedi.

Yıldırım, Topbaş'ın yerine kimin geleceğine ilişkin bir soru üzerine, "Yerine ilçe belediye başkanlarından biri gelir muhtemelen. Bu hafta sonunda doluyor süre, 10 günlük süre istifadan itibaren. 28 Eylül'de İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi toplanacak, seçim yapacak, bir arkadaşımız görevi, boşalan koltuğu doldurmuş olacak. Muhtemelen ilçe belediye başkanı" ifadesini kullandı.

"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için sizin isminiz geçiyor, gerçekten var mı böyle bir durum?" sorusu üzerine Yıldırım, "Koltuk dolu, bizi nereye koyacaksınız? Bizim de burada iyi kötü işimiz var." değerlendirmesinde bulundu.

TEOG sınavı

Yıldırım, TEOG'un kaldırılması ve getirilecek yeni yönteme ilişkin bir soru üzerine, şunları kaydetti:

"Hiçbir öğrenci sınavı sevmez ama sınav olmadan da öğrenme olmaz. TEOG kalkıyor, bu sene uygulanmayacak. Bunun yerine Milli Eğitim Bakanlığı üç tane çözüm üretiyor. Bunların artıları, eksileri çalışılıyor. Sekizinci sınıf bittikten sonra liselere geçiliyor. Burada da fen lisesi, Anadolu lisesi, meslek lisesi, imam hatip lisesi gibi pek çok lise var. Birinci yöntem, her lisenin kendi sınavını yapması. İkinci yöntem, ortaokul sertifikasyon sistemi. Üçüncü yöntem de ortaokul bazlı yerleştirme. Burada ağırlıklı olarak adrese dayalı kayıt sistemi, yüzde 50'si belki toplam öğrencilerin. Bir kısım okullar da ortaokul mezuniyet ortalamasını arayabilir. Bir, hiçbir şey aramayanlar var, adresi en yakın olan gidip kaydolacak. Bazı okullar diyebilir ki 'Ben ortaokul mezuniyet ortalaması arayacağım'. Bir de bazı okullar, kendi sınavını yapar, kendi sınavını yapar ama o sınavın mutlaka Bakanlığın gözetiminde olması lazım. Emniyet tedbirleri alınarak, soruların da hatta merkezden hazırlanarak sınavın yapılması. Tabii bunların hangisinin en isabetli olduğu konusu... Bakanlar Kuruluna gelecek uzmanlar sunumlarını yapacak. Birisinde karar kılacağız. Bir ay içerisinde olur."

Yeni çözümün ne zamandan itibaren geçerli olacağı sorusuna Yıldırım, bu sene 8. sınıftan mezun olanların yeni uygulamayla liseye gideceğini bildirdi. 

Orta Vadeli Program çarşamba günü açıklanacak

Başbakan Yıldırım, Orta Vadeli Programın çarşamba günü ilgili bakanlar tarafından açıklanacağını belirterek, "Orta Vadeli Programda, 2017 büyüme hedefimiz yüzde 5,5.  2018'de de 5,5, 2019'da da 5,5, 2020'de de 5,5 olacak. İstikrar bu. İşsizlik oranı, bu yıl için 10,8 gibi görüyoruz. 2018'de 10,5, 2019'da 9,9, 2020'de 9,6. Enflasyon 2017'de 9,5, 2018'de 7, 2019'da 6, 2020'de 5." şeklinde konuştu. 

Varlık Fonu

Varlık Fonu'na atamanın önümüzdeki günlerde yapılabileceğini ifade eden Başbakan Yıldırım, üzerinde çalışıldığını, bu hafta olmasa da haftaya olabileceğini kaydetti.

Asgari ücret

Başbakan Yıldırım, asgari ücretle ilgili olarak da "Asgari ücretin vergi dilimi değişmesinden kayıplar vardı, onu ortadan kaldıracak ve değişmeyecek şekilde düzenleme yapıyoruz. Bunun farkını biz bütçeden karşılayacağız. Kimse asgari ücretin altında ücret almayacak, yıl sonuna kadar." dedi.

Emlak vergi değerleri

 Yıldırım "Bazı belediyeler emlak vergi değerlerini astronomik artırdılar, yüzde 3 bin. Böyle bir şey yok ki memlekette, bu vatandaşa zulümdür. Buna bir tahdit getiriyoruz yasayla. Öyle kafasına göre artırım olur mu? Kızıyor adama, 'Bu mahalle, bu sokak bana az oy verdi', bas vergiyi. Böyle bir şey yok. Yeniden değerleme oranının yüzde 50 fazlasını geçemeyecek." dedi.

IKBY'deki Tartışmalı Referandum Başladı ile ilgili görsel sonucu

AA