Türk Kırmızısı’nın boyama reçetesini yeniden keşfedip patentini almasıyla gündeme gelen Turkish Cultural Foundation (TCF-Türk Kültür Vakfı) Kültürel Mirası Koruma ve Doğal Boya laboratuvarı uzun yıllardır tarihi Türk dokumalarını inceleyerek bunları korumak ve tarihi dokumların üstün özelliklerini günümüz tekstil sektörüne kazandırmak için çalışmaktadır.

Istanbul’da kurulu laboratuvarın bilimsel danışmanı Prof.Dr.Recep Karadağ ile Turkish Cultural Foundation’nin bu önemli çalışmalar hakkında bir söyleşi yaptık.

 

TCF Kültürel Mirası Koruma ve Doğal Boya Laboratuvarı’nın kuruluş amacı nedir?

Kültürel Mirası Koruma ve Doğal Boya Laboratuvarı, Dr.Yalçın Ayaslı ve Dr. Serpil Ayaslı tarafından 2000 yılında ABD’de kurulan Turkish Cultural Foundation (TCF)- Türk Kültür Vakfı’nın bir projesi olup, yine Ayaslı ailesi tarafından hayata geçirilen Armaggan markasının desteğiyle 2010 yılında İstanbul’da çalışmalarına başlamıştır.

20.yüzyılın başlarında sentetik boyarmaddelerin keşfedilmesiyle MÖ 4000 yıllarına kadar gittiği bilinen bitkilerin, boya böceklerinin ve bazı deniz kabuklularının kullanımı ile elde edilen doğal organik boyalar ile boyama süreçleri azalarak ortadan kalkma noktasına gelmiştir. Ancak sentetik boyarmaddelerin birçoğunun toksik ve kanserojen olduğu ve çevre kirliliğine etkilerinin tespit edilmesiyle doğal boyamacılık son yıllarda yine önem kazanmıştır.  Doğal bitki örtüsü bakımından dünyanın en zengin topraklarına sahip olan Türkiye aynı zamanda boya bitkileri bakımından da dünyanın en zengin ülkesidir. Bu nedenledir ki gerek Selçuklular, gerek Osmanlılar bu zengin boya bitkilerini tekstilin her alanında kullanmıştır.

Bu açıdan bakıldığında Ayaslı ailesinin bu çalışmadaki vizyonu Türkiye’nin doğal boyalarla üretilmiş tarihi dokumalarının korunması ihtiyacına hizmet etmek ve yeni üretimlerde insan, çevre ve kültürel miras ögelerine saygıyı ilk öncelik haline getirmektir.  

Laboratuvarın bir hedefi Türkiye’nin tekstil mirasını korumak ve tanıtmak, bu amaçla Türk el dokumalarının boyanmasında tarih boyunca kullanılan doğal boyaların bilimsel envanterini çıkarmaktır. Bir diğer amacı ise doğal boyanın güncel tekstil üretiminde kullanımını arttırmak amacıyla doğal boyalar ve boyama süreçlerini geliştirmek, yaygınlaştırmak ve bu suretle çevrenin ve insan sağlığının korunmasına katkı yapmaktır.

  • Laboratuvar ne gibi çalışmalar yapıyor?

Dünyanın en zengin doğal boya bitki, deniz kabuğu ve böcek koleksiyonuna sahip laboratuvar, bilimsel ekibi ve üstün teknolojik donanımıyla Türk ve dünya müzelerine ücretsiz analiz hizmetleri sunarak, tarihi objelerin korunması ve restorasyon çalışmalarına destek vermektedir. Projenin bilimsel ekibi ayrıca Türkiye’deki arkeolojik kazılara analiz desteği sunmaktadır.  Laboratuvarımızın bünyesindeki 652adet doğal boy bitkisi, doğal organik pigmentler ve boya böcekleri eserlerin analizlerinde çok önemli referans maddeleri oluşturmaktadır.

Kuruluşundan bu yana Laboratuvarımız bir çok üniversitenin arkeoloji bölümlerine ve Topkapı Sarayı Müzesi, Ayasofya Müzesi, Harbiye Askeri Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi, Konya Mevlana Müzesi, Sivas Atatürk Müzesi ve Hırka-ı Şerif Cami’si gibi onlarca kuruluşa ücretsiz analiz desteği vermiştir. Arkeolojik kazı analizleri arasında en önemli olanları ise Körtü Tepe, Çatalhöyük, Koru Tumulusu ve Göbekli Tepe’yi sayabiliriz. Son yapılan çalışmalarımızdan biri de Yenikapı limanı batıkları üzerinde yapılan analizlerdir.

Laboratuvarın araştırma ekibi, TCF sponsorluğunda yapılan bu çalışmalarını ulusal ve uluslar arası kongrelerde sunmak ve önde gelen bilimsel dergilerde makaleler yayınlamak yoluyla da bulgularını paylaşmakta, Türkiye’nin adının bu alandaki bilimsel çalışmalarda öne çıkmasına katkı yapmaktadır.

Diğer yandan Armaggan’ın sponsorluğunda geliştirilen ortak projelerle tarihi Türk dokuma teknikleri, desenleri ve doğal boyama süreçleri yeni üretimlerle hayat bulmuştur. Ar-Ge çalışmaları ile doğal boyamaların ışık, yıkama ve sürtünme haslıkları mükemmeleştirilmekte, çeşitli haslıkları düşük olan boya bitkilerinin de haslıkları yükseltilerek doğal boyamacılık alanına kazandırılmakta ve sanayi üretimine elverişli hale getirilmektedir. Armaggan ile yapılan üretim çalışmalarının başında Osmanlı saray kumaşlarının ve özellikle kemhaların birebir yeniden üretimi ve geleneksel Türk halılarını ve kilimlerini dokuma projeleri gelmektedir.

Bu alanda yaptığımız projelerden en sonuncusu olan Türk Kırmızısı Projesi’dir.

-Türk kırmızısının hikayesinden biraz söz eder misiniz?

Türklerin tekstil literatürüne ve dünya tekstil mirasına kazandırdıkları en önemli kelimelerden birisi Türk Kırmızısı’dır (Turkey Red). 16. yüzyıldan itibaren boyamacılık alanında bütün dünyada ün yapmış olan Türk Kırmızısı veya Edirne Kırmızısı boyaması usta çırak öğretisine dayalı olarak gizemini ve gizliliğini uzun yıllar korumuştur. Bu tekniğin Batı Avrupa’ya tanıtılması 1746 yılında Türk Kırmızısı boyayan iki boyacı ustasının İzmir’den Fransa’ya götürülmesi sonucu, bu boyacılar tarafından getirilmiş ve oradan da İngiltere’ye yayılmıştır. 19. yüzyılda Glasgow’da Türk Kırmızısı boyayan altı fabrikanın olduğu biliniyor. Boyama basamakları çok uzun ve zahmetli olan bu boyamanın reçetesi tam olarak bilinmemekteydi. Türk Kırmızısı boyama reçetesinin tespit edilerek kayıt altında alınması kültürel mirasımızın korunmasına, sanat ve bilim dünyasına kuşkusuz önemli bir katkıdır. Bunun yanısıra, Türk ve dünya tekstil sektörüne çevreye saygılı, sürdürülebilir ve sanayi bazında uygulanabilir bir değer de kazandırılmıştır.

-Kaç yıldır kayıptı bu renk ve siz renge yeniden nasıl ulaştınız?

Bu renk yaklaşık 200 yıldır kayıptı.

Laboratuvarımız Türk Kırmızısı reçetesini tespit etmek için bir proje başlatarak, Türkiye ve yurtdışındaki bir çok müzelerden aldığı Türk Kırmızısı ile boyanmış eserlerin mikro örnekleri üzerinde analizler yaptı ve bu bu konudaki literatür üzerinde kapsamlı bir araştırma gerçekleştirdi. Bunların sonucunda elde edilen bilgi ve verilerin analizi ışığında boyanın reçetesini çıkararak pamuğun boyama süreçlerini geliştirdik.  

Türk Kültür Vakfı yaklaşık 3 buçuk senedir bu proje üzerinde çalıştı ve sonunda başarılı oldu. Türk Kırmızısı reçetesi 2017 yılında Türk Patent Enstitüsü tarafından Türk Kültür Vakfı adına tescil edilmiştir. 

- Türk kırmızısının reçetesi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?

Türk Kırmızısı pamuğun kökboya (Rubia tinctorumL.) ile yaklaşık olarak kırk basamaklı yüksek değer ve renk tonundaki boyaması olarak bilinir. Öncelikle altını çizmemiz gereken husus Türk Kırmızısı pamuğun boyanması süreçleriyle elde edilen bir renktir. Reçetesi buradan verilemeyecek kadar kapsamlı ancak özetle Türk Kırmızısı kökboya ve Türk Kırmızısı yağının belli oranlarda karışımından oluşturulan ve boyama süreçlerinin belli bir protokol altında yapılmasıyla elde edilmektedir.

-Bundan başka ne gibi projeleriniz var? 

Öncelikle şunu vurgulamak isterim. Laboratuvarımız doğal boyamalar üzerinde yaptığı Ar-Ge çalışmaları ile yüksek kalitede ve sanayi ölçekli kullanıma elverişli boyalar üretebilmiştir. Elde ettiğimiz doğal organik pigmentler tekstil sektörünün sentetik pigmentlerde kullandığı altyapıyla kullanılmaya elverişli hale getirilmiştir. Bu çalışmalarımız Türk tekstil sektörüne önemli kazanımlar yaratacak ve dünyada öncü hale getirebilecek özelliktedir. Doğal boyayla boyanan dokumalar çevre ve insan dostudur. Labortuvarımız tarafından geliştirilen boya ve boyama prosedürleri ile kazandırılan anti-fungal, anti-bakteriyel, anti-mikrobiyal, anti-kanserojen ve anti-UV özellikleri insan sağlığı açısından da son derece yararlıdır.

Sürdürmekte olduğumuz bir diğer nitelikli Ar-Ge çalışmaları kültürel koruma alanının dışında olsa da insan sağlığını çok yakından ilgilendirmektedir. Tümüyle doğal ve organik saç boyası geliştirmek üzerinde bir süredir çalışmakta ve fevakalade iyi neticeler almaktayız. Ayrıca çocuklar için yüzde yüz doğal, parafin içermeyen balmumu ve doğal boyalar kullanılarak 18 renk pastel boya geliştirmekte başarılı olduk. Kamuoyuyla çok yakın zamanda bu çalışmaların neticelerini de paylaşmayı ümit etmekteyiz.

Geldiğimiz noktada laboratuvar TÜRKAK tarafından kültürel miras alanında akredite edilen Türkiye’deki ilk ve tek laboratuvardır. Bu akreditasyon ile laboratuvar Avrupa Akreditasyon Birliği ve Uluslararası Laboratuvarlar Akreditasyon Birliği tarafından da tanınmıştır. Çalışmalarımız ile kültürel koruma alanında çalışma yapan dünyadaki 10 kadar laboratuvar arasında ilk üç arasında sayılmaktayız. Bu başarı hiç şüphesiz Ayaslı ailesinin vizyonu ve sağladıkları büyük destek sayesinde mümkün olmuştur.