Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Müfredatımızı yeniden düzenleyeceğiz ve anlı şanlı tarihimizi kitaplarımıza bu şekilde geçeceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Başbakan Binali Yıldırım, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun yanı sıra 81 il ve KKTC'den birer kadın ve erkek temsilci genç ile sporcuları kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki gençlere hitaben yaptığı konuşmasına, "Sizler nezdinde tüm gençlerimizin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramını tebrik ediyorum. Bu milli günümüz vesilesiyle istikbalimiz olan siz, gençlerimizle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğumu özellikle ifade etmek istiyorum." diyerek başladı.

Gençlerin enerjisinin, dinamizminin ve geleceğe umutla bakan gözlerinin kendisine daima mutluluk verdiğini, motivasyon kaynağı olduğunu belirten Erdoğan, gençlere baktığında özellikle kendi gençlinin aklına geldiğini söyledi.

Kendisi bu yaşlardayken tüm benliklerini kaplayan, heyecanlarıyla hayata nasıl baktıklarını, dünyayı nasıl avuçlarının içinde hissettiklerini gördüğünü aktaran Erdoğan, "Eğer o dönemde böyle ideallerimiz olmasaydı, onlara ulaşmak için kendimizi yetiştirme gayretine girmeseydik, herhalde bugün ulaştığımız bu yerlere gelemezdik." ifadesini kullandı.

'Ülkemiz, hedeflerinden zerre kadar taviz vermemiştir'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zaten önlerine çıkartılabilecek tüm engellerin çıkartıldığına ve çıkartılmaya da devam edildiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Ben, bütün bu yaşadıklarımızı bir kenara bırakıyorum. Sadece 2013 yılından beri maruz kaldığımız saldırılar, İstiklal Harbimizden bu yana başımıza gelen en ciddi sıkıntılardır. Gezi olaylarından 17-25 Aralık emniyet, yargı darbe girişimine, bölücü örgütün çukur eylemlerinden 15 Temmuz darbe teşebbüsüne kadar her biri tarihi nitelikte pek çok olay yaşadık.

Ülkemiz, dünyanın en kanlı terör örgütlerinin saldırısı altında olmasına rağmen, hedeflerinden, yatırımlarından zerre kadar taviz vermemiştir. Yatırımlar yine devam etmiştir. Çünkü biz, kesinlikle ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkartacağız, bu kararlılığın içerisindeyiz. Bu kararlılığın gerisindeki en büyük sebep, gençlerimize güvenli, huzurlu ve müreffeh bir Türkiye bırakmak ve ülkemize olan bağlılığımızdır."

'Müfredatımızı yeniden düzenleyeceğiz'

Erdoğan, bir ülkeyi ve milleti yenmenin en kestirme yolunun tarihiyle olan ilişkilerini kesmekten geçtiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Bunu bize yaptılar mı? Yaptılar. Bizim tarihimizle bağlarımızı kopardılar mı? Kopardılar. Bize -siz gene kısmen onları okumadınız- öyle bir tarih okuttular ki ve bizim okuduğumuz tarih kitaplarında biz hep mağlubiyetlerle ilkelliklerle ve hep böyle garip garip şeylerle adeta geçmiş olan bir tarih okuduk. Bizim tarihimiz böyle değil, anlı şanlı tarihimizi bize o şekliyle göstermediler, okutmadılar. Ama şimdi özellikle bunun üzerinde ısrarla duruyoruz. Diliyoruz ki, müfredatımızı buna göre yeniden düzenleyeceğiz ve anlı şanlı tarihimizi kitaplarımıza bu şekilde geçeceğiz."

'Artık reformları, devrimleri siz yapacaksınız'

Siyasetçilere düşenin gençliğe ufuk vermek olduğunun altını çizen Erdoğan, şöyle devam etti:

"Eğer siz gençliğinize ufuk verirseniz, o gençlik çok daha büyük davaların sahibi olur. İşte biz bunu başardık. Şimdi bundan sonrası size ait ona göre, artık reformları siz yapacaksınız, devrimleri siz yapacaksınız. Bu devrimleri yapmak suretiyle de Türk milletinin ne kadar güçlü olduğunu dünyaya siz göstereceksiniz. Bakın 'darbe' demiyorum, 'devrim' diyorum, 'reform' diyorum. Birileri darbe heveslisidir, bırakın onlar onunla uğraşsınlar. Biz reformlarla uğraşacağız, biz devrimlerle uğraşacağız. Bizim devrimimiz batılının söylediği gibi sessiz devrimdir. Biz bunu yaptık. Onlar dedi, biz demedik. Gerçekleştirdik. Bugün burada bir araya geldiğimiz siz gençlerimize baktığımda ne kadar doğru bir iş yaptığımızı, ne kadar doğru bir yolda olduğumuzu görüyorum. Rabbim bizi mahcup etmesin. Rabbim başı dik bir şekilde bu kutlu bayrağı sizlere devretmeyi nasip etsin."

'Adamı Samsun'a bile sokmazlar'

Bugün milli bayram olarak kutlanan 19 Mayıs 1919'da İstiklal Harbi'ni yürütmek üzere Samsun'a çıkan Gazi Mustafa Kemal'in de 38 yaşında olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yani genç diyebileceğimiz bir yaştaydı. Fakat Gazi Mustafa Kemal, İstiklal Savaşı için Samsun'dan çıkıyordu. Birileri de bugün İstiklal Mücadelesini vermek için değil, tam aksine İstiklal Mücadelesini verenlere karşı Samsun'dan çıkıp, İzmir'de onları denize dökmek için yola çıkıyor. Bakın nereden nereye geliyoruz. Ne oldu? Millet gereken dersi verdi. Kimi sen nasıl olur da bu şekilde denize dökmeye kalkarsın? Adamı Samsun'a bile sokmazlar. İstiklal Mücadelesi için Samsun'a çıkmak başka bir şey ama bu ülkeyi işgale yeltenenlere karşı o istiklal mücadelesini sürdürmek için oradan çıkmak başka bir şey.

Gittiğim ülkelerin çoğunda 20'li yaşlarda bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları görüyorum. Yine bu yaşlarda trilyonlarca liralık şirketleri yöneten gençlerin olduğunu görüyorum, biliyorum. 'Ülkemizde niçin böyle olmasın' dedik. Milletvekilliği, belediye başkanlığı, muhtarlık gibi görevlere seçilme yaşını önce 30'dan 25'e, 16 Nisan halk oylamasında da 18'e indirdik.

Şimdi bu pazar günü yapacağımız partimizin büyük kongresinden itibaren kendi inisiyatif alanımız içindeki her yerde ve her kademede gençlerimize hak ettikleri şekilde yer vermekte kararlıyız. Bu düzenlemeleri gençlerimize ihsan değil, haklarının gecikmiş teslimi olarak görüyoruz. Ben karşımda hep Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koyacak bir gençlik gördüm, bir gençlik görüyorum."

"Bir kısmı kaçtı. Kimi Yunan'a sığınıyor"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında gençlerin ortaya koyduğu fedakarlıkları anımsatarak, "Eğer o gençlerimiz olmamış olsa o şımarık FETÖ alçakları, FETÖ kahpeleri bugün bu ülkede farklı şeyler estireceklerdi ama şimdi ne oluyorlar? Şimdi bir kısmı içeride, bir kısmı kaçtı. Kimi Yunan'a sığınıyor, kimi başka yere sığınıyor. Hepsi şu anda batının değişik ülkelerinde sığıntı vaziyette. Ama onları yine kovalayacağız. Nasıl buradakileri inlerine kadar kovalıyorsak, onları da bulundukları yerde, uluslararası hukuk neyi gerektiriyorsa arayacağız, kovalayacağız, bulacağız." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondaki gençlere hitaben yaptığı konuşmada, siyasete başladığı günden bu yana gençlerin kendisini hiç mahcup etmediğini, bundan sonra da bu güveni boşa çıkarmayacaklarından emin olduğunu belirtti.

19 Mayıs'ın Türk tarihindeki sayısız yeni başlangıçlardan biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, bu başlangıcın, İstiklal Savaşı'nın zaferle sonuçlanmasını ve ardından Cumhuriyetin kurulmasını sağladığını anımsattı.

Bu yılın, 19 Mayıs'ta Samsun'da başlayan mücadelenin 98'inci, 29 Ekim'de kurulan Cumhuriyetin de 94'üncü yıl dönümü olduğuna işaret eden Erdoğan, "Esasen daha geriye doğru gidip meseleyi, Medine müdafaasına, Kut'ül Amare'ye ve Çanakkale Zaferi'ne kadar götürmek gerekir. İstiklal harbimizin ayak sesleri olan bu zaferler, en kötü döneminde dahi Türk milletinin neler yapabileceğinin birer ispatıdır." diye konuştu.

Özgürlük mücadelesinin farklı görünümler altında Cumhuriyet tarihi boyunca kesintisiz sürdüğüne dikkati çeken Erdoğan, terör örgülerinin önceleri nöbetleşe, son dönemde ise topyekun bir şekilde Türkiye'yi hiç boş bırakmadıklarını anımsattı.

Bu saldırı ve tacizlerde güvenlik görevlisi ve sivil olmak üzere, çok sayıda kayıplar yaşandığını belirten Erdoğan, tüm şehitlere rahmet, gazilere de şifa diledi.

"Gönül ister ki tek bir insanımızın dahi burnu kanamasın. Tek bir gencimiz dahi hayatını kaybetmesin." diyen Erdoğan, Yunus Emre'nin "Bu dünyada bir nesneye yanar içim, göynür özüm. Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi" sözünü hatırlattı.

"Güven içinde yaşıyorsak, bunu kahramanlara borçluyuz"

Yiğitken ölenlerin ardından gözyaşlarının kimi zaman yanaklardan, kimi zaman da içe akıtıldığını ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Biliyoruz ki bu toprakları bizim için vatan haline getiren işte bu yiğitlerdir, onların fedakarlıklarıdır. Bu fedakarlıkları göze alan milyonların varlığıdır. Eğer bugün millet olarak vatan toprakları üzerinde özgürce ve güven içinde yaşıyorsak, bunu şehitler tepesini boş bırakmayan kahramanlara borçluyuz."

Terör örgütlerine karşı güçlü ve kahramanca bir mücadelenin Cudi, Gabar, Tendürek dağları ve Besler Dereler'de devam ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

"Şu ana kadar 60'a yakın mağarayı bütün uçaklarımız, helikopterlerimiz vurdular. Bütün o vurulan yerler de yine aynı şekilde komandolarımız tarafından temizleniyor. Buralardan bine yakın ciddi, ağır silahlar çıkıyor. Mühimmatın zaten haddi hesabı yok. Lojistik destek acayip. Fakat kar kış demeden o dağlarda bu mücadeleyi sürdüren Mehmetçik'imiz, polisimiz ve gönüllü korucularımız, bunlar alnı öpülesi vatan evlatlarıdır. Bunlar bizim iftihar vesilemizdir. Bunlar bizim mefahirimizdir. Bunlarla biz geleceğe yürüyoruz. Allah onlardan razı olsun. Onlarla beraber bu terör mücadelesini er veya geç sona erdireceğiz ve bu işi başaracağız. Ben buna inanıyorum."

"Onları yine kovalayacağız"

15 Temmuz darbe girişimine karşı ortaya koydukları tepki dolayısıyla gençlerle bir kez daha gurur duyulduğunu ve onlara olan itimadın tazelendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:

"Orada gençlerimizin o tankların altına gidişi rastgele bir olay değil. Eğer o gençlerimiz, olmamış olsa o şımarık FETÖ alçakları, FETÖ kahpeleri bugün bu ülkede farklı şeyler estireceklerdi ama şimdi ne oluyorlar? Şimdi bir kısmı içeride, bir kısmı kaçtı. Kimi Yunan'a sığınıyor, kimi başka yere sığınıyor. Hepsi şu anda batının değişik ülkelerinde sığıntı vaziyette. Ama onları yine kovalayacağız. Nasıl buradakileri inlerine kadar kovalıyorsak onları da bulundukları yerde, uluslararası hukuk neyi gerektiriyorsa arayacağız, kovalayacağız, bulacağız."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere tavsiyelerde bulunarak, vatana hizmetin sadece şehadete yürümeyi göze alacak cesaretle değil, aynı zamanda bu ülkeye ve bu millete her alanda en iyi hizmeti vermekle olacağını kaydetti.

Eğitim hayatında en iyisini yapmaya gayret etmeyen gençlerin, kendileriyle birlikte aileleri ve millete karşı hayırlı bir yolda olmadıklarını anlatan Erdoğan, "Kültürde, sanatta, sporda, kabiliyetlerinizin el verdiği en üstün performansı göstermiyorsanız, kendinizle birlikte ülkenize de yazık ediyorsunuz demektir. Onun için sanatta da sporda da bilimde de çok şeyler bekliyoruz." diye konuştu.

Gençlere iş hayatında uzmanlık, yabancı dil, insan ilişkileri, azim ve kararlılıkta da en iyisini ortaya koyamadıkları takdirde ciddi bir muhasebe yapmaları gerektiğine işaret eden Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"İşini iyi yapmanın yeri, konumu, unvanı, bedeli yoktur. Öğrenciyseniz eğitiminizi en iyi şekilde yapacaksınız. Sanayi de çıraksanız oradaki işinizi en iyi şekilde yapmaya çalışacaksınız. Özel sektör ve bir kamu kuruluşunda kariyer uzmanıysanız ve işinizi en iyi şekilde yapmanın gayreti içinde olacaksınız. Bunu başardığınızda kapıların yavaş yavaş açıldığını, basamakları giderek artan bir hızla tırmanmaya başladığınızı göreceksiniz."

"Oku, düşün, uygula, neticelendir" tavsiyesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrenci ve gençlerle bir araya geldiğinde, "Oku, düşün, uygula, neticelendir" tavsiyesini verdiğini hatırlatarak, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"Okudun, düşünmedin bir anlamı yok. Okudun, düşündün ama uygulamaya koymadın, yine bir anlamı yok. Okuyacaksın, düşüneceksin, uygulamaya koyacaksın, ondan sonra da neticelendireceksin. Bazen uluslararası toplantılarda söylerim 'Bizim işimiz Hatice değil netice.' Bunu yapacağız. Futbolda da 'orta sahada top çevirme gol at öyle gel' diye bir tabir var. Bu iş böyle netice ve neticeyi aldığımız anda Türkiye'nin muasır medeniyetlerinin üstüne çıktığını göreceğiz. Bu tavsiyeleri yerine getiren her gencimiz hedeflerine ulaşma konusunda diğerlerinin bir adım önüne geçmiş demektir."

Artan nüfus ve karmaşıklaşan hayat şartlarının rekabetin çıtasını sürekli yükselttiğine de değinen Erdoğan, "Rekabette öne çıkmanın yolu, pes edip, kenara çekilmekten değil, daha çok çalışmaktan, hayallerinizin, ideallerinizin, hedeflerinizin peşinden sıkı şekilde gitmekten geçiyor. Çalışmadan kazanmak diye bir şey yoktur. Kazanmadan harcayanlar ise sadece mirasyedilerdir. Onlar da zaten kısa sürede sıfırı tüketirler." diye konuştu.

Gençlerden mutlaka bir alanda çok iyi uzmanlıklar edinmelerini ancak hayatı sadece bununla sınırlı yaşamamalarını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, iyi bir mühendis olacaklarsa bunun yanında siyaset, kültür, sanat, spor, gibi kabiliyetleri bulunan konularla da ilgilenmelerini önerdi.

"Siyaset en önemli karar alma mekanizması"

Erdoğan, siyasetin, ülkenin ve milletin geleceğini şekillendirme konusunda en önemli karar alma mekanizması olduğunu söyledi.

Siyasetin aynı zamanda insan yönetme sanatı olduğunu aktaran Erdoğan, "Bunu başardığın anda iyi siyasetçi olursun. Başaramazsan olamazsın. Böylesine önemli bir alanda gençlerimizin olmaması düşünülemez. Söz sahibi olmadığınız bir yerde ihtiyacınız olan ve arzu ettiğiniz kararların çıkmayacağını unutmayınız." diye konuştu.

Gençleri siyasi, kültürel, sosyal, sportif tüm alanlarda etkin şekilde yer almaya davet eden Erdoğan, salonda bulunan sporcularla, şampiyonlarla iftihar ettiğini, başarılı sporcuların sayısının daha da artması gerektiğini belirtti.

Verdiği tavsiyelerle gençlere başarının yolunu gösterdiğini dile getiren Erdoğan, "2002 yılı Kasım ayında ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimizde bu anlayışla yola çıktık ve çocuklarımızın, özellikle gençlerimizin eğitimine önem verdik. Artık kimse, 'Siz bize fiziki imkanlar sağlamadınız.' diyemez." değerlendirmesini yaptı.

Eğitim alanında yapılan yatırımlara ilişkin de bilgi veren Erdoğan, üniversitelerin sayısının arttığını, sınıflarda artık daha az öğrenciyle ders işlendiğini anımsattı. Erdoğan, "Eksiğimiz yok mu? Var. Nedir? Tabii ki öğretmen noktasında eksikliklerimiz var, şimdi bunu telafi etmenin gayreti içindeyiz." dedi.

"Bilimde rekabeti esas aldık"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bilimde rekabeti esas aldık. Milli Eğitim Bakanlığının bütçesini 7,5 milyar liradan 85 milyar liraya çıkardık, en büyük milli bütçeyi buraya ayırdık. Niye? Çünkü bilim en önemlisi. Sıralamayı değiştirdik. Biz göreve geldiğimizde milli savunma bir numaraydı, onu geriye aldık. Eğitimi öne çıkardık. İkinci sıraya sağlığı koyduk. 'Adalet, emniyet bunlar temel taşlarımız.' dedik. 'Önce bunları halledeceğiz.' İşte şimdi bunlar halloldu. Daha iyisi olacak, bunları daha ileri taşıyacağız."

Şehir hastaneleri ile ülkeyi zenginleştirdiklerini belirten Erdoğan, Türkiye'nin, devletin kendi insanına değer verdiği bir ülke olarak tarihe kayıt düşüreceğini söyledi.

Kanuni Sultan Süleyman'ın, "Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." sözünü anımsatan Erdoğan, "Koskoca Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye'yi bir kenara koyuyor, bir sağlıklı nefes diyor. İşte bunu başaracağız." diye konuştu.

"OECD ülkeleri içinde en genç öğretmen kadrosu Türkiye'de"

Erdoğan, OECD ülkeleri içinde en genç öğretmen kadrosuna Türkiye'nin sahip olduğunu, muhalefetin işine gelmediği için bu konuyu hiç gündeme getirmediğini ifade etti.

Okul öncesi eğitimi yaygınlaştırdıklarını söyleyen Erdoğan, eğitim alanında önemli reformları hayata geçirdiklerini, 28 Şubat döneminin ürünü olan 8 yıllık kesintisiz eğitimi kaldırdıklarını anımsattı.

Dershanelerin kapatarak aileleri o sektörün yükünden kurtardıklarına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:

"Biliyorsunuz FETÖ'nün bize ilk saldırısı da buradan geldi aslında. Bu inceliği iyi kavrayalım. Kaynak ellerinden alındı. Oradan büyük bir kaynak vardı. Sadece asgari 1 milyar yılda oradan kazanıyorlardı. Musluk kapatılınca çılgına döndüler. Bu sebeple başladı, darbe girişimine bundan dolayı girdiler. Sadece bu durum bile dershaneler konusundaki tavrımızın ne derece doğru olduğunu göstermiştir."

"İstanbul'da nelerle savaştığımı bilmiyorsunuz"

Öğrenci yurtlarının yatak kapasitesinin 182 binden 601 bine çıkartıldığına, odaların konforlu hale getirildiğine ve ücretsiz internet gibi imkanların sağlandığına işaret eden Erdoğan, öğrencilere sağlanan burs ücretlerinin lisansta 425 liraya, yüksek lisansta 950 liraya, doktorada bin 275 liraya çıkarıldığını belirtti.

Erdoğan, gençliğin önünü açtıklarını vurgulayarak, "Her alanda öğrencilerimizi destekledik. Sporda da çok önemli hizmetler gerçekleştirdik ve bugüne kadar bin 807 yeni spor tesisini gençlerimizin hizmetine sunduk. 27 ayrı şehrimizde toplamda 720 bin seyirci kapasitesi olan 30 stadyumun projesi hızla sürüyor. Şu ana kadar bu stadyumlardan 9'u tamamlandı ve hizmete girdi." dedi.

Türkiye'de geçmişte yaşanan zorluklara, imkansızlıklara değinen Erdoğan, salonda bulunan gençlere hitaben, "Çoğunuz benim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğum dönemi bilmiyorsunuz ve o dönemde benim İstanbul'da nelerle savaştığımı bilmiyorsunuz. İstanbul'da su yoktu, şimdi İzmir'de olmadığı gibi." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, İstanbul'da geçmişte bidon kuyrukları olduğunu, hava kirliliğinden dolayı insanlara gazetelerin maske dağıttığını anlatarak, göreve geldiklerinde İstanbul'un su, çöp sorununu çözdüklerini ve doğalgazı süratle yaydıklarını aktardı. Belediyenin 2,5 milyar dolar borcu olduğunu hatırlatan Erdoğan, "Bir taraftan yatırımlar, kavşaklar, köprülü kavşaklar devam etti, bir taraftan da borcu indirdik, 1 milyar 250 milyon dolar borç bıraktık ve cezaevine girdik." şeklinde konuştu.

"Halep oradaysa arşın burada"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun bir sevda, aşk işi olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sevda, aşk olmayınca bu iş olmaz. Bakın o gün bugündür İstanbul'u İstanbullu başkasına vermedi. Türkiye'de de derdimiz bizim aynıydı. Nasıl bir Türkiye aldık, geldiğimiz nokta ortada. Eğitimde de sağlıkta da adalette de ulaşımda da her şey ortada. 79 senedir bu ülkede 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol yapıldı ama biz şu 15 seneye 17 bin kilometre bölünmüş yol sığdırdık. Halep oradaysa arşın burada."

Erdoğan, "Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü, Osmangazi Köprüsü'nü, Marmaray, Avrasya Tüneli'ni görmek, yaşamak, bunların hepsi bize ayrı bir güç katıyor. 'Benim ülkemde de bunlar var', bunu diyoruz." ifadelerini kullandı.

Asya'yı Avrupa'ya bağlayacak yeni bir güzergah olarak 18 Mart Çanakkale Köprüsü'nün de temelinin atıldığını anımsatan Erdoğan, Çin ziyareti sırasında kuzey-güney koridorunun yanı sıra "orta koridor" konusunun da konuşulduğunu kaydetti.

Erdoğan, "Orta koridorda ne var? İşte bu dediklerim var. Yani Türkiye var. Ne ile var? Yavuz Sultan Selim, Osmangazi Köprüsü'yle var. Marmaray'la, Avrasya Tüneli'yle ve 18 Mart Çanakkale Köprüsü'yle var. Çünkü bunların hepsi Avrupa'yı Asya'ya bağlıyor. Bakın daha onlar başlamadan biz işi bitiriyoruz. Nereden nereye..." diye konuştu.

"Sahada oynayan olalım ve işi bitirelim"

Erdoğan, bugün sahip olunanların kıymetinin, 15-30 yıl öncesinde yaşananların bilinmesiyle anlaşılabileceğini belirterek, "Değişimin kesintisiz bir süreç olduğunu unutmayınız. Sürekli güncellemeye mahkumsunuz. Eğer güncellemeyi sürekli yapmazsanız geri kalırsınız. Birileri gelir sizi geçer. Biz şurada 20-30 sene önce Kore'yle aynı noktadaydık ama Kore geldi bizi solladı geçti. Şimdi biz izliyoruz. Biz de diyoruz ki, trübünde izleyen olmayalım, sahada oynayan olalım ve işi bitirelim." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de son 3 yılda yaşanan güvenlik ve ekonomi ağırlıklı sorunların bundan sonrası için çok önemli dersler de verdiğini vurgulayan Erdoğan, geleceğin Türkiye'sini gençlerle inşa ederken bu tecrübelerden ilham alarak birlik ve beraberliğe çok daha güçlü bir şekilde sahip çıkacaklarının altını çizdi.

Erdoğan, 4 temel ilkeyi tekrarlamak istediğini ifade ederek, "tek millet" ilkesi çerçevesinde 80 milyon vatandaşla "tek millet" olacaklarını söyledi.

İkinci ilkenin "tek bayrak" olduğunu aktaran Erdoğan, "Bizim bayrağımıza eş paçavraları asla kabullenemeyiz. Bayrağımızın rengi kutsaldır, şehidimizin kanıdır. Hilal bağımsızlığımızın ifadesidir. Yıldız şehitlerimizin ta kendisidir. Bu bayrağa eş herhangi bir paçavra kabullenmiyoruz. Kararlı duracağız burada." dedi.

Erdoğan, üçüncü ilkenin de "tek vatan" olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"780 bin kilometrekareyle tek vatan. Vatanımızı kimseye böldürtmeyiz. Vatanımız üzerinde hesap yapanlar, işte şimdi Tendürek'te, Cudi'de, Gabar'da, Bestler Dereler'de nasıl bedel ödüyorlarsa böyle bedel ödemeye devam ederler. Bunu böyle bilsinler. O şehitlerimizin kanlarını yerde koymayız, bu bedeli öderler. Dört, tek devlet. Bizim Türkiye Cumhuriyeti devletinden başka devletimiz yok. Bunu herkes böyle bilecek. Bunu herkes böyle bile, başka hiçbir hesabın içerisine kimse girmeye. Girerlerse bedeli ortada. İşte bu ilkelere sıkı sıkıya sarılarak, önce 2023 hedeflerimize ulaşacak, ardından 2053 vizyonumuzu sizlere emanet edeceğiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla gençleri tebrik etti.

AA