İkinci Büyükelçiler Konferansı, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun başkanlığında, yurt dışı ve yurt içinde görev yapan tüm büyükelçilerin katılımıyla, "Demokrasi, Güvenlik ve İstikrar: Dünyada ve Türk Dış Politikasında 2010'a Bakış" temasıyla Ankara'da başladı.

Davutoğlu, Bilkent Otel'deki konferansın açılışında yaptığı konuşmada, konferans sırasında ele alınacak konular çerçevesinde geriştirilecek vizyonla, çok daha güçlü ve kapsamlı bir diplomatik etkinliğin hayata geçmesinin ümit edildiğini kaydetti.

Konferansa Brezilya, Almanya ve Japonya Dışişleri Bakanları ile KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın da katılacağını söyleyen Davutoğlu, konferans bağlamında faydalı istişareler yapılacağını belirtti.

Konferansın önemli tarihi bir dönemeçte yapıldığını ifade eden Davutoğlu, uluslararası sistemin yoğun bir değişim süreci yaşadığını belirterek, bu anlamda konferansın başlığında yer alan demokrasi, güvenlik ve istikrar kavramlarına işaret etti.

Geçmişteki krizlerin genelde bölgesel olduğunu belirten Davutoğlu, 2000'lerde krizlerin küresel niteliğe dönüştüğünü ifade etti. Davutoğlu, bu anlamda Türkiye'nin etkin bir diplomasi takip ettiğini söyledi.

Felsefi zemin ile özgürlük ve güvenlik esasına dayalı bir düzen anlayışının önemine değinen Davutoğlu, bunlar olmadan oluşturulacak mekanizmaların anlamını zamanla kaybedeceğini, güç çatışmalarının yansımaları haline dönüşeceklerini belirtti.

Davutoğlu, "İnsanlığın yepyeni bir perspektif, felsefe, düzen anlayışı ve bunu yansıtan bir uluslararası örgütlenmeye ihtiyacı olduğunu" kaydederek, büyük bir reform ihtiyacıyla karşı karşıya olunduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "İşte tam bu ihtiyacın merkezinde Türkiye'nin olağanüstü önemli coğrafyası ve tarihi var. Bütün kadim medeniyetlerin hepsinden aşılanmış bir tarihle biz bugüne taşındık. Moderniteyi en güçlü şekilde yaşadık. Cumhuriyetimiz bu temeller üzerine kuruldu. Diplomatik geleneğimiz çok köklü geleneğe dayanıyor" diye konuştu.

Bu çerçevede bu milletin köklü gelenekten gelen arka planla, uluslararası düzene vereceği bir mesajın olması gerektiğini ifade eden Davutoğlu, "Bizim uluslararası alanda söyleyeceğimiz çok sözümüz var. Ve bizi dinleyecek çok büyük milletler var" diye konuştu.

Türkiye coğrafyasının hep merkezde olduğunu ifade eden Davutoğlu, bu coğrafyanın hakkının verilmek durumunda olduğunu söyledi. Türkiye'nin bir Avrupa ülkesi olduğunu belirten Davutoğlu, Türkiye'nin gelecekte AB'nin de en etkin ülkesi olacağını kaydetti. Davutoğlu, Türkiye'nin ayrıca Asya, Balkan, Kafkas, Orta Doğu, Hazar, Karadeniz, Akdeniz ve Körfez ülkesi olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede "Radarlarımızın açık kalması gerekir" diyen Davutoğlu, bir an haberleşmenin, oralardaki haber kanallarının veya olayları takip etme kapasitesinin ihmale uğramasınını, sadece ilgili ülkeyle değil, bütün Türk dış politikasında zaaf ortaya çıkaracağını kaydetti.

Türkiye'ye dönük olağanüstü bir beklenti olduğunu belirten Davutoğlu, Türkiye'nin coğrafyası ve tarihini avantaj olarak değerlendirdiklerine işaret etti.

Davutoğlu şöyle devam etti:

"Çevremizdeki her kriz bizim vizyonumuzu harekete geçirecek yeni bir fırsattır. Çevremizdeki her yeni gerilim, kadimden moderniteye gelen köklü birikimimiz, bize bir mesajın iletilmesi imkanını sağlar. Dolayısıyla biz krizlerden korkmuyoruz. Yeter ki güçlü bir vizyonumuz olsun. Türkiye'nin bir ulus devleti olarak sınırlarının güvenliği, diplomasinin etkinliği konusunda hiçbir kaygımız yok. Aksine Türkiye kendi istikrarını sağlamanın ötesinde çevre bölgelere ve dünyaya istikrar sağlar. Türkiye'nin gücü demokrasisindedir. Demokrasimiz dış politikada da en büyük gücümüzdür."

Güvenlik konusuna değinen Davutoğlu, "Çevremizde güvenli bir havza olmazsa, etrafımızdaki bölgeler sürekli güvenlik riskleri ortaya çıkarırlarsa, bizim ulusal güvenliğimizi de sağlamamız ve çevreye mesaj iletmemiz zor olur" dedi. Davutoğlu, bu bağlamda, çevredeki her güvenlik riskiyle sadece güçlü bir orduyla değil, diplomatik kabiliyet ve yumuşak güç ile hitap etmek durumunda olunduğunu kaydetti.
Davutoğlu, özgürlükle güvenliği, hem ülke içinde hem çevre bölgede ve hem de dünyada birlikte gerçekleştirilmesi gereken hedefler olarak gördüklerini, bu ikisinin de istikrar ve düzen getireceğini sözlerine ekledi.

"DİPLOMASİMİZİN YENİ VE DAHA GÜÇLÜ BİR VİZYONLA DAHA KAPSAMLI BİR YAPIYA KAVUŞTURULMASI LAZIM"

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türk diplomasisinin yeni ve daha güçlü bir vizyonla daha kapsamlı bir yapıya kavuşturulması gerektiğini söyledi.

Davutoğlu, İkinci Büyükelçiler Konferansında yaptığı konuşmada, Türkiye'de diplomasinin köklü bir geleneğe sahip olduğunu belirterek, Dışişlerinin Cumhuriyetin ilk yıllarındaki görevinin, yeni kurulan devleti uluslararası alanda tanıtmak olduğunu ve bu görevi hakkıyla yerine getirdiğini ifade etti.

Dışişlerinin İkinci Dünya Savaşı sırasındaki misyonlarına da değinen Davutoğlu, savaşın yıkımından Türkiye'nin etkilenmemesi için Türk diplomatların çok büyük çabalar harcadığını kaydetti.

Davutoğlu, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki çift kutuplu yıllarda Türk diplomasisinin yeni bir yapı kazandığını hatırlatarak, Türk diplomasisinin çok başarılı sınavlar verdiğine işaret etti.

Soğuk savaş sonrasında diplomaside başka bir aşamaya geçildiğini belirten Davutoğlu, Türkiye'nin birçok krize müdahil olmak durumunda kaldığını söyledi.

"21. yüzyılın ilk on yılını tamamladığımız bu dönemde diplomasimizin yeni ve daha güçlü bir vizyonla daha kapsamlı bir yapıya kavuşturulması lazım" diyen Davutoğlu, bütün geçmiş dönemlerin başarılı olduğunu ve bunun Türk diplomasi geleneğine büyük bir birikim aktardığını vurguladı.

Türkiye'nin olağanüstü bir tecrübe birikimine sahip olduğunun altını çizen Davutoğlu, "Bizim tecrübe birikimimiz dünyadaki 5-6 ülkeyle kıyaslanabilir, diğer ülkelerle değil" ifadesini kullandı.

Davutoğlu, "Biz 2023'te cumhuriyetimizin 100. yılında nasıl bir Türkiye istiyoruz? Hangi vizyonla bakıyoruz ve hangi zihinsel arka planla böyle bir Türkiye'yi inşa edeceğiz? Öncelikli tanımlamamız gereken husus budur" diye konuştu ve sözlerine şöyle devam etti:

"Yeni bir dünya ortaya çıkıyor. Bu yeni dünyanın getirdiği gereklilikler ve çağdaş ihtiyaçlar ortaya çıkıyor. Bu ihtiyaçlar içinde sistematik bütünlük arz eden bir vizyon geliştirmemiz lazım. Türkiye'nin 2023'te AB üyeliğin tüm gerekliliklerini tamamlayarak AB üyesi olmuş, komşu ülkelerle ortak güvenlik ve ekonomik havzalar halinde bütünleşmiş, doğrudan uluslararası çıkarlarımızı ilgilendiren bölgelerde etkin düzen kurucu bir rol üstlenmiş, küresel bütün alanlarda aktif faaliyet gösteren, uluslararası örgütlerde belirleyici bir rol oynayan, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmiş ve bunlar kadar önemlisi küresel kültüre Türkiye'nin özgün ulusal katkısını yapabilen güçlü ve saygın bir Türkiye. Diplomasimiz böyle bir Türkiye'nin hizmetinde olacak."


-"HERKES TÜRK VİZYONUNDAN BAHSEDİYOR"-


Davutoğlu, perspektif sahibi olmayan milletlerin tarihte yer alamayacağını söyleyerek, "Bizler bu güçlü birikime sahip bir milletin diplomatları olarak öncelikle üzerinde durduğumuz coğrafyayı ve seyrüsefer içinde olduğumuz tarihi, güçlü bir duruş ve perspektifle doğru anlayıp yorumlamak zorundayız" ifadesini kullandı.

"Bugün Orta Doğu'da herkes bir Türk vizyonundan bahsediyor" diyen Davutoğlu, bu başarının Türk diplomatları ve diplomatları güçlü bir siyasi iradeyle destekleyen hükümetin sayesinde olduğunu vurguladı.

Davutoğlu, diplomaside olaylara psikolojisi son derece güçlü ve özgüvenle yaklaşılması gerektiğinin altını çizdi ve "Aidiyet bilincini kaybeden toplumların bu özgüveni inşa etmeleri çok zor" dedi

Türk diplomatlarının muhtelif bölgelerde yaşadığı bazı olaylardan örnek vererek, diplomatların görev bilincine değinen Davutoğlu, "Bu özgüven oldukça diplomasimiz dünyanın her yerinde ayakta durur" diye konuştu.

Güçlü bir vizyon ve özgüvenin doğru bir söylemle aktarılması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, "Ulusal söylemimizle evrensel söylemimiz arasında bir bütünlük olmazı lazım" dedi. Kamu diplomasisinin önemine işaret eden Davutoğlu, diplomasi dilinin halkla bütünleşmesi gerektiğini belirtti.

Diplomasi uygulamasının ulusal boyutuyla ilgili olarak da Davutoğlu, dış politika stratejisinin çeşitliliğine değinerek, ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonun önemli olduğunu kaydetti.

Türk dış politikasının yeni bir güçlendirilmiş bir yapıya kavuştuğunu ifade eden Davutoğlu, "Hattı diplomasi yoktur, sathı diplomasi vardır. Satıh ise bütün dünyadır" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin uluslararası örgütlerdeki etkinliğine işaret eden Davutoğlu, "Türk diplomasisi, bütün dünyada etkin olarak bulunmak zorundadır" diye konuştu.

AB üyelik süreci ve tam üyelik hedefinin bir odaklaşma olduğunu belirten Davutoğlu, "Her yönüyle AB ile entegrasyon konusunda derinleşerek faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Bu konuda taviz veremeyiz" dedi.

Etkin bir diplomasi için kurumsal yapının güçlenmesi gerektiğini belirten Davutoğlu, bu çerçevede "insan kaynakları", "mekan ve temsil" ve "hizmet kalitesi" unsurlarına işaret etti.

Davutoğlu, bu bağlamda, genç memurların yüksek lisans ve doktora yapması, çevre dillerin öğrenimi, bütçe kaynaklarının geliştirilmesi ve konsolosluk hizmetlerinin en üst seviyeye çıkarılması gibi konuların önem taşıdığını kaydetti.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 2010 yılı içinde 26 temsilciliğin daha hizmete açılacağını sözlerine ekledi.

Konferans başlamadan önce Davutoğlu ve katılımcı büyükelçiler, Anıtkabir'i ziyaret ederek çelenk bıraktı. Davutoğlu, Anıtakbir Özel Defterini imzaladı.

AA

Fotoğraflar: AA