Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''2010 yılını Türkiye'nin krizin etkilerinden tamamen arınacağı, büyüme enerjimizin yeniden artacağı, insanlarımızın yaşadığı sıkıntıların adım adım ortadan kalkacağı bir yıl olarak görüyoruz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, televizyonlarda yayınlanan ''Ulusa Sesleniş'' konuşmasında vatandaşlara seslendi.

Yeni bir yıla girileceğini belirten Erdoğan, dünyada ve Türkiye'de önemli gelişmelerin ve büyük değişimlerin yaşandığı 2009 yılının geride bırakıldığını söyledi.

Ulusa Sesleniş konuşmasında, 2009 yılının genel bir muhasebesini yapmak ve özellikle küresel kriz sürecinde Türkiye'nin nasıl bir gidişat içinde olduğuna ilişkin vatandaşları bilgilendirmek istediğini kaydeden Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Hükümetimizin göreve geldiği 2002 yılından bu yana Türkiye hem kronikleşmiş problemlerini çözmek, hem de daha mutlu ve müreffeh bir ülke olmak yolunda çok önemli kazanımlar elde etmiştir. Yedi yılı aşkın bu zorlu süreç, Türkiye'nin hak ettiği gelişme seviyelerini yakalamakta ne kadar kararlı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Yaşanan büyük sıkıntılara rağmen, kısa zaman içinde hayata geçirilen bu büyük değişim, milletimizin şaşmaz medeniyet aşkının ve iradesinin parlak bir zaferidir.

Kanaatim odur ki 2009 yılı, bu yedi yıllık süreç içinde daha farklı, daha özel bir anlam kazanmıştır. Dünyada yaşanan büyük ekonomik krizin dünyanın dev ekonomilerini derinden sarstığı 2009 yılı, Türkiye'nin bu kazanımlarının ne kadar sağlam bir zemine sahip olduğunu net olarak ortaya koymuştur.

Yaşanan bu tarihi kriz elbette ülkemize de bazı sıkıntılar getirdi, hepimiz bu sıkıntıları hissettik, yaşadık. Bu olumsuzluklardan doğrudan etkilenen, düzenleri bozulan, hatta işini kaybeden insanlarımız da oldu. Ama buna rağmen Türk Ekonomisi, dünyanın dev ekonomilerinin maruz kaldığı felaket tablolarını yaşamadı.

Bizde büyük ölçekli, zincirleme iflaslar yaşanmadı. Krizin açtığı gediklerin devlet bütçesinden yamanmasına gerek kalmadı. Ekonomimizin doğrultusunda herhangi bir sapma olmadı.''

-''TÜRKİYE BU DİNAMİZMİYLE ÖNÜMÜZDEKİ YILA DAMGASINI VURACAK''-

Kriz esnasında, dünyaca tanınan markaların iflas ettiğini, dev finans şirketlerinin dibe vurduğunu ve bankaların battığının hep birlikte müşahede edildiğini belirten Erdoğan, Türkiye'nin bu dramatik durumları yaşamadığını ifade etti.

Hedeflerde bazı ayarlamalar yapılsa da telafisi imkansız ekonomik tahribatlar ortaya çıkmadığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, en önemli nokta olarak da ''Türkiye'nin umutlarını ve özgüvenini kaybetmemesini'' gösterdi.
Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Yedi yıllık süreçte, milletçe, ekonomimizi nasıl sağlam bir gelişme zeminine kavuşturduğumuz açık seçik ortaya çıktı. Türkiye bu zorlu imtihandan alnının akıyla çıkan az sayıdaki ülke arasında yerini aldı.

2009 yılının bu son günlerinde, yeni yıla daha büyük bir umut ve heyecanla bakıyoruz. 2010 yılını Türkiye'nin krizin etkilerinden tamamen arınacağı, büyüme enerjimizin yeniden artacağı, insanlarımızın yaşadığı sıkıntıların adım adım ortadan kalkacağı bir yıl olarak görüyoruz.
Uluslararası kuruluşların tahminleri de bu beklentilerimizi destekler niteliktedir. OECD'nin tahminlerine göre, Türkiye 2010'da 30 ülke arasında Güney Kore'den sonra en fazla büyüme kaydedecek ikinci ülke olarak görülüyor. 2011'de ise 30 ülke arasında en fazla büyümeyi Türkiye'nin kaydedeceği tahmin ediliyor. Bunlar son derece sevindirici beklentilerdir. İnanıyorum ki Türkiye bu dinamizmiyle önümüzdeki yıla damgasını vuracak ve bütün dünyada adından sıkça söz ettirecektir.''

-''GÖSTERGELERDE POZİTİF SEYİR HAKİM HALE GELİYOR''-

Geleceğe umutla bakmak için çok sebep olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, bunun için sadece son yedi yılda Türkiye'nin nereden nereye geldiğine bakılmasının yeterli olacağını dile getirdi.

Türk ekonomisinin 2002-2008 yılları arasında ortalama yüzde 5,8 gibi çok önemli bir büyüme oranı yakaladığını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''2002 yılında felaketin eşiğine kadar gelmiş olan Türk Ekonomisi, bu dinamik büyüme performansıyla çok kısa bir zaman içinde dünyanın en büyük 17. ekonomisi haline gelmiştir. 26. büyük ekonomi iken 17. büyük ekonomi...

Kriz şartlarına rağmen dünyada kredi notu 2 kademe yükselen tek ülke Türkiye'dir. Sadece bu bile Türkiye'nin kriz yönetiminde ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor.

Zaman içinde ekonomimizin önemli ölçüde toparlandığını, göstergelerde pozitif seyrin hakim hale geldiğini memnuniyetle müşahede ediyoruz. Mesela kriz şartlarına rağmen Türkiye, borçlanma tablosundaki önemli iyileşme sürecini devam ettirmektedir.

İddiaların aksine, 7 yıllık süreçte Türkiye'nin borçlarındaki artış, milli gelirindeki artışa kıyasla çok düşük bir seviyede kalmıştır. Avrupa Birliği Maastricht Kriterlerine göre genel yönetim borç stokunun Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının yüzde 60'ı geçmemesi gerekiyor. 2002 yılında yüzde 74'lerde olan bu oranı biz 2008 yılı sonunda yüzde 39,5 seviyelerine kadar indirdik.

2002 yılında faiz oranı yüzde 62,7 iken, bu yıl faiz oranları yüzde yedi gibi tarihinin en düşük seviyelerini görmüştür. Bütün bu tablo içinde şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; bugün Türkiye, borcun miktarı, oranları ve mahiyeti itibariyle tarihinin en iyi seviyesini yakalamış durumdadır.''
Disiplinli mali yönetim neticesinde 2002'den bu yana faiz giderlerinin Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya oranının istikrarlı bir şekilde düşmeye devam ettiğini kaydeden Erdoğan, 2002 yılında yüzde 14,8 olan bu oranın, 2009 yılında yüzde 5,9 seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini söyledi. Başbakan Erdoğan, 2010 hedeflerinin ise yüzde 5,5 oranını yakalamak olduğunu bildirdi.

AA