Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri arasında dış politika konusunda yaşanan yakınlaşmayı eksen değişikliği olarak yorumlayanlara "Dere yatağında akar." diye cevap verdi.

Eksen değişikliği olduğu şeklindeki yorumları "art niyetli" bulduğunu, öyle değilse bile "cehaletten kaynaklandığını" savunan Erdoğan, "Türkiye Suriye ile yakınlaştığı için ülkelerimizin dış politikalarında bir eksen kayması bir yön değiştirme olmuyor. Tam tersine ülkelerimizin dış politikaları normalleşiyor. Dere yatağında akar. Ne kadar farklı yerlere kaydırırsanız, er veya geç dere kendi yatağını bulur. İşte şimdi dere yatağını buldu." dedi.

Başbakan Erdoğan, Şam'da Dedeman Otel'de düzenlenen Türkiye-Suriye İş Konseyi toplantısında iş adamlarına seslendi. Konuşmasına "Selamün aleyküm." diyerek başlayan Erdoğan, salonda bulunanları da Türk halkı adına selamladığını belirtti. Erdoğan, "Bizler şu an tarihi bir adımı fiilen atmanın heyecanını yaşıyoruz." diye kaydetti.

Konuşmasında Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkiyi "Biz dost ve komşu olmaktan öte kardeşiz." Diye tanımlayan Erdoğan, ardından şöyle ekledi: "Çünkü aynı değerleri, aynı tarihi paylaşıyoruz. Aynı kültür havzasının içerisindeyiz. Bundan dolayı biz şu anda evimizdeyiz. Ve aynı ailenin mensupları olarak bir aradayız. Biz kendimizi burada misafir değil kardeşlerimizin evinde hissetmenin heyecanını duyuyoruz. Geldiğimiz andan itibaren değerli kardeşlerimiz bizlere bunu yaşattıkları için tüm Suriyeli kardeşlerime teşekkür ediyorum."

"UZUN YILLAR BİRBİRİMİZİN HASRETİNİ ÇEKTİK"

Son dönemde iki ülkenin el ele verdik "eşsiz bir eser ortaya çıkardığını" dile getiren Erdoğan, bu eserin ise "dostluk, kardeşlik, dayanışma, paylaşmak ve halkların kucaklaşması" olduğunu ifade etti. Erdoğan, "Uzun yıllar birbirimizden ayrı, birbirimize uzak kaldık. Birbirimizin hasretini çektik. Bugün geç de olsa yeniden kucaklaşıyor, kaynaşıyor birbirimizle hasret gideriyoruz. İki ülkelerin arasında vizelerin kalkması bile birbirimizi ne kadar özlediğimizi ortaya koyuyor." şeklinde konuştu.

"KARDEŞİN KARDEŞE VİZESİ OLUR MU?"

Vizelerin kaldırılması kararını Ramazan ayında bunu Suriye Cumhurbaşkanı Beşşar Esad'la birlikte açıkladığımız zaman o salondaki heyecanı anlatan Erdoğan, "2 bin 2 bin 500 kişini katıldığı bir iftar sofrasıydı. Aynı anda Suriye'de yaşananları ben duydum, hissettim. Niye, çünkü herkes bunun hasreti içerisindeydi. Kardeşin kardeşe vizesi olur mu? Ama yıllarca bu vize vardı. İşte şimdi kardeşlik tesis edilmiş oldu. Şimdi rahat rahat gidip geliyoruz." dedi.

Erdoğan, iki ülkenin orta değerlerinden örnekler verdiği konuşmasında "Biz Kasyun tepesinden Şam'a baktığımızda yabancı bir şehri seyretmiyoruz. Eminiz sizler de Topkapı sırtlarından boğaza baktığınızda yabancı bir şehri seyretmiyorsunuz. Bu kadar ortak kültürü, tarihi ve değeri olan iki milletin birbirinden ayrı düşmesini kabul edemezdik, içimize sindiremezdik." ifadelerini kullandı. Ancak daha kat edilecek mesafe olduğuna dikkat çeken Erdoğan, "İnanıyorum ki başka engelleri de kaldıracağız ve dünyaya örnek teşkil edecek bir işbirliğini birlikte imar edeceğiz. Ayrılıkta zafiyet var, birlikte güç var kudret var. Biz bu iradeye sahibiz." diye belirtti.

Suriye'ye 200 kadar işadamı ile birlikte geldiklerini, bir o kadar da Suriyeli işadamının toplantıda olduğunu dile getiren Erdoğan, "Burada şimdi geleceğin Ortadoğu'daki aksiyoner yapısını inşa edeceğiz. Bu bir şeyi sağlayacak. Sadece Suriye Türkiye ilişkilerini değil Ortadoğu barışının zeminini de güçlendirecek." dedi.

Ardından Türkiye'nin dış politikasında eksen değişikliği yaşandığı yorumlarına göndermede bulunan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Kim ne derse desin, kim hangi yorumu yaparsa yapsın. Ben bu bütün yorumları ithamları art niyetli buluyorum, art niyetli değilse bile cehaletten kaynaklandığını düşünüyorum. Türkiye Suriye ile yakınlaştığı için ülkelerimizin dış politikalarında bir eksen kayması bir yön değiştirme olmuyor. Tam tersine ülkelerimizin dış politikaları normalleşiyor. Dere yatağında akar. Ne kadar farklı yerlere kaydırırsanız, er veya geç dere kendi yatağını bulur. İşte şimdi dere yatağını buldu."

"YANLIŞ OLAN BUGÜNKÜ YAKINLAŞMA DEĞİLDİR. YANLIŞ OLAN DÜN YAŞANAN SOĞUKLUKTUR, ARAMIZDAKİ MAYINLARDIR"

Erdoğan ardından şöyle ekledi: "Yanlış olan bugünkü yakınlaşma değildir. Yanlış olan dün yaşanan soğukluktur, lüzumsuz gerginliktir, anlamsız uzaklaşmadır. Yanlış olan aramızdaki vizeydi, aramızdaki mayınlardı, yanlış olan birbirimize olan önyargılardı. Bugün bunların tamamını ortadan kaldırıyoruz. Ve bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum; olması gereken yere geliyoruz. Normal bir ilişki tesis ediyoruz. Kardeşler ve akrabalar arsında olması gereken işbirliğini tesis ediyoruz. Bunu tesis etmek bir normalleşme midir, yoksa bir eksen kayması mıdır? Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacminin katlanarak artması bir eksen kayması mıdır yoksa normalleşme midir? Dış politikalarımızda yardımlaşma, dayanışma içinde olmak, birbirimizi desteklemek eksen kayması mıdır, yoksa normalleşme midir? Tabi ki normalleşmedir. Tüm dünya bunu böyle görmek durumunda.

Biz dış politikamızı birilerinin vereceği talimata göre belirleyemeyiz. Biz dış politikamızı kendimiz belirleyeceğiz."

"İSTİKRAR VE GÜVEN OLMAYAN YERDE KAZANÇ OLUR MU?"

Türkiye olarak kendi içinde olduğu gibi bölgesinde de huzur, refah ve bunun yanında istikrar ve güvenlik istediklerini söyleyen Erdoğan, "Ekonominin iki sır kelimesi var. Birisi istikrar diğeri güvendir. İşadamı istikrar arar, güven arar. Eğer yoksa işadamı yatırım yapmaz. Bir başka ülkeye de yatırım yapacaksa orada da onu arar. İstikrar ve güven varsa oraya gitmez. Neden intihar etsin. Çünkü işadamı bir şeyler kazanacak. İstikrar ve güven olmayan yerde kazanç olur mu?" diye sordu.

İstikrar ve güven kavramlarının bugün Türkiye ve Suriye'de zemin bulduğunu belirten Erdoğan, son 7 yılda iki ülke arasında gerçekleşen yakınlaşmanın benzerlerini tüm komşu ülkelerle de tesis etmenin gayreti içerisinde olduklarını aktardı. Erdoğan, "Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi oluşturma gayretlerinin Irak ve Suriye arasında var mı? Şimdi Ürdün ve Lübnan'la da bu yönde görüşmelerimiz var. Tüm bunlar oluştuğunda bölgede bir havza oluşacak. Aramızdaki dayanışma bağları daha da güçlenecek." dedi.

Erdoğan ardından şöyle ekledi: "Biz hep şuna inandık. Tek başına Türkiye'nin huzur, refah ve emniyet içinde olması bir anlam ifade etmez. Tek başına Suriye, Lübnan, Ürdün, Irak ve tüm bölge ülkelerinin ilerlemesi ve kalkınması da bir anlam ifade etmez. Çünkü biz ortak bir bölgede bulunuyoruz. Ortak bir coğrafyayı paylaşıyoruz. Bunun da ötesinde birbiriyle akraba olan halklarımız var. İşte onun için tek tek değil bölgesel ölçekte bir refah huzur ve güvenlik ortamını oluşturmak zorundayız. Dolayısıyla bizim Suriye'nin, Irak'ın ve Ürdün'ün sorunlarına kayıtsız kalmamız mümkün değil. Çünkü buralarda bir sorun varsa bu sorun bizi de doğrudan etkiliyor. Aynı şekilde Suriye'nin de etrafındaki ülkelerin sorunlarına kayıtsız kalma şansı yok. İşte onun için dayanışma içinde olmamız, birlikte hareket etmemiz ve işbirliğini artırmamız gerekiyor."

"ESAD KARDEŞİMİN LÜBNAN'A GİDİŞİNİ MERAKLA BEKLİYORUM"

Türkiye ve Suriye arasındaki ekonomik ilişkileri bu anlamda çok faydalı bulduğunu söyleyen Erdoğan, iki ülke arasındaki bu örnek adımın süratle diğer ülkeleri de etkileyeceğini kaydetti. Erdoğan, "Ben kendi ülkemden Suriye'yi seyrettiğim zaman duygulanıyorum. Örneği Suudi Arabistan Kralı Abdullah Suriye'yi ziyaret ettiğinde duygulanıyorum, Beşşar Esad Suudi Arabistan'a gittiğinde duygulanıyorum. Aynı şekilde Lübnan Başbakanı Suriye'yi ziyaret ettiğinde duygulanıyorum, ama aynı şekilde Esad kardeşimin de Lübnan'a gidişini merakla bekliyorum." şeklinde konuştu. Erdoğan, "Bütün bu gelişmelerle birlikte bölgede birlik, beraberlik ve dayanışma bizi aydınlık yarınlara taşıyacaktır. Hep bunun hasreti içinde kaldık. Şimdi bunlar başarılıyor. Onun için önümüzde güzel günler var." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, ayrıca "Biz nasıl Suriye için Avrupa'ya, Karadeniz'e ve Kafkaslara açılan kapıysak en uzun sınıra sahip olduğumuz Suriye de bizim Ortadoğu'ya, Arap yarımadasına ve Körfez'e açılan en büyük kapımızdır." dedi. Erdoğan ardından Türk işadamlarını Suriye'ye, Suriyeli işadamlarını Türkiye'ye yatırıma çağırdı ve her türlü yardımı sağlamaya hazır olduklarını söyledi. Ayrıca iki ülkenin işadamlarını üçüncü ülkelere ortak yatırım yapmaya davet etti.

(CİHAN)





Fotoğraf: AA