Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, geçen hafta Sırbistan, Karadağ ve Makedonya vatandaşlarına vize muafiyeti getiren AB'nin bu ülkelerden istediği tüm teknik hazırlıkları Türkiye'nin de kısa sürede yerine getireceğini belirterek, AB'nin buna rağmen Türk vatandaşlarına vizesiz seyahati başlatmaması halinde "çifte standart" yapmış olacağını söyledi.

Türkiye'nin AB katılım müzakerelerinde çevre faslı, AB Konseyinde düzenlenen hükümetler arası katılım konferansıyla açıldı.

Katılım konferansında Davutoğlu, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu tarafından temsil edilen Türk tarafı, gündemde olmamasına rağmen AB'nin, katılım müzakerelerine henüz başlamayan 3 Balkan ülkesine vize muafiyeti getirdiğini hatırlatarak, AB ile çok daha ileri bir entegrasyon sürecinde bulunan Türkiye'ye de vizesiz dolaşım kolaylığı sunulması gereğine dikkat çekti.

Davutoğlu, katılım konferansının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında bir soru üzerine, "Türkiye'nin AB'nin Batı Balkanlar'a vize muafiyeti getirmesini desteklediğini" ve bunun Sırbistan, Karadağ ve Makedonya yanında Bosna Hersek ve Arnavutluk'u da kapsaması gerektiğini belirtti.

"Fakat Türkiye katılım müzakerelerini sürdürürken bu hakkın Türk vatandaşlarına da verilmemesinin hiçbir gerekçesi yoktur" diyen Davutoğlu, katılım müzakerelerinde bugüne dek 12 fasıl açan Türkiye'nin Batı Balkan ülkelerine kıyasla AB sürecinde çok daha ileri düzeyde bulunduğuna dikkat çekti ve şunları söyledi:

"Gerçekten AB'nin Schengen bölgesine vizesiz seyahat için ne tür teknik hazırlıklar istediğini bilmek istiyoruz. Geri kabul anlaşması istiyorlar. 'Evet' dedik, hazırlıkları devam ediyor. Birkaç ay içinde değil çok kısa sürede, 1-2 ay içinde buna hazır oluruz. Biyometrik pasaport gibi diğer teknik hazırlıkları ve diğerlerini, dost Batı Balkan ülkelerinin yerine getirdiği tüm kriterleri karşılamaya hazırız. Tüm bu kriterleri yerine getirdikten sonra AB'nin Türkiye'ye vizesiz seyahat politikasını uygulamaması için hiçbir mazeretinin kalmayacağını düşünüyoruz. (Buna rağmen Türk vatandaşlarına AB vizesi kalkmazsa) bunu çifte standart olarak değerlendireceğiz."

-BİLDT VE REHN-


İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ise katılım konferansında vize konusunu "gayri resmi" olarak ele aldıklarını belirterek, geri kabul anlaşmasının imzalanmasına ihtiyaç duyulan bu konuda gelecek süreçte ilerleme sağlanması beklentisini dile getirdi.

Bildt, AB'nin ilerleyen yıllarda Türk vatandaşlarına vize muafiyetini daha fazla gündemine alacağını ifade etti.

AB Genişleme Komiseri Olli Rehn ise 3 Batı Balkan ülkesine geçen hafta uygulanmaya başlayan vize muafiyeti için yapılan teknik hazırlıkları, bu ülkelerle geri kabul anlaşmalarının imzalanması yanında yaygın ve güvenilir biyometrik pasaport çıkarılması, sınır kontrolü sistemlerinin bütünüyle AB'ye entegrasyonu ile yolsuzlukla ve örgütlü suçlarla mücadele olarak sıraladı.

Rehn, "Uzun bir süre bu görevimde olmayabileceğim için AB Komisyonunu taahhüt altına sokamam. Ama umarım bu politikamız devam eder ve AB üyesi ülkeler, Batı Balkan ülkelerinden istedikleri kriterlerin aynısını Türkiye'den de isterler" dedi.

Edinilen bilgiye göre vize kolaylığı için AB ile "mali külfet paylaşımı" esasına dayalı geri kabul anlaşmasını imzalamaya hazır olan Türkiye, ilticacıların durumunu iyileştirecek bazı düzenlemeler yapmayı planlıyor.

Ankara, Batı Balkan ülkeleri örneğinde olduğu gibi vize kolaylığının ardından AB ile vizesiz seyahat müzakerelerini başlatmayı hedefliyor.

BAĞIŞ: TÜRKİYE'NİN KENDİ 26 KURUMU YANINDA 27 AB ÜYESİNİ ÇEVRE FASLININ AÇILMASI İÇİN İKNA EDEBİLMESİ BİR MUCİZEDİR

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, AB'nin stratejik karar aşamasına yaklaştığını belirterek, AB'nin "ya Türkiye'nin tüm artılarını görerek tek yanlı deklarasyonlarla ve yaklaşımlarla bu sürecin kötüye kullanılmasına izin vermeyeceğini ya da Türkiye'nin de istemediği şekilde tüm bu stratejik artıları gereksiz siyasi endişelere kurban edeceğini" söyledi.

Çevre faslının müzakerelere açılmasının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Davutoğlu, Kıbrıs Rum kesiminin Türkiye'nin katılım müzakerelerinde 6 faslı tek yanlı olarak engelleyeceğini açıklamasına sert tepki gösterdi.

"Bir üye ülkenin (Kıbrıs Rum kesimi) tek yanlı olarak yayımladığı, bazı fasılların tek yanlı olarak engelleneceği yönünde açıklama, bizi derin hayal kırıklığına uğrattı" diyen Davutoğlu, bu tür tek yanlı engelleyici adımların Türkiye'nin AB katılım müzakereleriyle ilgisiz konulardan kaynaklanmasının Türkiye'yi endişelendirdiğini anlattı.

Davutoğlu, Türkiye ve AB üyelerinin büyük çoğunluğunun, iki taraf arasındaki ilişkilerin stratejik öneminin farkında olduğunu vurguladı. Birkaç üye dışında AB'nin ezici çoğunluğunun, Türkiye'nin AB'nin küresel gücü ve etkinliğine ve küresel barışa yapacağı katkının da farkında olduğunu kaydeden Davutoğlu, "AB, bugün ya da yarın stratejik karar aşamasına gelecek, ya Türkiye'nin tüm artılarını görerek tek yanlı deklarasyonlarla ve yaklaşımlarla bu sürecin kötüye kullanılmasına izin vermeyecek ya da bizim de istemediğimiz şekilde tüm bu stratejik artıları gereksiz siyasi endişelere ya da bir üye ülkenin taleplerine kurban edecek" dedi.

Türkiye'nin, AB ile resmi olarak açılmasına engel olmayan fasılların bir an önce açılması için reformlarını kararlılıkla sürdüreceğini taahhüt eden Davutoğlu, resmi olarak ya da siyasi gerekçelerle açılması ya da kapanması askıda olan fasıllarda da sanki süreç işliyormuş gibi çalışmaya devam edeceklerini belirtti.

Davutoğlu, "Bundan sonra gerek Türkiye, gerek AB, birçok stratejik konuda işbirliğine devam edecek ve inşallah çok gecikmeden Türkiye'nin AB üyeliği gerçekleşecek" diye konuştu.

Türkiye'nin Kıbrıs'ta BM parametrelerine uygun çözümü desteklemeyi sürdüreceğini belirten Davutoğlu, çözüm için Türk tarafının bugüne dek gösterdiği "olağanüstü çabaların en kısa sürede karşılık bularak Doğu Akdeniz'de kalıcı istikrar ve barışa ulaşılmasını" istedi.

-EGEMEN BAĞIŞ-


Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış da, Türkiye'nin AB katılım müzakerelerinin iki taraf için "kazan-kazan" özelliği taşıdığını bElirterek, "çevre faslının açılmış olmasının Brüksel için beyaz Noel güvencesi anlamına geldiğini" söyledi.

Bağış, çevre faslının açılması için Türkiye'de 26 bakanlık ve devlet kurumunun hazırlık çalışmasına katkıda bulunduğunu anlatarak, "Bence dünya liderleri Kopenhag'da (BM iklim konferansında) ortak bir anlayış sağlayamazken, Türkiye'nin kendi 26 kurumu yanında 27 AB üyesini çevre faslının açılması için ikna edebilmesi bir mucizedir" dedi.

Türkiye'nin kamu alımları, rekabet politikası, gıda güvenliği ve veterinerlik, sosyal politika ve istihdam, enerji ile eğitim ve kültür başta olmak üzere diğer fasılların açılması için hazırlıklarını yoğunlaştırdığını belirten Bağış, AB'nin de bu fasılların açılması için üzerine düşeni yapmasını istedi.

Bağış, Türkiye'nin gerekli hazırlıkları yapabilmesi için, "açılış kriterleri konusunda AB üyelerinin henüz uzlaşma sağlamadığı 10 faslın bir an önce sonuçlandırılmasını" talep etti.

Türkiye'nin tüm sorumlulukları ve haklarıyla AB'ye "eşit üye" olarak girmeyi arzuladığını ifade eden Bağış, bunun için katılım müzakerelerinin başarıyla tamamlanması gerektiğini vurguladı.

-VEYSEL EROĞLU-

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu da Türkiye'nin çevre faslını müzakerelere açabilmek için çok önemli reformlar yaptığını belirterek, özellikle hava kirliliğiyle mücadelede çok önemli mesafe alındığını anlattı.

Türkiye'de bugün 116 noktadaki otomatik ölçüm istasyonlarıyla hava kalitesinin kontrol altında tutulduğunu söyleyen Eroğlu, kış mevsimine rağmen hava kalitesinin standartlara uygun olduğunu belirtti.

Türkiye'nin katı atıkların toplanması, su havzalarının korunması ve deniz temizliğinde de önemli adımlar atığını anlatan Eroğlu, "Şu anda Türkiye'de 300'den fazla plaj ve marinada mavi bayrak dalgalanmaktadır" dedi.

REHN: AB'NİN TÜRKİYE'Yİ ELE ALIŞ TARZI, CİDDİ BİR KÜRESEL OYUNCU HALİNE GELİP GELEMEYECEĞİNİN NİHAİ TESTİ OLACAK

AB Komisyonunun genişlemeden sorumlu üyesi Olli Rehn, AB'nin ciddi bir küresel oyuncu haline gelip gelemeyeceğinin Türkiye'ye davranış tarzıyla test edileceğini söyledi.

Çevre faslının müzakerelere açılmasının ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Rehn, Türkiye'nin AB sürecinde, aday ülke statüsünün verildiği 1999'dan katılım müzakerelerine kadar "çıkışlı" ve 2004-2005'ten bugüne dek "inişli" yılların yaşandığını anlattı.
"İnişli" yılların yakın geçmişte sona erdiğini ve artık istikrar sağlandığını belirten Rehn, "artık sağlam temellerle yükselişin tekrar başladığını" kaydetti.

Rehn, en başından itibaren sürecin inişli-çıkışlı olacağının bilindiğini, önemli olanın "stratejik yönelimin korunması ve Türkiye'nin temel özgürlükleri, hukukun üstünlüğünü ve diğer AB değerleri ve standartlarını güçlendirecek reformları kararlılıkla hayata geçirmek olduğunu" vurguladı.

AB açısından bakılırsa "küresel rolünü güçlendirme konusunda AB'nin ciddi olup olmadığının, öncelikle istikrar, barış, özgürlükler ve demokrasiyi aday ülke Türkiye dahil yakın coğrafyasına yaygınlaştırabilme yeteneğine bakılarak anlaşılacağını" kaydeden Rehn, "AB'nin Türkiye'yi ele alış tarzı, ciddi bir küresel oyuncu haline gelip gelemeyeceğinin nihai testi olacak" dedi.

Çevre faslının açılmış olmasının "Türkiye'nin AB treninin ilerlediğini gösterdiğini" belirten Rehn, son yıllarda çok büyük dönüşüm geçiren Türkiye'nin bugün, aday ülke statüsü aldığı 1999 yılından ya da müzakerelere başladığı dönemden çok daha farklı olduğunu ifade etti.

-CARL BILDT-


AB dönem başkanı İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ise Türkiye'nin katılım müzakerelerinin "daha talepkar" bir aşamaya ulaştığını belirterek, artık çok daha kapsamlı ve nitelikli reformlara ihtiyaç duyulduğunu kaydetti.

"Demokratik açılım"ın önemini vurgulayan Bildt, Anayasa Mahkemesinin DTP'yi kapatma kararının bazı endişelere neden olsa da Türkiye'nin AB reformlarını sürdürmeye devam edeceğine inandıklarını belirtti.

Bildt, AB kamuoyunda Türkiye konusundaki tartışma devam ederken, "Türkiye'nin katılım sürecinin stratejik öneminin gittikçe daha fazla anlaşıldığını" söyledi.

Avrupa Parlamentosunda (AP) da Türkiye tartışmasının devam ettiğini belirten Bildt, 10 Aralıkta kendisinin de katılımıyla AP Dış İlişkiler Komitesinde bu tartışmanın tekrar yaşandığını hatırlattı.

AP'de "sesleri yüksek çıkan azınlığın, çok büyük, çok farklı ve çok başka bir şey olduğu gerekçesiyle Türkiye'ye karşı çıktıklarını" anlatan Bildt, Başmüzakereci Egemen Bağış'ın "çok farklı bir şeyin adını koymasını" talep etmesi üzerine, "Bilmiyorum, fakat bunlar kesinlikle azınlıktalar. Sesleri yüksek çıkıyor, fakat azlar. Buna karşın AP'de Türkiye'ye çok geniş destek var" dedi.

Bildt, AB'nin çok daha iddialı bir birlik haline gelmesiyle üyeliğin 10-20 yıl öncesinden daha zorlu hale geldiğini, Türkiye'nin daha büyük kararlılıkla demokratikleşmeyi ve reformları sürdürmesinin bu sürecin geleceği açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Basın toplantısında Rehn ve Bildt'in Türkiye ve AB bayraklarını birleştiren rozetlerden takması dikkati çekti.

AA
Fotoğraflar: AA