ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Amerikalılar ve Amerikan demokrasisinde büyüyenler açısından,

"partilerin kapatılması ve liderlerine yasak getirilmesinin, demokrasi fikriyle bağdaşmadığını, bunun, hangi parti olursa olsun, demokrasinin gelişmesine katkıda bulunmayacağını" söyledi.

Wilson, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, DTP'nin kapatılmasının hem hukuki hem siyasi yönünün bulunduğunu söyledi.

Konunun yasal yönü hakkında birşey söyleyemeyeceğini belirten Wilson, "Ancak siyasi olarak, Amerikalılar ve ABD demokrasisinde büyüyenler için partilerin kapatılması ve liderlerine yasak getirilmesi, bizim demokrasi fikrimizle bağdaşmıyor. Bu hangi parti olursa olsun demokrasinin gelişmesine katkıda bulunmaz" dedi.

DTP milletvekillerinin yeni bir partiye geçmesi kararının, Türkiye'de son günlerde oluşan gerilimin azaltılması ile "demokratik açılım"ın devam etmesine yapıcı katkı sağlayabileceğini ifade eden Wilson, "demokratik açılım"ın devamıyla ilgili olarak şunları kaydetti:

"Umarım devam eder. Hükümet yetkililerinin ve diğerlerinin, Türkiye'nin kalkınması için yapıcı sözler sarf ettiğini düşünüyorum. Bu sözler, PKK teröristlerinin uzun süredir suistimal ettiği sorunları ele almada katkı sağlayabilir. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın (demokratik açılım) sürecinin devam edeceği yönünde güçlü mesaj vermesi olumlu"

Wilson, süreçte bu aşamada iki unsurun çok önem taşıdığını ifade ederek, bunları "sükunet için çağrıda bulunulması ve gerilimin azaltılmaya çalışılması ile 'demokratik açılım'a devam edilmesi" olarak sıraladı.

-"ERDOĞAN'IN ZİYARETİ ÇOK YAPICIYDI"-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretine değinen Wilson, ziyaretin, Türk-Amerikan ilişkilerini ilgilendiren her konu ile iki ülkenin bölgeye ilişkin ortak çıkarlar ve amaçlarının ele alınması açısından verimli olduğunu söyledi.

Wilson, Obama-Erdoğan görüşmenin uzun sürmesine dikkati çekerek, "ABD'nin bir müttefikinin liderinin Beyaz Saray'da 3,5 saat geçirmesi Türk-Amerikan ilişkileri açısından çok iyi" diye konuştu.

Türkiye ile ABD arasında Başkan Barack Obama döneminde dile getirilen "Model ortaklık" kavramını da değerlendiren Wilson, şunları kaydetti:

"Biz iki ülkeyiz, çok sayıda konuda, çok sayıda ortak çıkarı paylaşan iki ülkeyiz. Bu konuların bir çoğu hem Türkiye hem ABD dış politikasının gündeminde ilk sıralarda yer alıyor. Çok yakın istişare içindeyiz. Birlikte çalışmanın yollarını bulabilmek için çok yakın çalışma yürütüyoruz. Eğer bu model ortaklıksa bu çok iyi bir şey. 'Model ortaklık'la ne demek istediklerini daha iyi anlayabilmek için, bunu Obama yönetimi yetkililerine sormanız lazım"

-"EKSEN KAYMASI YOK"-


"Eksen kayması" tartışmalarına da değinen Wilson, bu yöndeki iddialara katılmadığını belirterek, Türkiye'nin İran ve Suriye konusunda attığı son adımları, Orta Doğu ülkeleriyle olan son dönemki karşılıklı ziyaretleri ve Ermeni açılımını hatırlatarak, "Bunlar temelde iyi şeyler, Türkiye'nin batı, AB ve NATO'ya yöneliminde bir eksilme olduğunun işareti değil" dedi.
ABD ve bir derecede Avrupa'daki spekülasyonların bir kısmının "takvim ve konjonktürün" bir ürünü olduğunu ifade eden Wilson, "Başbakan'ın Washington ziyareti, dikkatleri tekrar Türk-Amerikan ilişkilerine çevirdi. Türkiye son dönemde Bosna'da çok aktifti, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Atina'daydı. Bu ziyaretiyle, odağı Türkiye'nin Yunanistan'la olan ilişkilerine tekrar yöneltmeye çalıştı. Sonuçta takvim ve konjonktür işleri dengeliyor" diye konuştu.

-"TÜRKİYE ÇOK KARMAŞIK BİR ÜLKE"-


Wilson, Türkiye'nin batıdaki imajıyla ilgili bir soru üzerine de şunları kaydetti:
"Türkiye bir çok renkleri, bir çok yönleri içinde barındıran çok karmaşık bir ülke. Tarihinde şu anda zor bir dönemden geçiyor. Bazı yorumcular, kimlik konusuna, bir ulusun, kimliğinin ve karakterinin Türklerce yeniden incelenmesi konusuna yoğunlaşmış durumda. Bu da burada bazı izlenimlere yol açıyor.

Siyasetçilerin görevi, 'Türkiye'nin nereye gittiği, gelişmeler hakkında neyin iyi olup neyin iyi olmadığı konusunda fikir sahibi olmaktan öte, bölgesel ve küresel konularda, özellikle demokrasi, refah, istikrar ve barışla ilgili, bizim için önemli olan konularda nasıl işbirliği yapabiliriz' olmalı. Gördüğüm kadarıyla, Obama yönetimi de (Türkiye'ye bakışlarında) öncelikle buna odaklanmış durumda"

-"TÜRKİYE'NİN İRAN'A VERDİĞİ MESAJ AÇIK"-

İran konusunda da, Türkiye'nin birkaç yıldır İran'a verdiği mesajın çok açık olduğunu belirten Wilson, şunları söyledi:
"Türkiye bölgede nükleer silahların yayılmasını istemiyor. İran'ın uluslararası toplumla tam olarak entegre olmasını istiyor. Bunun için de Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu ile tam şeffaflık içinde olunması ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'nın hükümlerine uyulması gerektiği mesajını veriyor. Bu iyi bir mesaj. Türkiye, zaten birçok sorunla dolu olan bölgede İran'ın yaptıklarının işleri daha da derinden aksatabileceğinden endişeli olan hepimize yardımcı olmada iyi bir konumda."

Afganistan konusunda ise Obama'nın "ABD'nin bu ülkeye 30 bin yeni asker gönderme kararını alırken, müttefiklerinden de daha fazla katkı bekleme noktasında açık olduğunu" anımsatan Wilson, "Tabii ki her müttefik kendi kararını kendisi verecek. Türkiye'nin muharip asker gönderme konusunda kaygıları var. Türkiye, eğitim, hastane, okul yapımı, ekonomik kalkınma projeleri gibi, daha çok sivil alanlarda Afganistan'a çok katkısı olan bir ülke, daha fazlasını nasıl yapabileceğini büyük ihtimalle bulacaktır. Türk hükümetinin, diğer tüm müttefiklerimiz gibi Afganistan'daki çabaların başarılı olmasının öneminin farkında olduğuna eminim" dedi.

-"TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİNİN GELİŞMESİ, İKİ TARAFIN DA ÇIKARINA"-

Türk-İsrail ilişkilerinde son dönemde yaşanan "bir takım sorunlara" işaret eden Wilson, "Anadolu Kartalı Tatbikatı'nın uluslararası kısmının iptaliyle ilgili gelişmenin detayını bilmiyorum ama Türk-İsrail ilişkilerine olumlu bir etkisi olmadığı açık" diye konuştu.

Ancak son dönemlerde iki tarafın karşılıklı adımlar attığını ve karşılıklı temasların olduğunu belirten Wilson, bunların ilişkilerin düzeltilmesi ve yeni perspektif oluşturulması açısından önemli olduğunu bildirdi. Wilson, "Bu, Türkiye'nin de İsrail'in de çıkarında. Her iki hükümet de bunun farkında" dedi.

-"TÜRK-ERMENİ NORMALLEŞME SÜRECİNDEN UMUTLUYUM"-

Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşme sürecinden umutlu olduğunu beliren Wilson, her iki ülke liderinin de bu sürecin başlatılmasında cesur kararlar verdiğini söyledi.

Wilson, Başbakan Erdoğan ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan'ın süreçten geri adım atacaklarına yönelik hiçbir söz duymadığını ifade ederek, "Buraya kadar gelmişken şunu umuyorum ve bekliyorum ki; her iki taraf da bunu artık sonuna kadar götürecektir. Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi, Yukarı Karabağ barış sürecinde de büyük bir itici güç olacaktır. Kafkaslar'daki gerilimlerin azaltılmasına da aynı şekilde katkısı olacaktır" diye konuştu.
Büyükelçi Wilson, bu durumun Türkiye'nin Kafkaslar'daki çıkarlarına da uygun olduğunu kaydetti.

-"TÜRKİYE İLE İLGİLİ HER ŞEYİ ÖZLEDİM"-

Wilson, bir soru üzerine, Türkiye'de yaşadığı dönemi ve Türkiye'yle ilgili duygularını şöyle dile getirdi:
"Türkiye ile ilgili her şeyi özledim. Ailemle beraber Türkiye'de çok güzel zaman geçirdim. çok güzel arkadaşlıklar kurdum. Hem ülkeyi, hem ülke toplumunu, tarihini, kültürünü keşfetmekten çok mutlu olduk. Türkiye, ABD için çok önemli bir ülke. Üç yıl orada görev yapmanın ayrıcalığını yaşadım.

Irak'ın işgalinin ardından rayından çıkan ilişkileri yeniden rayına oturtmada ve Türkiye-ABD ilişkilerinin düzelmesinde 3 yıl merkezi rol üstlenmenin ayrıcalığını yaşadım. Tekrar Türkiye'ye gitmeyi çok isterim. Türkiye'deki gelişmeleri elimden geldiği kadar çok yakından takip ediyorum. Bir gün tekrar gitmeyi çok isterim, bunu yapacağıma da eminim."

Wilson, bir soru üzerine, "Türkiye'de nereye gidersem gideyim, insanların bana karşı gösterdiği sıcaklık beni çok etkiledi. Görev süremin bitmesine 6-7 ay kala, ailemle Trabzon'a gitmiştik. Uzungöl Yaylası'nda eşimle birlikte yürürken o sırada yanıma yaklaşan genç adam, 'Siz Ross Wilson değil misiniz?' diye sordu. Onun için yanıma gelip, 'merhaba' demesi bir anlam ifade ediyordu, bundan çok etkilendim" dedi.
Wilson, Türkiye'de yaşadığı "en üzgün anı" "Türkiye'den ayrıldığı an" olarak nitelendirdi.

AA