Alman düşünce kuruluşu Atlantik Toplumu, Türkiye'nin dış politikada "yönünü Doğu'ya çevirdiği" tezini reddederek, ABD ve AB'nin "Türkiye'nin artan etkisinin yarattığı fırsatları değerlendirmeleri" tavsiyesinde bulundu.
Merkezi Berlin'de bulunan Atlantik Toplumu'nun farklı alanlarda 10'dan fazla uzmana hazırlattığı analizde, "Türk dış politikasının Doğu'ya yöneldiği yorumu hatalıdır. ABD ve AB, Türkiye'nin artan etkisini kucaklamalıdır" denildi.

Atlantik Toplumu üyelerinin Türkiye'nin "önemi artmaya devam eden bir bölgesel oyuncu ve ABD ve AB'nin vazgeçilmez müttefiki" olduğu konusunda görüş birliğine vardığı belirtilen analizde, Türkiye'nin Orta Doğu'yla artan temaslarının "dış politikanın çeşitlendirilmesi" kapsamında değerlendirilmesi istendi.

Atlantik Toplumu'nun Türkiye analizinde, "Yenice kavuştuğu bölgesel oyuncu ve arabulucu özgüveniyle Ankara ne kadar değerli bir ortak olduğunu gösteriyor. Brüksel ve Washington, girift devletlerin asla tek jeopolitik yönelimi olmayacağını ve tartışılabilir her eylemi Batı'ya ihanet olarak değerlendirmenin ters tepeceğini aklından çıkarmamalı" ifadesi kullanıldı.

Mükemmel bir müttefik olmasa bile ABD ve AB'nin "saygı duyulan bir ortak olarak Türkiye'yi daha fazla kucaklaması" talep edilen analizde, İran-Türkiye ilişkileri şöyle değerlendirildi:

"Türkiye'nin İran'la ilişkilerine büyük şüpheyle yaklaşmak yerine, ABD ve özellikle AB, Türkiye ve İran'ın uzun süredir jeopolitik rakip olduğunu aklında bulundurmalı. Washington ve Brüksel, Türk-İran diplomatik bağlantılarının, dünyanın ikinci büyük doğalgaz rezervlerine erişim imkanı ve Batı'yla İran arasındaki gergin ilişkilerin rahatlatılması gibi faydalarına odaklanmalı."

AB'nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmede Türkiye'nin kilit konumda bulunduğu vurgulanan analizde, doğal gazla Rusya'ya bağımlılığı azaltacak Nabucco projesinin önündeki mevcut engeller Ankara'nın hayati rolüyle ortadan kaldırılarak, projenin hayata geçirilebileceği ifade edildi.

ABD'ye de Afganistan, Pakistan ve Irak'ta Türkiye ile işbirliğini artırma tavsiyesinde bulunan Atlantik Toplumu, bu sorunlu bölgelerde istikrar sağlanmasının her iki tarafın çıkarına olduğunu bildirdi.

-"AB, TÜRKİYE'NİN KATILIM SÜRECİNE BAĞLILIĞINI BİLDİRMELİ"-


Alman düşünce kuruluşu, katılım sürecindeki belirsizlik nedeniyle reform yorgunluğunda bulunan Türkiye'yi etkileme gücünü kaybetmeye devam eden AB'nin, "Türkiye'nin katılım sürecine bağlılığını bildirmesi gerektiğini" vurguladı.

Analizde, Türkiye'nin üyelik süreci kapsamında AB'ye şu tavsiyelerde bulunuldu:

"-Kıbrıs'ın birleştirilmesinde aktif bir tutum belirle: Anlaşmazlığın çözülmesini önkoşul yapmadan Rum kesiminin üye olmasına izin veren AB, Rumların ikili anlaşmazlıklarda kendi çıkarları için veto güçlerini kullanabileceklerini çok iyi bildiği halde, Ankara için AB üyeliğini gerçekleşmesi imkansız bir hayal haline getirdi. Kıbrıslı Rumlarla anlaşmazlığın çözülmesi, Türkiye'nin NATO'da Kıbrıs Rum kesimine veto uygulamasını durduracağından AB-NATO ilişkilerinin de geliştirilmesine hizmet edecektir.

-Türkiye'nin katılımına karşı çıkan kamuoyunu ikna et: AB'de Türkiye'nin üyeliğine olumsuz bakan kamuoyu, yapıcı işbirliğine fren vazifesi görüyor. Bu nedenle algılamaları değiştirmek için yeni atanan AB Konseyi Başkanı'nın ofisinden başlayacak agresif bir kampanyaya ihtiyaç var. Bu sayede Avrupa'daki Türk göçmenler de daha çok anlayış ve kabul görecektir. AB'nin, güçlü ve net bir insan hakları çizgisi gösterirken dini ayrılıkların ötesine geçecek çok kültürlü kimlik inşasına tüm kalbiyle bağlılığına ihtiyaç duyulmaktadır."

AA