Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye bu süreci tamamlamak, hem de başarıyla tamamlamak zorundadır, biz buna inanıyoruz. Partim ve hükümetim, bu süreci cesaretle nihayete erdirmek konusunda kararlıdır ve tüm engellemelere, tüm tahriklere rağmen yolumuzda yürüyoruz. Çünkü bunun neticeye varması şart'' dedi.

Erdoğan, ''Basın, tarihinin en özgür dönemlerinden birini yaşamaktadır. Ancak, bünyesinde bazı gazete ve televizyonların da mevcut olduğu bir holdingin, vergiden dolayı aldığı ceza, çarpıtılarak basın özgürlüğüne darbe gibi yansıtılmaya çalışılması düşündürücüdür'' diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'nun (GMF) Park Hyatt Oteli'nde düzenlediği toplantıda yaptığı konuşmada, Milli Birlik ve Kardeşlik Süreci ile ilgili bilgi verdi.

Erdoğan, ''Türkiye bu süreci tamamlamak, hem de başarıyla tamamlamak zorundadır, biz buna inanıyoruz. Partim ve hükümetim, bu süreci cesaretle nihayete erdirmek konusunda kararlıdır ve tüm engellemelere, tüm tahriklere rağmen yolumuzda yürüyoruz. Çünkü bunun neticeye varması şart'' dedi.

Yaptığı konuşmada basın özgürlüğü konusuna da değinen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Son günlerde, Türkiye?deki basın özgürlüğü başta ABD olmak üzere çeşitli çevrelerde tartışma konusu yapılıyor. Burada bazı gerçekleri sizlerle paylaşmak isterim.

Türkiye, tarihinin en büyük demokratik açılımlarını bizim dönemimizde gerçekleştirmiş, ifade özgürlüğü en geniş anlamıyla bu dönemde hayata geçmiştir. Yasakların kalktığı bir dönemdir bizim dönemimiz. Basın, tarihinin en özgür dönemlerinden birini yaşamaktadır. Biz bunu da yeterli görmüyoruz ve mevcut engelleri de ortadan kaldırmanın mücadelesini veriyoruz.

Ancak, bünyesinde bazı gazete ve televizyonların da mevcut olduğu bir holdingin, vergiden dolayı aldığı ceza, çarpıtılarak basın özgürlüğüne darbe gibi yansıtılmaya çalışılması düşündürücüdür.

Kesilen vergi cezası, tamamen kanunlarımız çerçevesinde kesilmiştir. Kesen devletin Maliye Bakanlığı'dır.

Vergi cezasının basını kontrol altına alma çabasıyla uzaktan, yakından asla ve asla ilgisi yoktur, olamaz.

Vergi konusunda biz aslında ABD?nin hassasiyetini çok iyi biliyoruz. Yaşanmış tecrübeleri de çok iyi biliyoruz. Buradaki uygulamaları da, tarihinde çok iyi biliyoruz. Vergi konusunda hiç kimseye imtiyaz tanınmadığını da çok iyi biliyoruz. Kanunlar karşısında hiç kimse ayrıcalıklı bir konumda olamaz.

Vergi cezasını basın özgürlüğüyle birlikte anmak son derece yanlıştır, bunun çeşitli çevrelerde yanlış propagandasını yapmak da yine aynı derecede hatalıdır.''

-''(İKTİDARLARI BASIN GETİRİR, BASIN GÖTÜRÜR) MANTIĞI...''-


Başbakan Erdoğan, Türkiye?de 7 yıl önce gazetelerin ne tür baskılar altında olduğunu bilenlerin bildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
'' Ben de gayet iyi bilirim. Bir çok konu konuşulamıyor, yazılamıyor, çizilemiyordu? Değişik baskı grupları Basın üzerinde adeta Demokles'in kılıcı gibi duruyordu. Aynen, herkesin dilinde olan şuydu: 'İktidarları basın getirir, basın götürür' Mantık buydu, anlayış buydu. Ama bugün basın, bir kez daha tekrar ediyorum, Türkiye?de tarihinin en özgür döneminden geçmektedir ve inanıyorum ki daha da özgürleşecektir. Ama bu özgürlüğü eğer siyasi iktidarlara hakaret olarak telakki ediyorlarsa, tanımlıyorlarsa tabii ki buna örneğin mağduru olan bir kişi olarak Tayyip Erdoğan'ın eyvallah etmesi mümkün değildir. Eleştiriye sonuna kadar açığız ama hakaret edilince buna tahammül etmek mümkün değil. Ve bu konuda herkesin şöyle bir kendisini ayna karşısında düzenlemesi lazım. Buna bakmamız lazım.'

WASHİNGTON (A.A) - Adem Kadam ve Deniz Arslan

Fotoğraflar: AA