Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ''Orta Doğu'da da daha önce nasıl ki İsrail ile Suriye arasında bizler bir dolaylı arabuluculuk yaptıysak bundan sonrada bunu yine yapabiliriz.
Burada herhangi bir ön kabulümüz yok, ön yargımız yok. Aynı şekilde İsrail-Filistin arasında da eğer taraflar böyle bir talepte bulunursa orada da böyle bir arabuluculuk görevine Türkiye olarak girebiliriz. Buna da hazır olduğumuzu kendilerine söyledik'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama ile görüşmenin ardından Willard İntercontinental Oteli'nde yaptığı basın toplantısında, açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Erdoğan, Irak'a yönelik bir soru üzerine, şunları söyledi:

''Diplomasi yoluyla çözmek bu konuda bizim aracı olmamız mümkün her zaman 'Biz buna varız' dedik. Irak'ta da malum 2011 Amerika'nın açıkladığı bir hedef. 2011 yılı sonuna yönelik müşterek atabileceğimiz adımlar olabilir. Ve bu müşterek atabileceğimiz adımlarda da biz hepsine varız. Bu Irak'ın yapılaşmasından tutunuz, bakın şimdi dün orada yasa geçti, geçti ama bu henüz yeterli değil. Yani yasaların geçmesi herşeyi halletmiyor. Ondan sonra o çok daha farklı bazı durumları da meydana getiriyor. Acaba sağlıklı bir seçim olabilecek mi, olmayacak mı? Bunun endişeleri var. Biz Türkiye olarak orada bütün etnik unsurlarla, dini gruplarla hepsiyle irtibatı olan bir ülkeyiz. Bu konuda ciddi bir deneyimimiz, kazanımımız var. Bunu Irak'ın geleceği için, bir barış toplumu olarak bunu değerlendirebiliriz. Ve Kerkük'ün özel statüye kazandırılmasını biz de önemsiyoruz. Bunu aynı şekilde Amerika'da önemsiyor. Burada Kerkük'ün özel statüye kavuşturulmasında Irak'ta sıkıntısı olan gruplar da var. 'Hayır özel statüye kavuşturulması lazım' diyen ağırlıklı gruplar da var. Onun için bunun bir yolunu bulmamız lazım. Ortasını bulmamız lazım. Bunu çözmek suretiyle de bir Iraklılık bilincinin Irak'ta yerleştirmenin faydalı olduğuna inanıyoruz.''

Erdoğan, ''Orta Doğu'da da daha önce nasıl ki İsrail ile Suriye arasında bizler bir dolaylı arabuluculuk yaptıysak bundan sonra da bunu yine yapabiliriz. Burada herhangi bir ön kabulümüz yok, ön yargımız yok. Aynı şekilde İsrail-Filistin arasında da eğer taraflar böyle bir talepte bulunursa orada da böyle bir arabuluculuk görevine Türkiye olarak girebiliriz. Buna da hazır olduğumuzu kendilerine söyledik'' diye konuştu.

Erdoğan, ''Türkiye-Ermenistan sorununun çözümü için Dağlık Karabağ sorununun ön koşul teşkil etmediğini'' söylediğinin hatırlatılması ancak bunun tersi ifadeler olması nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti'yle Ermenistan'ın imzaladığı protokoldeki görüşlerinin değişiklik gösterip göstermediğine dair bir soru üzerine şunları söyledi:

''Tabii anlaşmanın içerisinde herhangi bir ön şart söz konusu değil ama Parlamento'ya gitmesi tabii şart. Parlamento'dan zaten geçmesi gerekiyor. Ama burada Parlamento buna hangi şartlarda müsaade eder, etmez bunu kalkıp da siyasi irade olarak bizler belirleyemeyiz. Öyle şeyler, gelişmeler oluyor ki... İşte 1 Mart tezkeresinde benim kendi parti grubumun ciddi bir kısmı buna olumsuz yaklaştı. Aynı şekilde daha farklı olaylarda da bakıyorsun bir anda iktidarıyla muhalefetiyle bu konuda rahatlıkla ittifak edebiliyorlar. Tabii bu konu da Türkiye için, Türkiye Parlamentosu için çok hassas bir konu. Ve burada gizli oylamayla çıkacak olan bir neticede kalkıp da sizler orada neticeyi belirleyici olamazsınız. Bu işe müdahil de olamazsınız. Onun için komisyondan gelecek netice, Genel kuruldan çıkacak olan netice bizim tasarrufumuzda değil. Bunu komisyonun gündemine almasını bile belirleyemeyiz. Aynı şekilde genel kurulda yine öyle. Şu anda birkaç yıl öncesinden olup daha sonra gündemden düşen nice kanun tasarıları var. Bunlar demokratik parlamenter sistemin özellikleri. Bu sadece bizde böyle değil, Amerika'da da böyle. Ama biz samimiyetimizle hemen hükümet olarak verdiğimiz sözü tuttuk ve parlamentoya bunu gönderdik. Şimdi parlamentodaki süreci takip ediyoruz. Takip etmek durumundayız. Yani bu sözümüzün gereğidir, sözümüzün gereğini de böylece yerine getiriyoruz.''

Erdoğan, bir gazetecinin ''Türk Ceza Kanunu'nda bazı ifadelerin Türklüğe hakaret olarak algılanmasını ve bu şekilde cezalandırılmasını öngörmekte, bu noktada bir tarafsızlık ihlali değil mi Türkiye'deki etnik kökene göre vatandaşlar arasında?'' şeklindeki sorusu üzerine, Erdoğan, ''Bizim bu madde artık değişiklikten sonra Adalet Bakanlığının iznine tabi olmuştur. Ve şu anda bununla ilgili olarak da Adalet Bakanlığımızın bu maddeyle ilgili söylüyorum, bu konuyla ilgili değil. 8 kişiye bu konuda izin vermiştir. Bunun dışında verilmiş olan herhangi bir izin söz konusu değildir. Böyle bir süreç yok tamamen Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır'' dedi.

''Ermeni kararının gündeme gelmesi, Türkiye ile Ermenistan arasındaki uzlaşmayı hızlandırmayacak mı?'' sorusunu da Erdoğan şöyle yanıtladı:

''Tabii ki yer aldı ve görüşmelerimizi konuyla ilgili yaptık. Ve 'Türkiye-Ermenistan normalizasyon sürecini gündemden düşürmek için neler yapabiliriz' dedik. Bunun için de Minsk Üçlüsü'nün üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım. Bu süreci sıkıştırması lazım. Bir an önce burada bir neticeye varmamız lazım. Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki liderlerin yaptığı görüşmelere bu üçlünün vereceği destek ve bu süreci hızlandırmak, orada bir an önce neticeye varmak... O zaman Azerbaycan-Ermenistan sorununu da çözer, Türkiye Ermenistan sürecini de kesinlikle hızlandırır. Ve bu işi de böylece süratlice bitiririz.''

Erdoğan, ''Demokratik açılım konusunu görüştüğünüzü belirttiniz. Bu konuda Amerikan tarafının da bazı konularda destek olacağından söz ettiniz. Demokratik açılımda ABD ne şekilde destek olacak? Kuzey Irak konusunda 4'lü veya 5'li görüşmeler yapılacağından söz ediliyor. Bu konu gündeme geldi mi?'' sorusu üzerine ''Bunların hepsini üçlü mekanizmanın içinde yürütüyoruz. Bunların hepsi üçlü mekanizma içinde var, ABD, Türkiye ve Irak yönetimi'' dedi.

Aynı gazetecinin ''Yani Kuzey Irak Kürt yönetimi yok?'' sorusuna Erdoğan, ''Hayır, yok. O, Irak yönetimi içinde geliyor zaten, ayrı değil'' yanıtını verdi.

Erdoğan, ''Terörle mücadelede gerekli destek... Onu söylüyorum, Demokratik Açılım sürecinin içinde ne var? Öncelikli olarak terörle mücadele sorunu var. Bunun da tabii içerdeki boyutu var, dışardaki boyutu var. Dışardaki boyutta özellikle son dönemde ABD'nin 3 teröristi uyuşturucuyla ilgili olarak listeye almış olması önemli bir adımdı. Ve bu mücadelede aynı kararlılıkla devam edeceğini, bu süreci hatta artırarak devam ettireceklerini de belirttiler'' diye konuştu.

''TÜRKİYE BATI'YA BAKARKEN DOĞU'YU KAYBETMEMELİ, DOĞU'YA BAKARKEN BATI'YI KAYBETMEMELİ”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Eksen kayması gibi bir durumumuz Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin veya Türkiye'nin söz konusu değil. Türkiye'de dere yatağında akıyor, su yatağında akıyor. Biz, tam manasıyla normalleşme sürecini yaşıyoruz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ''Türkiye, batıya bakarken doğuyu kaybetmemeli, doğuya bakarken batıyı kaybetmemeli. Kuzeye bakarken güneyi, güneye bakarken kuzeyi kaybetmemelidir. Türkiye dünyanın her yönüne bakabilecek bir güce, kabiliyete sahip'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama ile görüşmenin ardından Willard İntercontinental Oteli'nde yaptığı basın toplantısında, açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

Erdoğan, ''Türkiye'nin, NATO'daki pozisyonunun daha da güçlendirilmesi... Bize verilen sözler var demiştiniz. Bunu biraz açar mısınız? Rasmussen'in genel sekreterliği sürecinde verilen sözlerle mi ilgilidir Türkiye'nin NATO'daki pozisyonunun güçlendirilmesi? Bir de Sayın Obama ve Bush döneminde iki farklı tanımlamadan bahsediliyordu, Türkiye-ABD ilişkileri bağlamında. Bush döneminde stratejik ortaklık ifadesi kullanılıyordu, Obama döneminde model ortaklığa geçildi. Siz de bunun içeriğinin doldurulmasından bahsediyorsunuz. Bu ikisi arasındaki farkı anlatabilir misiniz?'' sorusu üzerine şunları söyledi:

''Rasmussen'in gelişiyle alakalı genel Sekreterliğe atanmasında tabii, kendilerinden orada 6 maddelik bir söz almıştık. Ve bu konuda adımların bir an önce atılmasını istiyoruz. Bu sürecin hızlandırılmaya yönelik de kendilerinden bugün teyit edici sözü almış olduk. Olay bu... Yani Türkiye'nin NATO içindeki konumunun, yerinin güçlendirilmesi.

Sayın Bush, Sayın Obama dönemindeki bu stratejik ortaklık yine yerini koruyor. Zaten literatüre oturmuş olan uluslararası bir kavram olarak stratejik ortaklık var. Ve Türkiye-ABD arasında bu ortaklık devam ediyor. Model ortaklık kavramı ise şu anda ağırlıklı ekonomik alanda atılmış olan bir başlıktır. Ve bunun içini nasıl dolduracağımızı konuşuyoruz. Bununla ilgili arkadaşlarımızı görevlendirdik. Her iki tarafta bu çalışma yürütülüyor. Bizim komşu ülkelerle attığımız son dönemdeki adımlar var. Yüksek düzeyli iş konseyleri, yüksek düzeyli stratejik iş birliği konseyleri var. Farklı farklı attığımız adımlar var. Bu da yine bunun farklı, Sayın Başkanın bizi ziyaretinde ortaya koyduğu bir başlıktı. Ve şimdi bunun içini nasıl dolduracağımızı konuşuyoruz. Nitekim Başbakan Yardımcımız da şu anda muhataplarıyla görüşme için bir aradalar, görüşüyorlar. Bugün ilk adımı atıyoruz.''

AFGANİSTAN'A ASKER GÖNDERİLMESİ

Başbakan Erdoğan, bir gazetecinin ''Afganistan konusunda Sayın Obama'nın verdiği ek asker gönderme talebiyle siyasi geleceğini riske soktuğu ABD'de konuşuluyor. NATO üyelerinin de mutlaka asker göndermesi konusunda ısrarlı olacağı konuşulan konular arasında. Siz eğitim konusunda destekte bulunabileceğimizi söylediniz. Bu teklifi Obama nasıl karşıladı, bu teklif ABD'nin beklentilerini karşıladı mı? Bu eğitimin savaşın olduğu bölgelerde yapılması gibi bir talep var mı?'' sorusunu şöyle yanıtladı:

''Hayır, böyle bir taleple karşılaşmadık. Biz askeri noktada da böyle bir talep gelmeden askerini 1750'nin üzerine çıkarmış olan bir ülkeyiz. 3. kez komutayı alıyoruz. Ve bunun yanında eğitimde bir artı değer bu sürece katıyoruz. Eğitimde 2 taburun biri Türkiye'de biri Afganistan'da olmak üzere eğitime alınması, tabii Afganistan ulusal ordusunun teşekkülünde çok önemli bir rol oynayacak. Bugüne kadar da zaten çok ciddi rakamlarda eğitim verdiğimiz Afgan askeri var. Bunun yanında bir de Afgan polisiyle ilgili eğitim verelim diyoruz. Bu konuyla da ilgili hazırlıklarımızı yaptık. Kendileri Afganistan'da çalışmayı yapıp böyle bir talepte bulunmaları halinde aynı şekilde polisi de eğitime alacağız.

Ve bizim daha çok tabii şu anda askerimizin bulunduğu yerler belli. Aynı yerdedir. Yani savaşın içinde olan bir konumda değiliz, merkezdeyiz. Ve burada şu anda özellikle PRT çalışmalarını daha çok güvence altına alan bir yapıya sahibiz. Kaldı ki, Afgan halkıyla da olan münasebetimiz bellidir. Bu iki taburun eğitimi noktasında da süre itibariyle 2 ayda bir bu taburların eğitimi gerçekleşebiliyor. Bunu da yıla vurduğumuz zaman demek ki, yıl içinde 12 taburu eğitebilecek durumdayız. Tabii, bu ulusal ordunun gelişmesine çok büyük katkı oluşturur.''

Erdoğan, ''Şu anda yaptığınız değerlendirmelerin dışında ikili görüşmelerin özel bir çerçevesi var mı? Son zamanda özellikle Türkiye'de dış basında doğu-batı anlamında bir eksen kayması tartılışılıyor. O konuda birşey ifade ettiler mi? AB perspektifi açısından Sayın Bakan yanınızda oturuyor, kendisi müzakereleri yürütmekte kendi. AB konusunda yeni bir destek aldınız mı?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Özelin içindeki geneli sizlerle paylaştım. Eksen kayması gibi bir durumumuz Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin veya Türkiye'nin söz konusu değil. Türkiye'de dere yatağında akıyor, su yatağında akıyor. Biz tam manasıyla normalleşme sürecini yaşıyoruz. Yani Türkiye, batıya bakarken doğuyu kaybetmemeli, doğuya bakarken batıyı kaybetmemeli. Kuzeye bakarken güneyi, güneye bakarken kuzeyi kaybetmemelidir. Türkiye, dünyanın her yönüne bakabilecek bir güce, kabiliyete sahip. Ve tam manasıyla bir normalleşme süreci içerisinde güçlenen büyüyen bir Türkiye var. Onun için de özellikle gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen bir ülke diye ülkemizi tanımlıyoruz.''

Erdoğan, AB sürecine destekte de herhangi bir sıkıntının olmadığını da kaydetti.

Erdoğan ''bugünkü saldırının ardından Demokratik açılım sürecine ilişkin eleştiriler de oldu Türkiye'de. Demokratik açılım süreci açısından bugünkü eleştirilerin nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna ise şu karşılığı verdi:

''Biz, tabii başından itibaren bu milli birlik ve kardeşlik projesini ülkemizde provoke etmek isteyenlerin olabileceğini hep söyledik. Yani bunlar ne yazık ki bunun şu anda bazı örnekleridir. Bakın ben, cumartesi günü bir açılış töreninde Serap kızımızla alakalı bir açıklamada bulunmuştum. Son zamanlarda bu çocukların ellerine molotof kokteylileri vermek suretiyle otobüslerin molotofkokteylilerine hedef edilmeleri, çeşitli iş yerlerinin çocuklar vasıtasıyla molotofkokteylilerle maalesef zarara ziyana uğratılmaları bunları anlatmıştık. Ve bunlara verilen cezalarla ilgili, bunları adeta suçsuz gibi gösterme gayretlerine yönelik... Peki, bunu böyle konuşuyorsunuz da 17 yaşındaki Serap kızımız molotofkokteylinin atıldığı bir otobüste yandı ve şu anda yoğun bakımda buna karşı ne diyeceksiniz? dedik. Tabii bunlar medya organlarında da yer aldı.

Ve maalesef aldığımız bugün burada aldığımız habere göre, yavrumuzu kaybettik. Babasıyla telefonda görüştüm. Annesi de ayrıca hastanede yatıyor. Oda o durumdaydı. Şimdi yani burada bir tarafı savunanlar öbür tarafta kesinlikle mağdur olanı, hiçbir günahı olmayan otobüste yolculuk ediyor... Ama dışardan molotofkokteyli atılıyor. Kim atıyor bunu? Çocuk atıyor. Peki o çocuğa o molotofkokteyli veren kim veya o çocuk o kabiliyete ulaşmışsa nasıl ulaşmış? 16 yaşında, 17 yaşında... 16 yaşında olup da Anadolu'da takır takır silahı kullanan var. Ne olacak şimdi yaşı 16? Ama biz, çocuk mahkemeleri kurulsun diye adımları attık. Ama bu son gelişmeler iyice düşündürücü.

Tabii ben, şehit haberleri vermeyin noktasında değilim. Vermeyin demiyorum ama terör örgütünün sokaklara sürdüğü kişiler öbür taraftan onların propaganda eylemlerini sürekli olarak görmeyin demek istiyorum. Arşiv bilgileriyle desteklemek, güçlendirmek... Ülke sanki yanıyor göstermek...Tabii halkta bu farklı bir hava, atmosfer oluşturuyor. Buna karşı ortak bir tedbirimizin olması lazım. Bunu da en iyi biz sizlerle beraber başaracağız, bu süreci götüreceğiz. Terör örgütünün en önemli hedefi propagandasını yaptırmaktır. Bunu neyle yapacak? Parasız, pulsuz, hiçbirşey vermeden yazılı ve görsel medyamız vasıtasıyla yaptırabiliyor. Buna fırsat vermeyelim. Olay bu.''

Haber: AA

Fotograflar: AA