Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ''Kıbrıs'tan asker çekmek diye bir şey söz konusu değil, böyle bir şey olamaz, düşünülemez. Bu teklifi bize getirenler önce bu teklifi Güney'e getirsinler'' dedi.
Başbakan Erdoğan, ABD Başkanı Obama ile görüşmenin ardından Willard İntercontinental Oteli'nde yaptığı basın toplantısında, Başkan Obama ile başbaşa ve heyetler arası görüşmeler, daha sonrasındaki heyetler arası çalışma yemeğinin ''gerçekten karşılıklı samimiyet ve özgüvene dayalı bir şekilde gerçekleştiğini'' ifade etti.

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Öncelikle Sayın Obama'nın Türkiye ziyaretinde ifade ettiği gibi model ortaklık kapsamında ikili ilişkilerimizin bundan sonraki sürecine yönelik ne gibi adımlar atabileceğimizi görüşme fırsatımız oldu. Tabii bunun içinde ekonomik ilişkilerimiz başta olmak üzere, bilimde, ileri teknolojide, askeri ve siyasi alanlarda neler yapabileceğimizi görüştük ve geleceğe yönelik Amerika tarafı iki üst düzey elemanını görevlendirirken bizler de Türkiye tarafı olarak Başbakan Yardımcımız Ali Babacan Bey ve Dış Ticaretten ve Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanımız Zafer Çağlayan Beyi görevlendirdik. Şu anda da kendileri görüşme halindeler ve bundan sonraki sürece yönelik daha kararlı bir adım atalım, örneğin; nitelikli endüstri bölgeleri gibi birçok askeri alanda atabileceğimiz araç gereç noktasındaki çalışmalarımız olsun, dış ticaretteki performansı daha da artırmaya yönelik adımları görüşecekler.''

Terörle mücadeleye yönelik konuları da ele aldıklarını belirten Erdoğan şunları söyledi:

''Tabii bundan sonraki diğer görüştüğümüz en önemli alan terörizme yönelik ortak mücadelemiz aynen 5 Kasım 2007'deki Oval Ofis'teki kararlılık ne ise 'Amerika, Türkiye ve Irak'ın bölücü terör örgütü ortak düşmanıdır' anlayışını aynı şekilde bugün de pekiştirdik. Bundan sonraki süreçte bu devamlılık, süreklilik ile birlikte aynen devam edecektir. Bu da burada teyit edildi. Ve neler yapmamız gerekiyorsa bunları Kuzey Irak'ta olsun, uluslararası platformda olsun birlikte yine anlık istihbarat paylaşımı ile birlikte diğer konularda da sürdüreceğimizi teyit ettik.''

İRAN VE AFGANİSTAN

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle devam etti:

''Bir diğer önemli konu; özellikle Irak'taki gelişmeler. İran'daki nükleer program, Afganistan ile ilgili gelişmeler bunların üzerinde yoğun bir şekilde durduk ve Afganistan'da özellikle Türkiye'nin eğitim noktasında şu ana kadar Türkiye'de verilmiş olan desteği, bundan böyle ikinci bir etabı da hem Türkiye'de hem de Afganistan'da kurulabilecek bir merkezle bu eğitimin verilebileceği noktasında kendilerine teklifimizi sunduk. Yani bir tabur Türkiye'de eğitiliyorsa Afgan Ulusal Ordusu ile ilgili olarak bir tabur da aynı şekilde Afganistan'da eğitilebilir.''

SORULAR

Erdoğan, bir gazetecinin, ''Son olaylar nedeniyle gezinizi kısa kesmeyi düşünüyor musunuz? Yoksa devam edecek misiniz?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Bu son olaylar sebebiyle yani bizim geri dönmek gibi henüz oturup bir değerlendirme yapmamız söz konusu olmadı. Zaten şu anda toplantıdan çıkıp geldim. Fakat şu anda geri dönmeyi şahsen kişisel olarak düşünmüyorum. Arkadaşlarımla gerekli görüşmeleri yaptım onlar da gerekli çalışmaları yaptılar, değerlendirmeleri yaptılar. Çünkü bizler de buradan malum 10 yıl aradan sonra ilk defa bir Meksika ziyaretimiz olacak. Yarın burada yapılacak olan programlarımız var dolayısıyla şu anda programda bir değişiklik öngörmüyoruz.''

Başbakan Erdoğan, ''Amerika Kandil'in boşaltılması konusunda bir adım atacak mı? Somut bir adım atacak mı? Böyle bir şey istediniz mi? Kendileri buna ne yanıt verdi. Amerika'nın Afganistan konusunda Türk muharip asker beklentisi sürüyor mu yoksa bir uzlaşıya varıldı mı?'' şeklindeki sorular üzerine şunları söyledi:

''Kandil noktasında böyle bir konumu biz şu anda zaten kendimiz başından itibaren sürdürdük. Bundan sonraki süreçte de ancak istihbarat paylaşımı hususundaki birlikteliğimizi aynen devam ettireceğiz. Yeni bir şey olarak da gerekli olan farklı bazı destekleri kendileri verebileceklerini söylediler, ama müşterek bir çalışma bunun dışında aramızda konuşmuş değiliz. bu süreçte böyle.

Afganistan'la ilgili bu muharip güçteki sayı konusunda böyle bir talep daha NATO'dan ifade edilmeden, Amerika'dan böyle birşey ifade edilmeden önce zaten biz atacağımız adımı attık malum. Oradaki sayımızı neredeyse 1 kattan daha fazla artırmak suretiyle 1750 civarında bir askere oradaki gücümüzü ulaştırdık artı eğitim gücümüz var. Ve yine bir artı çalışmamız orada polise yönelik. Afganistan polisini oluşturmaya yönelik de ayrıca bir mutabakat sağlanırsa bunu da yapabileceğimizi söyledik.''

Başbakan Erdoğan, ''Kıbrıs konusunda yapılan yorumlarda Türkiye'nin Kıbrıs'tan asker çekmesi ve hatta Kıbrıs'tan çektiği askerleri Afganistan'a göndermesi gibi konulardan da bahsediliyor. Böyle bir konu gündemde var mı yok mu?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Kıbrıs'tan asker çekme konusu, bunların hepsi magazin haberi diyebilirim. Kıbrıs'tan asker çekmek diye bir şey söz konusu değil, böyle bir şey olamaz, düşünülemez. Bu teklifi bize getirenler önce bu teklifi Güney'e getirsinler. Annan Planı'nda bunların hepsini uzun uzadıya konuştuk, belli bir yere bağladık. Uydular mı? Sadık kaldılar mı? Yok. Öyleyse askerimiz orada aynen görevinin başında.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ''Bölgemizde bizler bir nükleer silahın herhangi bir ülkede olmasına sıcak bakmıyoruz ve var olanlarından bundan arındırılmasını istiyoruz'' dedi.

Erdoğan, ''Bu, bizim şu ana kadar tezimiz. ama barışçıl amaçlı olarak nükleer enerji konusunda Amerika da zaten bunu paylaşıyor, 'Buna kimsenin de herhangi bir olumsuz yaklaşma hakkı yoktur' diyor''

Bir gazetecinin, ''İlk defa daha ziyade küresel konuların ağırlıklı olduğu bir gündemle Washington'a geldiniz. Sizin görüşmeniz öncesinde Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada özellikle Afganistan, İran ve Orta Doğu konusunda ortak bir strateji belirleneceği söylenmişti. Böyle bir strateji belirlendi mi? Bunlar uygulamaya nasıl yansıyacak?'' şeklindeki sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

''Afganistan'ı anlattım, zaten biz NATO çerçevesinde müşterek bir çalışmanın içerisindeyiz. Ama bunu daha somut hale getirebilmek için bu az önce ifade ettiğim konuları da görüştük. Bu eğitim içerikli konulardır, bunun dışında (PRT) çalışmalarıdır. Bu çalışmalarda eğer sizlerin de katılması noktasında müşterek yapabileceğimiz işler olursa Türkiye olarak biz buna hazırız. Çünkü, Türkiye'nin, Afgan halkına bakışı, bizim askerimizin Afgan halkı ile kaynaşması çok daha farklı. Bu arada verilen hizmetlerde de gerçekten bizim durumumuz güvenlik noktasında şu ana kadar gayet iyi gitti. Temenni ediyorum ki, bundan sonrada aynı şekilde devam etsin.''

İRAN VE NÜKLEER ENERJİ

Erdoğan, İran ile ilişkiler konusunda da şunları söyledi:

''İran noktasında da yine söylediğim gibi bizler ilişkilerimizi İran ile gayet güzel bir şekilde sürdürüyoruz. Bunu kendileri de takdir ediyor. Öyleyse biz bu süreç içerisinde sizlere İran'ın dünyayla olan ilişkilerine biz çok daha farklı bir katkıyı diplomatik açıdan, diplomatik çerçeve içerisinde görebiliriz. Çünkü, bölgemizde bizler bir nükleer silahın herhangi bir ülkede olmasına sıcak bakmıyoruz ve var olanlarından bundan arındırılmasını istiyoruz. Bu bizim şu ana kadar tezimiz. Ama barışçıl amaçlı olarak nükleer enerji konusunda Amerika da zaten bunu paylaşıyor. 'Buna kimsenin de herhangi bir olumsuz yaklaşma hakkı yoktur' diyor. İran'ın da barışçıl amaçlı olarak böyle bir nükleer enerji santralı kurmasında bizim herhangi bir olumsuz yaklaşımımız yok. Fakat, diğer yani kitle imha silahı açısından veya nükleer silah noktasında birşey varsa bu konuda da diplomasi yoluyla bu işi çözmek...''

''5 Kasım 2007 tarihli ofis buluşmasına da kararlı terörle mücadele açısından, terörün verdiği zararlar açısından biz bu süreyi çok sıkıntılı bir şekilde geçirdik. Bu 2 senelik süreçte ABD tarafından bize terörle mücadele konusunda sağlanan destek konusundaki memnuniyetinizi nasıl ifade edersiniz?'' şeklindeki soruya da Başbakan Erdoğan, şu yanıtı verdi:

''5 Kasım 2007 öncesi ile sonrasını değerlendirdiğimizde anlık istihbaratta çok ciddi sıkıntılarımız vardı. Birinci derecede onu gündeme getirmek lazım. İstihbarat paylaşımında o karardan sonra ciddi bir avantaj sağladığımızı söyleyebilirim. Çok açık net ortada. Ama ondan önce böyle bir imkan yoktu. Ve bazı araçların temininde de gerçekten o sırada Amerika'yla paylaşımda bulunduk. Ve bu süreç devam ediyor ama bu devamlılığın daha da güçlendirilmesi bizim için önem arz ediyor. Temenni ediyorum ki, bugünkü görüşmeden sonra bu yeni bir milat olacaktır. Çok daha farklı bir şekilde gelişecektir.''

Erdoğan, Afganistan konusunda şunları söyledi:

''Afgan ulusal ordusunun geleceğe yönelik hazırlanmasında da dış işleri bakanlarımız müşterek bir çalışma içine girerek bunu yapabilir. Bunu yanında aynı şekilde silahlı kuvvetlerimiz birlikte çalışmaya girmek suretiyle bu süreci işletebilirler. Onun da çalışmasını birlikte yürütecekler. Bir diğer adım, şu ana kadar bildiğiniz gibi bizim Afganistan'da yapmış olduğumuz yatırımlar 150 milyon doları bulmuştur. Bu PRT çalışmalarının bundan sonraki süreçte de gerek eğitim içerikli, gerekse diğer yatırımlarla eğitim, sağlık, alt yapı yol su gibi bu alanlarda da 50 milyon dolarlık bir hedef belirledik. Bu Vardak öncelikli ardından da kuzeyde böyle bir çalışmayı yapabileceğimizi planladık ve bunu da kendileriyle paylaştık.''

Başbakan Erdoğan, ''Tabii bir diğer adım, İsrail-Filistin noktasında olsun, İsrail-Suriye arasında olsun, Türkiye olarak bize düşebilecek herhangi bir görevde biz daha önce nasıl direkt, en direkt fark etmez, böyle bir arabuluculuk görevini üstlendiysek bundan sonraki süreçte de bu tür arabuluculuk görevini üstlenebiliriz'' diye konuştu.

''BM ZEMİNİNDE YÜRÜTMEMİZ LAZIM''

Erdoğan, Kıbrıs konusunda da şunları kaydetti:

''Bir diğer önemli konu tabii ki, Kıbrıs meselemizdi, Kıbrıs'ta da marta kadar olan dönemde şu andaki görüşmelerin çok daha verimli netice alacak şekilde sürdürülmesi hususunda Amerika'nın desteğini istedik. Yani sizlerin de bu sürece vereceği destek önem arz ediyor. Hatta dörtlü görüşmeler yapabiliriz. Yani garantör ülke olarak Yunanistan, Türkiye ve taraf olarak Kuzey, Güney olmak üzere bu çalışmaları yapabiliriz, ama bunları Birleşmiş Milletler zemininde yürütmemiz lazım. Şu anda tabii ki, Dawner'ın oradaki yapmış olduğu çalışmalar var. Ve bu çalışmaların çok daha hızlandırılması gerekiyor ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri sayın Ban Ki moon'un riyasetinde bu çalışmaların yapılmasında fayda var. Çünkü, biz Ban Ki moon ile de bunu paylaştık. Ve kendileri de bize bu konuda en son geçen ayın 16'sında İtalya'da sayın Ban Ki moon ile bu konuyu görüştüğümüzde kendisi de buna olumlu bir yaklaşım içinde oldu. Kendi riyasetinde böyle bir çalışmanın yürütülmesinin de isabetli olacağını söyledi.''

AZINLIKLAR KONUSU

Erdoğan, şöyle devam etti:

''Bir diğer konu, Türkiye'nin özellikle bu ''Milli Birlik ve Kardeşlik'' projesi demokratik açılık süreci çerçevesinde azınlıklarla ilgili konu ve azınlıkların sorunlarına yönelik attığımız adımları da kendileriyle paylaştık. Tabii bunu paylaşırken özellikle Türkiye-Yunanistan ilişkilerini gündeme getirdik. Zira Batı Trakya'da şu anda 130 bin Türk var, bu 130 bin Türk'ün de orada ciddi sorunları var. Biz, ülkemizde 2 bin 800-3 bin civarında Rum vatandaşımız var şüphesiz ki, bunların da sorunları var. Ve bu sorunlara yönelik bizim çözüm önerilerimizi biz gerek sayın Bartelemeo paylaştığımız gibi. Sayın Papandreu ile İstanbul ziyaretinde de bunları konuştuk. Neler yapabileceğimizi kendilerine anlattığımız gibi onlardan da tabii Batı Trakya'ya yönelik taleplerimiz oldu. Özellikle atanmış müftü konusu, oradaki Müslümanların kendi dini yerlerini seçme özgürlüğü bunlar Lozan'la bağlantılı konular. Bu konularda Papandreu'nun olumlu yaklaşımları var bizler kendileriyle de bu çalışmalarımızı yine bundan sonraki süreçte de devam ettireceğiz.''

''ATİNA'YA ZİYARETİM OLACAK''

Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun son Atina ziyaretinde de bu görüşmeleri kısmen yaptığını anımsatarak, '' Ve yakın bir zaman içinde tarih belirlemesi yapmadık ama benim de bir Atina ziyaretim olacak ve bu ziyarette de bunları belirli bir noktaya taşımak istiyoruz. Çünkü, bizim yakın özellikle sınır diyebileceğimiz ülkelerle atacağımız adımları da bu noktada çok çok önemsiyoruz'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan görüşmede enerji konusunu da ele aldıklarını belirterek, şunları kaydetti:

''Burada Azerbaycan-Türkiye arasındaki enerji hattı ve Nabucco bu işin bütünleşmesi süreci. Tabii burada Azerbaycan'ın bildiğiniz gibi ortaklığı şu anda yüzde 10 civarında. Yani bazıları Azerbaycan doğalgazıdır diye sanki gazın sahibi Azerbaycan'dır diye zannediyorlar, halbuki öyle değil. Şu anda yüzde 10 gibi ama yüzde 25'e kadar tabii çıkacak.

Burada,Statoil gibi Total gibi, BP gibi ağırlıklı ortaklar var, bu ortakların da bu süreçte gerekli ağırlıklarını koyması gerekiyor bunları da yine kendileriyle ayrıca paylaştık. Ve Nabucco konusunda da tabii bizim özellikle hassasiyetimiz yani biz bin 400 kilometre yaklaşık biz transit hat üzerindeyiz ve bu konuda her türlü desteği vermeye hazırız. Ama Azerbaycan bu noktada doğalgazını vermeye hazır. Ama burada bazı bağlayıcı unsurlar da var, bunları da dikkatten kaçırmamak gerekiyor.''

TÜRKİYE, ERMENİSTAN

Başbakan Erdoğan, Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkilere değinerek, şunları söyledi:

''Bir diğer konu, Türkiye Ermenistan arasındaki normalizasyon süreci, bunu aramızda paylaştık. Bunu paylaşırken de özellikle Minsk Üçlüsü Amerika, Fransa ve Rusya'nın bu sürece çok daha farklı heyecan katmaları, ivme vermeleri yani biraz daha işi sıkı tutmaları gerekiyor. Bu işi ne kadar sıkı tutarlarsa bu normalizasyon sürecini o kadar kolaylaştıracaktır. Kaldı ki, Azerbaycan-Ermenistan arasındaki Karabağ sorununda gelinen noktada Minsk Üçlüsü üzerindeki görevin biz çok çok önemli olduğunu ve bu beklentinin Azerbaycan kanadında da olduğunu aynı şekilde Ermenistan kanadında da olduğunu tekrar vurguladık. Ve bunu G-20 zirvesinde Pitsburg'da Sayın Obama ve aynı zamanda Sayın Medvedev ile de görüşmüştük. Onlar da gerçekten bu sürece daha farklı bir katkı sağlayacaklarını söylediler ve bunu bugün burada da ayrıca teyit ettik. Temennim o dur ki bundan sonraki süreçte de bunu devam ettiririz.''

Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Tabii Irak'taki işbirliğimiz önem arz ediyor. Malum açıklanan bir hedef var, bir takvim var 2011 gibi. Tamam da 2011'den sonra ne olacak, 2011'e kadar ne olacak? ABD ile Irak'ta genelinde Türkiye bir işbirliği yapabileceği gibi özellikle terörle mücadelede Kuzey Irak'taki alınacak tedbirler noktasında biz müşterek hareket etmeyi de yine kendileriyle paylaştık.

Bir diğer noktada da nükleer program ve İran'la ilgili. Bu konuda da biz kendilerine özellikle şunu ifade ettik. Yani bunun diplomasi yoluyla bir sonuca kavuşturmanın çok daha isabetli olacağını ve diplomatik yolla bu işi sonuca kavuşturma sürecinde Türkiye olarak biz yine... Belki her ülke rahatlıkla bu bağlantıları kuramayabilir. Ama Türkiye olarak biz bu bağlantıları nasıl Irak'taki her dini grupla her etnik grupla irtibatları kurabilen bir ülke isek İran'la da bu irtibatları kurabilen bir ülke konumundayız. Burada da yine müşterek bir çalışma yapabiliriz bunu da kendileriyle paylaştık.''

Başbakan Erdoğan, sürdürdüğü açıklamasında daha sonra ''NATO'da Türkiye'nin daha da güçlendirebilecek bir adımın atılması noktasında ABD'den bu sözü tekraren yine aldık. Çünkü, bu sürecin bizim için çok, çok önemli olduğunu ve bu konuda verilen sözlerin de yerine gelmesini bekliyoruz dedik'' şeklinde konuştu.

İRAN'IN NÜKLEER PROGRAMI

Erdoğan, İran'ın nükleer enerji programı bu ülkeye yaptırım yapılmasının zamanı gelip gelmediği ile ilgili soru üzerine şunları söyledi:

''İran zaten yaptırımlarla şu ana kadar hiç bir zaman tecrit edilmedi. Zaten yaptırım var ama paylaştığımız bir şey de var İran'a şu ana kadar olan yaptırımların dolaylı bir şekilde ortadan kalktığını da görüyoruz. Bir kısmı kendini gösteriyor ama bir kısmında da bakıyorsunuz ki, farklı firmalar vasıtası ile Amerika'nın ürünleri de İran'a gidiyor, Almanya'nın da ürünleri de Fransa'nın ürünleri de İngiltere'nin ürünleri de İran'a gidiyor. Hani yaptırım? Yani bu noktada diplomasiyi çalıştırırsak diplomatik münasebetleri geliştirirsek ben inanıyorum ki, barışın egemen olduğu bir dünyada çözümü bu yolla sağlayabilmek çok daha isabetli olacaktır.

Sayın Baradey ve İran tarafının açıklamalarının hemen ardından Viyana'da bir oylamanın olması bence çok aceleci oldu. Yani bu, bu kadar aceleci olmayabilirdi, bu süreç biraz daha devam edebilirdi ve bu sürecin devamında bir kısmının orada, bir kısmının belki Türkiye'de takası mümkün olabilirdi diye düşünüyoruz. Veyahutta ayrı ayrı paketler halinde bu gerçekleşebilirdi diye düşünüyoruz. Fakat bu karar alındı ama tabii bu bitmiş değil, bundan sonraki süreçte de yine bunu devam ettirip olumlu bir sonuca bağlamak mümkün. Bunları da aramızda tabii ki görüştük.''

Erdoğan, ''Tokat'ta yaşanan olayla ilgili konuşmanızın başında bilgi verirken bugüne kadarki terör saldırılarından farklı bir üslup kullandınız. Bu işin arkasında kimler olduğunun ortaya çıkarılması, zamanlaması ve yeri itibariyle dikkat çekici olması... Ankara'dan aldığınız bilgiler ışığında bunlar neye dayanıyor? Bu saldırıyı özel yapan unsurlar arasında bizimle ne kadarını paylaşabilirsiniz?'' sorusunu şöyle yanıtladı:

''Tokat'ta yaşanan olayın şekli itibariyle arkadaşlarımız teknik değerlendirmelerini yapıyorlar. Bu teknik değerlendirmeler neticesinde tabii alışılmışın dışında bir durum burada söz konusu. Bu değerlendirmeyi yapıp gerek Jandarma Komutanlığımız, gerek İçişleri Bakanlığımız ona göre bu değerlendirmeyle, bunun hangi örgüt ve hangi örgütlerin işbirliği... Bunları meydana çıkarmak, arkasında ne var, hedefte ne var bunları görmek istiyoruz. Şu anda, bu konuda birşey söylemek erken olur. Benim ısrarla vurgu yapacağım konu şudur; Siz değerli basın mensubu arkadaşlarımdan, genel yayın yönetmenleri olsun, yayın yönetmenleri olsun yani bunları haberden düşürüp, yani daha bunları mümkün olduğunca küçük görmek ve bunu hatta görmemeye doğru yaklaşmak...Çünkü, burada hedef, bu işin propagandasını yapmaktır. Zaten terör örgütünün amacı da bunun propagandasını yapmak, yaptırmaktır. Bunlara bu fırsatı verdiğimiz sürece terör örgütü güç kazanacaktır. Hele hele bu milli birlik kardeşlik projesi bunun yanında demokratik açılım sürecine yönelik attığımız adımlarda bu olaylara prim vermiş oluruz ki, bunun önünü kesmekte çok büyük fayda var. Gerekli olan çalışmaları zaten güvenlik güçlerimiz kararlı bir şekilde sürdürecektir.''

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

''Amerikan kongresinde 2 tane oturum düzenlendi. Türkiye'deki insan hakları çerçevesinde basın özgürlüğü tartışıldı. Bu konu gündeme geldi mi görüşmenizde? İsrail ile Türkiye'nin ilişkileri konusunda?'' sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bu konu gündeme gelmedi. Türkiye'de basın özgürlüğü diye bir sorun yok zaten. Niye gündeme gelecek ki? Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ile ABD Başkanı arasında niye bu konu gündeme gelsin? Bu ABD'nin varsa içinde bir basın özgürlüğü sorunu, bu ABD'nin sorunudur. Türkiye'nin içinde varsa Türkiye'nin sorunudur. Ama Türkiye'nin zaten böyle bir basın özgürlüğü sorunu yok. Yoksa Türkiye'den buraya gelip de Türkiye'yi ABD'ye şikayet edenler mi var? Böyle birşey varsa da bu da ayrı bir sorun. Onu ayrıca bir görüşmek lazım. Böyle birşey söz konusu değil. Aramızda da böyle bir görüşme olmadı.''

TÜRKİYE, İSRAİL İLİŞKİLERİ

Erdoğan, Türkiye, İsrail ilişkilerine yönelik bir soruya da şu yanıtı verdi:

''İsrail, Türkiye ilişkileri noktasında da biz zaten aradaki sıkıntıların aşılabilmesi için önce İsrail'in kendi içinde bir yeknesaklığa kavuşması lazım. Mevcut koalisyon hükümetinde farklı sesler var. Şimdi bu farklı seslerin içerisinde tabii ki Türkiye ile irtibatın sağlanabilmesi bu noktada sağlıklı değil. Ama biz mesela Bakanımız, geçmişten gelen irtibatlar sebebiyle İsrail'e seyahatini yapmıştır, oradaki görüşmelerini yapmıştır. Bir çok anlaşmalar var. Tabii, bu anlaşmaların gereği olarak ziyaretini yapmıştır. Geçmişten gelen bir doğal ortaklık var, bunun gereğini yerine getirmiştir. Ama bundan sonraki sürece yönelik de kalkıp Başbakan farklı bir şekilde 'Biz, Erdoğan'ın tarafsızlığına güvenmiyoruz' der, Başbakan Yardımcısı da 'İsrail-Suriye ilişkilerinde, Türkiye'nin tekrar arabuluculuğunu istiyoruz' derse burada bir samimiyetten bahsedilebilir mi? Başbakan bunu söylüyor, Başbakan Yardımcısı bunu söylüyor. Dolayısıyla bunun tabii kendi aralarında bir halli gerekiyor. Ondan sonra değerlendirmesi yapılabilir. Bunu özellikle gündeme getirmekte fayda görüyorum. Bunun dışında herhangi bir gelişme şu anda yok.''

HEYBELİADA RUHBAN OKULU

Başbakan Erdoğan, ''Beyaz Saray'ın konuğu Patrik Bartholomeos'tu. Ve Beyaz Saray ikili görüşmeden sonra yaptığı açıklamada, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasını desteklediklerini ve Türkiye'ye bu konudaki mesajlarını yenilediklerini belirtti. Görüşmenizde, Heybeliada Ruhban Okulu gündeme getirildi mi? Türkiye'nin Ermenistan sınırını açma konusunda Sayın Obama'nın size ifadelerde bulunacağı basına yansımıştı bu konuda da görüşme oldu mu?'' sorusuna da şu yanıtı verdi:

''Türkiye-Ermenistan arasındaki 'normalizasyon sorunu' dedik. Bununla ilgili yapılan anlaşma zaten Parlamentoya gönderildi. Parlamentoda şu anda bu komisyonlarda gündeme gelebilmesi önem arz ediyor. Bu tabii atılacak farklı adımlarla da bağlantılı. Yani 1 Mart tezkeresini düşünün... 1 Mart tezkeresinde Parlamento'nun takındığı tavrı düşünün. Biz tabii ki demokratik parlamenter sistem içerisinde parlamentomuza tahakküm etme hakkımız yok. Ama burada özellikle Minsk Üçlüsü'nün atacağı adım, Azerbaycan ve Ermenistan arasında Dağlık Karabağ sorununun çözümüne yönelik bu işi hızlandıracak bir adım ki, ben çok büyük oranda problemlerin olduğunu görmüyorum. Yaptığımız görüşmelerde de taraflarda bunu gördük. Öyleyse bu süreci hızlandırın. Bu süreci bitirin. Kaldı ki, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin vermiş olduğu karar var. Ve bütün bu karar çerçevesinde bu adımı atın bu adımı attığınız anda Azerbaycan-Ermenistan sorununu çözdüğünüz gibi aynı zamanda Türkiye-Ermenistan sorununu da çözersiniz. Ama bunlar birbiriyle ilintili. Biri çözülmediği anda diğerinin çözülmesi de zor görünüyor.''

Erdoğan, açıklamasını şöyle sürdürdü:

''O konuyla alakalı olarak tabii kendileri gündemi getirdiler. Ama bu konuda şu anda Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığımızın bir çalışması var. Ama ben ondan öte biliyorsunuz bundan kısa bir süre önce azınlıkların dini liderlerini Büyükada'da bir araya getirdim. Kendileriyle bir görüşmem, toplantım oldu. Bu görüşmede de demokratik açılım süreci içerisinde azınlıkların sorunlarına, inanç gruplarının sorunlarına yönelik kendi düşüncelerini, bizden taleplerini istedim. Orada bunları görüştük. Neleri yapabileceğimizi kendilerine söyledik. Bu vatandaşlarımızın bizden oradaki öncelikli talebi, yetimhaneyle ilgiliydi Büyükada'da. Bu konuyu kendileriyle görüştük. O da şu anda zaten AİHM'de. 'Gerekçeli karar geldiği andan itibaren biz gereğini yaparız' dedik. Bundan da endişeniz olmasın. Şu anda gerekçeli kararı bekliyoruz. Gerekçeli karardan sonra o konuyla ilgili adımı atacağız. Milli Eğitim Bakanlığında da konuyla ilgili çalışmalar devam ediyor.''

Haber: AA

Fotograf: AA