İsrail, 2008 yılında 4500'den fazla Filistinli'nin Kudüs'teki ikamet hakkını elinden aldı.

İsrail İçişleri Bakanlığı, Doğu Kudüslü 4577 kişinin Kudüs'te ikamet hakkını kaldırırken, 2008, İsrail'in Doğu Kudüs'ü işgal ettiği 1967'den bu yana, ikamet haklarının en fazla alındığı yıl olarak kayda geçti.

Haaretz gazetesinin haberine göre, 1967'den 2007 yılı sonuna dek İçişleri Bakanlığı'nın ikametlerini ellerinden aldığı Doğu Kudüslülerin sayısı 8558.

40 yılda Kudüs'teki ikamet haklarını kaybeden Filistinlilerin sayısı, sadece 2008 yılı rakamlarıyla karşılaştırıldığında, 40 yıllık rakamın yüzde 53.5'ine tekabül eden sayıda kişinin ikamet hakları bir yıl içinde ellerinden alındı.

Bakanlık verilerine göre, geçen yıl içindeki hızlı artışta Doğu Kudüslü binlerce Filistinli'nin yasal konumlarıyla ilgili yapılan soruşturma etkili oldu. Geçen yılın mart ve nisan aylarında yapılan soruşturmalarla ilgili kararların, Ehud Olmert döneminin İçişleri Bakanı, Kadimalı Meir Şetrit tarafından verildiği de kaydedildi.

Yapılan soruşturmada, Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinlilerin listesinde yer alan isimlerin binlercesinin artık Kudüs'te bulunmadıkları ortaya çıktı ve bu nedenle ikametleri kaldırıldı. Bakanlık, ikametleri elinden alınanların çoğunun sadece Kudüs'ten Batı Şeria'ya taşınanlar değil, gerçekte ülke dışında yaşayanlar olduğunu savundu.

İkametleri kaldırılan Doğu Kudüslülerin 99'unu, yaşları 18'in altındaki çocuklar oluşturuyor.

Yurttaşlık Haklarının Savunma Merkezi Hamoked adlı sivil toplum kuruluşu avukatlarından Yotem Ben-Hillel, Doğu Kudüs'te yaşayan 250 bin Filistinli'nin, Dönüş Yasası'na göre, İsrail'e yasal olarak göç etmiş insanlar olarak kabul edildiğini belirtti ve "Bunlar sanki İsrail'e göç etmişler gibi muamele gördü ama asıl 1967'de buraya gelen İsrail'di" dedi.

Vatandaşlık hakkına sahip olanlarla sadece ikamet hakları bulunanların arasında fark bulunuyor ve vatandaş statüsü olanların aksine, ikamet hakları bulunanların bu hakkı, görece daha kolaylıkla ellerinden alınıyor. İsrail'den 7 yıl süreyle ayrılan, bir başka ülkenin vatandaşlık hakkını ve buralarda ikamet hakkını elde eden kişi, otomatik olarak ikamet hakkını yitiriyor.

Ben-Hillel, Bir Filistinli'nin ikamet hakkını yitirdiğinde aile ziyareti için bile Kudüs'e dönmesinin imkansız hale geldiğini belirtiyor. Ben-Hillel, bunun da ötesinde, ikametlerini yitirenlerin bazılarının, bir başka ülkede yasal ikamet veya vatandaşlık hakkını alamadığında, "vatansız" hale geldiklerini vurguladı. Ben-Hillel, listede eğitim için birkaç yıllığına yurt dışına giden öğrencilerin de bulunabileceğini belirtirken, artık evlerine dönemeyeceklerinin altını çizdi.

Bakanlığın, ikametlerini kaybedenlerle ilgili verilerine "Bilgi Edinme" yasasıyla ulaşan Hamoked yetkilileri, ikametlerini yitirenlerin bazılarının bundan haberleri bile olmadığının mümkün olduğunu söylüyor.

Hamoked'in yöneticisi Dalia Kerstein, "İnsanların ikametlerinin iptali olgusu ürkütücü boyutlara ulaşmıştır" dedi ve bakanlığın 2008'deki uygulamasının, Kudüs'te Yahudileri çoğunluk hale getirmek ve Filistinli nüfusu kısıtlamak isteyen politikanın bir parçası olduğunu ifade etti. Kerstein, "Filistinliler bu kentin yerli insanlarıdır, sonradan gelen Johnny'ler değil" dedi.

Uygulamanın öncüsü Kadimalı eski bakan Şetrit ise bunun gerekli olduğunu savunuyor. Şetrit, ortaya çıkanın, buzdağının sadece tepesi olduğu görüşünde. İsrail devletinin, ülkede yaşamayan birçoklarının maaşları için yılda milyarlarca lira maaş ödemesinde bulunduğunu ifade edip, ikametleri iptal öncesinde herkese uyarılar gönderdiklerini, temyiz için süre verdiklerini ve temyize gidenlere dokunmadıklarını söyledi.
Bakanlık verilerine göre, karara karşı temyize giden 89 Filistinli, ikamet hakkını geri aldı. Şetrit ise tek bir adreste yaşar gösterilen 32 kişinin aslında varolmadıkları örneğini verdi.

AA