Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Ria Oomen-Ruijten, "Türkiye'de sivil anayasa tartışmasının gündemden kalkması yazık oldu" dedi.

AP Dış İlişkiler Komitesinde yarın tartışılacak Türkiye karar taslağıyla ilgili Türk basınına bilgi veren Hollandalı Hristiyan Demokrat Oomen-Ruijten, Türkiye'de Kürt sorunu ve ordunun rolü gibi hassas konuların artık genişçe tartışılmasından büyük memnuniyet duyduğunu belirtti.
Bu tartışmada hükümetin başlattığı demokratik açılımın çok önemli bir rol oynadığını anlatan Oomen-Ruijten, "tartışmaların sonuçlandırılarak artık eyleme geçilmesi" gerektiğini ifade etti.

Türkiye'de kadın hakları başta olmak üzere birçok alandaki başarılı yasal düzenlemelere rağmen uygulamada eksiklikler olduğunu kaydeden Oomen-Ruijten, AB reformları kapsamında askeri yargının görev alanının sınırlandırılması gibi TBMM'den geçen birçok yasanın da ana muhalefet partisi CHP tarafından iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine götürülmesinin "talihsizlik olduğunu" savundu.

Oomen-Ruijten, "Türkiye'de sivil anayasa tartışmasının gündemden kalkması yazık oldu. Hükümet bu konuda harekete geçmeli. Yeni anayasa için siyasi partilerin uzlaşması da gerekiyor, ama maalesef partiler bunu tartışmak istemiyor" şeklinde konuştu.

"18 yaşına girmiş bir kızın isterse üniversitede başörtüsü takabilmesinden yana olduğunu" belirten Oomen-Ruijten, Türkiye kararı taslağında "akıllıca olmadığı için" başörtüsüne değinmediğini söyledi.

AP Türkiye Raportörü "Başörtüsü konusu kapandı. Ortada bir öneri var mı? Hükümetin daha önceki girişimi Anayasa Mahkemesinden döndü. Mevcut Anayasa geçerli oldukça sonuç değişmeyecek. O nedenle Türkiye raporunda başörtüsü konusuna girmem akıllıca olmazdı" dedi.

-"MİNARE REFERANDUMU BÜYÜK HAYAL KIRIKLIĞI"-

İsviçre'de yeni minare yapımının yasaklanıp yasaklanmaması konusunda Pazar günü gerçekleştirilen referandumda seçmenlerin yüzde 58'e yakınının yasakçı yönde oy kullanmasının kendisinde "büyük hayal kırıklığı yarattığını" belirten Oomen-Ruijten, böyle bir yasağın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden döneceğini ifade etti.

Oomen-Ruijten, İsviçre'deki referandumun ardından kendi ülkesi Hollanda'da da İslam düşmanı aşırı sağcı Özgürlükler Partisi lideri Geert Wilders tarafından benzer bir tartışmanın başlatıldığını hatırlatarak, Wilders'in Hollanda parlamento heyetiyle birlikte Türkie'yi ziyaret etme isteğine de değindi.

Raportör Oomen-Ruijten, "Ben Türk dışişleri bakanı olsaydım Wilders'ı davet ederdim. Çünkü Wilders Hollanda'da ortaya görüş atıyor, ama tartışmaktan kaçıyor. Kendisiyle tartışmak isterdim" diye konuştu.


-TÜRKİYE KARAR TASLAĞI-

AP Türkiye Raportörü Hollandalı Hristiyan Demokrat Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye karar taslağında, "Türkiye'nin Ergenekon davasını, demokratik kurumlarının saygın işleyişine ve hukukun üstünlüğüne güveni artırmak için fırsat olarak kullanması gerektiği" görüşünün AB Komisyonu ve AP tarafından paylaşıldığı kaydedildi. Taslakta, "Ergenekon suç ağının boyutundan endişe edildiği" de ifade edildi.

AP Dış İlişkiler Komitesinde yarın tartışılacak taslakta, "Ergenekon suç ağının iddia edilen büyüklüğünden endişe edildiği" dile getirilerek, hükümetten ve yargıdan süreci hukuka uygun ilerleterek sanıkların tüm haklarına saygı göstermeleri istendi.

Türkiye karar taslağında "Yargının vakit geçirilmeden kapsamlı reforma tabi tutulması, Türkiye'nin modernleşme sürecinin başarısında hayati önem taşımaktadır" denildi.

Yargı reformu stratejisinin memnuniyetle karşılandığı ifade edilen taslakta, hükümetten, "yargının tarafsızlığı ve uzmanlaşmasına ilaveten yargının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) standartlarıyla uyumlu hale getirilmesine özel önem verilerek yargı reformu stratejisinin geciktirilmeden uygulanması" istendi.

Taslakta, "Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK), temsil gücü, objektifliği, tarafsızlığı ve şeffaflığı güvence altına alınacak şekilde yeniden yapılandırılması" talebi dile getirildi.

DTP'nin kapatılması istemiyle açılan davadan "endişe edildiği" belirtilen karar taslağında, Avrupa Konseyinin Türkiye'de parti kapatmaları düzenleyen yasaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumlu olmadığı yönündeki görüşü hatırlatıldı.

Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan taslakta, "Yargının rolü, Kürt kökenli vatandaşların hakları, Alevi toplumunun hakları, ordunun rolü ve Türkiye'nin komşularıyla ilişkileri gibi geleneksel olarak hassas kabul edilen konuların kamuoyunda genişçe tartışmasından memnuniyet duyulduğu ve hükümetin bu tartışmaların başlamasındaki yapıcı rolü nedeniyle övgüye layık olduğu" belirtildi.

Türkiye karar taslağında, "askeri yargının yetkilerini kısıtlayan yasanın not edildiği, fakat bunun iptal için Anayasa Mahkemesine götürülmesinden üzüntü duyulduğu" ifade edildi.

Belgede, "Ordunun Türk siyasetine ve dış politikasına karışmayı sürdürmesinden endişe edildiği ve demokratik bir ülkede ordunun bütünüyle sivillerin gözetimine tabi olması gerektiği" görüşüne yer verildi.

"Türk hükümetinin, her Türk vatandaşının kökeninden ve dini inancından bağımsız olarak eşit haklara sahip olması ve toplumda aktif bir rol oynaması için başlattığı açılımların" memnuniyetle karşılandığı ifade edilen taslakta, hükümete "siyasi inisiyatifini somut reformlara dökmesi", muhalefete ve tüm taraflara "süreci desteklemeleri ve karşılıklı hassasiyetlerin aşılması için çabalamaları" çağrısı yapıldı.

Oomen-Ruijten'in hazırladığı taslakta, Türkiye'deki terör eylemleri kınanan PKK'nın, "silahlarını bırakarak ve şiddeti sona erdirerek hükümetin siyasi inisiyatifine cevap vermesi" istendi.

Türkiye'de "özellikle bir medya grubuna verilen benzersiz ceza" ve internet sitelerinin sık sık yasaklanmasının ardından basın özgürlüğünden endişe edildiği ifade edilen taslakta, medya patronlarının diğer ticari faaliyetlerinin kısıtlanması talep edildi.

Taslak metinde, "Basın özgürlüğünün çoğulcu bir toplumda önemli bir siyasi kültür göstergesi olduğu vurgulanır. Medya ve ticari çıkarlar arasındaki sağlıksız bağlantı ışığında yeni bir basın kanunu kabul edilmelidir" denildi.

Türkiye'nin Kıbrıs'ta BM gözetimindeki kapsamlı çözüm müzakerelerini aktif şekilde desteklemesi istenen taslakta, Türkiye'nin adadaki askerlerini geri çekerek müzakereler için uygun bir atmosfer oluşturabileceği savunuldu.