İsviçre'de yeni minare yapımının yasaklanmasının yarattığı şok etkisi sürüyor. İsviçre Dışişleri Bakanı Micheline Calmy-Rey, hükümetinin referandumda camilere minare yasağına destek çıkmasından büyük kaygı duyduğunu söyledi. Ülkenin önde gelen gazeteleri de konuyu gündemden düşürmüyor.

56 üyeli Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşikilatı'nın (AGİT) Yunanistan'ın başkenti Atina'da yapılan dışişleri bakanları toplantısına katılan Dışişleri Bakanı Calmy-Rey, farklı kültür ve dinlerin bir arada yaşamasına konulan sınırlamaların aynı zamanda İsviçre'nin güvenliğini de tehlikeye attığını söyledi.

Provokasyon riskinin aşırılığı alevlendirdiğini söyleyen Rey, minare yasağının sadece yeni minareleri kapsadığını vurgulayarak, İsviçreli Müslümanların toplumla iyi kaynaştıklarını ifade etti.

Calmy-Rey, referandumda alınan kararın İsviçre'nin dış politikasını değiştirmeyeceğini, ülkesinin Müslüman ülkelerle olan yakın ilişkilerini sürdürmeye devam edeceğini kaydetti.

İsviçre için felaket mi?

La Liberation gazetesindeki haberde iş çevrelerinin İsviçre bankaları için duyduğu endişeye yer verildi. Haberde, Cenevre ya da Zürih'teki paraların kaçışı endişesinin ötesinde, Avrupa basınının İsviçre için felaketten söz ettiği belirtildi.

Haberde, siyasi çevrelerin minarelerin yasaklanmasının yarattığı şoku atlatmakla hala zorlandığını kaydedildi.

Haberde, Halkçı UDP'nin Genel Başkan Yardımcısı Yvan Perrin'in "Müslüman dünyayla birlikte yaşamın çerçevesini yeniden çizmeden önce halkın verdiği mesajı sindirmek için zaman istediği" sözlerine yer verildi.

Protestan Partisi atağa geçti


Haberde, diğer partilerin ise bu kadar sabırlı olmadığına ve İsviçre Protestan Partisi'nin (PEV) bu fırsattan yararlanarak, Anayasaya Hristiyan değerlerinin yazılması için bir halk inisiyatifi başlatılmasını istediğine dikkat çekildi.

Gazetenin baş makalesinde de, "Avrupa virüsü" başlığı altında, her ne kadar bugünlerde İsviçre öne çıkmış olsa da, yabancı düşmanlığı, göçmenlere duyulan nefretin aslında Avrupa ülkelerinde pupa yelken gittiği ve bunun bütün Avrupa'da yayılan popülist oluşumlara uygun bir seçim malzemesi sunduğu belirtiliyor.

Baş makalede, Hollanda, İtalya ya da İskandinav ülkeleri, Fransa'dan örnekler veriliyor ve bunun savaş sonrası yıllardan yani 60'lı yıllardan sonra gelen dördüncü milliyetçi-popülist dalga olduğuna işaret ediliyor.

"Henüz son söz söylenmedi"


İsviçre'nin önde gelen günlük siyasi gazetelerinden "Neue Zürcher Zeitung", kararın uygulamanın uluslararası hukuk açısından önemli sorunlar yaratacağı yorumunda bulundu.

Gazetenin internet sayfasında "Henüz son söz söylenmedi" başlığıyla yer alan yorumda, kararının uygulanmasının çok zorlu bir sınav olabileceği ve uzun süreli bir hukuk mücadelesine yol açabileceği görüşü dile getirildi.

İsviçre Adalet Bakanı Eveline Widmer-Schlumpf'un yaz döneminde referandumla ilgili yaptığı bir açıklamada, vatandaşlara ve ülkedeki siyasi kültüre güvendiğini belirterek, "Karar 'hayır' olacaktır" şeklinde konuştuğu hatırlatılan yorumda, İsviçre Federal Meclisi ve Eyaletler Meclisinin (Bundesrat) de "minarelerin fanatik dincilerle hiçbir ilgisi olmadığı" şeklinde görüş belirttiğine işaret edildi.

Bundesrat'ın minare inşaatını yasaklamanın din özgürlüğünü koruyan BM İnsan Hakları Beyannamesi 9. maddesine ve insanlara din, dil ve ırklarından dolayı ayrımcılık yapılamayacağına işaret eden 14. maddesine aykırı olduğuna dikkat çekildiği ifade edilen yorumda, İsviçre'nin, Strasbourg'daki İnsan Hakları Mahkemesinde suçlanması durumunda çok büyük bir olasılıkla söz konusu maddeleri ihlal etmekten suçlu bulunacağı savunuldu.

Böyle bir davanın uzun yıllar sürebileceği, asıl önemli olanın İsviçre'nin bu davayı kaybetmesi durumunda ne yapacağı olduğu kaydedilen yorumda, İsviçre'nin böyle bir durumda referandum kararını uygulamakta direnmesi halinde bu ülkeye karşı çeşitli yaptırımların uygulanabileceği ve Avrupa Konseyi üyeliğinden bile çıkarılabileceği görüşüne yer verildi.

Gazetenin internet sayfasında yer alan konuya ilişkin bir haberde de, İsviçre Federal Meclisinde, referandum kararını yumuşatmak için Müslümanlar için özel kurallar hazırlanması yönünde daha şimdiden tartışmaların başladığı belirtildi.

BM: "Ayrımcılık"

BM İnsan Hakları Yüksek Temsilcisi Navi Pillay, İsviçre'de yeni minarelerin yapılması yasağının ayrımcılık olduğunu belirtti.

Yasağın, İsviçre'nin insan haklarıyla ilgili yükümlülükleri konusunda uluslararası hukukla çelişebileceğini söyleyen Pillay, referanduma götüren "yabancı düşmanlığını kışkırtan kampanyaları" ve bunun "derinden bölücü" neticesini kınadığını kaydetti.

İsviçre'de milliyetçi partilerin desteğiyle, yeni minarelerin inşasının yasaklanması için önceki gün düzenlenen referandumda yasak kararı oyların yüzde 57,5'iyle kabul edilmişti.