Mısırlı akademisyenler Adalet ve Kalkınma Partisi'nin iktidara gelmesiyle birlikte Türkiye'nin yumuşak güç olarak kuzeye, güneye, doğuya ve batıya doğru genişlediğini belirtti.

Uluslararası Gelecek ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (ICFS) düzenlediği 'Türkiye'nin artan bölgesel rolü ve bölge güvenliği ve istikrarı üzerindeki etkileri' konulu konferansta dün bir araya gelen Mısırlı akademisyenler Türkiye'nin izlediği bu düşük maliyetli genişleme stratejisi ile bir anda Ortadoğu'nun en önemli oyuncusu haline dönüştüğünün de altını çizdi.

ICFS Başkanı General Ahmet Fahr, Türkiye'nin Batı ile yakın ilişkilerinden dolayı yıllarca bölgede yer almadığını; ancak son yıllarda izlediği etkin politika ile bir anda bölgenin en dikkat çekici dengeleyici gücü ve aktif politika belirleyicisi haline geldiğini vurguladı. Irak'la gerçekleştirdiği ekonomik ve politik ilişkilerle Türkiye'nin hem bu ülkenin parçalanmasının ve hem de bu ülkenin İran'ın kontrolüne girmesini engellediğine de dikkat çekti.

ICFS Başkan Yardımcısı General Adil Süleyman da Türkiye'nin dış politika dönüşümünün 2003 yılında ABD askerlerine topraklarından geçiş izni vermemesiyle başladığını dile getirdi. Türkiye'nin Lübnan'dan İran'a, Suriye'den Filistin'e tüm bölge sorunlarıyla yakından ilgilendiğini ve pek çok sorun için de arabuluculuk görevi üstlendiğinin altını çizen Süleyman, Türkiye'nin Afrika ülkeleriyle gerçekleştirdiği ekonomik ilişkilerin de gözden uzak tutulmaması gerektiğini işaret etti.

Ahram Politik ve Stratejik Araştırmalar Merkezi'nden Hasan Ebu Talip de Türkiye'nin bölgede tesis etmeye çalıştığı karşılıklı çıkara dayalı işbirliği çabalarının Arap ülkeleri tarafından da desteklenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan arasında bir ittifak kurulmasını da önerdi. Türk halkının Türk hükümetinin izlediği dış politikayı desteklediğinin de altını çizen Ebu Talip, Türkiye'nin bölgedeki rol arayışlarının diğer bazı ülkelerin tersine herhangi bir çıkar amacı gütmediğini, tamamen bölge barışına hizmet amacı güttüğünü de vurguladı.

Türkiye'nin sadece ekim ayında Ermenistan, Suriye, İran ve Yunanistan'la tarihi adımlar atarak önemli anlaşmalar imzaladığını ve yeni çıkışlar yaptığını anlatan Kahire Üniversitesi İktisadi ve Siyasi Bilimler Fakültesi öğretim üyelerinden Prof Pakinam Şarkavi ise Türkiye'nin bölgede düşük maliyetli bir genişleme stratejisi izlediğini ifade etti.

"Bir ülkenin içerideki demokratikleşme oranı kadar dışarıda da etki alanını genişletebildiğini" anlatan Şarkavi, Türkiye'nin içerideki sorunlarını çözmeye başlamasından sonra dışarıdaki başarılarının da arkaya geldiğinin altını çizdi. Türkiye'nin sadece Ortadoğu'ya doğru değil, kuzeye, güneye, doğuya, batıya her tarafa doğru nüfuz alanını genişlettiğini vurgulayan Şarkavi, tüm bunların içerideki dinamizmin bir sonucu olduğunu aktardı.

Bölgesel ve Stratejik Araştırmalar için Doğu Merkezi Başkanı Dr. Mustafa El Lebbed de Türkiye'nin Irak'ta Türkmen ve Sünni Araplarla olduğu kadar Şii liderler Muktada El Sadr ve El Hekim grubu ile de iyi ilişkiler içinde bulunduğunu söyledi. Ayrıca Kuzey Irak'ın alt yapısını kontrol altında tuttuğunu, bölgede çıkan petrolün dünyaya Türkiye üzerinden pazarlandığına işaret etti. Türkiye'nin Irak'ta, İran'dan sonra en önemli aktör haline geldiğine de temas eden Lebbed, Türkiye'nin Filistin gibi sembolik bir konudaki çıkışlarının da Arap dünyasındaki popülaritesini artırmaya yönelik olduğunu belirtti.

ABD'nin Türkiye'nin İran'a karşı bölgede bir denge olmasını istediğini, bundan dolayı Ortadoğu'da istediği gibi hareket etmesine izin verdiğini de öne süren Lebbed, "Bu yeşil ışığı anlamak için Kafkaslar ve Balkanlara bakmak yeterli. Çünkü oralarda Rusya ya da Avrupa var." diye konuştu.

Kahire Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof İbrahim Bayyumi Ganim de Türkiye'nin Soğuk Savaş döneminde yıllarca Avrupa'nın güvenlik yükünü çektiğini, Avrupalıların ise bu dönemde ekonomilerini güçlendirdiğini kaydetti. Türkiye'nin ekonomisini güçlendirmesinden sonra AB'ye alınmaması durumunda pek çok alternatifi bulunduğunu da ifade eden Bayyumi, önümüzdeki yıllarda Türkiye'nin NATO'yu da sorgulayacağını savundu. Bayyumi, Arap-İsrail barış sürecinde de Türkiye'nin rolünün tahmin edilenden fazla olduğunu da sözlerine ekledi.

(CİHAN)