ABD'deki Türk toplumunun yakından tanıdığı bir isim Ekmel Anda. Fenerbahçe USA'nın başkanlığını yürütüyor ve başarılı bir işadamı. ABD rüyasını gerçeğe dönüştüren ender Türklerden birisi.

Anda'yı farklı kılan bir başka özelliği daha var. Kulağa çok garip gelen bir icada imza atması ve bu icat sayesinde de hayli zengin bir işadamı oldu.

Ekmel Anda'nın ABD’nin New Jersey eyaletinde sandalye fabrikası var. Dünyaya sandalye satıyor. Uzmanlık alanı da kumarhane sandalyeleri.

"Sandalyenin uzmanı olur mu?” demeyin. Fena halde sinirleniyor ve “Var. Ve olması da gerek” diye yanıt veriyor: “Kumarhane sandalyeleri, koltukları ihtisas işi. Çünkü üzerine oturanlar saatlerce oturuyor. Hatta günlerce oturanlar bile var. Bu yüzden çok rahat ve çok sağlam olmaları lazım. Ama en önemlisi üzerine oturulan kumaş kaplı bölümün altındaki sünger. O süngerin normalden daha emici olması gerekiyor. Nedeni de kumarbaz kadınlar. Çünkü bazı kumarbaz kadınlar oyundan veya kollu makinenin başından saatlerce kalkmıyor. Yerinden kalkarsa şansının kaçağına inanıyor ya da jetonla doldurduğu makine kendisi tuvaletteyken araya giren bir başkasına kazandıracak diye korkuyor. Bunun için oyun oynamaya giden kumarbaz kadınlar genellikle etek giyer. Oyun sırasında tuvalete gitmez, onun yerine oturduğu koltuklara işer.”

Ekmel Anda (42) Amerikan rüyasını gerçekleştirmek için İstanbul’dan kalkıp New York’a  giden on binlerce Türk’ten birisi. Yaşam öyküsünün diğer göçmenlerden fazla bir farkı yok. Onun farkı şimdi çok zengin olması. Anda, İstanbul Üniversitesi’nde ekonomi tahsili yapmış. Kadıköylü. 21 yaşında aklına ABD’de yaşama fikri gelmiş. Kalkmış gitmiş. Bu ülkedeki ilk yılları benzin istasyonunda pompacılık yaparak geçmiş. Ardından bir sürü küçük işler yapmış. Sonra ister çok çalışmaya, isterseniz de “Yürü ya kulum”a bağlayın, şimdi o ABD’de ticari itibarı yüksek Türklerden birisi.

POMPACILIK YAPTIĞIM İSTASYONU SATIN ALDIM

Bir koltukta birkaç karpuz taşıyor.

Amerika’daki en büyük mücevher alışveriş merkezlerinden biri olan Marlboro Diamond Center’da dükkânları var. Aynı zamanda üretim de yapıyor. Amerika genelindeki 23 bin kuyumcu mağazasının yarısından fazlası müşteri portföyünde. Alüminyum fabrikası ve bir de sandalye fabrikası var.

Hikâye kısaca şöyle: “İlk yıllar benzin istasyonunda günde 18 saat çalışıyordum. Sonra bir kitapçı dükkânında işe başladım, satışta görevliydim. Birgün kitapçıdaki patronumun ağabeyinin kuyumcu dükkânı olduğunu öğrendim. Hafta sonlarında para kazanmak amacıyla kuyumcuda çalışmayı teklif ettim. Kabul etti. Bu işi sevdim. Hatta ileride ben de dükkân açarım, zengin olurum diye düşündüm. Yanında çalıştığım kuyumcu, müşterilerle ilişkilerimi gözlemlemiş ve bir gün bana, ‘İşi iyi yapıyorsun, başarılısın, kitap işini bırak kendi dükkânını aç. Ben sana yardım ederim’ dedi. Hakikaten de etti ve ilk mağazamı 1991 yılında açtım. İyi para kazanmaya başladım. Birkaç yıl sonra ABD’ye geldiğimde ilk çalıştığım benzin istasyonunun satışa çıktığını duydum. Bir anda o istasyonu satın almak istedim. Banka kredisi aldım ve o istasyonun patronu oldum.”

SANDALYE FABRİKATÖRÜ HAYATIMI DEĞİŞTİRDİ

Ekmel Anda’nın ticari portföyü dükkânına gelen İtalyan bir müşteri ile bambaşka bir kanala da yönelmiş. O günleri hiç unutamadığını söylüyor: “Bir yandan benzin istasyonu bir yandan da kuyumcu dükkanını çalıştırıyordum. Bir gün bir müşteri geldi. Vittorio Infanty adında bir İtalyan. Benden 300 dolarlık bir alışveriş yaptı. Sürekli müşterimiz olmuştu. Belirli sürelerde gelir, küçük parçalar alır giderdi. 2002 yılının Noel öncesinde dükkâna geldiğinde 120 bin dolarlık mal aldı. Neden bu kez bu kadar çok aldığını sordum. ‘Ben kumarhane sandalyesi üreten bir fabrikanın sahibiyim. Personelimin hepsine hediye aldım’ diye yanıtladı ve gitti. Aylarca görmedim. Bir gün yine uğradı. Hiç keyfi yoktu. Bir barda oturup konuştuk. Bir patent işi yüzünden rakipleriyle mahkemelik olmuş. Yüklü tazminatlar ödemiş. 130 milyon doları gitmiş. ‘Tepetaklak oldum, battım’ dedi: ‘Ben bu sektörü çok iyi biliyorum dünyanın birçok ülkesindeki kumarhaneler benim müşterim. Sen de para koy, yeniden bir fabrika kuralım ortak olalım’ teklifini yaptı. Ben de kabul ettim.”

İŞEYEN KADINLAR İÇİN YEDEK SÜNGER VERİYORUZ

“6 yıl önce işe başladık” diye anlatıyor: “Middlesex New Jersey’de bir fabrika kurduk. Şimdi 76 yaşında olan İtalyan ortağımla haftada 1000 sandalye üretmeye başladık. Ortağımın dünya çapındaki müşteri portföyü, benim pazarlama yeteneğimle birleşince işler aldı yürüdü. 3 yıl önce fabrikayı 4 bin metrekarelik hale getirdik. Şimdi günde 1000 sandalye üretiyoruz. Bu arada sandalyeleri satarken oturulan bölümdeki süngerin değişmesini sağlayan bir sistem yaptık ve bunun da patentini aldık.”

“Bu sistem kumar oynarken yerinden kalkmamak için sandalyeye işeyen kadınlar için yapıldı. Bizim geliştirdiğimiz sisteme göre idrar kumaşın altından süngere geçtiğinde daha rahat emiliyor ve alt bölümden akmıyor.

Burada birikiyor. Kumaşın ıslandığını fark eden görevliler de sandalyeyi içeriye alıp süngerli bölümü yedeğiyle değiştiriyor: “Böylelikle hizmette aksama olmazken kumar tutkunu kadınlar oyun oynarken ‘tuvalet molası verme’ ihtiyacı duymuyorlar.”