Eski SSCB diktatör lideri Jozef Stalin'in İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye'ye yönelik gizli operasyon iddialarına bir yenisi daha eklendi. İddialar eski Sovyet istihbarat emekli yarbayı İgor Atamanenko'ya ait. Profesyonel KGB ajanı olarak tanınan Atamanenko, Rusya'da yazar ve istihbarat tarihçisi olarak da biliniyor.

Emekli istihbaratçının belgelere dayanarak verdiği bilgiye göre, savaşın son günlerinde Stalin, İstanbul'u ele geçirmeyi planlıyordu. Operasyondan haberdar olan Amerikan istihbaratı, dönemin ABD lideri Harry Truman'a konuyu aktardı. Stalin'in hızla yayılma planlanrından haberdar olan Truman, risk almamak için aceleci davrandı ve Japonya'ya nükleer bomba atılması talimatını verdi.

"KIZIL ORDU İRAN'A GİRMESEYDİ, TÜRKİYE KAFKASYA'YI İŞGAL EDEBİLİRDİ"

Rus basınında yer alan makalede Atamanenko, Stalin'in İkinci Dünya Savaşı sıralarında Türkiye'yi işgal etmek istediği iddialarını doğruladı. Emekli istihbaratçı, Türk ordusunun Ermenistan sınırında hazır beklediğini de iddia etti. Atamanenko, "Kızıl Ordu Ağustos 1941 yılında İran topraklarına girdi. Çünkü orada güçlenen Alman istihbaratı Tahran yönetimini Sovyetler Birliği'ne karşı savaşa sürüklemeye çalışıyordu. Fakat Kremlin'in bu kararının perde arkasında başka önemli neden de vardı: Sovyet askeri istihbaratına ulaşan bilgilere göre, Türkiye Güney Kafkasya'yı işgal etmek için Ermenistan sınırında yaklaşık bir milyon askerini bekletiyordu. Kızıl Ordu'nun İran'a girmesi ise Türk Genelkurmay Başkanlığı'ndaki birkaç çılgını uyandırdı. Ankara SSCB'ye ait Güney Kafkasya topraklarına yönelik işgalini Nazi Almanyası'nın Moskova'yı ele geçirmesinden sonraki aşamada yapılmasını kararlaştırdı." iddiasında bulundu.

"İSTANBUL SEFERİNİ İPTAL EDİYORUZ... TÜRKLER JAPONLARA TEŞEKKÜR ETSİN"

Savaşın sonlarına doğru Stalin'in Türkiye'ye yönelik toprak iddialarına da değinen emekli Sovyet istihbarat Yarbayı, Kremlin üst kurulu Politbüro'nun bazı üyelerinin, Türkiye'sinin doğu bölgesinin ilhak edilerek Ermenistan'a verilmesini arzu ettiğini belirtti. Atamanenko, Stalin'in İran'dan İstanbul'a kadar bir operasyon yapmayı ve İstanbul boğazlarını da ele geçirmeyi planladığını yazdı. Atamanenko, "Stalin'in planlarında İstanbul'u ele geçirmek ve kentin tarihi ismi Konstantinopol'un iade edilmesi önemli yer tutuyordu. Ama, bu planların gerçekleşmesi kaderde yoktu. Ki ABD Başkanı Truman karşı atağa geçti: 21 Temmuz 1945 yılında Potsdam konferansında Truman'a nükleer denemenin başarılı şekilde gerçekleştirildiği aktarıldı. Truman da Stalin'e ülkesinin yeni sıradan olmayan kitle imha edici bir silah icat ettiğini duyurdu. Bunun üzerine herkes merak içinde Stalin'in nasıl tepki vereceğini izledi. Fakat, herkes şu kanaata vardı ki, Stalin söylenilen silahın ne anlama geldiğini anlamadı. Truman da şaşkınlık içindeydi. Truman, ilk nükleer şantajının başarısız olmasına şaşırmıştı. Çünkü Stalin ve Sovyet delegasyonu hiçbir şey olmamış gibi davrandı." değerlendirmesinde bulundu.

Fakat Stalin'in sakin ve ölçülü tepkisinin Truman'ı endişelendirdiğini kaydeden KGB Yarbayı, "Peki bundan sonra ne olacak? Amerikan askeri istihbaratı Truman'a İran'daki Kızıl Ordu birliklerinin Türkiye sınırına doğru ilerlediğini duyurdu. ABD lideri, Stalin'in görüşmelerde 1 Ağustos 1945 yılına kadar savaş tazminatı olarak İtalyan donanmasına ait bir payın SSCB'ye verilmesi için neden ısrarla çalıştığını hemen anladı. Çanakkale boğazına girmekle bu savaş gemileri doğudan ilerleyen Kızıl Ordu birliklerine batıdan destek sağlayabilirdi. Bu analizi yapan Truman hemen Japonya'ya nükleer bomba atılması talimatında bulundu. Japonya'nın bombalanması olayı Stalin'e duyurulduğu zaman SSCB lideri makam odasında gidip gelmeye başladı, sönen piposunu tekrar yakmaya çalıştı, kiprit tanelerini kırdı. Stalin en son piposunu masaya bıraktı ve suskun kalan Politbüro üyelerine seslenerek, "İstanbul seferini iptal ediyoruz... iyi zamanlara kalsın. Türkler ise Japonlara teşekkür etsin. Onlar Türkler için kendilerini feda etti. Tamam bitti! Kurçatov'u (İgor Kurçatov ilk Sovyet nükleer bombasını icat eden bilimadamı) hemen yanıma çağırın!" dedi.

(CİHAN)