Princeton Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Heath Lowry, 1921'de Atatürk ile röportaj yapan Amerikalı gazeteci Clarence Streit'in izlenimlerini aktararak, ''Streit'e göre Atatürk'ün gözlerinde düşlerini gerçekleştiren idealist bir ifadesi vardı. Yaşam biçimi ve liderliğinde gösterişten, kendini beğenmişlikten eser yoktu'' dedi.

Heath Lowry, Türkiye'nin Washington Büyükelçiliği'nde, 1921 yılında Atatürk ile röportaj yapan Amerikalı gazeteci Clarence Streit'in anıları ile Anadolu ve Ankara'dan çektiği fotoğraflarla ilgili sunum yaptı.

Üniversitede ''Osmanlı ve Çağdaş Türkiye Etütleri Atatürk Profesörü'' olan Lowry, Kurtuluş Savaşı'nın en şiddetli döneminde Ankara'yı ziyaret eden ilk yabancı gazetecilerden Streit ile kendisinin 1983 yılında tanıştığını söyledi.

Streit'in Türkiye'den döndükten sonra yaşadıklarını el yazısına döktüğünü, ancak adını ''Bilinmeyen Türkler'' koyduğu kitabına yayımcı bulamadığını anlatan Lowry, Streit'in kendisine bu el yazmaları ile fotoğraflarını verdiğini ve yayınlamak üzere anlaştıklarını bildirdi.

-ATATÜRK İLE ÖZEL GÖRÜŞME-

Lowry, Streit'in Türkiye ile ilgili anılarını aktararak, Streit'in Atatürk ile röportajını 3 Mart 1921 yılında Ankara Garı'ndaki konutunda yaptığını kaydetti.

Ankara'ya geldiğinde buranın henüz başkent yapılmaya karar verilmediğini ve onun Atatürk'e başkentin nereye kurulacağına ilişkin soru yönelttiğini dile getiren Lowry, İstanbul'un geleneksel başkentleri olduğunu, ancak 1. Dünya Savaşı'ndan ders aldıklarını belirten Atatürk'ün, meclisin korunabilmesi açısından Anadolu'nun merkezinde bir yere kurulmasını tercih ettiğini Streit'e anlattığını dile getirdi.

Streit'in Ankara'da TBMM oturumlarına katıldığını, kabine üyeleri ve İsmet İnönü ile de görüştüğünü ifade eden Lowry, Streit'in Atatürk ile ilgili izlenimlerini de şöyle aktardı:

''Beni Türk konukseverliğiyle karşıladı. Benimle 2 saat boyunca rahatça Fransızca konuştu. Yakışıklı ve güzel görünümlü bir adam. Çok düzgün giyimli, düzgün konuşuyordu. 40 yaşındaydı ama daha genç gösteriyordu. Geniş alnı, ağız ve çene yapısıyla bir savaşçının hatlarına sahipti ama onu gözlüklü ve kalpaksız gördüğünüzde bir profesör izlenimi veriyordu. Gözlerinde düşlerini gerçekleştiren bir idealist ifadesi vardı. Bende güçlü bir karakter izlenimi yarattı. Yaşam biçimi ve liderliğinde gösterişten, kendini beğenmişlikten eser yoktu. Makam arabası ve konutunu koruyan korumalardan başka, diğer devlet başkanlarının sahip oldukları onda yoktu. Röportajdan sonra çok inandığı ülkesini tanıdım.''

-''HALKLA SAMİMİ''-


Streit'in, TBMM oturumlarından birini izlerken yaşadıklarına da değinen Lowry, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Anlattığına göre, Atatürk içeri yalnız girmiş, boş bir koltuğa oturmuş, çevresindekilerle sohbet etmiş, milletvekilleri seçim bölgelerine göre çağrılırken diğer milletvekilleriyle aynı tonda Atatürk'ün ismi de okunmuş, o da oyunu kullanıp yerine oturmuş. Streit, 'Eğer Atatürk'ü görmeseydim onu orada tanımazdım' dedi.

Atatürk Ankara'da yürürken görülebiliyordu, insanlarla şakalaşırken, konuşurken sıcaktı ve Streit, Atatürk hakkında Batı'daki diktatör suçlamalarının gerçeği yansıtmadığını gözlemledi. Türkiye'de o dönem hiçbir yerde Atatürk fotoğrafını görmediğini dile getirdi.''
Streit'in Atatürk'e dine yönelik tutumunu sorduğunu belirten Lowry, bu soruyu duyan Atatürk'ün din ve devlet işlerinin birbirine karıştırılmamasının önemi üzerinde durduğunu söylediğini aktardı.

Atatürk'ün, Streit ile röportajında, ABD ile ilişkileri güçlendirmek istediklerini ve ABD halkıyla kendilerini hiçbir zaman savaşta görmediklerini anlattığını belirten Lowry, Atatürk'ün ABD'nin Anadolu ve Ortadoğu'da herhangi bir politik emeli ve amacı olmadığına inandıklarını dile getirdiğini sözlerine ekledi.

AA