Finlandiya'nın eski Cumhurbaşkanı ve 2008 Nobel Barış Ödülü sahibi Martti Ahtisaari liderliğindeki Bağımsız Türkiye Komisyonunun "Avrupa'da Türkiye: Kısır Döngüyü Kırmak" başlıklı raporu İspanya'nın başkenti Madrid'de tanıtıldı.

Rafael Del Pino Vakfında düzenlenen toplantıya, Ahtisaari'nin yanı sıra Avusturya Dışişleri Bakanlığının eski Genel Sekreteri Albert Rohan, İtalyan Senatosu Başkan Yardımcısı Emma Bonino ve İspanya'daki muhafazakar görüşlü Halk Partisi'nden eski milletvekili ve diplomat olan Marcelino Oreja katıldı.

Komisyon üyeleri yaptıkları konuşmalarda, hükümetlere, müzakerecilere, AB Komisyonuna tek bir çağrıda bulunmak istediklerini vurgulayarak, "Türkiye'nin Avrupalılığı ile ilgili kurumsal bir sorun yoktur. 2004 yılında Türkiye ile AB arasında müzakerelerin başlatılmasına karar verilmesiyle bu sorun çözülmüştür. Ancak müzakereler çok uzun sürecek ve AB'ye girmek için gerekli talepleri yerine getirmedikçe, değişim olmadıkça zaten Türkiye AB üyesi olmayacaktır. O yüzden hiçbir başlık bloke edilmeden müzakerelere devam edilmelidir. Yoksa AB inanılırlığını kaybeder" mesajını verdi.

"AB içinde, bir kulüp üyesi olma sendromu var. Genişleme, hiçbir zaman kulüp içindeki bir ülkenin hoşuna gitmedi" diyen İtalyan Senatosu Başkan Yardımcısı Bonino, "Ama sorumlu, global, sorunlara meydan okuyabilen bir AB istiyorsak genişleme ve Türkiye'nin AB'ye tam üyeliği olmalı. Yaşadığımız bu küreselleşme döneminde hiçbir ülke tek başına kalmaz ve haritaya bakarsak Türkiye'nin hangi tarafta olmasının daha iyi olacağını hemen anlarız. Siyaset kadar kırılgan bir şey yoktur ve bu yüzden ne AB ne de dünya 15 yıl sonra nerede olacağını biliyor. Türkiye'nin AB'ye girişi zaten uzun süre alacak, bırakalım müzakereler sürsün" diye konuştu.

-"TÜRKİYE, TERAZİ OLACAK"


AB'nin coğrafik mi, dini mi yoksa politik bir proje mi olduğuna, Türkiye'nin AB üyesi olup olmamasının karar vereceğini kaydeden Bonino, şöyle konuştu:

"Türkiye terazi olarak bu kararı vermemizi sağlayacak. Eğer dini sebeplerden, Müslüman nüfusun fazlalığından dolayı Türkiye alınmazsa o zaman benim gibi iyi niyetli ancak dindar olmayanlar 'ben bu Avrupa'ya mı aitim' diye düşünecekler. AB dini değil, politik bir projedir. Ve unutmamalıyız ki her türlü şartta zaten birlikte yaşayacağız. Ben içiçe olmayı daha uygun görüyorum. Türkiye, Avrupa'da zaten bulunan 20 milyon Müslümana nasıl davranmamız gerektiği konusunda bize yardımcı olacaktır."

Komisyon üyelerinden Albert Rohan da "Türkiye'nin AB ile müzakereleri, alternatif aranmadan devam etmelidir. Çünkü alternatif yaratmak süreci etkiler ve AB'nin verdiği sözü tutmamasına, inanılırlığını yitirmesine, çıkarlarını kaybetmesine neden olur" dedi.

"Türkiye'nin Ermenistan ve Kıbrıs ile sorunlarının devam etmesine" rağmen komşularıyla olan ilişkilerini "geliştirip, normalleştirdiğini" kaydeden Rohan, "Türkiye ve Ermenistan arasında imzalanan protokollerden sonra atılacak adımlar hem Türkiye hem Ermenistan hem de güney Kafkasya'nın çıkarlarına olmalıdır" diye konuştu.

Eski Finlandiya Cumhurbaşkanı Ahtisaari de Türkiye için herhangi bir iyilik değil sadece bundan önceki ülkelere uygulanan şartların aynısını istediklerini vurguladı. Ahtisaari ayrıca, Lizbon anlaşmasının yürürlüğe girecek olmasıyla AB içinde genişleme sürecinin hızının yavaşlayabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Kıbrıs meselesiyle ilgili yöneltilen bir soruya ise Ahtisaari şöyle cevap verdi:

"AB içindeki bir ülkenin bu sorununu çözümleyememek kabul edilecek bir şey değil. Orta yol bulunması için tüm ülkeler çaba göstermeli. Mevcut durumda taraflar arasında yürütülen görüşmeler başarısızlıkla sonuçlanırsa bunun sonuçları kötü olur. Gelecek nisan ayında yapılacak seçimleri düşünürsek çözüm için az bir zaman kaldı ve çok da geç kalınmamalı. Ama tarafların aralarında ne konuştuğunu bilemiyoruz, belki de şimdiden çözümü seçimden sonra bulmaya karar verdiler."

Marcelino Oreja da İspanya'nın AB ile müzakereleri sırasında yaşadığı zorluklara dikkati çekerek, "Komisyon olarak biz aslında ne dediğimizi başlıkta çok iyi anlatıyoruz. Avrupa'da Türkiye; Zaten karara bağlanmış bir şey. Önerimiz ise kısır döngüyü kırmak. Her müzakere belirsizdir. Ne zaman biteceği bilinmez. Ama bırakalım devam etsin" dedi.

"Avrupa'da Türkiye: Kısır Döngüyü Kırmak" raporunu başka Avrupa başkentlerinde de tanıtan Bağımsız Türkiye Komisyonu üyeleri 18-20 kasım tarihleri arasında Ankara ve İstanbul'da da toplantı yapacak.

AA

Fotoğraflar: AA