AB'nin yürürlüğe girmek için Çek Cumhuriyeti'nin onayını bekleyen yeni anayasası Lizbon Anlaşması'nda öngörülen AB Konseyi Başkanlığı için adaylığını açıklayan ya da üye ülkelerce önerilen isimlerin bolluğu dikkat çekiyor.

İsmi Brüksel'de aylar öncesinden tartışılmaya başlanan eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, Irak savaşına destek vermesi yanında ülkesinin ortak para avroya geçmemesi ve ortak vize alanı Schengen'e katılmaması nedeniyle taraftar bulmakta zorlanıyor. Blair'in en büyük avantajı ise AB'nin büyük bir üyesinden gelmesi ve şimdilik diğer büyük üyelerin itirazıyla karşılaşmaması. Blair'in diğer artısı ise uluslararası siyasi ağırlığı.

Fransız ve Alman medyasına eş zamanlı yaptığı açıklamalarla AB Başkanlığına adaylığını açıklayan 490 bin nüfuslu Lüksemburg'un Başbakanı ve Maliye Bakanı Jean-Claude Juncker ise dünya liderlerince fazla ciddiye alınmayacağı gerekçesiyle umduğu desteği alamadı. AB içinde derinleşmeye ve entegrasyona en fazla destek veren lider olarak tanınan Juncker'in İngiltere başta olmak üzere birçok üye tarafından veto edilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

AB içinde uzlaşmacı kişiliğiyle tanınan Hollanda Başbakanı Jan Peter Balkenende, AB Başkanlığına adaylığını açıklamasa da İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini tarafından önerildi. Balkanende'nin Brüksel'de güçlü bir başkan görmek istemeyen üye ülkelerin desteğini alabileceği ve başkanlık yarışının tıkanması halinde uzlaşma adayı olarak öne çıkabileceği belirtiliyor. Hollanda'nın 16,5 milyonluk nüfusuna rağmen AB bütçesine en fazla katkı yapan ilk 3 ülke arasında bulunması Balkenende'nin şansını artırıyor.

Görevini gönülsüz yaptığı izlenimini veren Belçika Başbakanı Herman van Rompuy'un da Balkanende kadar güçlü ihtimal olmasa da uzlaşma adayı olarak öne çıkabileceği değerlendiriliyor.

İspanya'da 1982-1986 yılları arasında başbakanlık yapan Felipe Gonzales (67), bazı kesimlerce AB Başkanlığı görevi için yaşlı bulunuyor. AB Komisyonu Başkanlığına Portekizli Jose Manuel Barroso'nun yeniden atanması yanında Gonzales'in AB Konseyi Başkanlığına getirilmesinin AB'de İber Yarımadası ağırlığını artırarak dengeleri bozacağı belirtiliyor.

Eski Finlandiya Başbakanı Paavo Lipponen'in şansını ise İskandinav ülkeler blokundan NATO Genel Sekteterliğine getirilen eski Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen azaltıyor.

Litvanya'nın da desteğiyle Letonya Başbakanı Valdis Dombrowskis tarafından önerilen ülkesinin eski Cumhurbaşkanı Vaira Vike-Freiberga'nın (71) yaşı nedeniyle zaten az olan şansını Avrupa Parlamentosu Başkanlığına Polonyalı Jerzy Buzek'in getirilmiş olması köreltiyor.

Genişleme başta olmak üzere ülkesinde AB politikalarına kamuoyu desteğinin düşük olması, eski Avusturya Başbakanı Wolfgang Schüssel'in AB Başkanlığa atanmasını zorlaştırıyor.

Eski İrlanda Cumhurbaşkanı Mary Robinson AB Başkanlığı yarışında olmadığını açıklasa da Brüksel'de üst düzey görevlerde kadınlar aleyhine dengesizliği gidermek isteyen çevrelerden büyük destek görüyor. AB Başkanlığına ismi geçenler arasında eski İrlanda Başbakanı Bertie Ahern de bulunuyor.

Bugün akşam yemeğiyle başlayacak 2 günlük AB zirvesinde, Lizbon Anlaşması'nın henüz yürürlüğe girmemesi nedeniyle AB devlet ve hükümet başkanlarının AB Konseyi Başkanlığına getirilecek isim konusunda gayri resmi istişarelerde bulunması ve bağlayıcı atamanın gelecek ay toplanması beklenen olağanüstü AB zirvesinde yapılması öngörülüyor.

AA