AB devlet ve hükümet başkanlarının yarın başlayacak zirvesinde, yürürlüğe girmek için Çek Cumhuriyeti'nin onayını bekleyen yeni AB anayasası Lizbon Anlaşması'nda öngörülen AB Konseyi Başkanlığı koltuğunu kimin doldurabileceği tartışılacak.

Çek Anayasa Mahkemesinin Lizbon Anlaşması konusunda kararını zirve sonuna ertelemesi ve buna bağlı olarak AB karşıtlığıyla tanınan Çek Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus'un anlaşmayı imzalamaması AB Başkanlığı için bir isim üzerinde mutabakatı acil kılmazken, mevcut AB başkan adayları eski İngiliz Başbakanı Tony Blair ve Lüksemburg Başbakanı Jean-Claude Juncker, liderlerden alacakları desteğe göre yol haritalarını belirleyecekler.

ABD'nin, sonradan doğru çıkmayan kitle imha silahı ürettiği gerekçesiyle Irak'ı işgaline ülkesini ortak eden Blair'in AB başkanlığına atanması ihtimali, Avrupa kamuoyunda ciddi bir muhalefet doğuruyor. Blair karşıtları, İngiltere'nin ortak para avroya geçmemesi ve ortak vize bölgesi Schengen'in dışında kalmayı tercih etmesini öne çıkarıyor. Blair'in artıları arasında ise uluslararası siyasi ağırlığı, AB'nin güçlü bir üyesinden gelmesi ve birçok üye ülkece desteklenmesi, pratik zekası ve ikna kabiliyeti gösteriliyor.

Blair'e tepki olarak adaylığını açıklayan 490 bin nüfuslu Lüksemburg'un Başbakanı Jean-Claude Juncker ise Blair karşıtlarının direnmesi halinde kendi ismi üzerinde uzlaşılacağını umuyor. Fransız Le Monde gazetesine yaptığı açıklamayla adaylığını duyuran Juncker, İngiltere'nin Brüksel'e mesafeli bakışını hatırlatarak, "Avrupa, başlıca endişesi ona hizmet etmek olan, erdemli uzlaşmayla birlik sağlamak için çabalayan ve içeride uyumu güvence altına almadan dışarıda onu temsil etmeye çalışmayan biri tarafından temsil edilmelidir" dedi. Juncker, Alman DPA ajansına yaptığı açıklamada ise "AB'nin dört büyük Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya'ya ilaveten İspanya ve Polonya'dan ibaret olmadığını" vurguladı.

AB ülkelerinde 14 yılla en uzun süredir başbakanlık yapan Juncker, 16 üyeli Avro Bölgesi grubuna da başkanlık ediyor. Juncker, AB içinde derinleşmeye ve entegrasyona en fazla destek veren lider olarak tanınıyor.

AB içinde Blair'in adaylığına 7 küçük ülkeyle birlikte Polonya itiraz ederken, Juncker şimdilik Benelüks ülkelerinin (Hollanda ve Belçika) adayı olarak görünüyor.

-AB DIŞİŞLERİ BAKANI-


Tüm üye ülkelerin onayı gereken AB Başkanlığı için yine Lizbon Anlaşması'nda öngörülen AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi (AB Dışişleri Bakanı) koltuğunun da pazarlığa konu edilmesi kaçınılmaz görünüyor.

Eski İngiliz Başbakanı Tony Blair'in AB başkanlığına en yakın isim olarak öne çıktığı bir ortamda oldukça geniş yetkilerle donatılacak AB dışişleri bakanının büyük ölçüde Fransız-Alman eksenince belirlenmesi bekleniyor.

Brüksel kaynakları, AB dış politikasında etkili olmayı hedefleyen Fransa ve Almanya'nın bu strateji kapsamında Avrupa Parlamentosu başkanlığının bir Polonyalı'ya ve AB Komisyonu başkanlığının yeniden İspanya destekli bir Portekizli'ye gitmesine yeşil ışık yaktıklarına ve Blair'in AB Başkanlığı adaylığına şimdiye dek itiraz etmediklerine dikkat çekiyor.

Lizbon Anlaşması'nda, dış politikada tek seslilik için getirilen AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi, AB dışişleri bakanları toplantılarına başkanlık edecek. Aynı zamanda AB Komisyonu başkan yardımcılığı görevini üstlenecek olan Yüksek Temsilci, "AB'nin dış eylemlerinin eş güdümünü" sağlayacak.

Yetki ve sorumlulukları henüz kesinleşmeyen Yüksek Temsilcinin yine Lizbon Anlaşması'nda öngörülen AB dışişleri teşkilatı (Avrupa Dış Eylem Servisi) için bütçe ve personel önerebilmesi, AB polis ve gözlemci misyonlarınI ve AB barış gücü operasyonlarını yönetmesi ve AB üyeleri arasında bilgi ve istihbarat paylaşımını hızlandırması bekleniyor.

Dünyada "ekonomik dev, siyasi cüce" olarak tanınan AB'nin Lizbon Anlaşması'nın yürürlüğe girmesiyle birlikte dış, savunma ve güvenlik politikalarında tek ses olmayı başararak "uluslararası süper güç" konumuna terfisi hedefleniyor.

AA