Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, demokratik açılım projesinin sadece tek bir kesimi hedefleyen bir proje olmadığını söyleyerek, "Bu süreçte bir kesimin sorunlarına el atarken diğerlerini göz ardı edemeyiz" dedi.

TEPAV'ın TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesinde düzenlediği "İlerleme Raporu'nun Ardından Türkiye-AB İlişkileri" konulu toplantıda konuşan Bağış, raporun geçmiştekilere kıyasla genel anlamda daha dengeli ve olumlu olduğunu belirterek, bunun farklı kesimler tarafından teyit edildiğini kaydetti.

Bunun, raporun bütün eleştirilerine katılındığı anlamına gelmediğini söyleyen Bağış, rapordaki bazı eleştirilerin yersiz, bazılarında ise zamanlama sıkıntısı bulunduğunu bildirdi. Bakan Bağış, raporla ilgili bütün kamu kurumlarının görüşlerini alacaklarını belirterek, siyasi kriterler konusunda raporun, Ulusal Program'ın yayımlanmasını önemsediğini hatırlattı.

Bağış, sivil toplum kuruluşlarının karar mekanizmalarında yer almasının önemine dikkati çekerek, Reform İzleme Grubu'nun bir sonraki toplantısının 11 Kasımda Konya'da olacağını açıkladı. Raporun demokratik açılım projesini çok önemsediğini belirten Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Demokratik açılım projesi Türkiye'de sadece tek bir kesimi ilgilendiren ya da tek bir kesimin demokratik hakları ile ilgili bir süreç değildir. Bu açılım Türkiye'deki bireyin demokratik haklarını artırmak için başlatılmış bir süreçtir. Türkiye'de demokratik hakları ile ilgili kendini sınırlandırılmış hisseden tek bir kesim yoktur. Evet, bu ülkenin Kürt vatandaşlarının demokratik hakları ile ilgili eleştiri, sıkıntı ve dile getirdikleri eksiklikleri vardır, ama aynı şekilde bu ülkenin Ermeni vatandaşlarının, kadınlarının, işçilerinin, bu ülkede yaşayan diğer azınlık mensuplarının da sıkıntıları vardır. Süryani vatandaşlarımızın İstanbul'da kilise ihtiyacı dile getirilmektedir. Musevi vatandaşlarımızın anti-Semitizm ile ilgili hassasiyetleri gündemdedir. Biz demokratik açılım sürecinde herhangi bir kesimi hedeflemiyoruz. Tabii ki kanayan bir yaranız varsa, terör nedeniyle ülke çapında çok ciddi acılar yaşıyorsak, buna son vermek, barışın egemen olduğu bir ülkede yaşamak hepimizin hakkı. Ama bu süreçte bir kesimin sorunlarına el atarken diğerlerini göz ardı edemeyiz."


Bakan Bağış, Türkiye'de artık tabuların yavaş yavaş ortadan kalktığını söyleyerek, eskiden çekimser davranılan her konunun tartışılabilir hale geldiğini, sorunların halının altına süpürülmek yerine onlarla yüzleşildiğini bildirdi. Bağış, belki her sorunun çözülemediğini, ama en azından tartışılabilir hale geldiğini belirterek, sorunlar için teşhis koymaya başlanıldığını, teşhisin tedavinin yarısı olduğunu ifade etti.

Raporun, "Ergenekon davasını da vurgulayarak, bu davayı Türkiye için bir fırsat olarak gördüğünü" belirten Bağış, bu dava sürecinin bir an önce tamamlanarak, "yaşla kurunun birbirinden ayrılmasını" umduğunu kaydetti. Bağış, Türkiye'de iktidardan memnun olmayanların iktidarla demokratik yollarla mücadele etmek gerektiğini anlaması gerektiğini söyleyerek, bu dava ile yakalanan fırsatın iyi değerlendirilmesini umduğunu kaydetti.

Egemen Bağış, anayasa reformu konusuna da değinerek, bu konuda muhalefetle iktidarın el ele vermesi gerektiğini belirtti. Muhalefetin kamu denetçiliği konusundaki anayasa değişikliğine bile itiraz ettiğini söyleyen Bağış, "Ama ümit ediyorum bu yıl seçimsiz bir yıl geçireceğiz. Muhalefet partilerimiz de bu yılı, bu yıl derken 2010'u kastediyorum, Türkiye'nin AB yolunda ilerlemesi için bir fırsat olarak görürler, el ele veririz ve Türkiye'nin AB yolunu açacak yasaları birlikte gerçekleştirebiliriz" dedi. Bağış, İlerleme Raporu'nun ilk kez muhalefete çağrıda bulunan bir rapor olduğunu söyleyerek, bu nedenle muhalefet tarafından da ciddiye alınmasını umduğunu bildirdi.

Bakan Bağış, raporda katılmadıkları hususlardan bir tanesinin Kıbrıs'la ilgili olduğunu söyleyerek, bugüne kadar gelinen süreci özetledi. Türk tarafının son görüşme sürecine çok ciddi bir katkısı olduğunu belirten Bağış, KKTC'de herkesin çözüme engel olmama konusunda ortak bir iradeye sahip olduğunu kaydetti. Bağış, "Bütün bu yaşanan süreçten sonra hala Türkiye'nin adım atmasını beklemek bana biraz haksızlık gibi geliyor. Sayın Başbakanın bir sözü vardı Annan'a; bir adım önde olma sözü. Ama inanın biz değil bir adım, binlerce adım önden gidiyoruz" diye konuştu.
Raporun, Türkiye'nin dış politikasında batıdan doğuya doğru bir eksen kaymasının mı olduğu yönündeki tartışmalara çok güzel yanıt verdiğini söyleyen Bağış, Türkiye'nin dünyanın her yerindeki barışçı ve arabulucu çalışmalarının AB'nin dış politika perspektifine tezat oluşturmadığı, tam aksine destek verdiği hususunun da raporda belirtildiğini kaydetti. Türkiye'nin gerçekten "iyi bir köprü olabilmek için iki ayağının da sağlam olması gerektiğini" söyleyen Bağış, raporun bu açıdan Türkiye'nin attığı adımları olumlu gördüğünü bildirdi.

Bakan Bağış, AB sürecinin en zor aşamasının müzakerelere başlanması olduğunu ve bunun 45 yıl aldığını söyleyerek, bu zaman zarfında iki tarafın da hataları olduğunu, ancak artık AB konusunda kararlı, halkın desteğini almış bir iktidar bulunduğunu kaydetti.

AA

Fotoğraf: AA