Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa'dan 28 Ekim tarihinde Türkiye'ye gelmesi beklenen grupla ilgili olarak, ''Bu Avrupa grubuyla alakalı şeyi şu anda ertelemiş durumdayız. Yani öyle birşeyi kabul etmiyoruz'' dedi.

Recep Tayyip Erdoğan, Pakistan yolunda uçakta basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Erdoğan, ''Yurtdışından, Avrupa'dan gelecek PKK'lıların gelmemesi yönünde eğilim oluştu. Bugün (cumartesi) İstanbul Valiliği tarafından açıklandı. Bu bir hükümet kararı mıdır?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Bu malum yaşananlar, 34 kişinin girişi esnasındaki karşılama, bütün bunlar, koordinatör bakanımızın kendileriyle yaptığı görüşmelere rağmen bunların gerçekleşmiş olması bir defa ortada bir güven bunalımı doğurmuştur. Beni ziyarete geldikleri zaman da ben Ahmet Türk Bey ve yanındaki arkadaşlarına özellikle şu konuyu söyledim. (Bakın biz bu projeyi bir devlet projesi olarak sunuyoruz. Bunun muhatabı millettir. Hiçbir zaman illegal örgüt veya şahıslarla bizim bu konuyu müzakere etmemiz söz konusu olamaz. Biz sadece legal örgüt veya kişilerle bu konuları görüşebiliriz, görüşürüz. Nitekim bugünkü görüşmemizin nedeni de budur) demiştik.

Tabii bu son 34 kişinin gelmesi olayı bizim milli birlik projemizin, demokratik açılım sürecinin önemli bir adımı olarak başlattığımız bir süreçti. Ve bunu bakın arkadaşlarımız ısrarla kendilerine söylemiş olmalarına rağmen maalesef arzu edilmeyen durumlar oldu. Bu karşılama usulü, vesaire, Diyarbakır'daki o süreç, bunlar tabii bundan sonraki sürece yönelik daha da dikkatli hareket etmemizi gerektiriyor. Yani biz bir tarafı yaparken bir tarafı yıkamayız. Buna hakkımız yok.

Şimdi Avrupa süreci bizim üç merkezli düşündüğümüz yani dağ, Mahmur ve Avrupa diye düşündüğümüz üç zeminde şu anda Avrupa için hazırlıklar yaparken tabii bu ilk gelişteki arzu edilmeyen durumlar şu anda bizim burada bir ara vermemizi gerektirdi. Yapılan istişareler neticesinde biz bu işe bir ara verelim, konunun üzerinde çalışalım, onun üzerinde tekrar çalıştıktan sonra süreci ona göre devam ettirelim ve arkadaşlar bu çalışmalarını dün (Cuma) yine bir araya gelerek yaptılar. Bugün yine bir araya gelip üzerinde çalışacaklar. Bu çalışmalar benim dönüşüme kadar devam edecek. Döndükten sonra tekrar oturacağız, değerlendireceğiz ve ondan sonra süreci belirlenen esaslar dairesinde devam ettirmeyi, yani şeklini, usulünü ona göre devam ettirmeyi planlıyoruz.''

-''TÜRKİYE'YE DÖNDÜKTEN SONRA KARAR VERECEĞİZ''-

Erdoğan, ''Diyelim kendiliğinden gelenler olursa ona ne tür muamele yapılacak?'' sorusuna da, ''Kendiliğinden gelirse diye bir şey yok. Zaten kendiliğinden geliyorlar'' yanıtını verdi.

Erdoğan, ''Bu sizin kontrolünüzde giden bir süreç. Artık, (şu anda gelmesinler) dediğinize göre demek ki bu yönde bir irtibat var. Zaten (temas kuruldu, istişarelerde bulunuldu) dediniz?'' sorusu üzerine şunları kaydetti:

''(Gelmesinler) deyişimiz onlara yönelik bir adım değil. Bu sürecin şu anda Türkiye genelindeki meydana getireceği var. Kalkıp da orada (İstanbul) yapılacak olan karşılamalar kendilerine göre aynen Güneydoğu'da olduğu gibi devam edecek olursa, bütün Türkiye'yi oraya davet etmek suretiyle attıkları adımlar vardı. İstanbul'da bir şey olduğu zaman bunun meydana getireceği durumu düşünmek durumundayız.

Nasıl birşey meydana gelecek? Bunların hepsini tabii ki sorumluluk makamındaki bir iktidar olarak düşünmek durumundayız. Bunun için şu anda ertelenen süreci, döndükten sonra bir karar alacağız ve öylece devam ettiririz''

-''TÜRKİYE'YE GELİŞLER ERTELENDİ''-

Erdoğan, ''Siz 28 Ekimde Türkiye'ye dönüyorsunuz. 28 Ekimde Almanya'dan bir grup da dönüyor'' hatırlatması üzerine, ''28 Ekimdeki bu Avrupa grubu ile alakalı şeyi şu anda ertelemiş durumdayız. Yani öyle bir şeyi kabul etmiyoruz. Bunu zaten açıkladı Bakanım'' dedi.

Başbakan Erdoğan, ''bu sevinç gösterileriyle böyle bir projenin sabote edilmesine izin verecek misiniz? Çok basit bir şeye kurban edilmiş olacak gibi görünüyor eğer tabii ki süreç uzarsa'' sorusu üzerine de, ''Yani siz Güneydoğu'da olanları çok basite indirgiyorsanız doğrusu ben de ona şaşarım. Neresi basitse...'' karşılığını verdi. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Şimdi, gelen 34 kişi sembol olarak, giyim kuşamlarıyla ortaya bir farklılık koyuyor. Yani bunu tabii çok da basite indirgememek lazım. Bu da ülkenin genelinde halkımızı yaralıyor. Yani bunu da düşünmek zorundayız. Bugüne kadar hiçbir iktidarın gösteremediği cesareti göstererek biz bir adım atıyoruz. Yani sen kalkıp da tek tip elbiseyle malum isimler altında benim ülkeme girersen bu ülkenin genelini yaralar.

Ve bunu siyasi ranta dönüştürmek için bir siyasi parti de malum bütün imkanlarını seferber edip burada böyle bir gösterinin içine girerse biz de buna 'eyvallah' edemeyiz. 'Evet' de diyemeyiz ve bu uyarıları da kendilerine önceden zaten yaptık. Sakın bu yola girmeyin, bak yanlış yaparsınız. Bırakın gelsin, orada savcılar ifadelerini alsın, ifadelerini aldıktan sonra da zaten gereği neyse bu yapılacaktır. Ve ondan sonra da evlerine güvenlik içinde gönderileceklerdir. Bütün tedbirlerimizi aldık. Geçmişteki yanlışlara düşülmemesini özellikle istedik. Bunun tedbirlerini de aldık. Ancak biz aldığımız bütün bu tedbirlerin karşılığını karşımızdakilerden görmedik.''

- ''HEDEFİMİZ BÖLÜCÜ TERÖR ÖRGÜTÜYLE MİLLETİMİZİN ARASINA DUVARI ÖRMEK''-

Erdoğan, şehit ailelerinin gösterdiği tepkiyle ilgili sorulan bir soru üzerine de ''Şehit aileleri dediğiniz aileler içinde o tür yürüyenler de var, tam tersine benim daha bugün görüştüğüm şehit aileleri de var. Onlar da (aman bizi bu sıkıntılardan kurtarın. Ne olur bize yardımcı olun) diyorlar. Bize bunu söyleyenler de var'' dedi.

''Yani bu işlerde spekülasyonlar çok. Maalesef provakatörler de çok. Buraları farklı şekilde yorumlayarak yani iktidarı zora düşürme gayreti içinde olanlar da çok. Fakat ben baştan beri söylüyorum. Yani ne olursa olsun, biz bu yola çıktık. Atmamız gereken adımları bundan sonra da atmaya çalışacağız'' diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

''Bizim asıl hedefimiz bölücü terör örgütü ile milletimizin arasına duvarı örmek. Milletim, onlara karşı bakışını zaten netleştirmiş durumda. Amaç benim Kürt kökenli vatandaşlarımın istismarını da engellemek. Çünkü benim Kürk kökenli vatandaşıma olan sevgimi, onlara hizmetkarlık anlayışımızı bugüne kadar bölücü terör örgütü yerine getirememiştir, yerine getiremez. Onların da temsilcisi olamaz. Olamamıştır zaten. Böyle bir dertleri yok. Talep edilen haklar, vesaire, falan, filan... Türkiye'de benim Kürt kökenli vatandaşımın benden hiç farkı yok. Parlamentoya girmiş, cumhurbaşkanı olmuş, başbakan olmaya da aday. Her türlü imkanı var. Devletin en üst kademelerinde görevlerde bulunuyor. Daha ne olacak?''

-İRTİCA BELGESİ-

Başbakan Erdoğan, ''irtica belgesi diye adlandırılan belgenin aslının cumhuriyet savcısına ulaştığı ve adli tıbbın da imzanın Albay Dursun Çiçek'e ait dediği yönünde bir haber var. Bu haber size ulaştı mı?'' sorusuna şu yanıtı verdi:

''Biz tabii kuvvetler ayrılığı prensibi ile hareket eden bir ülkeyiz. Yani yasama, yürütme. yargı. Şu anda süreç ağırlıklı olarak yargının elinde. Bizler yürütme olarak yargı neyi talep ederse onu yerine getirme gayreti içindeyiz. Tabii bu son gelişmeler ilginçtir. Yani ismi bilinmeyen bir subayın gönderdiği bir ihbar mektubuyla ortaya çıkıyor. Orada ıslak imzanın olduğu ve adli tıbbın verdiği raporda da bunun el ürünü olması noktasındaki bir kanaate varıldığı söyleniyor. Tabii bundan sonraki süreç savcı ile mahkeme arasındaki süreç olacaktır.

Biz başında da söylediğimiz gibi, yürütme organı olarak bu tür olayların sonuna kadar takipçisi olacağız. Çünkü Türkiye'yi, Türkiye Cumhuriyeti devletini biz bu tür olaylara mahkum etmemeliyiz ve bu tür olaylarla da devletimizi lekeletmemeliyiz. Devletin üzerinde herhangi bir lekelenmeye de müsaade etmeyiz. Onun için süreç devam ediyor. Yürütmeye düşen bir şey olduğu takdirde biz yine onu yerine getiririz. Kaldı ki Türk Silahlı Kuvvetleri zaten böyle bir gölgeyi kabullenmez, böyle bir lekeyi kabullenmez. Bunun için de tabii yasal süreç artık yargıda devam ediyor. Temennimiz, hayırlısıyla bu işin sonuçlanmasıdır.''

Erdoğan, ''Siz, Sayın Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'a bu konuyla ilgili herhangi bir şey sordunuz mu, bu konuyla ilgili bir temasta bulundunuz mu?'' sorusuna da, ''Hayır. Dün, bugün benim öyle bir şeyim olmadı. Yani oradan zaten isteyecek bilgi yok. Olay zaten tamamıyla yargıda olan bir şey'' yanıtını verdi.

İSLAMABAD (A.A)

Fotoğraf: AA