ABD'de ülke çapına yayılan geniş sivil toplum örgütlenmesi, kayıp çocuk olaylarının çözülmesinde çok büyük rol oynuyor.

Batı ülkelerinin neredeyse tamamı, çocuk kayıp ve kaçırılma olaylarıyla mücadelede sivil toplum örgütlerinden yoğun şekilde yararlanıyor.

RFID ve GPS gibi kişi takibinde başvurulan teknolojiler de artık yoğunlukla kullanılan önlemler arasında.

ABD, çocuklaırn kaçırılması ve kaybolması gibi durumlarda sivil örgütlenmeyi etkin şekilde kullanan ülkelerin başında. Ülkede her eyaletin polis teşkilatı içinde kayıp çocuk ve gençlerle ilgili departmanlar bulunuyor. Bu bölümler, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) bünyesindeki gençlik departmanlarıyla sürekli işbirliği içinde.

Ancak son yıllarda kaybolan çocukların sağ olarak yuvaya dönmesinde en büyük rolü hemen her eyalette ve şehirde bulunan, bölgesel düzeyde örgütlenmiş sivil toplum kuruluşları oynuyor. Tamamen bağışlarla finanse edilen ve ailelere mali yük getirmeyen bu derneklerin çoğu tam bir dedektiflik bürosu gibi çalışıyor. Özel federal izinle, istihbarat toplama, izleme, polisle eşgüdüm içinde silahsız operasyon düzenleme veya operasyonlara katılma gibi yetkilere sahip.

Bu örgütler gerek FBI gerekse yerel polis birimleri tarafından da destekleniyor ve kaybolan çocuklara ait tüm bilgiler yerel polis ve ruhsatlı sivil toplum örgütleri arasında sürekli gidip geliyor.

YEREL MEDYA ÖNEMLİ

Elbette tüm bu sivil toplum örgütlerinin birbirleri arasındaki bilgi alışverişi de hayati önem taşıyor. Bunun için The National Center for Missing & Exploited Children (NCMEC) bünyesindeki Lost Children’s Network ağı yoğun olarak kullanılmakta. 1984’te gönüllülerin katılımıyla kurulan NCMEC, kendilerine ulaşan kayıp bildirimlerine ilişkin bilgi ve fotoğrafları derneklerin yanı sıra ülke çapında tüm gazete, dergi, yerel radyo ve televizyon kanallarına hızlı şekilde dağıtıyor ve bunların takibini yapıyor.

Merkez örgüt niteliğindeki NCMEC, bugüne kadar 157 bin kayıp ve suiistimal edilmiş çocuk vakasına müdahale etmiş, yasal takibatını başlatmış ve 142 bin çocuğun bulunmasını sağlamış. Kayıp çocukları “ebeveyn tarafından kaçırılan”, “yabancı kişi tarafından kaçırılan”, “evden kaçan” gibi gruplarda toplayan örgüt, çocuk sağ bulunduğunda ona ve ailesine yoğun rehabilitasyon desteği de veriyor.

Elbette el ilanı, pano duyurusu gibi klasik yöntemler hala yaygın. Yoğun trafik yaşanan yerel mağazalar veya mağazaların yerel şubeleri, bazı eyaletlerde metazori olsa da çoğunlukla ‘şirket politikaları’ paralelinde, kayıp çocukların arandığına ilişkin bilgileri kamuoyuna iletmede önemli rol oynuyor. Süt kutularına, kasa fişlerine, panolara resimler asmak yaygın.

RFID VE GPS

Bugün ABD’de GPS takip sistemleri kuran ve çalıştıran 100’den fazla firma var. Bunlar kazancın büyük kısmını esasen araç filosu kullanan işyerlerine araç takip sistemleri satışından elde ediyor. Ancak bilhassa son 10 yıl içinde Amerikan toplumundaki güvenlik endişeleri, bu sistemlerin ‘çocuk takibi’ için de artarak kullanılmasına yol açmış durumda.

Bu sistemler bir anahtarlık kadar küçük olabiliyor, ayrı bir cihaz olarak kullanılabildiği gibi aksamı çocuğun çantasına, ayakkabısına, cep telefonuna monte edilebiliyor. Bu yolla çocuğun nerede olduğu, çevrimiçi bir harita üzerinde sürekli izlenebiliyor. Bu uygulamayı “çocuk da olsa mahremiyeti vardır” veya “pedagojik açıdan sakıncalı” diyerek eleştirenler çok, ama bunlar satışların artmasını engellemiyor.

Adres, isim, telefon gibi pek çok bilginin girilebildiği kağıt inceliğindeki RFID etiketleri, mağazalardan çıkıp güvenlik alanına kaymış önemi teknolojilerden bir başkası. Bu etiketler, aynı GPS’teki gibi, yer tespitinde kulllanılabiliyor. Ama asıl işlevi, biri tarafından bulunan çocuğun götürüldüğü polis karakolundaki okuyucular vasıtasıyla, çocuğun kimlik bilgilerine ve ailesinin telefonlarına ulaşmayı sağlaması.