Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, medyanın, yapılan reformlar konusunda haber yapmamayı tercih ettiğini bildirdi.

AB Türkiye Delegasyonu ve İstanbul Bilgi Üniversitesi AB Enstitüsü işbirliğiyle düzenlenen ''17. AB-Türkiye Gazeteciler Konferansı''na katılan çeşitli ülkelerden gazetecilerin konuşmalarının ardından tekrar kürsüye gelen Bağış, gazeteci Mehmet Ali Birand'ın, ''AB konusunda hükümeti eleştirecek konularda haber yaptıklarına'' ilişkin sözlerine atıfta bulundu.
Birand'ın ''Yazılacak çok bir şey olmadığı''na ilişkin görüşüne katılmadığını ifade eden Bağış, dün yayımlanan AB raporuna göre 21 fasılda ilerleme kaydedildiğine vurgu yaptı.

2009 yılı içinde gerçekleştirilen ulusal programın yayımlanması, sadece AB müzakerelerinden sorumlu başmüzakerecinin atanması, Brüksel'de üst düzey temasların gerçekleştirilmesi, Kürtçe televizyonun yayına başlaması, 1 Mayıs'ın tatil yapılması gibi çalışmalar hakkında bilgi veren Egemen Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Biz 50 yıl önce askeri darbe sonrasında başbakanını asmış bir ülkeden bahsediyoruz. 30 yıl önce Kafka ve Dostoyevski kitaplarını 'komünizmi destekliyor' diye toplayıp yakan bir ülkeden bahsediyoruz. 10 yıl önce bu ülkenin belediye başkanı, bir şiir okuduğu için hapse atıldı. Ben, bir yıl önce 'Kadınların mini etek giyme hakkı gibi türban takma hakkı da var' dediği için aleyhimde dava açılmış bir kişiyim. Bütün bunları düşündüğünüzde bu yapılanların kendileri birer reform. Medya, bu konuda haber yapmamayı tercih ediyor. Medya olumsuz konularda, eleştirel konularda haber yapmayı tercih ediyor. Bu reformlar belki çok çekici değil, ama önemli reformlar.''

Türkiye'nin Orta Doğu ve Kafkaslar'da yürüttüğü politakaların Avrupa'nın lehine olduğunun altını çizen Bağış, bu yüzden ilerleme raporunda Türkiye'nin Avrupa'nın dış politikasına ve savunma politikasına katkıda bulunduğunun ifade edildiğini kaydetti.

Şu andaki Ankara'nın, Avrupa'nın parçası sayılamayacağını, ancak gelecekteki Ankara, Kars, Şırnak ve Edirne'nin AB üyesi olacağını söyleyen Bağış, müzakereler bittiğinde Türkiye'nin farklı bir yer olacağını vurguladı.

Bağış, ''Ben Türkiye güllük gülistanlık demiyorum. Her şey mükemmel değil. Mükemmel olmuş olsaydık zaten üye olmuş olurduk, ama mükemmelliğe doğru, daha iyi standartlara doğru adım atıyoruz'' diye konuştu.

-DOĞAN GRUBU'NA VERİLEN VERGİ CEZASI-

Bağış, Mehmet Ali Birand'ın, basın kuruluşlarına yönelik ifadelerine ilişkin olarak, ''Doğan Grubu yerden yere vuruluyor, bundan dolayı mı acaba?'' şeklindeki sorusunu yanıtlarken de hükümette bulundukları dönem boyunca basın özgürlüğünü kısıtlayacak hiçbir yasa çıkarmadıklarını dile getirdi.

Bağış, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Eğer bir banka vergisini ödemedi diye cezalandırılırsa, bankacılık özgürlüğü mü kısıtlanacaktı? Eğer otomotiv sektöründe bir şirkete vergi cezası gelseydi, otomotiv üretimi özgürlüğü kısıtlanıyor mu denilecekti? Hiçbir sektör vergi sorumlulukları açısından dokunulmaz değildir. Eğer bir şirket Maliye Bakanlığının vergi konusundaki kararlarından memnun kalmaz ise gider, oturur, müzakere yapar ve anlaşmaya varılır. Eğer bunu da yeterli bulmaz ise yargı yolu açıktır. Mahkemeye bu tür itirazları taşıyanların yüzde 85'i kendi lehlerine karar alıyorlar. Zaten hukukun üstünlüğünün olduğu bir ülkede endişe taşımamak gerekir.''

-İSTİKRARLI, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE-

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Marc Pierini de değişim programı kapsamında bu yıl Türkiye'ye 60 Avrupalı gazetecinin getirileceğini, Türkiye'den 60 gazetecinin de Avrupa'ya götürüleceğini bildirdi.

2009 yılı ilerleme raporuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Pierini, yolsuzluk ve basın özgürlüğüne ilişkin konuların da katılımın bir parçası olduğunu, bunun yanında Türkiye'nin diplomatik konularda bölgede oynadığı rolün önemine de işaret edildiğini anlattı.
Müzakerelerde artık bir adım öteye geçildiğini söyleyen Pierini, istikrarlı, demokratik ve laik bir Türkiye'nin AB için stratejik önemi bulunduğunu vurguladı.

Pierini, Türkiye'nin modernleştiğini ve birkaç yıl önce gündeme getirilemeyecek konularda tartışmalar yapılabildiğini ifade ederek, bunun da bir açılımın yaşandığının göstergesi olduğunu kaydetti.

Türkiye'de daha iyi gıda güvenliği, çocuk ve kadın hakları, daha güvenli dünya konularında yeni bir algının oluştuğunu ve AB üyelik sürecinin öneminin de burada yattığını belirten Pierini, uzun zaman alacak bu süreçte daha çok seçimler olacağını, aleyhte konuşanlar bulunacağını, ancak asıl olarak sürecin devamının önem taşıdığını dile getirdi.

AA

Fotoğraf: AA