Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Meclis Genel Kurulu'nda tezkereye yönelik açıklamalarda bulundu. Davutoğlu, Türkiye'nin Irak, Suriye ve İran'la ilişkilerinde gelinen noktayı şöyle açıkladı:

Dışışileri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Irak'ın iç huzur ve istikrarının, Türkiye'nin iç huzuru ve istikrarı ile iç içe geçmiş durumda olduğunu belirterek, ''Irak ve Suriye ile uzun sınırımızda istikrar ve güvenlik oluşturamazsak, Türkiye'de istikrar ve huzur içinde yaşamamız mümkün olmaz'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Hükümete sınırötesi operasyona izin veren tezkerenin görüşülmesi sırasında, Hükümet adına konuşan Davutoğlu, Türk dış politikasının bir vizyonu ve ana ekseni olduğunu söyledi. Davutoğlu, bu vizyonun temel hedefinin iç huzur ve toplumsal barışın güvenlik ve özgürlük alanları genişletilerek sağlanmasını temin edecek bir dış ortam sağlanması olduğunu ifade etti.

Bu çerçevede ülkenin çevresinde güvenlik ve istikrar kuşağı oluşturulmasını amaçladıklarını kaydeden Davutoğlu, dış politikanın temel hedefinin de bu güvenlik ve istikrar kuşağının temin edilmesi olduğunu vurguladı.

Bunun temin edilmesinin komşu ülkelerle yoğun işbirliği sağlanmasına bağlı olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Türkiye'nin bölgesinde etkin ve küresel olarak saygın bir konuma getirecek bir dış politika hedeflediklerini kaydetti.

Davutoğlu, bu dış politikanın temel uygulama alanının Irak ve Suriye'yi kapsadığını belirterek, şöyle devam etti.

''Çünkü, Irak'ın iç huzur ve istikrarı, Türkiye'nin iç huzuru ve istikrarı ile iç içe geçmiş durumdadır. Irak ve Suriye ile uzun sınırımızda istikrar ve güvenlik oluşturamazsak, Türkiye'de istikrar ve huzur içinde yaşamamız mümkün olmaz. Çünkü, Irak'ta barış yoksa bölgemizde barış sağlamanın imkanı yoktur. Çünkü, Irak birçok özelliği itibariyle küçük bir Ortadoğu'dur. Dolayısıyla Türkiye'nin Irak'ta etkin bir Ortadoğu politikası yürütmekten başka bir dış politika tercihi olamaz. Bu sebepledir ki Irak ile ilişkilerimiz son derece iyi bir seyir içindedir.''

Irak ile her alanda sınır tanımayan bir işbirliği geliştirildiğini anlatan Davutoğlu, yapılan görüşmeleri anlattı.

{jumi [google/code.html]}

-''DİPLOMATİK VE ASKERİ AYAKLI EYLEM PLANI GELİŞTİRDİK''-

Suriye ile benzer bir işbirliğinin geliştirilmekte olduğunu kaydeden Davutoğlu, önümüzdeki hafta 11 bakanla bu ülkeyi ziyaret edeceğini bildirdi.

Davutoğlu, şunları söyledi:

''Bu bölgesel vizyondan bakıldığında Türkiye'nin bu etkin dış politika anlayışını tehdit eden en önemli unsurlardan birisi Irak'ın kuzeyinde yerleşmiş bulunan terör örgütünün mevcudiyetidir. Tezkerenin gündeme gelmesi de terör örgütünün 2007 yıl Ekim ayında artan terör faaliyetleri dolayısıyla ortaya çıkan atmosferdir. Hükümet olarak böyle tehdidin nasıl ortadan kaldırılacağı konusunu ele aldık. Diplomatik ve askeri ayaklı kapsamlı bir stratejik eylem planı geliştirdik. TBMM'nin verdiği yetki ile 17 Aralık 2007'den bu yana Türk Silahlı Kuvvetlerimiz en etkin askeri mücadeleyi yürütegelmiştir. Bu sebeple bugün terör örgütünün faaliyetlerinde ciddi bir azalma yaşanmıştır. Tek başına askeri yöntemler bu tür mücadelelerde yeterli olamaz. Onun için tezkerenin yanı sıra kapsamlı bir diplomatik eylem faaliyeti çıkardık.''

Irak hükümeti ile yürütülen temasları da anlatan Davutoğlu, bu temaslarla terör örgütünün bir hedefinin bertaraf edildiğini, Irak ile ilişkilerin kriz beklentilerinin aksine her türlü  alanda geliştiğini belirtti.

Davutoğlu, ''İkinci ana diplomatik faaliyet alanı olarak bunun Kürt-Türk çatışmasına dönüşmesine engellemek üzere Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetim nezdinde diplomatik etki gücümüzün artırılmasıdır'' dedi.

Irak'ı askeri olarak kontrol altında tutan ABD ile diplomatik görüşmeler yürütüldüğünü anlatan Davutoğlu, istihbarat ve operasyon işbirliği sonucunda TSK'ya 30 yıl içinde belki de en rahat operasyon yapma zemini oluşturulduğunu kaydetti.

Davutoğlu, Türkiye, Irak ve ABD arasında geliştirilen 3'lü mekanizmayı da anımsatarak, yürütülen çalışmaları dile getirdi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, terörle mücadelede ekonomik, sosyal, kültürel ve uluslararası önlemlere paralel olarak, askeri kuvvet seçeneğinin masada tutulmasının; caydırıcılıklarını güçlendireceğini, hareket alanlarını genişleteceğini söyledi.

Davutoğlu, Başbakanlık tezkeresinin TBMM Genel Kurulundaki görüşmelerinde, diplomatik çalışma alanlarından birinin, bölge ülkeleri nezdinde yaptıkları çalışmalar olduğunu belirtti. Davutoğlu, 1990'lı yıllarda benzer askeri harekatlar yürütüldüğünde bölgeden, bütün dünyadan Türkiye'ye yönelik eleştiri dalgası geldiğini anımsatarak, bölgeden, son 2 yıl içinde bu askeri harekatlar sırasında Türkiye'ye yönelik tek bir eleştiri yapılmadığını kaydetti. Davutoğlu, eleştiri gelmemesinin nedeninin; başta Suriye ve Irak olmak üzere, bütün bölge ülkeleri, İran, Suudi Arabistan, Mısır, Ürdün'ün terör tehdidine karşı ortak bilinç etrafında buluşturulması olduğunu belirtti.

Hemen hemen bütün bölge ülke liderlerinin Ekim 2007'den Mart 2008'e kadar olan dönemde Türkiye'ye gelerek, teröre karşı desteğini ifade ettiğine işaret eden Davutoğlu, son olarak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın bu konudaki net tutumumun, her türlü takdirin üzerinde olduğunu vurguladı.

-''MASADA TUTULMASI''-

Davutoğlu, 5. önemli diplomasi ayağının, AB ve AB ülkeleri nezdinde yapılan temaslar olduğuna dikkati çekerek, ''Maalesef terörün faaliyetlerinde Kuzey Irak önemli bir ayaksa, bunun dışında AB'de yürütülen finansal ve lojistik destekler de bir başka ayağını oluşturmaktadır'' dedi.

Bu konuda son derece yoğun faaliyet yürütüldüğünü, başta Fransa olmak üzere, bugün PKK'ya karşı yürütülen çalışmalarda çok ciddi bir ilerleme sağlandığını dile getiren Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

''Burada hiçbir zaman Türk Silahlı Kuvvetleri  de (TSK) Hükümetimiz de gerek olmaksızın herhangi bir askeri operasyon niyeti taşımaz. Bu gerekliğin ortadan kaldırılmasını sağlayacak caydırıcılığı temin etmeye çalışırız.

Önümüzdeki dönemde terör örgütünün tamamen tasfiyesini ve demokrasimizi güçlendirerek, Kürt kökenli vatandaşlarımızın, terör örgütünün istismar ettiği sorunlarının giderilmesini hedefleyen açılımları kararlılıkla uygulayacağız. Terör tehdidinin kalıcı şekilde ortadan kaldırılması amacıyla, kapsamlı ve çok boyutlu tedbirlerin devreye gireceği önümüzdeki dönemde, Hükümetimize yetki veren tezkerenin uzatılması, bu çabalarımızı destekleyecektir. Zira, terörle mücadelede, ekonomik, sosyal, kültürel ve uluslararası tedbirlere paralel olarak, askeri kuvvet seçeneğinin masada tutulması, caydırıcılığımızı güçlendirerek, hareket alanımızı genişletecektir.''

-''TEK HEDEF PKK''-

Bakan Davutoğlu, görüşülen tezkerenin tek hedefinin, PKK terör örgütü olduğunu bildirerek, ''Iraklı kardeşlerimize, Irak merkezi hükümetine, bölgesel yönetimine zarar vermek ya da Irak'ta her biri bizim akrabamız olan Araplara, Kürtlere, Türkmenlere, Süryanilere, Şiilere, Sunnilere zarar vermek söz konusu değildir'' diye konuştu.

TSK'nın, bugüne kadar yürütülen sınır ötesi askeri operasyonlarda Iraklı sivillere zarar verilmemesine ve sivil yerleşim birimlerinin hasara uğratılmamasına azami özeni gösterdiğini vurgulayan Davutoğlu, Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi kapsamında, tam ve kapsamlı iktisadi entegrasyon için gayret gösterdikleri bir dönemde, Irak'ın istikrarını olumsuz etkileyecek bir girişim içinde yer almalarının düşünülemeyeceğini belirtti.

Davutoğlu, konsey bünyesinde adeta tek bir hükümet olarak yürütülecekleri çalışmalar ile Irak devlet sisteminin daha etkin şekilde işlemesine yardımcı olarak, Iraklıların, daha müreffeh ve istikrarlı bir ülkede yaşamalarını sağlayacaklarını söyledi.

-''BAŞARI, HEPİMİZİN BAŞARISI OLACAKTIR''-

Teröre ağır kayıplar veren Irak hükümetinin, Türkiye'nin bu iyi niyetinden şüphe duymayacağına yönelik inancını dile getiren Davutoğlu, şunları kaydetti:

''Ülkemizin bugüne kadar ne Irak'a ne herhangi bir komşusuna yönelik hiçbir gizli gündemi olmamıştır. Tek hedefimiz, Irak'ın kuzeyinden ülkemize sızarak, terör eylemlerinde bulunan teröristlerin etkisiz hale getirilmesidir. Irak hükümeti ve kurumlarına karşı gerçekleştirilen 19 Ağustos saldırılarının ardından ülkemiz, yardım elini uzatmıştır, Irak'ın bu terör belasından tamamen kurtulabilmesi için gerekli dayanışmayı göstermiştir. Bunun en somut örneği, 19 Ağustos bombalamalarının ardından Irak ile komşuları arasında gerilimin tırmanmasını önleme, özellikle iki kardeş komşu olan Suriye ve Irak arasında diyalog ortamını tesis etme çabalarında ülkemizin oynadığı öncü roldür.

Bu rolü sürdüreceğiz. Çünkü, Irak ve Suriye'nin birbirleriyle dost olması, bizim güney sınırlarımızda istikrar ve ülkemizin bekası açısından büyük önem taşımaktadır. Bu konuda hiçbir yardımı esirgemeyeceğiz. Türkiye ile Irak, Türkiye ile Suriye arasında gerçekleştirilen bu yeni işbirliği anlayışının, Irak ile Suriye arasında da gerçekleştirilerek, bölgemizde yepyeni ve yükselen bir ekonomik havza doğmasına, Mezopotamya'nın büyük geleneğinin tekrar uyanmasına öncülük edeceğiz. İç barışını tesis etmiş, tüm etnik ve mezhepsel grupların tek bir vücut halinde bütünleştiği bir Irak'ın, komşu ülkeler açısından da güvenlik ve istikrar kaynağı haline geleceğine kalpten inanıyoruz.

Terör tüm milletimizin ortak sorunudur. Terörle mücadelede elde edeceğimiz başarı, hepimizin başarısı olacaktır. Bu kutsal çatı altında ne kadar birlik olursak, başarıya ulaşmamız o denli kolay olacaktır. Demokrasimizi güçlendirmek amacıyla uygulayacağımız çok boyutlu ve kapsamlı tedbirler içeren bu süreç içerisinde lüzumu halinde ve caydırıcılık çerçevesinde, askeri önlemler alınması terörle mücadelemizdeki bütüncül yaklaşımı tamamlayacaktır. Nihai hedefimiz, bu tezkerelere artık bir daha hiç ihtiyaç duymayacağımız, sürdürülebilir bir güvenlik ortamının tesisidir.''

Davutoğlu, demokratikleşme ve terörle mücadele çabalarında, tarihi öneme sahip bir eşikten geçtiklerini vurgulayarak, bu süreci büyük bir azim, kararlılıkla, milletçe ele ele vererek, başarılı bir şekilde geçeceklerinden şüphesinin olmadığını sözlerine ekledi.

-BAYKAL, BAHÇELİ VE TÜRK GÖRÜŞMELERE KATILDI-

Tezkere üzerinde kişisel görüşlerini açıklayan AK Parti Çankırı Milletvekili Nurettin Akman, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD'deki temasları sonucunda, dönemin ABD Başkanının PKK'yı terör örgütü olarak nitelendirdiğini, Avrupa'nın da PKK'yı terör örgütü olarak ilan ettiğini söyledi.

Akman, Meclis'te, terörle mücadeledeki ortak iradenin partilerüstü bir şekilde ortaya konulması gerektiğini ifade etti.

AK Parti Bayburt Milletvekili Ülkü Gökalp Güney ise tezkerenin Irak'ın toprak bütünlüğünü hedef almadığını, saldırı ve istila amacı taşımadığını kaydetti. Konuyu ''milli dava'' olarak niteleyen Güney, terörün iç politika malzemesi yapılmamasını istedi.

DSP Balıkesir Milletvekili Hüseyin Pazarcı da partisinin Başbakanlık tezkeresini desteklediğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın IMF toplantıları nedeniyle İstanbul'da olduğunu, bu nedenle tezkerenin görüşmelerine katılamadığını söyledi.

TBMM Genel Kurulundaki görüşmelere, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve DTP Genel Başkanı Ahmet Türk de katıldı.

Türk Silahlı Kuvvetleri'ne Kuzey Irak'a operasyon için hükümete verilen Başbakanlık Tezkeresi'nin 1 yıl daha uzatılması TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi. Oylamada 452 'Evet' 23 de 'Hayır' oyu çıktı.

Türk Silahlı Kuvvetlerinin, Irak'ın kuzeyinden Türkiye'ye yönelik terör tehdidinin ve saldırılarının bertaraf edilmesi amacıyla Hükümete verilen sürenin, 17 Ekim 2009 tarihinden itibaren 1 yıl daha uzatılmasını öngören Başbakanlık Tezkeresi, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

TBMM Genel Kurulundaki oylamaya, 475 milletvekili katıldı. 452 milletvekili tezkereye kabul oyu verirken, 23 milletvekili ret oyu kullandı.

Tezkerenin oylamasının ardından birleşime ara verildi.

AA

Fotoğraflar: AA