altTürkiye, ustası olduğu hiçbir konuda hiçbirşey yapmama ve işleri zamana yayma tavrını bir az daha sürdürebilseydi, Ermenistan zaten bitecekti. Ülkenin takatı kalmamıştı. Konularımızı muhtemelen (Ermenistan’in defakto sahibi) Rusya ile konuşacaktık. Fırsat kaçtı.

Ermenistan, yaşamak için Türkiye’ye muhtaçtır; ama tersi söz konusu değildir.

Ermenistan’in ödün vermesi gereken hiçbir konuda yaprak kımıldamıyorken, Türkiye’nın anlaşılmaz bir şekilde pes etmesi, adeta bir panic içinde kapılarını ardına kadar açmayı söz vermesi ya da ima etmesi, yenik düşmüş son Osmanlı İstanbul’u gibi davranmasını ben anlayamıyorum. Gururuma yediremiyorum. Bu kadar işbilmezlik sadece bizde olur herhalde.

***

Ermenistan kan dökerek Karabağ’ı işgal etmiş mi? Etmiş.

Ardından Karabağ’ın etrafını daha da fazla kan dökerek almış mı? Almış.

Üstelik bu yolda 800,000 Azeri’yi kadın, çoluk,çocuk demeden evinden kovalamış mı? Kovalamış.

Bu insanlar şimdi delik çadırlarda onaltıncı kavurucu yazıni, onbeşinci döndürücü kişini ekmeksiz, ilaçsız gecrimiş mi? Geçirmiş.

Bunların hiç bir önemi, değeri, anlamı yok mü?

Pes vallahi! Peş ki ne peş!

Haydi diyelim Azerbaycan sizi ilgilendirmiyor. Türkiye’de mi ilgilendirmiyor?

Ermenistan sınırlarımızı tanımıyor.

“Kars’ı, Ardahan’ı ben değil bolşevik verdi, ben şimdi geri istiyorum” diyor.

“Batı Ermenistan” anayasasına lafını rir güzel yerleştiriyor.

Üstelik soykırım masalı ile cümle alemi kandırıyor.

Kandırsa iyi, üstelik Türkiye’yi bir cellat, bir katil gibi gösteriyor.

Türk insanını aşağılıyor, küfür ve hakaret kampanyalarına maruz tutuyor.

Bütün bunların bir anlamı ve önemi yok mü?

Bu konuların hangisinde Ermenistan geri adım attı ki bazılarımız zil takıp oynuyor? “Aman protokol, canım protokol, ben seni çok seviyom protokol, kurtuluşum sende protokol, beni terketme protokolcüğüm benim… (öpücük… öpücük…) ”

Ermenistan dün Azerbaycan’a yaptığını yarın Türkiye’ye yaparsa, yani saldırırsa, siz zil takip oynayanlar[1] Kars’a, Ardahan’a gidip vermemek için savaşacak mısınız?

Yoksa, “Boşverin canım, oraları zaten onlarındı. Ver gitsin.” diye yeni bir protokol mü yapacaksınız?

***

Yanlız unutmayın ki eğer yarın farazi bir Ermenistan işgaline sessiz kalırsanız[1] öbürgün de Bizans, ya da kendini önün devamı gören Yunanistan, İstanbul’u geri ister. İster mi? ister. Neden istemesin ki? Eh, bir protokol de ona yaparsınız artık.

Protokollerin köküne kıran mı girdi? Bizde protokol çok.

Sonra Ermenistan soykırım diye bastırıyor. Onlar cahil veya aptal değil. Soykırım/karşılıklı-kırım tartışması da basit bir şemantik (anlamsal/dilbilimsel) tartışma değilr. Soykırım kararının hukuki yaptırımı vardır; diğerinin yoktur. Soykırım kararı çıkarsa tazminat ödemenin ve hatta bazı topraklarımızın Ermenistan’a geri verilmesinin hukuki altyapısı oluşturulmuş olur. Tarihi gerçeklere değil, tamamen propagandaya dayalı böyle bir politik oyuna karşısında soykırım kararı için “ bırakın geçsin”, tazminat ve toprak istemleri için “ver gitsin” protokolleri mı yapacaksınız?

Ne de olsa, bizde protokol çok.

***

Ermenistan soykırım diye bastırıyor; Türkiye’yi küçük düşürücü kampanyaları sürdürüyor. Türk araştırmacıları (Taner Akçam ve arkadaşları gibi) satın alıyor ve bunlara Ermeni propagandalarını bir güzel yaptırtıyor.

Bu konularda Ermenistan hiçbir geri adım attı mi? Kesinlikle hayır.

Sayın ilgililer ve ilgisizler, şu “alışveriş” sözcüğünü lütfen bir zahmet irdeler misiniz?

Bakın ticareti ne kadar muhteşem bir şekilde tarif etmiş atalarımız. İçinde hem “alis” var, hem de “veriş”. Bizimkilerin yaptığı prokoller “veriş-veriş”.

Bizimkiler hep verdi, hiçbirşey almadı. Aldı diyen varsa lütfen açıklaşın. Türkiye ne aldı? Ben masada hiçbirşey görmüyorum. Ermenistan bir “hayat öpücüğü” aldı. Türkiye iş “hava” aldı. Olay bu kadar basit ve üzücü.

***

Efendim Ermenistan Tarih komisyonuna girmeyi kabul edecekmis. Bu mu?

Kabul etmezse tüm dünya kamuoyu önünde haksız duruma düşeceğini çok iyi biliyor, bu bir

Protokoller olmasa da zaten girmek zorunda kalacaktı, çünkü hem Bush ve hem de Obama çok bastırdı, bu iki.

Bunu Türkiye’ye bir odunmuş gibi sunmayı becerdi, bu da üç.

Efendim Ermenistan protokolleri imzalamakla sınırlarımızı tanır hale düşecekmis. Sen avucunu yala. Ermeni basını daha şimdiden “sınır işi masadan kalkmamıştır” teranesi ile dolu.

***

Uzatmayalım, Türkiye almadan verdi. Yani gelenekler değişmedi. Türkler savaş meydanında çatır çatır kazandığını gene masada kuzu kuzu verdi. Bu utanç verici, aşağılayıcı, Türkiye’yi ve Türkleri (lütfen kimse kusura bakmasın ama başka söz bulamıyorum) hıyar yerine koyan anlaşmayı, alın da siz basınıza çalın.

Yarın soykırım kararı alınırsa, Ermenistan Kars ile Ardahan’ı isterse, siz de zil takip oynarsınız. Artık ona da bir protokol yaparsınız. Tüm yaşamımda hiç bu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum.

Dış politika dediğin tamamen bir ticarettir, alış-veriş’tir, al-ver’dir. Eğer Türkiye’de ticaret böyle oluyorsa, burada bir Brooklyn köprüsü var, onu satalim. Biraz kullanılmıştır ama çok iyi durumdadır. Tropik havayı sevenler için ise elimizde Florida’da çok iyi arazilerimiz var. Biraz sulak ve bataklıktır, içinde timsahlar vardır, ama manzarasına doyum olmaz. İmar izni de var. Türkiye’ye birkaç milyar dolarcık nakit paraya ölür.

Siz sadece satış protokolünü imzalayın, gerisini biz “hallederiz”.

 

Ergun Kırlıkovalı
ergun@turkishny.com