Dr. Melih Duygulu ile bir söyleşi

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi öğretim görevlisi ve Etnomüzikoloji ve Folklar Ana Bilim Dalı Başkanı Melih Duygulu yaptığı çalışmalar, yayınladığı birçok kitap ve yetiştirdiği öğrenciler açısından etnomüzikoloji alanında Türkiye ve dünyada önde gelen otoritelerden biri olarak biliniyor.

Dr.Melih Duygulu’nun yolu 2004 yılında Dr. Yalçın Ayaslı ve  Dr. Serpil Ayaslı tarafından kurulan Turkish Cultural Foundation (TCF), Türk Kültür Vakfı ile kesiştiğinde ortaya 13 yıla uzanan bir işbirliğinin temeli atılmış. Günümüze dek süren bu işbirliği sayesinde Türk müziğinin araştırılması, kayıt altına alınması ve en önemlisi dünyaya tanıtılması için alanında ilk ve tek bir çok proje hayata geçirilmiş. Türkiye’nin dört bir köşesindeki saha çalışmalarının yanı sıra, yayınlarla Türkiye müziğinin bilimsel yöntemlerle tespitine katkı yapılmış.

Hocam, bize kendinizden biraz söz eder misiniz?

1989 yılında Devlet Konservatuvarı’ndan mezun oldum. Lisans üstü eğitimimden sonra, ilk olarak ITÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nda (1990-1994) sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda çalışmaya basladım. Daha sonra Hollandada Roterdam Üniversitesi’nde Orta Doğu Müzikleri üzerine dersler verdim. Hala Mimar Sinan görevliyim. Öğrencilik yıllarımdan itibaren Türkiye’nin zengin müzik kültürünün öncelikle tesbit edilmesi için çaba sarfediyorum. Takdir edersiniz Türk müziği zengin olmasına rağmen ihmal edilmis bir müzik. Anadolu’nun muazzam müzik kültürünü bilimsel yöntemlerle tesbit işi kültürümüzün anlaşılması, tanıtımı için büyük önem taşıyor. Bu alandaki bilimsel çalışmalarımı, üniversite hocası,  belgesel film yönetmeni yazar ve alan araştırmacısı  olarak sürdürüyorum.

 

 Turkish Cultural Foundation Türk Müziği Portali için sizinle temas kurduğunda ilk düşünceniz ne oldu? Proje nasıl hayata geçti? Sitenin ana kazanımları nelerdir?

Sanıyorum 2004 yılıydı. Turkish Cultural Foundation bir müzik portali hazırlatmak için benimle bağlantıya geçti. Böyle bir fikirle gelmiş olmaları beni çok etkiledi, zira Türkiye’de müzik uygulamaları gibi araştırmalarda popüler bir zeminde ilerlenmiştir. Bir vakfın Türk müziğini ciddiyetle ele alıp uluslararası bir portal hazırlatma fikri hem sevindirci hem de sıra dışıydı. Hemen işe koyulduk. Mehterden, ninnilerden, çalgılara, bestecilerden, müzik akımlarına kadar  her alan konunun uzmanları tarafından yazıldı. Bazı alanlarda özgün ses kayıtları yoktu. Mesela, çocuk sarkıları, tarihi Türk musikisinin muhteşem örnekleri yeniden seslendirildi. Görsel dokümanlar, arşivler taranarak teker teker gözden geçirildi ve kullanılabilir hale getirildi. Zor bir yolculuktu ama heyecan vericiydi doğrusunu isterseniz. İki yıl süren proje sonunda Türkçe, İngilizce, Fransızca ve Almanca olarak yayınlanan Türk Müzik Portali  2006 yılında hayata geçti.

TCF’nin böylesi bir alanın boşluğunu öngörüp harekete geçmesi sevindiricidir. Her şeyden önce böyle bir sitenin kurulması Türkiye’nin tanıtımı ve kültürünün temel niteliklerinin anlaşılması açısından büyük bir kazanım olmuştur.

Nasıl bir geri dönüş alındı?

TCF’in Türk kültürü altında arama motorlarında yapılan aramalarda en üst sırada yer alan http://www.turkishculture.org sitesinden bağlantılı olduğu için her yıl portale gelen milyonlarca ziyaretçiye Türk müziği hakkında doyurucu ve kapsamlı bilgi vermek ve Türk Müzik Portali’ne yönlendirmek büyük bir fayda sağladı. Kuruluşundan bu yana Türk Müzik Portali dünyanın dört bir yanından 5 milyon kişi tarafından ziyaret edildi.

Öncelikle güvenilir bir kaynaktan bir ülkenin müziğini dört dilde bulabilmek önemli bir ayrıcalıktır. Dünyadaki internet sistemi ile büyük bir ağ içindesiniz ve en yaygın dillerde ülkenizin müziğini tanıtıyorsunuz. Bu bakımdan proje ayrıcalıklı bir hal alıyor elbette. Bunun yanısıra çok farklı kesimlerden ve farklı ülke insanlarından geri dönüşler oldu, bunların önemli bir kesimini gençler oluşturmakta. Herkesin ortak görüşü çok yararlandık ve bu siteyi model aldık yönünde oldu. Bu önemli bir sonuç bence.

Müzik Portalı’nın ardından bu kez siz Turkish Cultural Foundation’a uzun yıllardır hayata geçirmek istediğiniz projeler getirmişsiniz. Size Anadolu’yu karış karış gezdiren projeleri bize anlatır mısınız?

Yaklaşık 7 yıl süren ve tümüyle TCF tarafından finanse edilen bu çalışmaların sonunda iki önemli eser ortaya çıkardık.

Bunların ilki sanal ortamda TCF Türk Müziği sitesinden Türkçe ve İngilizce olarak yayınlanan Türk Müzik Terimleri Sözlüğü’dür. Böylesi bir çalışma sanal ortamda ilk olduğu gibi daha önce de hiç yapılmamıştı. Umarım bunun matbu olanı da bir gün yayınlanır. Sözlük bugüne kadar dünyanın dört bir yanından yaklaşık 59 bin kişi tarafından kullanılmıştır.

Ikinci olarak yıllardır üzerinde çalıştığım ancak mali desteksizlik yüzünden hayata geçiremediğim bir projem vardı; Türk Halk Müziği terminolojisini oluşturma projesi. TCF burada büyük bir özveriyle en az benim kadar heyecanlanarak bu projeyi sahiplendi. Geniş bir araştırma ekibiyle ülkeyi karış karış taradık. Türk Halk Müziği Sözlüğü için gerçekleştirilen alan çalışmaları çerçevesinde, Türkiye'nin 68 ili ve 210 ilçe merkezi, 1000'i aşkın köyünü ziyaret ettik ve 2000'e yakın kaynak kişiden 3000'i aşkın terim, kavram ve deyimi kayıt altına aldık. Bu projenin sonunda 2015 yılının başında ilk matbu  Türk Halk Müziği Sözlüğü’nü yayınladık. Sözlük ayrıca dünyanın ve Türkiye’nin önde gelen müzik eğitimi kurumlarına ve kütüphanelerine TCF desteğiyle ücretsiz dağıtıldı.

Anadolu’nun halk müziği kültürünün zenginliğini ortaya çıkarmayı hedefleyen bu projelerle Türkiye’nin somut olmayan kültür mirasına ait müzik ve müzik aletlerinin yanısıra, yerel lisanlar, törenler ve gelenekler gibi diğer zenginliklerin de kayıt edilmesi ve korunmasını hedefledik.

Türk müziğinin dünyadaki yerini nasıl görüyorusunuz?

Dünyanın en karmaşık coğrafyasında, karmaşık ama bir o kadar da zengin ve çeşitli bir müzik kültürüne sahibiz. 15. yüzyıldan itibaren yazılmaya başlanan onlarca müzik teorisi kitapları (Edvarlar), birbirinden farklı karakterde ve her biri elimizde tek örnek olan yüzlerce çalgı, yüz binin üzerinde şarkı, otuz bin civarında halk ezgisi… Dünyanin hangi ülkesinde böyle bir birikim var? Bunların hemen hepsi elimizde atıl duruyor. Bunları uluslararası platforma taşımak gerekiyor. TCF’in desteklediği projelerle bu birikim tanıtılmaya, anlatılmaya calışılıyor. Ülkenin geçmişten getirdiği bu birikime sahip çıktığını, bu alanda büyük değerler yaratabileceğini ortaya koyması gerekmektedir. Bu aysbergin görünen yüzü, biraz daha çalışırsak büyük kısmını daha sonra keşfedeceğiz.

Bu çalışmaların Türk müziğinin korunmasına ve tanıtımına katkısını, bu alanda uluslar arası çalışmaları da takip eden bir uzman olarak nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye kendi değerlerinin farkına varmalıdır. Dünyanın dört bir yanından bilim insanları buraya gelip araştırmalar yapıyorlar. Söz konusu Türkiye olduğunda burada bilim yeniden yazılıyor.Türk müziğininöncelikle tüm verileriyle envanteri çıkarılmalı bunlar üzerinden bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Tanıtım ve markalaşma ancak bundan sonra sağlam verilerle yapılabilir. Dünyada bu işlerin kuralları var, yani oyunu kuralına göre oynamak gerekir. Burası mutlaka destek görmesi gereken bir alandır. Tek başına piyasanin eline bırakılmayacak kadar değerli ve önemlidir. Önce bilimsel platformda ele alınmalı sonra popüler alanda tanıtılmalıdır.

Türk müziğinin korunması ve tanıtılması için geleceğe yönelik ne gibi çalışmalar gerekmekte?

Öncelikle elimizde ne olduğunu bilmek gerekiyor. Etrafa dağılmış, kimsenin elini dokunmadığı bir hazinemiz olduğunu biliyoruz ama biz daha bu hazinede ne kadar altın ne kadar elmas var onu bilmiyoruz. Bunun için yapılacak çalışmalara verilecek maddi ve daha da önemlisi manevi desteklere ihtiyacımız var. Yapılacak çalışmalarda teknolojinin en üst düzeyde kullanılması gerekiyor. Bunun için de donanımlı bir kadro ve özel çalışmalara ihtiyaç var. Özellikle son dönemde görüntü ile tesbit tamamen öne çıktı. Sesi dahi görüntüsüyle almak önemli. Bu bakımdan belgeselciliği ayrıca geliştirmek gerekir. Bu uluslararası alanda yapılacak işlerin başında geliyor.

Dünyanın pek çok ülkesinde Türk müzisyenleri konser veriyorlar. Bunların nitelikli ve gerçek tanıtım değeri olanları desteklenmeli.

Diğer yandan TCF gibi özel kuruluşların kültür alanına, özellikle de müzik alanına destek vermesi beklenir.

Planlama aşamasında veya gerçekleştirmeyi hayal ettiğiniz yeni bir projeniz var mı?

Evet. Son dönemde iki büyük proje üzerine çalışıyorum. Bunlardan biri Türkiye’nin makamsal müziğinin kökenleri. Hem ses fiziği/akustik ile ilgili bir konu hem de sosyo-kültürel ve tarihsel açılımları var. 

Diğer projem ise bir belgesel serisi. Türk müziğinin son temsilcilerinin tanıklıklıkları ile geçmişe yolculuk. Besteciler, Ekoller, ses ve entrüman sanatçıları, virtüözler yer alacak bu projede. Zaman geçiyor ve müziğimizin son tanıklarını da yitiriyoruz. Hem bir saygı projesi hem de kuşakların birbirini tanımasına olanak tanıyan projeler.