Garip bir şekilde, herkes Victoria Arellano’nun mutlu göründüğü fikrinde uzlaşıyor.

Arellano ismi gibi karanlık bir yer olan Terminal adasında gözaltında tutuluyordu fakat kendisiyle birlikte tutuklu olan arkadaşlarının hepsi onu bir ışık kaynağı olarak hatırladıklarını söylüyorlar.

Göç ve Gümrük Uygulamaları yetkililerince Arellano ile birlikte göz altına alınan ve aynı yerde tutuklu bulunan Oscar Santander, onu “muy alegre” (çok mutlu) ifadesiyle niteliyor. Yine aynı tesiste gözaltında tutulan Eugene Peba onun şen şakrak birisi olduğunu söylüyor. Walter Ayala tutuklu bulundukları süre içerisinde onun en yakın arkadaşı haline gelmiş ve onun, “muy contenta, muy feliz” ( çok keyifli, çok mutlu) birisi olduğunu ya da en azından böyle göründüğünü söylüyor. Clement Luykamuzi, “Son derece neşili bir insandı” diyor. Edward Bush başını ellerinin arasına alarak, “Onun tüm o zaman boyunca nasıl mutlu olduğunu asla anlayamadım. Tüm o süre boyunca ben hep ağlıyordum” diyor.

Arellano’nun Meksika’ya gönderilmek suretiyle sınır dışı edilmesine karar verilmişti, fakat Terminal adasında göz altında tutulduğu ilk birkaç haftayı dans ederek ve yüksek sesle şarkılar söyleyerek geçirmişti. Luna olarak bilinen Bernardo Martinez, “Birkaç gün sonra onun öleceğini kim tahmin ederdi ki” dedi. 20 Temmuz 2007 sabahı bir sedyeye bağlanarak San Pedro’daki Terminal adasının kıyısındaki Mary Hastanesine kaldırıldığı sırada Arellano son saatlerini yaşıyordu. Haftalar boyunca Arellano ve arkadaşları, yaşaması için gerekli olan ilaçları ve tıbbi bakımı sağlamaları için Göç ve Gümrük Uygulamaları yetkililerine adeta yalvarıyorlardı. En sonunda onun hastaneye kaldırılmasını sağladıklarında Arellano yürüyecek güce bile sahip değildi. Otopsi raporları 23 yaşındaki kadının ölüm nedeninin AIDS olduğunu söylüyor.

Arellano 2004’ten bu yana Göç ve Gümrük Uygulamaları yetkililerince gözaltına alındıkları sırada ölen 74 göçmenden birisi oldu. Göç ve Gümrük Uygulamaları yetkililerinin geçen yıl boyunca toplam 330.000 kişiyi gözaltına aldıkları sanılıyor. Bunlardan bazıları havaalanında sığınma hakkı talep ettikten sonra, bazıları sınırı geçmeye çalıştıkları sırada gözaltına alındılar. Sığınma hakkı için ya da sınır dışı edilmek için bekleyen ve yaklaşık yarısının herhangi bir suç kaydı olmayan göçmenler ICE tarafından idare edilen Florida bataklıklarının kenarındaki güney Arizona çölündeki bir tesiste suçlularla birlikte tutuklu halde tutuluyorlar. Göçmenlerin çoğu burada ailelerinden uzakta ve avukatları da bulunmuyor. Göçmenlerden sadece yüzde 11’i avukatlarca temsil ediliyor. Bu durum Guantanamo’nun yurt içi versiyonuna benzetiliyor ve Birleşik Devletlerde ICE tarafından idare edilen tüm ülkeye yayılmış 300 gözaltı merkezi bulunuyor. ICE’nin gözaltında tutma harcamaları bu yıl 1,6 milyar doları geçti ve bu rakam 2006 yılındaki harcamalardan yüzde 40 daha fazla. Seçim dönemi olmasına rağmen kimse bu harcamaları sorgulamıyor.

Göçmenlikle ilgili tartışmalar ne kadar alevlenirse alevlensin Victoria Arellano tartışan tarafların hiç birisi için bir sembol olmayacak. HIV pozitif, transseksüel ve daha önceden uyuşturucu bağımlılığı yaşamış bir göçmen ideal göçmen imajı ile uyuşmuyor. Arellano’nun sadece ölümü değil hayatı bile - aslına bakarsanız varlığı bile- birçok insanı rahatsız edecek bir konu. Victoria kesinlikle istenmeyen birisiydi. Sadece Latin kökenli değil aynı zamanda bir göçmendi. Sadece bir göçmen değil aynı zamanda illegal bir göçmendi. Sadece transseksüel değil aynı zamanda HIV virüsü taşıyan bir transseksüeldi. Aynı zamanda eski bir uyuşturucu bağımlısıydı. O sistemin çarkları için uyumlu bir yapıya sahip değildi.