ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray'daki ilk yılında, selefi Barack Obama'nın çevre odaklı enerji politikalarını iptal etmeye yoğunlaşırken, iklim değişikliğiyle mücadeleyi olumsuz etkileyecek kararlara imza attı.

Trump'ın başkanlık yemini ettiği 20 Ocak 2017'de, Beyaz Saray tarafından "Önce Amerika Enerji Planı" başlıklı programda, Trump hükümetinin enerji politikalarıhakkındaki genel bilgiler kamuoyuyla paylaşıldı.

Programda, "ABD enerji sektörü çok uzun süre boyunca külfetli regülasyonlarla zapt edildi. Başkan Trump, İklim Eylem Planı ve ABD'nin Suları gibi zararlı ve gereksiz yasaları kaldırmaya kararlı. Özellikle ülkedeki tahminen 50 trilyon dolar değerindeki kullanılmayan kaya petrolü, gazı ve doğalgaz kaynaklarından faydalanmalıyız. " ifadelerine yer verildi.

Eski Başkan Obama'nın karbon emisyonlarını düşürme, alternatif enerji kaynaklarına yönelme ve iklim değişikliği araştırmalarını artırmayı amaçlayan 2013'teki "İklim Eylem Planı"nı Trump, "gereksiz ve "zararlı olarak tanımladı. Obama'nın bu planı, kömür endüstrisini yeniden güçlü hale getirmek isteyen Trump tarafından mart ayından iptal edildi.

"Tartışmalı" Enerji Bakanı Perry

Obama'nın enerji bakanları arasında 1997'de fizik alanında Nobel Ödülü kazanan Steven Chu ve nükleer fizikçi Ernest Moniz yer alırken, Trump'ın ABD'nin yeni Enerji Bakanı olarak eski Teksas Valisi Rick Perry'i aday göstermesi ülkede tartışmalara neden oldu.

Cumhuriyetçi Perry, 2012 yılında başkanlık için yarışırken ABD Enerji Bakanlığını kaldırmak istediğini söylemiş, 2011'de yaptığı bir konuşmada da iklim değişikliğini araştıran bilim adamlarının verileri değiştirerek kendi finansal kazançlarını düşündüklerini öne sürmüştü.

Adaylığının geçen yıl Mart ayında ABD Senatosunca onaylanmasından sonra daha önceki ifadelerine göre tutumunu değiştiren Perry, küresel ısınmanın bir kısmının doğal olarak, bir kısmının da insan faaliyetleri nedeniyle oluştuğunu belirtti.

Obama'nın karşı çıktığı boru hattı projesine onay

Başkan Trump'ın enerji alanındaki en tartışmalı kararlarından biri, Obama'nın 7 yıl değerlendirdikten sonra çevresel nedenlerle Kasım 2015'te reddettiği Keystone XL petrol boru hattı projesini onaylaması oldu.

Kanada'nın zengin petrol sahalarından çıkan ham petrolü ABD'nin güneyindeki Meksika Körfezi'ne taşıyacak projeyi Mart 2017'de onaylayan Trump, seçim kampanyasında dile getirdiği "ABD'nin enerji potansiyelini açığa çıkarmak" sözünü tuttuğunu söyledi.

Öte yandan, Keystone XL projesinin ana hattı olan Keystone boru hattının Güney Dakota eyaleti bölümünde Kasım 2017'de meydana gelen sızıntıda bölgeye yaklaşık 5 bin varillik ham petrol yayıldı.

ABD'yi Paris İklim Anlaşması'ndan çekti

Trump, geçen yıl 1 Haziran'da ABD'nin dünya genelinde iklim değişikliğiyle mücadele etmeyi amaçlayan Paris İklim Anlaşması'ndan çekildiğini duyurdu.

Eski başkan Obama'nın en önemli siyasi miraslarından biri olarak kabul edilen ve ABD'nin öncülüğünde gerçekleşen anlaşma 95 ülke tarafından imzalanmış ve Kasım 2016'da uygulamaya girmişti. Dünyanın en büyük petrol tüketicisi konumunda bulunan ve küresel ısınmaya en büyük katkısı olan ülkeler arasında yer alan ABD'nin anlaşmadan çekilmesi tepki topladı.

Trump, Paris İklim Anlaşması'nın "adil olmadığını" savunarak, anlaşmanın diğer ülkelere ABD'ye karşı ekonomik avantaj kazandırmayı amaçladığını iddia etti.

ABD'li 13 kurumdan iklim değişikliği uyarısı

Öte yandan, geçen yıl Kasım ayında aralarında ABD'nin Savunma, Enerji, Ticaret ve Ulaştırma bakanlıkları ile NASA'nın da bulunduğu 13 resmi kurumu, iklim değişikliğinin asıl nedeninin insan kaynaklı olduğunu belirten ortak bir araştırma yayınladı.

"İklim Bilimi Özel Raporu" başlıklı araştırmada, son 3 yılın dünya tarihindeki en sıcak yıllar olarak kayda geçtiğinin altı çizilirken, küresel ısınmanın nedenlerinin başında sera gazı emisyonları olduğu ve yapılan araştırmalarda buzullardaki erimelerle deniz seviyelerindeki yükselmelerin ortaya konulduğu vurgulandı.

Raporun, Trump hükümeti ve Beyaz Saray'ın önceki söylemleriyle çelişmesi, iklim değişikliği konusunda ABD yönetimi içinde büyük fikir ayrılıkları olduğunu gösterdi.

En büyük 9 kömür eyaletinin 8'ini kazanmıştı

Trump, 2016 seçim kampanyasında, kömür endüstrisinde kaybolan istihdamı geri getireceğini ve kapatılan kömür madenlerini yeniden açacağını vadetmişti.

Bu sayede 2016 başkanlık seçimlerinde ABD'nin en büyük kömür üreticisi olan 9 eyaletin 8'ini kazanan Trump, kömür alanında ise fazla ilerleme kaydedemedi.

Obama'nın başkanlık yaptığı 2009-2016 döneminde ABD'de doğalgaz üretimi her yıl belirli oranda artarken, ülke genelinde güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına olan iç talep de yükselmişti. Bu durum alternatif enerji kaynaklarının maliyetini ucuzlatmıştı.

"Temiz Enerji Planı"nın iptali için öneri

Obama'nın 2015'te açıkladığı ABD'de kömür kullanan elektrik santrallerinin sayısını ve ülke genelinde karbon salımını azaltmayı amaçlayan "Temiz Enerji Planı" da Trump'ın muhalefetine hedef oldu.

Trump tarafından geçen yıl Şubat'ta ABD Çevre Koruma Ajansı Başkanlığına atanan Scott Pruitt, 2017 Ekim'de Obama yönetimince yapılan yanlışları düzeltmeye kararlı olduklarını belirterek, "Temiz Enerji Planı"nı iptal etmek için kanun değişikliği önerisinde bulundu.

Trump'ın kömür adımına rest

Obama döneminde ABD'deki kömür madenleri ve santrallerinin yarıya yakını kapatılırken, 2009-2016 yılları arasında ülkenin yenilenebilir enerji kullanımı üç kat artmıştı.

Trump'ın ABD'de kömür santrallerine ayrıcalık tanınmasına yönelik girişimi ise geçen hafta ülkenin enerji piyasalarını düzenleyen bağımsız ABD Federal Enerji Düzenleme Komisyonu (FERC) tarafından reddedildi.

Enerji Bakanı Perry tarafından geçen yıl Eylül'de verilen yasa teklifinde, ülkenin nükleer ve kömür santrallerine, ürettikleri elektriğin maliyetlerinin tümünü karşılayacak fiyatlardan satma ayrıcalığı tanınıyordu.

FERC'in 5 kişiden oluşan yönetim kuruluna Trump tarafından atanan 4 üyenin önergeye karşı oy kullanması ise Trump'ın kömür adımına "rest" olarak algılandı.

Açık denizlerde petrol ve gaz aramalarına izin

Obama, Beyaz Saray'dan ayrılmadan hemen önce Kutup bölgesinde ve Atlantik Okyanusu'ndaki açık denizlerde sondaj faaliyetlerini süresiz olarak yasaklarken, Trump bu ay başında söz konusu yasakları kaldırmak için harekete geçti.

ABD İçişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Pasifik ve Atlantik Okyanusları ile Meksika Körfezi kıyılarında petrol ve doğalgaz arama, sondaj ve üretimine izin vermek için "Amerika'nın Açık Deniz Petrol ve Doğalgaz Potansiyelini Serbest Bırakmak" başlıklı 5 yıllık bir plan hazırlandığı bildirildi.

Plan kapsamında, ABD'nin federal kıyılarının ve açık denizlerinin yüzde 90'ından fazlasının 2019-2024 döneminde petrol ve doğalgaz arama-üretim ve sondaj faaliyetlerine açılmasının öngörüldüğü belirtildi.

ABD'nin petrol üretimi rekor seviyede

Trump'ın ilk yılında petrol üretimini doğrudan etkileyecek bir adım atmamasına rağmen, yükselişe geçen petrol fiyatları nedeniyle ülkenin ham petrol üretimi rekor seviyeye ulaştı.

ABD'nin Enerji Enformasyon İdaresi (EIA) verilerine göre, Trump'ın Beyaz Saray'daki koltuğuna oturduğu 20 Ocak 2017'de günlük ortalama 8,96 milyon varil olan ham petrol üretimi, 15 Aralık 2017'de 9,79 milyon varile tırmanarak rekor kırdı.

Böylece, Trump'ın ilk yılında ABD'nin ham petrol üretimi yüzde 9,3 arttı.

Obama'nın Beyaz Saray'daki ilk yılı olan 2009'da ise ABD'nin ham petrol üretimi günlük ortalama 5,04 milyon varilden 5,42 milyon varile yükselerek yüzde 7,5 artış göstermişti.

EIA ayrıca, ABD'nin ham petrol üretiminin bu yıl günlük ortalama 10 milyon varile, 2019'da ise günlük ortalama 10,8 milyon varile çıkacağının öngörüldüğü açıkladı.

Üretimin Kasım 2019'da günlük ortalama 11 milyon varilin üzerine çıkacağı ve ABD'nin dünyanın en büyük iki petrol üreticisi Suudi Arabistan ve Rusya'yı geride bırakacağı tahmin ediliyor.

İlgili resim

AA