Küresel ekonominin bu yılı yüzde 3,5'in üzerinde büyümeyle tamamlaması öngörülürken, 2018'de ülke ekonomilerinin yeni risklerle yüzleşecek.

AA muhabirinin yaptığı derlemeye göre, küresel ekonominin bu yıl yüzde 3,5'in üzerinde büyüyeceği tahmin ediliyor.

Bu oran, son 8 yılın en iyi büyüme performansına işaret ediyor, buna karşın 2018 yılında küresel ekonomi önemli risklerle yüzleşecek.

Küresel ekonomi için 2018'de en büyük risk olarak, ABD ile Kuzey Kore arasında tırmanan diplomatik gerilimin artarak bir savaşa dönüşmesi ihtimali görülüyor. Böyle bir durumun ortaya çıkmasının Doğu Asya'daki ticaret hatlarını, tedarik zincirlerini ve bölgesel üretim ağlarını sekteye uğratacağı, ciddi bir borçlanma riskiyle karşı karşıya kalabilecek ABD ekonomisindeki gelişmelerin de tüm dünyayı etkileyebileceği ifade ediliyor.

ABD'de gelecek yılın ikinci çeyreğinde enflasyonun yükselişe geçme ihtimali, bir başka risk unsuru olarak görülüyor. ABD Merkez Bankası (Fed), faiz kararını alırken enflasyondaki gelişmelere bakıyor. Enflasyondaki muhtemel yükselişlerin Fed'in para politikasında sıkılaştırmayı beraberinde getirebileceği kaydediliyor. Fed'in daha hızlı bir faiz artırımına gitmesinin ülke varlıklarının getirisinin yükselmesine neden olması ve gelişmekte olan piyasalarda yatırımları bulunan yatırımcıların, bu varlıkları satarak ABD'de alım yapmasına yol açması küresel ekonomi için büyük risk olarak değerlendiriliyor.

Küresel ekonomi için gelecek yıla dair gösterilen büyük risklerden birisi de dünyanın en büyük kripto para birimi bitcoinin değerini aniden kaybetme ihtimali. Son zamanlarda rekorlar kırarak değerini artıran bitcoin hakkında uluslararası banka yöneticileri ve yatırım uzmanlarının "tedbirli olunması" yönünde açıklamalar yapması, "şişen balonun sonunda patlayacağı" endişelerini gündeme getiriyor. Bitcoinin ani değer kaybetmesinin yatırımcı güvenini sarsacağı uyarısında bulunuluyor.

Fed Başkanlığına aday gösterilen Jerome Powell'ın muhtemel tercihleri de gelecek yılın riskleri arasında değerlendiriliyor. Powell'ın karar alırken ekonomik rakamlara odaklanıp odaklanmayacağı ve siyasi gelişmelerden etkilenip etkilenmeyeceği de gelecek yılın riskleri arasında yer alıyor.

ABD piyasalarındaki düzelme ve vergi reformlarının ülkeye etkisinin beklenenden olumlu olması, AB'de politika faizlerinin ekside tutulmasına son verilmesi, İngiltere'de yeni hükümetin kurulması olasılığı ve ülkenin AB'den ayrılma sürecinde yaşanacak gelişmelerin gelecek yıl küresel ekonomiyi etkilemesi bekleniyor.

Bunun yanında, ABD Başkanı Donald Trump'ın taahhüt ettiği korumacı ticaret politikalarını hayata geçirmek için daha sert adımlar atması, bu yıl olduğu gibi gelecek yılın da riskleri arasında bulunuyor. Son günlerde tartışmalı kararlara imza atan Trump'ın politikalarının küresel bir ticaret savaşını tetiklemesinden ve dünya ekonomisinin resesyona sürüklenmesinden endişe ediliyor.

Almanya'nın en büyük bankası Deutsche Bank tarafından, Rusya'daki başkanlık seçimleri, Çin'de ekonomik büyümenin yavaşlaması, petrol ve emtia fiyatlarının ani şekilde düşmesi veya yükselmesi, AB'de uygulanan negatif faizde sona gelinmesi, ABD'de ve AB'de popülizmin ve eşitsizliğin yükselişi ve ABD'de kasım ayında yapılacak ara seçimler 2018'de küresel ekonominin önündeki en büyük risk faktörleri olarak sıralanıyor.

Banka ayrıca, yüksek enflasyon ve jeopolitik risklerle piyasalarda oynaklığın artması, İtalya'daki seçim, İrlanda'daki başkanlık seçimleri, Kanada ve Avustralya gibi gelişmiş ülkelerde ve Çin'de konut balonunun patlamasını da gelecek yılın riskleri içinde değerlendiriyor.

Öte yandan, Rusya'nın ABD başkanlık seçimlerine müdahalesine yönelik soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Savcı Robert Mueller'ın bulguları 2018'de süreçleri etkileyecek risklerden biri olarak gösteriliyor.

 "Trump'ın 'Önce ABD' politikası en büyük risk"

Sabancı Üniversitesi İstanbul Politikalar Merkezi Uzmanı Altay Atlı, gelecek yıl için en büyük riskin ABD'nin küresel düzendeki konumunun belirsizliği olduğunu belirterek, "Bu belirsizlikler, Donald Trump'ın ABD Başkanı olmasıyla ortaya çıktı, bu yıl iyice güçlendi ve 2018 yılında da devam edeceğe benziyor." dedi.

ABD'nin artık küresel sorunlara küresel çözümler getirme konusunda öncü bir rol oynamak yerine, içine kapanarak kendi çıkarlarını ön planda tuttuğuna işaret eden Atlı, "Trump'ın deyimiyle 'Önce ABD' diyorlar. Bu durum özellikle küresel ekonominin hassas bir dönemden geçtiği günümüzde son derece sıkıntılı bir durum yaratıyor." diye konuştu.

ABD'nin Avrupa ve Asya'daki müttefiklerinin de artık kendi güvenlikleri konusunda bu ülkeye ne kadar güvenebilecekleri konusunda kararsızlık içinde olduklarını dile getiren Atlı, şöyle konuştu:

"Son olarak Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, ülkesinin artık ABD'den bağımsız hareket etmesi gerektiğini söyledi. Japonya ve Güney Kore gibi ülkeler Trump'ın ABD'sine ne kadar güvenebileceklerini bilemedikleri için kendi askeri güçlerini artırma yoluna gidiyorlar. Tüm bu belirsizlikler ve tedirginlikler, bölgesel ve küresel dengeler açısından önemli bir risk oluşturuyor."

Küresel ekonomi ile ilgili görsel sonucu

AA