Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Her şeyden önce bu krizi biz yönettik. Bizden önceki dönemlerde olduğu gibi, IMF gibi uluslararası kuruluşlara el açmadık” dedi.

Şimşek, TBMM Genel Kuruluna 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Kanunu Tasarısını sundu. Türkiye'nin krizden en az etkilenen ülkelerden biri olduğunu belirten Şimşek, risk priminin ölçülmesinde kullanılan CDS endeksinin de bunu teyit ettiğini, CDS endeksinin, bir ülkenin bono ve tahvillerinin ödenmeme riskine karşı yapılan sigorta sözleşmesinin primlerini gösterdiğini bildirdi.

Bu endekse göre, Türkiye'nin risk priminin azaldığını belirten Şimşek, krizin derinleştiği Eylül 2008 ile Aralık 2009 döneminde CDS risk priminin 89 baz puan azaldığını, aynı dönemde CDS risk primlerinin Brezilya'da 30 baz puan azalırken, Yunanistan'da yaklaşık 160 baz puan, Macaristan'da 86 baz puan, Rusya'da ise 26 baz puan yükseldiğine dikkati çekti.

Şimşek, Plan ve Bütçe Komisyonundaki bütçe görüşmelerinde muhalefet sözcülerinin “Bankacılık sektörünün güçlü yapısını 2001 krizinden sonra kendileri tarafından yapılan düzenlemelere” bağladıklarını belirterek, “Biz kendilerine IMF gözetiminde attıkları adımlar için teşekkür ediyoruz. Ancak bankacılık sektörünün bugünkü performansını sadece o adımlarla açıklamak mümkün değildir. Zaten önemli olan kağıt üstünde atılan adımlar değil, güçlü uygulamalardır” dedi.

Şimşek, Ak Parti Hükümetleri döneminde bankacılık sektörünün daha iyi düzenlenmesi ve denetlenmesi için yaptıkları hakkında bilgi verdi.

“KENDİ YAĞIMIZLA KAVRULDUK”

Hükümetin, küresel krizi iyi yönettiğini söyleyen Şimşek, şöyle devam etti:

“Her şeyden önce bu krizi biz yönettik. Bizden önceki dönemlerde olduğu gibi, IMF gibi uluslararası kuruluşlara el açmadık. 1993-1994 ve 2000-2001 krizleri Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden yani kötü yönetiminden doğan krizlerdir. Bu krizlerde IMF'den yardım talep edildi. IMF'nin verdiği kaynaklarla ve IMF'nin empoze ettiği programlarla bu krizler yönetilmiştir. 2008 yılında küresel krizin derinleşmesiyle birlikte birçok ülke IMF'den yardım talep etti ve IMF'nin koşullarını hemen kabul etti. İzlanda, Macaristan, Ukrayna, Romanya ve Polonya gibi 22 ülke IMF ile anlaşmak zorunda kaldı. IMF'nin şartlarını kabul etti. Biz ise kendi yağımızla kavrulduk. Kendi ayaklarımızın üzerinde dimdik durduk. 'Kaynak, Türkiye'dir' dedik. Krize karşı kendi tedbirlerimizi açıkladık. Likidite ve fon akışının sorunsuz bir biçimde işlemesini sağlamak, reel sektöre destek olmak, istihdamı teşvik etmek ve finansman kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla çok sayıda önlem hayata geçirdik.”

Şimşek, ekonomik krizin etkilerinin görülmeye başlandığı günden itibaren gerek Hükümetin gerekse Merkez Bankası tarafından gerekli adımların atıldığını belirtti.

“TÜRKİYE, KREDİ NOTU 2 KADEME ARTAN TEK ÜLKE”

Kriz yönetiminde aldıkları tedbirler sonucunda başarılı olduklarını savunan Şimşek, birçok ülkenin kredi notunun indirildiğini, Türkiye'nin de içinde yer aldığı sadece 13 ülkenin kredi notunun artırıldığını kaydetti.

Şimşek, “Dünyada son 60 yılın en büyük krizinin yaşandığı bir dönemde Türkiye, kredi notu 2 kademe artan tek ülkedir. Eğer iddia edildiği gibi en fazla etkilenen ülkelerden birisi olsaydık, Türkiye;nin kredi notu 2 kademe birden yükseltilir miydi? Bugün Türkiye, kriz ortamında pozitif görünüme sahip olan nadir ülkelerden biridir. Türkiye, 1-2 yıl içinde kredi notu 'Yatırım Yapılabilir' düzeyine çıkartılması beklenen 10 ülke arasında yer almaktadır” diye konuştu.