PwC araştırmasına göre, dünya genelinde şirketlerin yüzde 30'u son bir yılda şirket içinde suistimal ile karşılaştıklarını raporlarken, özellikle orta düzey yönetim kademesinde ekonomik suç oranında ciddi artış yaşandığı belirtiliyor.

 

PricewaterhouseCoopers'ın (PwC) tarafından açıklanan ve 54 ülkeden üç bini aşkın katılımcının yer aldığı şirket içi suistimal ve ekonomik suçlara ilişkin araştırma olan ''2009 Küresel Ekonomik Suçlar Araştırması'' INSEAD Business School ile işbirliği içinde yürütüldü.

PwC Türkiye Ticari Anlaşmazlıkların Çözümü ve Suistimal İncelemeleri Direktörü Wayne Anthony yaptığı açıklamada, ekonomik suçlarla ilgili gözlemledikleri tablonun Uluslararası Şeffaflık Örgütü;nün (Transparency International) hazırladığı ''2009 Yolsuzluk Algılama Endeksi'' tarafından da desteklendiğine işaret ederek, ''Türkiye;nin bu çalışmada 180 ülke arasında 61;inci sırayı almasının ekonomik suç tehdidinin önemini gösterdiğine dikkat çekiyor'' dedi.

Araştırmaya göre, dünya genelinde küresel ekonomik durgunluktan etkilenen şirketlerin yaklaşık üçte biri geçen bir yıl içinde ekonomik suça maruz kaldılar. Bu şirketlerin yüzde 43'ü suistimal vakalarının son bir yılda arttığını söylüyor.

Araştırma, katılımcıların yüzde 30'unun söz konusu dönemde ekonomik suçla karşılaştıklarını ve bu şirketlerin yüzde 42'sinin de ekonomik suç neticesinde yaşanan zararların geçen yılın aynı dönemine göre arttığını ortaya koyuyor.

Ekonomik suça maruz kaldıklarını bildiren katılımcıların yüzde 67'si şirket varlıklarına yönelik hırsızlığı en yaygın ekonomik suç türü olarak gösterirken, bunu katılımcıların yüzde 38'ine göre mali tablo suistimali ve yüzde 27'sine göre ise yolsuzluk ve rüşvet izliyor. Raporlanan diğer suçlar ise fikri mülkiyet hakkı ihlalleri, kara para aklama, vergi suistimali, şirket içinden bilgi sızdırma ve casusluğu kapsıyor.

Araştırma, artan mevzuat tedbirleri ve suistimali önleme kontrollerine rağmen ekonomik suçların tüm ülke ve sektörlerde yaygın biçimde sürdüğünü gösteriyor.

Mali tablo suistimalleri en çok artışın yaşandığı ekonomik suç olurken, 2003'ten bu yana üç kat arttı. Ancak ekonomik suçların yarattığı toplam kayıp mali zararla sınırlı kalmıyor. Mali kayıpların yanı sıra katılımcıların yüzde 32'si çalışanların morali, yüzde 23'ü iş ilişkileri, yüzde 19'u itibar ve marka, yüzde 16'sı düzenleyici kurumlarla ilişkilerin şirket içinde yaşanan ekonomik suçlardan olumsuz etkilendiğini dile getirdi.

Araştırma, küresel ekonomik krizin ekonomik suçları artırdığını ortaya koyarken, katılımcıların yüzde 40'ı durgunluk dönemlerinde şirketlerinin daha büyük ekonomik suç riskiyle karşı karşıya olduğunu belirtti.

BÜYÜK ŞİRKETLER DAHA CİDDİ TEHDİT ALTINDA

Ekonomik suçlar en fazla büyük şirketlerde görülüyor. 1.000'den fazla çalışanı olan kuruluşların yüzde 46'sı bu tür vakaların olduğunu dile getirdi. Suistimalleri bildiren şirketlerin neredeyse üçte biri son bir yıl içinde ondan fazla suistimal vakasıyla karşılaştığını belirtti.

Geçen 12 ay içerisinde suiistimalden en çok etkilenen sektörler yüzde 46 konaklama, yüzde 42 ile eğlence, yüzde 44 ile finansal hizmetler ve yüzde 45 ile sigorta sektörleri oldu.

Bununla birlikte araştırma her sektörün ekonomik suça açık olduğunu ve farklı sektörlerin farklı tehditler altında olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, örneğin, mühendislik ve inşaat sektöründe katılımcıların yüzde 47;si rüşvet ve yolsuzluk olayları yaşandığını belirtti.

En yüksek oranda ekonomik suç rapor edilen bölgeler ise yüzde 71 ile Rusya, yüzde 62 ile Güney Afrika, yüzde 57 ile Kenya, yüzde 56 ile Kanada ve yüzde 51 ile Meksika oldu.

Ekonomik suç faillerinin yüzde 53'ünü suçun işlendiği kuruluşta çalışanlar, yüzde 44'ü ise kurum dışındaki kişiler. Şirket içi suistimal havacılık-uzay, kimya, üretim ve ilaç sektörlerinde en yüksek çıkarken, şirket dışı suiistimal ise en fazla sigorta, teknoloji, iletişim ve finansal hizmetler sektöründe gerçekleşti.

Dışarıdan birisinin suistimalinden bahseden katılımcıların yüzde 45'i müşterilerin suistimalinden, yüzde 20'si ise temsilci ya da aracıların suistimalinden muzdarip oldu.

FAİLLERİN ÇOĞU ORTA DÜZEY YÖNETİMDEN

Araştırma aynı zamanda şirket içi suistimale karışanların profilinin değiştiğini ortaya koyuyor. Orta düzey müdürler tarafından işlenen ekonomik suçlar, 2007'de yüzde 26 iken, tüm şirket içi suistimal oranı içinde yüzde 42;ye kadar yükseldi. Bunun tersine, üst düzey yönetimin karıştığı suistimal sayısı aynı dönemde yüzde 26'dan yüzde 14'e düştü.

Ekonomik suçun belirlenmesinde, hem şirket içi hem şirket dışı ihbarlar yüzde 27 ile ilk sırayı alırken, bunu yüzde 17 ile iç denetim ve yüzde 14 ile risk yönetim sistemleri takip ediyor.

Araştırmaya göre, ortaya çıkan ekonomik suçların yüzde 13;ü kazara öğrenilirken, yalnızca yüzde 7'si resmi ihbar kanalları ile belirlendi. Şirket içi suistimal fark edildiğinde, suistimale karışanların yüzde 85'i işten çıkarıldı. Şirket içi suistimale karışanların yüzde 48'i, şirket dışı suistimale karışanların ise yüzde 59'u hakkında kamu ya da ceza davası açıldı.

Araştırma, bildirilen suistimaller ile gerçekleştirilen suistimal risk değerlendirmeleri arasında kuvvetli bir ilişki olduğunu ortaya çıkardı.

Denetim faaliyetlerini daha planlı ve sık gerçekleştiren kuruluşlar daha fazla suiistimal olayı bildirirken bu durum etkin denetim yapılması durumunda daha suistimalin daha etkin tespit edilebileceğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte, suiistimal kurbanlarının yarısına yakını ekonomik suçun ve yarattığı maliyetin arttığını söylese de, neredeyse üçte ikisi suiistimali belirlemek için herhangi bir çaba sarf etmediklerini bildirdi.