Koç Bilgi Grubu Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu ise, “Ülkemizin, diğer ülkelere nispeten, daha az etkilenmiş olsa da, bu kriz dönemini fırsata çevirmesi için, dünyada talebin nerede olduğunu çok iyi anlayacak bir sistem kurulmalıdır. Bunu da bilgi teknolojileriyle sağlamak mümkündür” dedi.
KoçSistem ile Capital ve Ekonomist Dergileri öncülüğünde kurulan CEO Club işbirliğinde düzenlenen etkinliğe konuşmacı olarak katılan The Coca-Cola Company CEO'su Muhtar Kent, 2008 yılından itibaren, dünyayı 10 yıl ve sonrasında dramatik ve kökten değiştirecek bazı şartların oluştuğunu belirterek, “Önümüzdeki 10 yılda dünyada bazı önemli değişiklikleri hep birlikte yaşayacağız” dedi.

2 Kasım 2009 tarihinde Hilton İstanbul Oteli’nde gerçekleştirilen etkinlikte "Global Liderlik, Ekonomik Krizin Yönü ve 2010 Beklentileri” konulu bir konuşma yapan Muhtar Kent, özellikle 4 büyük kitlesel eğilimin açığa çıkmakta olduğunu vurgulayarak, bu eğilimleri “küresel ekonomik büyümenin merkezindeki güçlü yön değişimi”, “insanların yeni fırsatlar peşinde çok hızlı bir şekilde şehre göç etmesi sonucu hızlı şehirleşme”, “tüketici davranış ve beklentilerinin yeniden oluşması” ve “bu üç eğilimin getirdiği kalıcı mecburiyetlerle körüklenen yeni bir inovasyon çağı” olarak sıraladı.

Coca Cola şirketi içinde bu dört unsura “yeni dengeler” adını verdiklerini ve gelecek 10- 20 yıl süresince, dünyayı bu şekilde değerlendirdiklerini belirten Kent, bu unsurları şöyle açıkladı:

“2020 yılı itibariyle dünyanın ekonomik gücü, birkaç ülkeden çok daha fazlasına yayılacak. Dünyada trilyon Dolar civarındaki bir servetin yaratıldığını, bunun yüzde 60’ının ve fazlasının gelişmekte olan ülkelerden kaynaklandığını göreceğiz. Çin, Latin Amerika, Vietnam, Türkiye gibi ülkelerin daha öne çıkacağı bir dünyaya hep birlikte şahit olacağız.

Dünyayı ekonomik krizden çıkışın eşiğine götürmeleriyle, bu ülkelerin ağırlığını hep birlikte yaşayacağız. Endonezya, Türkiye, Meksika, Arjantin, Şili, Hindistan, Rusya, Ukrayna, her ne kadar bugün sıkıntı geçiriyorlarsa da, daha büyük ağırlık kazanacaklarına şahit olacağız. Gelecek 10 yıl içinde orta sınıfa yükselecek 1 milyar yeni tüketici göreceğiz.

Göç, yeni normali tanımlayan ikinci unsuru oluşturuyor. Günümüzdeki şehirlere her yıl 65 milyon yeni insan katılıyor. Bu göç, 10 yıl boyunca her gün yaşanacak. Bu göç, her 90 günde, İstanbul ölçeğinde yeni bir metropolün gezegenimize ilavesi demektir. Yeni normalde gördüğümüz 3’üncü kuvvet de, tüketicilerin yeniden oluşumu. Tüketicilerin değerlerinin, önceliklerinin, beklentilerinin yeniden belirlenmesidir.

Tüketiciler artık markalarla tek yönlü monolog yerine diyalog içinde olmayı bekliyorlar. Kendilerine, ne yapmaları gerektiğinin söylenmesini kesinlikle istemiyorlar. Eskiden sadece batı ülkeleri için geçerliydi bu, şu anda tüm dünyada geçerli.

Günümüz tüketicileri; ne, ne zaman, nasıl, nerede istediklerini ve hangi fiyatı ödemek istediklerini bir anlamda dikte ettiriyorlar. Bu modern ticaretin yeni şekli, geleneksel alıcı-satıcıyı ortadan kaldırma tehdidi içeriyor.

Tüketicilerin giderek, bizleri şirketimizin karakter yapısıyla değerlendirdikleri bir gerçek. Şirketlerin gezegene yaptığı ilaveler, getirdiği faydalar, tüm tedarik zinciri ve operasyonlarda yerleştirmeye çalıştırdığı kalıcılık trendleri önem taşıyor. Eskiden bu süreç, yıllık raporlarda güzel bir paragraf oluşturduğu için önemliydi, şimdi iş planlarımızın bir parçası haline gelmediği takdirde bir tehlike taşıdığı bir gerçek.

Dördüncü unsur, döndürücü inovasyonların doğuşunun da temelini oluşturuyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde inovasyon, yenilikçi hamlelerinin çoklu kaynaklardan aldığı güçle parlayan bir dünyada yeşerecek. Daha güçlü tüketicilerin olduğu ve doğal kaynak sıkıntısının standart olduğu bir dünyada. İnovasyonun yeni tarifi, bütün bu yeni güçlerin kesişme noktasında yatıyor. Yeni fikirler ve inovasyon, artık şirketlerin içinde değil, dışında doğuyor.

İnovasyon müşterilerden, tüketicilerden, tedarikçilerden geliyor. İnovasyon artık sadece gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere süzülmüyor, gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere de gidiyor.”

2020 YILINDA CİROMUZU 200 MİLYAR DOLARA ÇIKARTACAĞIZ

The Coca-Cola Company CEO'su Muhtar Kent, geçen yılın bu zamanlarında, Coca Cola sisteminin ve yaklaşık 45 ortağının, 10 yıllı aşkın süreden sonra ilk kez Florida’da bir araya geldikleri bir toplantıya başkanlık ettiğini belirterek, bu toplantıda adını 2020 vizyonu ve beraberce kazanmanın yol haritası koydukları ve tüm sistemi kapsayan bir vizyon oluşturduklarını anlattı.

“Birlikte kazanmak için yol haritamız” başlıklı bu vizyonun; insanlarımız, ürün yelpazemiz, ortaklarımız, karlılık, gezegenimiz ve verimlilikten oluşan 6 kritik noktayı içerdiğini belirten Kent, “Büyüme ve eylem odaklı, gerçek, uygulanabilir, yön gösterici ve bizleri daha iyi olmak için esnetecek ve büyütecek hedefler içeren bir vizyon hazırladık. Burada, bugün 80 milyar Dolar olan ciromuzu 2020 yılında 200 milyar dolara çıkartacağımızı açık açık belirtiyoruz” dedi.

Muhtar Kent, Coca Cola’nın 2020 yılında su nötral olmayı taahhüt ettiğini belirterek, “Coca Cola olarak, dünyada 300 milyar litre su kullanıyoruz. Bu rakam 2020 yılında 550-600 milyar litreye çıkacak, Teknolojiyle su kullanımını azaltarak, suyu tekrardan arıtıp belediyelere geri veriyoruz, Afrika’da, Latin Amerika ve Asya’da, doğadan gelen suyu toplayıp onu belli barajlar göletlerde tutan 500 projemiz var.

Aslında dünyaya yeteri kadar su geliyor ama akıp gidiyor. Bu 500 proje, önümüzdeki 10 yıl içinde 500 projeye çıkacak herhalde. Kullandığımız su kadarını dünyaya geriye iade edeceğimizin taahhüdünü verdik” dedi

“Türkiye’nin uzun vadeli başarısı için hiçbir mesele, bana göre gelecek kuşak liderlerini yetiştirebilme yeteneğimizden daha önemli değil” diyen Muhtar Kent, “Dünya Ekonomik Forumu’nun bu konudaki raporu, Türkiye’nin iş gelişimi ve yüksek öğrenim konusunda bulunduğu bölgedeki komşularına göre daha iyi olmasına rağmen, gelişmiş ülkelerin gerisinde olduğunu gösteriyor.

Beyin gücümüzün büyük kısmı, hala başka ülkelerdeki fırsatların peşinde koşmakta. Kadın liderlerimiz ortalamanın çok altında. Gelecek kuşak yöneticilerimizi daha iyi yetiştirmek için, hepimiz çok daha enerji sarf etmek zorundayız. Yönetici yetiştiren okullara daha fazla yatırım gerekiyor. Daha çok kadın yöneticinin liderlik pozisyonlarına getirilmesi için gayret sarf etmeliyiz.

Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu liderleri yetiştirmek için, açık, hedef odaklı ve ilham verici bir vizyon oluşturmaya ihtiyaç bulunmaktadır” diye konuştu. Kariyeri boyunca birçok yöneticiyle, hükümetlerden, sivil toplumdan değişik ülkelerden liderlerle tanışma olanağı olduğunu belirten Kent, “Özellikle çalkantılı dönemlerde yöneticilik yapan liderlerin ortak özelliğinin, kuruluşları için net ve hedef odaklı bir vizyon oluşturma ve ekiplerine bunu gerçekleştirme konusunda ilham verebilme yeteneğine sahip olduklarını gördüm” dedi.

“Ülkemizin krizi fırsata çevirmesi için, dünyada talebin nerede olduğunu anlayacak bir sistem kurulmalıdır. Bu da, Bilgi Teknolojileri ile yapılabilir.”

Koç Bilgi Grubu Genel Müdürü Mehmet Nalbantoğlu ise, yaşanan krizin, dünyada yeni dengeler oturana kadar, sürekli devam edecek bir dönüşüm ve değişimin ilk adımı olduğunun çok iyi anlaşılması gerektiğini belirterek, “2008 yılı itibariyle, 6 buçuk milyarın üzerindeki insan nüfusu, ne yazık ki, bundan böyle aynı oranda artan bir satın alma gücüne sahip olamayacak. Yani, eskisi kadar düzenli olarak artan bir tüketim olmayacak. Bundan böyle şirketlerimizin yeni hedefi, dünya pazarlarındaki payı büyütme mücadelesi olmalı, bu da önceliklerimizi yeniden şekillendirecek ve küresel rekabete karşı pozisyon alma zorunluluğu, stratejilerimize yön verecek.

Artık, fırsatları iyi değerlendiren, pazar dinamiklerini iyi anlayan, tüketicinin ihtiyaç analizlerini doğru yapan ve bu konuda hızlı hareket edebilenler rekabette öne çıkacak ve büyümesini sürdürecek. Bilgiyi yönetenlerin kurallarını koyduğu bu yeni oyunda, artık, talebin nerede olduğunu bilenlerin ve bu talebe hızla cevap verenlerin öne çıkacağı yeni bir düzen kuruluyor.

Her ne kadar işsizlik çok önemli bir kriter olsa da, her pazarda talep vardır. Önemli olan, bu talebi bulmak ve onu arza çevirebilmektir. Ürünlerimizi, çözümlerimizi, hizmetlerimizi talebi bulduğumuz yerde satabilmektir. Ülkemizin, diğer ülkelere nispeten, daha az etkilenmiş olsa da, bu kriz dönemini fırsata çevirmesi için, dünyada talebin nerede olduğunu çok iyi anlayacak bir sistem kurulmalıdır. Bunu da bilgi teknolojileriyle sağlamak mümkündür” dedi.

Konuşmasında, Capital işbirliğiyle gerçekleştirilen CEO Profil 2009 araştırmasının sonuçlarına da değinen Nalbantoğlu, araştırma sonuçlarındaki ifadelere göre CEO’ların, önümüzdeki 1 yıl içinde şirketlerinin sermaye ihtiyacını daha çok yeni müşteri ve pazarlardan karşılayacaklarını düşündüklerini belirtti.

Pazarı ve müşteri taleplerini iyi anlamanın, CEO’ların yüzde 75’inin ilk önceliği olduğunu söyleyen Nalbantoğlu, CEO’ların stratejik önceliklerinin başında “verimliliği artırma” konusunun bulunduğunu belirten Nalbantoğlu, teknolojinin, CEO’ların ifade ettikleri öncelikleri gerçekleştirmek için olmazsa olmaz olduğunun altını çizerek, şunları söyledi:

“Teknolojiyi iş modellerine entegre etmeyen şirketlerin yenilikçi olmaları, mevcut pazar ve müşteri taleplerini iyi anlamaları, yeni pazar ve müşteri yaratmaları, rekabet edebilmeleri ve ayakta kalabilmeleri mümkün değildir. Günümüz, fark yaratma günüdür. Fark yaratacak iş modellerini ortaya koyabilmenin günüdür. Talep neredeyse biz oradayız, diyebilmek için, hızlı hareket etmek gerekmektedir. Teknoloji, hızlı hareket edebilme yeteneğidir. Teknolojiyle küresel rekabet arasında da doğrudan bir ilişki vardır. Global rekabette var olmanın en önemli koşulu, teknolojiyi etkin kullanmaktır.”

“Dışkaynak hizmeti kullanmanın büyük bir avantajı daha vardır: Büyük meblağlar tutan ilk yatırım maliyeti için gereken para size kalır!”

Günümüzde, yatırım maliyeti yaratmadan da, teknolojiyi etkin kullanmanın mümkün olduğuna değinen Mehmet Nalbantoğlu, “Sizi verimliliğe götüren anahtar olan teknolojiyi, her ay elektrik-su faturası öder gibi kullanabilirsiniz. Bu yöntemle, önceliklerinizden vazgeçmeden, hedeflerinize taviz vermeden ilerleyebilirsiniz. Dışkaynak kullanımı; optimum verimlilik, sürdürülebilir rekabet ve kârlılık için çok kritik bir iş modelidir.

Hiçbir şirket yoktur ki, bizden, KoçSistem’den dışkaynak hizmeti alıp da ‘verimliliğim artmadı’ desin. Biz, bilgi teknolojisi altyapılarınız için, bankalarımız gibi bir güven merkeziyiz” diye konuştu.

CEO’ların, teknoloji yatırımları için ayıracakları bütçeyi, işlerini büyütmek için işletme sermayesi olarak kullanabileceklerine değinen Nalbantoğlu, şirketlere, “Paranız size kalsın, o parayı bilgi teknolojilerine kendi içinizde yatırım yapmak yerine, şirketinizi büyütmek için kullanın” dedi ve ekledi: “Dışkaynak hizmeti kullanmanın büyük bir avantajı daha vardır: Büyük meblağlar tutan ilk yatırım maliyeti için gereken para size kalır!”.

Nalbantoğlu, “Daha önce birçok kriz görmüş, bu krizleri tecrübelere dönüştürmüş iş liderlerimizin, teknolojiyi kendi iş modellerine entegre ederken dışkaynak kullanımı konusunda çok daha radikal ve cesur olmaları gerektiğini düşünüyorum” diye konuştu.