Harvard Üniversitesi Profesörü Michael E. Porter, Türkiye'nin rekabet gücüyle ilgili yaptığı çalışmanın çarpıcı sonuçlarını İstanbul'da iş dünyasıyla paylaştı.

Porter; "Türkiye'nin ekonomik geleceği için devlet politikaları ve özel sektör yatırımlarının ortak bir vizyona sahip olması ve Ulusal ve Bölgesel Rekabet Konseylerinin kurulması gerekir. Türkiye'nin potansiyeli çok büyük. Türkiye'nin borsada hisse senedi olsaydı mutlaka alırdım. " dedi.

'Modern Rekabet Stratejileri' oluşturma konusunda dünyanın en önemli otoritesi olarak kabul edilen ve dünyanın önde gelen şirketlerine strateji danışmanlığı yapan Harvard Business School profesörlerinden Michael E. Porter, Çırağan Sarayı'nda üçüncüsü düzenlenen "İşTcell Liderler Konferansı"nın konuğu oldu. Türkiye'nin önde gelen işadamı ve sanayicilerini bir araya getiren konferansın açılışında Türkiye'nin çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Porter, "Türkiye'nin hisse senedi olsaydı mutlaka alırdım" dedi. Konferansın birinci bölümünde Prof. Porter, şirket stratejileri oluşturmak için 'Türk Liderlere Çıkarımlar' başlığı altında strateji üretmenin ana kurallarını, rekabetçi yaklaşımı belirlemek ve geliştirmek için yapılması gerekenleri, rekabette liderlerin rolünü ve ekonomik krizde belirlenebilecek stratejileri anlattı.

Prof. Porter, ulusal rekabetin belirleyicilerini açıkladığı konuşmasında Türkiye'nin pozisyonunu değerlendirdi ve Türkiye için aksiyon planı önerilerini açıkladı. Türkiye'nin dünya ekonomisi içindeki rekabet gücünü ortaya çıkarmak ve bu gücü artırıcı öneriler geliştirmek istediğini söyleyen Porter'in Turkcell'in desteğiyle hazırladığı "Türkiye'nin Rekabet Gücü Ulusal Ekonomik Strateji ve İş Dünyasının Rolü" başlıklı raporunda yer alan bazı tespitler şöyle:

- Türkiye ekonomisi yakın geçmişte iyi bir performans gösterdi. Ekonomi politikalarındaki iyileşmeler, Türk şirketlerinin büyümesi için yeni fırsatlar yarattı.

- Türkiye ekonomisinin rekabetçilik konusunda kendine has üstünlükleri var. Bunlardan bazılarını büyük iş gücü, girişimcilik geçmişi, önemli bir iç pazar olması, geniş coğrafyası ve kritik konumuyla dünyanın heterojen bölgelerine erişimi olması ve diğer gelişmekte olan ekonomilere nazaran kurumlarını daha kuvvetli oturtmuş olması diye sıralayabiliriz.

- Türkiye ekonomisi geçmişte rekabetçilik konusunda çok iyi bir performans gösterdi, birçok güçlüğü aşarak ekonomisini bir üst seviyeye çıkardı ancak, bu seviyede yeni ve eskisinden daha zorlu güçlükleri yenmeye hazırlanması gerekiyor.

- Bu güçlükleri de aşarak ekonomiyi daha da rekabetçi kılmak için, devlet ve özel sektörün yakın bir şekilde çalışacağı yeni bir işbirliği modeline ihtiyaç var.

- Türkiye'nin ekonomik stratejisi üzerinde konsensüs sağlamak çok önemli ve bunun için özel sektör öncülüğünde "Ulusal ve Bölgesel Rekabet Konseyleri" kurulması gerekir. Ekonomik kalkınma ajanslarının bu konuya katkısı büyük olacak.

- Türk ekonomisi doğal olarak bölgesel ve endüstriyel kümeler etrafında organize oluyor. Bu anlamda, kümelenme çalışmaları son derece önemli ve desteklenmesi gerekir.

- Coğrafi konumunun tüm potensiyelini kullanmak için komşu ülkeleri ile ekonomik koordinasyonu sağlamalı."

(CİHAN)