Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'yi dünya ekonomileri arasında 26'ncı sıradan aldık 17'nci sıraya yükseldi.

Fevkalade bir hal olmazsa bu yıl sonu itibarıyla bir basamak daha çıkıyoruz, 16'ncı sıraya yükseleceğiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, Swissotel'de düzenlenen ''Başarılı Türk Müteahhitlere Ödül Töreni''nde yaptığı konuşmada, sektörün önemli uluslararası dergilerinden biri tarafından hazırlanan ''dünyanın en büyük müteahhitleri'' listesine, Türkiye'nin 31 firmayla Çin'den sonra ikinci sırada girmesinin göğüslerini kabarttığını söyledi.

Erdoğan, iktidarları boyunca 5 kıtada 80'e yakın ülkeye resmi ziyarette bulunduğunu anımsatarak, ''İstisnasız gittiğim her ülkede Türk iş adamlarımızla, yatırımcılarımızla karşılaştım. Bunun da ötesinde görüştüğüm devlet başkanları, başbakanlar, üst düzey yetkililer bana Türk iş adamlarının başarılarını ilettiler" dedi.

Erdoğan, gittikleri her ülkede iş adamlarının yatırımlarını, müteahhitlerin inşa ettikleri barajları, yolları, havaalanlarını görme fırsatı bulduklarını belirterek, Irak'ta Basra'dan Kerkük'e, Bağdat'tan Erbil'e kadar neredeyse her yerde Türk müteahhitlerin bulunduğunu söyledi.

Erdoğan, ''Şurası son derce önemli, siyasetçiler, devlet adamları ülkesindeki iş adamlarının sivil toplum örgütlerinin, bilim adamlarının, sanatçıların, düşünürlerin topyekun milletin önünde bir engel olmamalıdır. Ön açan, katkı veren, motive eden olmalıdır. İktidar yol açar. Yoldaki engelleri temizleyecek, bir aksama varsa bir tıkanıklık varsa bunları ortadan kaldıracak. Siyasetçi ülkenin itibarını yükseltecek, gücünü ağırlığını arttıracak, varsa problemlere çözüm yolları arayacak'' diye konuştu.

Erdoğan, 7 yıl boyunca dış politikada attıkları her adımı eleştirenler olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

''Komşularımızla tesis ettiğimiz iyi ilişkileri, sorunların çözümü yönünde attığımız adımları barışa yönelik girişimlerimizi maalesef kıyasıya eleştirenler çıktı. Üzülerek ifade etmek durumundayım, yurt dışı temaslarımızı küçük hesaplarla değerlendirenler, kıyasıya eleştirenler başbakan olarak çok gezdiğimizi söyleyenler oldu. İşte beraberimde olan müteahhit arkadaşlarımız nasıl gezdiğimizi çok yakından görüyor ve tespit ediyorlar. Nasıl orada bir faaliyet içerisinde olduğumuzu yakından görüyor ve tespit ediyor. Benim iş adamım hangi ülkeye gidiyorsa hangi ülkede yatırım yapıyorsa benim de gidip o ülkede temas kurmam, diplomatik ilişkileri güçlendirmem orada iş adamlarım için sağlıklı yatırım zemini oluşturmak için gayret etmem gerekiyor. Bir ülkede benim vatandaşım varsa soydaşım varsa benim oraya gitmem, onlarını meselelerini en üst seviyede takip etmem, çözmeye çalışmam gerekir. Bundan daha tabii bir şey olabilir mi?''

-KOMŞU ÜLKELERE YAPILAN İHRACAT-

Başbakan Erdoğan, komşu ülkelere yapılan ihracata ilişkin olarak da şu bilgileri verdi:

''Şu rakamlara özellikle dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bizim Yunanistan'a ihracatımız 2002'de 590 milyon dolar, 2008 sonunda 5 kata yakın tam 2 milyar 429 milyon dolar. Bulgaristan'a ihracatımız 2002'de 380 milyon dolardı, yine yaklaşık 5 kat arttı 2 milyar 151 milyon dolar oldu. Romanya'ya 2002'deki ihracatımız 566 milyon dolardı, 2008 sonunda ulaştığımız rakam yaklaşık 4 milyar dolar. Rusya'ya ihracatımız 2002'de 1 milyar 272 milyon dolardı, 6 milyar 483 milyon dolara çıktı. İran 334 milyon dolardan 2 milyar dolara, Gürcistan 103 milyon dolardan 997 milyon dolara, Suriye 266 milyon dolardan 1 milyar 115 milyon dolara çıktı. Irak'a toplam ihracatımız 829 milyon dolardan 2008 sonu itibarıyla 4 milyar dolara ulaştı. Komşularla ihracatımız 2002'den 2008 sonuna kadar 5-6 kat, bazı durumlarda 10 kat arttı. Bu seviyeleri yakalamanın kimlerle mümkün olduğu ortada, bu tablonun oluşmasında hükümet olarak, ihracatçılarımız olarak eğer bu el ele bu dayanışma olmasaydı buralara gelmemiz mümkün değildi."

-''KAZANAN TOPYEKUN TÜRKİYE''-

Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Dünyada kriz ne olursa olsun, bunu başından itibaren söyledim, 'en az zararla biz atlatacağız' ve biz atlatıyoruz, kim ne derse desin. Ve sizlerin sayesinde yurt dışı müteahhit hizmetlerindeki tablo da son derece çarpıcı. 2002 yılında firmalarımızın yurt dışında yüklendikleri iş miktarı, 1.7 milyar dolardı. 2008 yılında bu rakam 14 kat artışla 23.6 milyar dolara yükseldi. Korkunç, muhteşem bir olay. Türkiye dış politikada aktif oldukça ekonomide kazandı. Ekonomide kazandıkça dış politikada daha fazla ağırlık elde etti. Geçmişte bu denklemi kuramayanlar Türkiye'nin her alandaki göstergelerini aldıkları yerden daha da geriye götürdüler. Biz bu denklemi kurduk, bu vizyonu oluşturduk. Ülkemize milletimize bir ufuk çizdik. 7 yıl boyunca da hedeflerimizin arkasında sapasağlam durduk. Kazanan sadece A şahsı B şahsı değil, A şirketi B şirketi değil, topyekun Türkiye.''

-BUZDOLABI VE OTOMOBİL SATIŞLARI-

Başbakan Erdoğan, ''Türkiye'yi dünya ekonomileri arasında 26'ncı sıradan aldık 17'nci sıraya yükseldi. Fevkalade bir hal olmazsa bu yıl sonu itibarıyla bir basamak daha çıkıyoruz. 16'ncı sıraya yükseleceğiz. Şu andaki gelişmeler onu gösteriyor. Sokaktaki vatandaşın bu değişimden, bu dönüşümden istifade etmediğini söylemek de çok ağır bir haksızlık olur" dedi. Başbakan Erdoğan, buna örnek olarak iktidara geldiklerindeki buzdolabı ve otomobil satışlarıyla 2008 yılındaki satışlar arasındaki farkı gösterdi.

''Ekonomiyi dış politikadan, dış politikayı ekonomiden bağımsız düşünemeyiz. Aynı şekilde demokratikleşmeyi ekonomiden, dış politikayı demokratikleşmeden bağımsız düşünemezsiniz. Bunları birbiriyle ilgisizmiş gibi değerlendiremezsiniz'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Türkiye bugün AB ile katılım müzakerelerini yürüten bir ülkeyse müzakereler çerçevesinde reformlarını kararlılıkla yapan bir ülkeyse bundan ekonomi de büyük kazanç elde edecektir. BM Güvenlik Konseyi'ndeki geçici üyeliği sadece dış politikamızın değil aynı zamanda ekonomimizin de olumlu etkilenmesine yol açıyor. Aynı zamanda ekonomimizin de her açıdan olumlu etkilenmesine zemin hazırlıyor.''

AA

Fotoğraflar: AA