Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, ''2010 yılında hükümetler, ekonomik desteklerini geri çektikleri zaman tekrar faiz oranları da yükselebilir. Bir garantimiz yok'' dedi.

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, IMF-Dünya Bankası yıllık toplantıları kapsamında düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmaya, Türk hükümeti ve İstanbul halkına konukseverlikleri için teşekkür etmek istediğini belirterek, ''Bu toplantılar trafiği sıkıştırıyor ve İstanbul halkına belki biraz rahatsızlık veriyor. Ama çok güzel ülke ve bu çok güzel şehirde bulunmaktan dolayı çok mutluyuz'' ifadeleriyle başladı.

{jumi [google/code.html]}

Zoellick, bugünkü toplantının, kalkınma komitesinde Dünya Bankasının çalışmalarına destek, her şeyden önce gelişmekte olan ülkelere de daha fazla söz hakkı olmasını sağladığını, Dünya Bankası grubunun yeterince kaynak sahibi olması ve G-20'nin 20 milyar dolarlık bir gıda güvenliği projesine destek verdiklerini anlattı. İstanbul'daki toplantının G-20'den sonraki en büyük toplantı olduğuna işaret eden Zoellick, bu toplantının, Pittsburgh'daki toplantıya katılamayanlara burada bir fırsat verdiğini belirterek, ''Yani G-186 toplantısı...'' dedi.

Finansal pazarlardaki düşüşü durdurduklarını ama hala daha fazla iş yaratmak, daha fazla gelir sağlamak ve fırsatları artırmak zorunda olduklarını vurgulayan Zoellick, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Küresel ekonomi hala geriye düşebilir. 2010 yılında hükümetler, ekonomik desteklerini geri çektikleri zaman tekrar faiz oranları da yükselebilir. Bir garantimiz yok. En önemli iş sağlayan özel sektör toparlanabilecek mi? Bu konuda bir garantimiz yok. Küresel büyüme şu anda başladı ama durabilir. Gelişmekte olan ülkelere daha fazla ağırlık, kurumların tutarlı olmasını, etkin olmasını sağlamak... Güç ilişkilerinin değiştiği bir dünyada bu çok önemli. Dünya Bankası, önümüzdeki ilkbahar toplantılarındaki gelişmekte olan ülkelere yüzde 3 daha fazla oy verecek. Yani bu yüzde 47'ye ulaşacak. Bu aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerin oy haklarını zamanla artıracaktır.''

Bütün bütçelerin sıkışmış durumda olduğunu belirten Zoellick, Dünya Bankası'nın ilk kez 20 yılda sermayesini artıracağını, bunu yapıcı bir şekilde gerçekleştirmekten dolayı çok mutlu olduklarını söyledi. Robert Zoellick, sermaye artışı ve diğer çabalarına baktıkları zaman finansal kaynakları ve sermayelerini daha iyi kullanabileceklerini kaydederek, ''Ayrıca yeni bir kriz tesisi dünyanın fakir ülkeleri için geliştirildi. Daha duyarlı olan kitlelere daha fazla destek sağlamak lazım'' dedi. Zoellick, iklim değişikliği finansmanını da göz önünde tutmak gerektiğini belirtti.

Strauss- Kahn: İşsizlik En Önemli Sorun

IMF Başkanı Strauss-Kahn, Türkiye ile olan görüşmeler konusundaki bir soruya verdiği yanıtta, görüşmelere yıllık toplantılar nedeniyle ara verildiğini, Türk tarafının istemesi ve ihtiyaç duyması halinde görüşmelerin aynı şekilde yapılacağını kaydetti. Kahn, İstanbul'daki yıllık toplantıların, ABD dışında ikinci kez aynı ülkede yapılıyor olması nedeniyle bir ilk olduğunu belirterek, bu toplantıların zaman açısından da önemli olduğunu kaydetti. Dünya ekonomisinde bir toparlanmanın başladığını ancak, kırılganlıkların sürdüğünü belirten Kahn, işsizliğin en önemli sorun olarak ortaya çıktığını söyledi.

Kahn, bir gazetecinin, ''Tüketici harcama verileri, bize hane gelirlerinin dip yaptığını gösteriyor. İşsizlik de rekor düzeye ulaşmış durumda. Hane gelirlerinin kriz önceki düzeye ne zaman ulaşacağını düşünüyorsunuz?'' şeklindeki sorusunu şöyle yanıtladı: ''Zaten söylemiştim, bu, ülkeden ülkeye farklılık gösterecek. Kriz gelişmiş ülkeleri eş zamanlı olarak vurdu. Düşük gelirli ülkeleri de eş zamanlı olarak etkiledi ancak çıkış, ülkelere göre değişecektir. Bazı ülkeler daha erken düzelirken, bazıları için bu süreç daha uzun olacaktır. Ancak her durumda, şimdiden başlayarak, 8-10 ayın geçmesi gerekecektir. Dolayısıyla rakamlar oldukça iyi olsa dahi, işsizliğin büyük bir hızla düşmesini bekleyemeyiz. Gündemin ön sıralarına biz, işsizliğe karşı kullanılabilecek politikaların konulmasını öneriyoruz. Tabii bu durum gelişmiş olan ekonomilerde çok farklı. Buralarda satın alma gücü birkaç nokta artığında, istihdamda birkaç noktalık değişiklik olduğunda, küçük bir fark oluyor. Fakat, gelişmekte olan ülkelerde bir yaşam, hayatta kalma mücadelesi ve açlık tehlikeleri var dolayısıyla, bu sorunun çözülmesi, gelişmiş ülkelere göre çok daha uzun sürecek. Dünya Bankası ve IMF'nin bu ülkeler için ayırabileceği kaynaklar kritik önemli olacak. Bu kaynak meselesi, IMF için en azından önümüzdeki dönem için çözülmüş durumda ve şimdi yapılması gereken, Dünya Bankası'nın kaynak oluşturması.''

IMF Başkanı Kahn, krizin bitmiş olduğunu söylemenin mümkün olmadığını da vurguladı.

Küresel krizin etkilerinin azaltılmaya çalışıldığını belirten Kahn, IMF destekli parasal ve mali politikaların birçok ülkede uygulanması nedeniyle krizle baş etme gücünün eskisine göre daha iyi durumda olduğunu ifade etti. Kahn, alınan kararlar itibariyle bu toplantının çok başarılı bir toplantı olduğunu da ifade etti.

Kaynakların Artırılması

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick ise Dünya Bankası'nın kaynaklarına ilişkin bir soruya verdiği yanıtta, bankanın krize yeterli sermaye ile yakalandığını, bunun da krize tepki vermesi açısından çok önemli olduğunu söyledi. Dünya Bankası kaynaklarına gelecek 3 yılda 100 milyar dolar olarak düşünülen kaynak talebinin artma eğiliminde olduğunu belirten Zoellick, bankanın, en azından gelecek yılın ortasına kadar krizden en çok zarar gören düşük gelirli ülkelere odaklanacağını ifade etti.

Zoellick, Dünya Bankası'nın sermayesinin artırılması ve reformlar konusunda ABD Hazine Bakanı Timothy Geithner ile görüşmeler yaptığını, Geithner'ın Banka'da saydamlık ve reform çalışmalarına destek verdiğini, aynı zamanda böylesine bir dönemde sermayenin artırılması gerektiği konusunda ülkelerin görüş birliğinde olduğunu kaydetti.

Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick, bölgesel kalkınma bankalarının rolü ve bu bankalarla işbirliği hakkındaki soru üzerine, bu bankalarla daha derin bir işbirliğinin söz konusu olduğunu söyledi. Zoellick, kriz sırasında Orta ve Doğu Avrupa'da Avrupa Yatırım Bankası'nın önemli bir rol oynadığını söyleyerek, birbiriyle örtüşen politikalar izlediklerini kaydetti. Dünya Bankası olarak bazı bölgelerde kazandıkları tecrübeleri başka bölgelerde de kullanabildiklerini söyleyen Zoellick, bölgesel kalkınma bankaları ile daha derin ilişkiler kurabileceklerini bildirdi.

Dünya Bankası'nın hala kendine özgü bir pozisyona sahip olduğunu belirten Zoellick, çalışmalarını bütün bölgelerde tüm alanlarda sürdürdüklerini, gerek özel gerekse kamu sektörü ile çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Bağışçıların vakıf fonu ile ilgili soruya karşılık Zoellick, bu konuda G-20'den bir sonuç çıkması için çabaladıklarını, şimdi de bunu faaliyete sokmaya çalıştıklarını kaydetti.

Zoellick, Dünya Bankası'nın sermayesi ile ilgili soru üzerine de, Banka'nın aslında kalan karlarla da bir sermaye oluşturduğunu bildirdi. Gelirlerinin önemli bir bölümünü yoksul ülkelere vakfettiklerini aktaran Zoellick, Banka'nın bu kriz ortamında etkinliklerini mevcut güçlü durumu sayesinde sürdürebildiğini kaydetti. Zoellick, ne kadar çok sermayeleri olursa o kadar çok yenilikçi şeyler yapabileceklerini belirterek, her kurumda olduğu gibi, sermaye yapısı ne kadar güçlü olursa o kadar ileri adımlar atılabileceğini bildirdi.

Kalkınma Komitesi Başkanı Agustin Carstens, bir soru üzerine, önümüzdeki yıllarda sermaye piyasalarında fon ihtiyacının yüksek olacağını, kamu borçlarının da artış eğiliminde seyredeceğini belirterek, bu durumun faizleri artırma yönünde baskı yaratacağını ifade etti. Carstens, Dünya Bankası ve diğer uluslararası kurumlar ile kalkınma bankalarının sermayelerini artırmalarının reform sürecine de olumlu katkıda bulunacağını anlattı.

AA