Gelinen noktada Karabağ, Sovyetlerin çöküşüyle Kafkasya’da ortaya çıkmış bir sorun olarak hala devletlerarası ilişkileri kilitlemeye devam ediyor.  Sovyetlerin dağılma sürecinde bazı şeyler bölgede değişti gibi görünse de, küçük gruplar ve toplumların milliyetçilikleri üzerinden formüle ettiği yapılanma halen devam etmekte. Sovyet çatısından çıkmış görünen Azerbaycan ve Ermenistan da tarihsel bağları nedeniyle Rusya’nın nüfuzu altında iki devlet durumundalar. Bölgede Batı etkisiyle ilk kopuş Gürcistan ile başlamış olsa da, son bir yıldır yaşananlar, Rusya’dan kopmakla her şeyin kolayca yoluna girmediğini, hatta bu devletlerin kendi kararlarını verebilmelerinin çok da kolay olmadığını gösteriyor.

Ermenistan ile ve Türkiye ile yakınlaşmanın ölçüsü, iki taraf için sözler değil eylemler olmalı…

Türkiye- Ermenistan, Türkiye- Azerbaycan, Türkiye- Rusya, Türkiye- ABD, Türkiye- AB, Ermenistan- Rusya, Ermenistan- ABD- AB, Azerbaycan- Rusya, Azerbaycan- ABD- AB, Azerbaycan- Ermenistan gibi sıralayabileceğimiz çoklu denklem ve bölgesel ve küresel enerji politikaları ile gelinen noktada “Türkiye-Ermenistan normalleşmesi ve sorunlarını çözmesi” konusunda diplomasiyle nasıl çözüm bulunacak bekleyip görmekten başka çare yok gibi görünüyor. Fakat yukarıda sıralanan her ülkenin bir diğeriyle olan durumunda oldukça karmaşık zorunluluklar, dengeler ve çıkarlar var ki, zamana bırakılmış vaziyette bu karmaşadan çıkılması da çok olasılıklı görünmüyor.

Bu yazıda, bilinen durum ve duruşları tekrardan kaçınarak, yakın ve uzak süreç ne getirebilir buna dikkat çekmekte amacıyla son gelişmeler ne yönde bunlara vurgu yapacaktır. Bütün bu ilişkilerde ekonomik boyutu ve özellikle enerji boyutunu hesaba kattığımızda, önümüzdeki süreçte, sorunların önceden olduğu gibi akışına bırakılarak, bir ileri iki geri durumunda kalamayacağı da anlaşılıyor.

Çözümsüzlük, bölgenin üç ülkesinin de çıkarına olmadığına göre, süreci yapıcı yönde hızlandırmak da insiyatifleri doğru kullanmak, çözümsüzlüğe mahkum edici onyıllık, elliyıllık, yüzyıllık bilinen tavırlardan ziyade, diplomasiyle çözülebileceğinin işaretleri fazlalaşmış durumda. Köklü sorunlar, milletler-toplumlar arasında derinlerde yer alan duygu ve yaklaşımlar elbette ki bir anda yok olamayacaktır. Bu yüzden, gerek Türkler gerekse Ermeniler açısından, tepki ve tavırların türlü renklerde ortaya konmasını da doğal karşılamak gerekir. Fakat önemli olan, yüzyıllık kinlerin uzun süreli emeklerle de olsa sona erdirilmesidir.

Karabağ sorunu nedeniyle, Azerbaycan’ memnun etmeyecek herhangi bir karara razı olunamayacağı ortada olduğu gibi, Bugün Ermeni-Türk ilişkilerini, şimdiki kuşakların yararına kurmak gerektiği de açıkça anlaşılması gereken bir durumdur. Her ne kadar sınırımız kapalı dursun, Ermenilerle barışa normalleşmeye ihtiyacı yok Türkiye’nin diyenler az değilse de, bunun bölgesel-toplumsal barış için ne kadar önemi olacağını, gelecekte aynı sorunlarla ve özellikle “soykırım yaptınız” daimi muhataplığı azaltma hatta ortadan kaldırmada önemli adımlar olduğunu da gözden uzak tutmakta fayda var. Taraflar arasında “tarih komisyonu” yazılı koşul olmadan kabul bulmuşken, elbetteki çok şeyin ortaya konacağı, bunun Türkiye’nin kendine güveni açısından önemi ortadadır.

Türkiye’nin gelişimini sağlayacak çok yönlü stratejiler, bölgenin lider devlet olması, komşularla ilişkilerde makul çözümler, enerji köprü ülke konumunu sağlayacak adımları kolaylaştırmada sorunlu durumları ortadan kaldırma,

Avrupa-Türkiye- Avrasya eksenindeki rolü yani “büyük resim” bunu ortaya koymaktadır.

Ermenistan, Karabağ ve Enerji konusunda son gelişmeler…

Rus Kommersant gazetesi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Başbakanı Vladimir Putin`in yaptığı görüşmenin ana gündemini enerji konusunun oluşturduğunu, Mavi Akım-2`nin inşasıyla ilgili görüşmelerin başlatılması konusunda anlaştıklarını açıkladığına dikkati çekildi. Rusya’nın Türkiye’den Güney akım boru hattı ile ilgili olarak yanıt beklediği, bu boru hattının Karadeniz’deki bölümünün Türkiye’den geçmesi konusunda iki taraf arasında ilke anlaşmasına varıldığı ifade ediliyor. Mavi Akım da Güney Akım ile aynı hattan geçtiği için Mavi Akım 2`nin inşa edilmesiyle ilgili görüşmelerin başlatılması kararı da bu görüşmelerle alınmış oldu. Ancak boru hattının İsrail`e mi, Avrupa`ya mı gideceği konusunda hiç bir şey söylenmediği dikkat çekilen konular arasında bulunuyor.

ANKA haber ajansının verdiği bilgiye göre, Türkiye-Ermenistan sürecinde arabuluculuk yapan İsviçre'nin Dışişleri Bakanı Michael Ambuhl, bu süreç ile ilgili yoğun tartışmaların yaşandığı Azerbaycan'ın Dışişleri Bakanı Elmar Memmedyarov'u, Türkiye ile Ermenistan arasındaki müzakereler konusunda bilgilendirdi. Today-az Azeri sitesinin haberine göre, 18 Mayıs’ta gerçekleşen Memmedyarov ile Ambulh arasında yapılan görüşmede İsviçreli bakan, ülkesinin arabulucu yaptığı, Türkiye ile Ermenistan arasındaki müzakere sürecine ilişkin bilgi verdi. Memmedyarov ise, Karabağ sorunu çözülmeden bölgede istikrar ve güvenlik sağlanmasının mümkün olmayacağını vurguladı.

Yine son günlerin gelişmelerinden birisi olarak, Karabağ sorununun çözümüne yönelik çabalar hızlandırmak amacıyla AGİT Minsk Grubu Fransız Eş Başkanı Büyükelçi Bernard Fassier’in, Ermenistan ve Azerbaycan'daki temaslarının ardında Ankara’da Dışişleri Müsteşarı Ertuğrul Apakan ve Cumhurbaşkanı Dış Politika Başdanışmanı Büyükelçi Gürcan Türkoğlu ile görüştüğü, “konular üzerinde Türkiye ile düzenli istişareler yürütmeye çalışıyoruz,  bu ilk defa değil ve son defa olmayacak" diyerek, bölgedeki gelişmeler nedeniyle "notları karşılaştırma" ihtiyacının duyulduğu, Gürcistan krizi ve Türkiye-Ermenistan sürecinin ardından da bölgedeki durumun daha çok gündeme geldiğine de  dikkat çekiliyor.

Bu arada, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan da, Erivan'a bir çalışma ziyaretinde bulunan Rusya Başbakan Yardımcısı Sergei İvanov ile yaptığı görüşme sırasında, Karabağ sorunu ve Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin normalleşmesi süreci de ele alınması sırasında, ülkesinin Türkiye ile ilişkileri "ön koşul olmadan" normalleştirmek istediğini vurguladı. Türkiye'nin Karabağ sorununa "Karışma çabalarının Karabağ süreci için olumsuz etkileri"nin olabileceğini söyledi. Bu tür açıklamalar sonrası, bugün ne taraftan, hangi ülkeden, arabulucu ülkelerden ne açıklama yapacak türünden beklentileri de beraberinde getiriyor.

Son günlerin okunması gereken önemli bir yazısı, küresel ilişkiler, güvenlik ve Türk dış politikası uzmanı Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu USAK`ın başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, iki gün önce Taraf Gazetesi`nden Neşe Düzel ile yaptığı röportaj, “Enerji ve Türkiye”, bunla bağlantılı konular üzerinde önemli açıklamaları içeriyor. “Enerji, İç ve Dış Politikada Belirleyicidir” derken Laçiner, geçmişte ve bugün anlamamız gereken pek çok şeyi bu röportajda devletlerarası ilişkiler yönünden anlatıyor.

“Kısa vadede Azerbaycan kaynakları Nabucco için yeteri, fakat uzun vadede yeterli olmaz…”

Day.Az Azerbaycan’da Avrupa Komisyonu Başkanı Alan Vaddams ile yapılan röportajda, Nabucco konusunda bazı konulara dikkat çekiliyor.

Nabucco’nun potansiyel tedarikçileri arasında bulunan Azerbaycan’ın deklarasyonu imzaladığını, Kazakistan ve Türkmenistan’ın Prag deklarasyonunu imzalamaktan kaçındığını ve bu durumun projeyi karmaşık hale getirip getirmeyeceği sorusuna Vaddams verdiği cevapta; bunun sorun teşkil etmeyeceğini, Özbekistan-Kazakistan ve Türkmenistan temsilcilerinin önceden deklarasyon metnini görmediklerini, bu yüzden bu ülkelerin temsilcileri dökümanı tamamen okuyamadıklarından imzalamak durumunda olmadıklarını ifade etti.

Kazakistan devlet kaynaklarından ulaşan bilgiye göre, Rusya ile ilişkileri bozmama adına karara adapte olmaktan kaçınıldığı kararının tartışıldığı sorusuna ise, bazı insanlar bu yolu tercih etse de bunun yanlış olduğunu, bu durumun sır olmadığı ve Rusya’nın bildiğini, Rusya nazarı dikkate alınarak konuşulduğunu ifade ederek “Kuzey koridoru için öneriler açık ve onlar masa üstünde. Biz Rusya’dan bir direniş görmedik” dedi. Diğer yandan Hazar bölgesinden gaz için amaçlanan Nabucco’nun gerekliliği açıkça ortaya konduğunu da ifade eden Alan Vaddams,

Azerbaycan gazının Nabucco için yeterli olup olmayacağı sorusuna ise, Nabucco’ya başlamak için yeterli olduğunu fakat uzun vadede proje için yeterli olmayacağını söyledi.

***

Rusya`nın Ermenistan`la olan askeri ilişkileri, Karabağ sorununun tarafsız çözülemeyeceğini ortaya koymaktadır. Türkiye ikili görüşmelerinde Azerbaycan’a olan desteğini vurgulamış durumdadır. Bunu yaparken  Ermenistan ile normalleşme niyetini de açıkça belirtmekle birlikte, Karabağ’ın çözüm sürecine paralel gideceği vurgulanmış durumda. Bu paralellikte eyleme dönük neler olacak, zaman gösterecektir.

Kafkasya’da, Orta Asya enerji kaynakları, Azerbaycan-Ermenistan-Türkiye üzerinden Batı’ya ulaşması, Türkiye-Azerbaycan-Ermenistan’ın üçünün ortak uyumlu hareketi ve sorunlarını çözmesi ile gerçekleştirebileceği açıkça ortadadır. Böylesi bir durum, gazete ve sitelerin “Ermenistanla ilişkilerin düzelmesini istiyor musunuz-istemiyor musunuz, sınırın açılmasını olumlu buluyor musunuz-bulmuyor musunuz?” oylamalarıyla yön bulacak durumlar değildir.

Olumlu olan,  Ankara-Erivan normalleşme sürecinin, donmuş durumda pek çok konuyu harekete geçirdiği, Karabağ sorununa çözüm arayışlarının tekrar hareketlenmiş olmasıdır. Karabağ sorununu çözmek amacıyla kurulmuş olmasına rağmen uzun süredir bir başarı sağlayamamış olan "Minsk Grubu" nun çoklu görüşme süreci, Türkiye, Azerbaycan ve Ermenistan’ın hızlanan görüşmeleri, ileriye dönük her ülkeyi tatmin edici sonuca gidilmesinde umudu canlı tutmaya sebep teşkil ediyor.

Son cümle olarak; “Bugün 2009 itibarıyla Azerbaycan-Ermenistan uzlaşmasının neresindeyiz, bilemiyoruz. Bunun gerçekleşebilmesi çok büyük ölçüde Rusya-ABD uzlaşmasına bağlı. Rusya ile ABD ne kadar uzlaşmaya yakınlar, bunu da bilemiyoruz” diyen Cengiz Çandar’ın söylediği gibi,

Gerçekten de çok şeyi bilemiyoruz.

 

 

 

Dr. Göknur Akçadağ
akcadag@turkishny.com