Atatürk’ü nasıl anlamalıyız?
Herkesin kafasında eksiğiyle doğrusuyla, yanlışıyla bildiği, benimsediği bir Atatürk var. Kişi Atatürk, Asker Atatürk, Devlet Adamı Atatürk.

Bugünkü Türkiye’yi düşünüp, Milli Mücadele yılları koşullarını kavramak yeni nesiller için zor olsa da, 13 yıl kadar suren savaşların, kaybedilen toprakların, kaybedilen nüfusun farkında olmak önemlidir. Türkiye'nin nüfusu 1914 yıllarında 16.3 milyondan, 1927'de 13.6 milyona düşmüştü. Azalma %17'dir. Bunun sebebi tahmin edeceğiniz gibi, 10 yıl süren sürekli savaşlar döneminde Anadolu ve İstanbul nüfusunun Osmanlı asker kaynağını oluşturması ve milli mücadele yıllarıydı. Bu gidişatı durduran Atatürk’ün yaptığı, Anadolu’da elde kalan topraklarda Devleti kurmak, top yekun değişimin mimarı olmaktı.

En başta aklımızda tutmamız gereken, 1923 Türkiye’sinin içinde bulunduğu koşullar ve savaşlardan çıkmış bir ülkenin içinde bulunduğu hazin durumdur. Her şeyin altüst olduğu fakat yenisini kurmak için imkanlardan yoksun olunduğu dönem. Küçük bir yetişmiş insan kadrosu ile ülkeyi ayağa kaldırdı ve yeni Türk Devleti’nin nasıl olacağını belirledi.

5-6-7-8.sınıf öğrencilerine Atatürk’ü nasıl ve ne kadar anladıkları sorulduğunda, verdikleri cevaplar üzerine bir araştırma yapılmış...

Sonuçlar dikkat çekici.
Atatürk’ü küçük yaşta ve yetişme çağında olanların algılamalarında Atatürk; daha çok kişiye odaklı, yaptıklarını arka plana iten bir yaklaşımla ve “Atatürk olmasaydı” diye başlayan bildik yaklaşımlarla ifadeler.

Araştırma sonuçları şunu ifade ediyor: “Bu yaşlarda, Atatürk hatalı tanımlama ve yanılgılarla da olsa sevgi dolu anlatılmaktadır. İyi öykülendirilmiş tarihi kesitlerin, öğrencilerin zihninde unutulmadan kaldığını da göstermektedir. Atatürk’ün Türk milletini ayağa kaldırma ve yeni bir devleti kurmasının içeriğini dolduran ayrıntıları anlatmaktansa, çok sayıda öğrenci matematik öğretmeninin nasıl “Kemal” adını verdiğini söylemekte, kızkardeşinin adının Makbule olduğunu unutmamakta veya Çanakkale savaşı sırasında, bir mermi parçasının Mustafa Kemal’in saatine çarpmasını anlatmaktadır. Ama araştırma şu cümleyle bitiyor, Atatürk’ü öğrenme, anlama, yaptıklarını kavrama ve anlatmada günümüzdeki karmaşayı gösterme açısından:

“Çocuklarımız, Kant’ın ifade ettiği tarzda ilköğretim aşamasında –Çocukça Atatürkçüdür, bu normaldir. Bugün yaşadığımız sıkıntıların temelini –yetişkinler dünyasında- aramak gerekir. “

Atatürk adına bugün neler yapılmıyor, söylenmiyor ki?
Neredeyse en uyduruk konuya bile, uygun düşen bir sözü var mı acaba diye zoraki tutkallama hastalığı ve iğreti ifadelerle Atatürk’ün özüne ve bu ülkeye yaptıklarına anlam katmayan yüzeysel bakış, Türk toplumunun bir kesiminin de, toplumsal hafıza kaybına uğramışçasına Atatürk’ü yaptıklarıyla görmezden gelmekteki ısrarı ve unutturulma gayretine sıkışmış zihinler.

Batı düşmanlığı için Atatürk’e yaslanmak, içe kapalı bir ulus olmayı öngörmüş gibi-biz bize yeteriz, yetmiş milyonuz halleri ile- Oysa “bir değişim öyküsü olan Cumhuriyetimiz”in dinamiklerini oluşturan Atatürk’ün, Cumhuriyetimizin ilan edileceği gün Fransız yazar Maurice Pernot'i kabulünde, "vücutlarımız Doğu'da ise de, düşüncelerimiz Batı'ya dönüktür" sözlerini nasıl yorumlamamız gerekir?. Atatürk'ün temel hedefi, modern-medeni bir toplum inşa etmekti. Tanzimat’ın Batı’ya araladığı kapıyı O, sonuna kadar açmıştı.

Medyatik kolaycılık, kişisel vehimler ve zanlarla tarih algısı, şahsileştirilmiş tarih anlayışı, tez-antitez çatışması haline getiriş ve reddediş veya dogmatik kabullenişlerle Atatürk’ü anlamaya çalışan Türkiye!

1980’lerden itibaren Atatürk’ün –Kemalizm’in ruhsallaştırılması ve 1990’lardan itibaren popüler kültürün “popülist Kemalizm” şeklinde tüketici toplumu kuşatması şeklinde günümüze kadar gelmesi ile, ne yazık ki Atatürk, tez-antitez, Kemalist-anti Kemalist söylemlerin bütün farklı versiyonlarıyla çekişmesinin öznesi haline getirildi. Bundan da kimse mutlu olmadı.

Bu durumun başlıca nedeni ise tarih koordinatlarına bağlı kalarak düşünmemektir.

Pullarda Atatürk…

Osmanlı İmparatorluğunda ilk pulların basım yılı, 1863’dür. Türkiye’de pul basımevi kurulmasına yönelik ilk girişim, Sultan II. Mahmut döneminde oldu. Tarihe “Tuğralı Pullar” olarak geçen ilk Türk pullarının üzerinde ise sultan Abdülaziz’in imzasını temsil eden tuğra bulunuyordu. Sultan II. Mahmut zamanında 1840 yılında Posta Nezareti kurulmuştu. 19. yüzyılın toprak kayıpları sürecinde yapılan anlaşmalarda, bu pullar kullanılmıştı. Azınlıkların kendi posta servislerini kurma hakları da kapütülasyonlarla verilmişti. Türkiye’de Avusturya, Rus, Levanten, İngiliz, Alman, İtalyan, Romanya, Polonya, Mısır, Yunanistan’ın postaneleri de vardı.

İlk bağımsız pullar, 1923’den itibaren çıkmaya başladı. Bir süre Osmanlı döneminde kullanılan pullar Ankara Hükümetince de yazışmalarda kullanılmaya devam edilmişti. Fakat Cumhuriyetin ilanı ile Cumhuriyet devri pulları basıldı ve kullanılmaya başlandı. Bu tarihten itibaren çok sayıda Atatürk pulu basıldı, bunlar çeşitli koleksiyonlar içinde yer alıyorlar.

Mustafa Kemal Atatürk’ü bir 10 Kasım’da daha saygıyla anarken, arşivimde yer alan bazı Atatürk portre pullarını, Atatürk’ün 30.ölüm yıldönümü anı pulu, Türk Ordusunun İzmir’e Girişinin 50.Yılı pulu ve Atatürk’ün portre pullarından bir kısmını turkishny.com okurları ile paylaşmak istedim.

Belçika Türk Dernekleri Birliği (BTDB) Belçika’da Atatürk pullarını bastırmış..

Belçika’da 70 kadar derneği çatısı altında toplayan Türk Dernekleri Birliği (BTDB) girişimiyle, ülke yasaları ve posta idaresinin tanıdığı olanaklar çerçevesinde bastırılan Mustafa Kemal Atatürk'ün çeşitli fotoğraflarını yansıtan posta pulları, Belçika'da gönderilen mektuplarda kullanılmaya başlanmıştı. İlk önce BTDB’nin logosunu gösteren pullar bastırdık. Ardından, 2007'nin Mevlana yılı olması üzerine Mevlana pullarını bastırarak bu yıl için piyasaya sürdük. Daha sonra, ulusal önder ve liderimiz Atatürk'ün resimlerini içeren pulları sürekli olarak bastırmak ve piyasada bulundurmak için girişimler gerçekleştirip, Posta İdaresinden gereken izinleri almışlar. Türk toplumu olarak kendi değerlerimizi gösteren pulları yazışmalarımızda kullanmaya başlamaları böyle olmuş. Dernek yöneticileri, küresel alanda sayılı liderlerden biri olan Mustafa Kemal Atatürk'ün pullarının Belçika posta dağıtım sisteminde kullanılmasının, Ata'nın önem ve değerinin yabancılar tarafından daha da iyi bilinmesi ve anlaşılması açısından etkili olduğu düşüncesinde olduklarını belirtiyorlar. Atatürk pullarını geçen yıl Anvers kentindeki "Buluşma 2007" uluslararası fuarında tanıtılmış. Pullar, Belçika'daki dernek ve bireyler tarafından satın alınarak ülke içi ve uluslararası yazışmalarda kullanılabiliyormuş.

Pullar: (Göknur Akçadağ Arşivi)

Ajansturk-Ankara baskısı 1972 tarihli “Türk Ordusunun İzmir’e Girişinin 50.Yılı” pulu
Türk Tarih Kurumu baskısı 1971 tarihli Atatürk portresi pulu.
Ajansturk-Ankara baskısı 1968 tarihli “Ölümünün XXX.Yılında Atatürk Hatıra”pulu.
Kıral Matbaası-İstanbul 1967 tarihli Atatürk portresi pulu.
Türk Tarih Kurumu 1971 tarihli Atatürk portresi pulu
Apa ofset basımevi Atatürk portresi pulu.

Dr. Göknur Akçadağ
akcadag@turkishny.com