|
Son zamanlarda Türkiye'de ve ülke dışında bazı çevreler, krizin Türkiye'yi yere sermemesine oldukça üzülüyor. Üzüntüleri o kadar derin ki, neredeyse "dünyayı sarsan küresel kriz bizi de devirsin, bizi de ezsin geçsin, yine mahvolalım, yine yok olalım, yine herkesin cebindeki para uçsun ve üç-beş kişinin cebine dolsun" demeye vardırdılar işi.
Kimileri de küresel krizi, yerel hükümeti yıpratmak için bir araç olarak kullanıyor. Bu zihniyet, Türkiye'nin yararı yerine kısır ideolojinin çıkarını fena halde gözetir konumda. Tek istedikleri mevcut hükümetten kurtulmak ve bunun için terör, ekonomik kriz, isyan, ayaklanma gibi aklınıza gelebilecek ne kadar kötü olay varsa hepsini birer enstrüman olarak görüyor. Hükümetten iyi bir açılım gelmesi bile bu cenahı müthiş rahatsız ediyor. İçlerindeki kin ve nefreti görünce dehşete kapılmamak elde değil.
Kendi kör ideoloji peşinde Roma'yı bile yakacak kadar umursamaz ve bencil olan bu kesim, her gün kriz çığırtkanlığı ile meşgul. Kötülük tohumu eker gibi her fırsatta kalemlerinden kan damlatıyor, sıkıntılı ekonomik verilere 'kurtarıcı' muamelesi çekiyor.
Tek istedikleri 2001'deki gibi bir kriz. Kriz bir an önce çıksın da şu hükümetten kurtulalım derdindeler. Ama bilmedikleri ya da bilip de 'sonunu gördükleri bir felaket yoluna düşmeye' o kadar istekliler ki. Sanırım yamalı bohça koalisyon günlerini, ülkeyi soyup soğana çeviren aciz politikacıları çok özlediler. Kendi kör ideolojilerine şapka diye taktıkları görüşün, Türkiye'de iktidar olma şansını yitirdiğini de görmek istemiyorlar. Yıllardır halk adına tek bir açılım yapamayan, kısır döngü içinde kendini yiyip bitiren bir siyasi oluşuma bel bağlamış vaziyetteler. Hatta, hükümetten kurtulmak adına PKK'lıların Güneydoğu'da çıkardıkları olayları öylesine büyütüyorlar ki, gören Türkiye'de PKK'lılar yönetimi ele geçirmiş sanır.
Oysa o olaylar Kürt halkını temsil etmediği gibi, küçük bir grup teröristin eseri olduğunu herkes biliyor. Milyonlarca Kürt içinde, PKK'nın partisi DTP'ye verenlerin oy oranı sadece yüzde 10. Yani Kürtlerin yüzde 90'u bu PKK denen hain yapıyı desteklemiyor. Bazı medya gruplarının gazete ve televizyonlarına bakarsanız, tüm Kürtleri hain ve PKK'lı sanmak içten bile değil. Türkiye'yi bir kaos ortamında göstermeye o kadar meraklılar ki...
Bu tabloya bakınca, pire için yorgan yakan bu güruhun PKK'lılardan pek de bir farkı kalmıyor. Onlar da kendi ideolojileri için dünyayı yakmaya hazır, bunlar da. Tek fark kriz çıksın isteyen, kaos olsun da biz başa geçelim hayalleri kuran bu kesim silahlı eylemlere başvurmuyor. Tam da bunu yazarken Ergenekon geldi aklıma. Demek ki silaha başvurmadıkları iddiası da doğru değil. Bu kesim kendi ideolojik saplantısı için PKK ile işbirliği bile yapmış. Bir çok faili meçhul aydın cinayetinin ardında bu karanlık örgütün parmağı olduğu belirtiliyor. En azından Türkiye Cumhuriyeti'nin iki başsavcısı bu kanıda ve binlerce sayfalık iddianame ile bunu açık seçik ifade ediyorlar.
Şimdi bu kesim, "Yahu kriz bizi niye devirmiyor" feryat ve figanında. Ellerini ovuşturarak bekliyorlar. Ama olmuyor. Neyse ki Türkiye 2001 krizinden iyi dersler çıkardı. ABD'nin başının altından çıkan bu küresel kriz elbette Türkiye'yi de etkileyecek. Türkiye de dalgalanacak, sarsılacak vs.. Bu zaten tüm yerel ve uluslararası ekonomik kuruluşların öngördüğü bir durum. Ama işi "Biz de batalım" çirkefliğine getirenler de kendilerini saklayamıyor. Zaten saklama ihtiyacı da duymuyorlar.
Bugünlerde Türkiye'de gösterimde olan bir film var. Devrim Arabaları. Bir avuç insanın, tüm 'hayırcılara, olmazcılara' meydan okuyarak yerli araba üretme çabalarını anlatan film, Türkiye'nin gücünü küçümseyenlerin, dışa bağımlılığı varlıklarının en önemli boyutu gibi gören, mahvolmuşluk felsefesini halka ve ülkeye dayatan zihinlerin ortaya konulması açısından hayli önemli. Felaket tellalı gibi ortada gezen, ülkenin batmışlığında kendi parlak günlerinin hevesi içinde yaşayan bu insanlar dün de "İstemezük, imkansız, yapamayız, biz Türkler başaramayız" düşünceleri ile toplumu zehirledi bugün de zehirlemeye devam ediyor.
Tüm bu kriz gelsin de hükümetten kurtulalım, sürünelim edebiyatı yapanlara karşın, Türkiye'nin krizden ne ölçüde etkileneceği konusunda IMF, Dünya Bankası gibi kurumlar açık konuşuyor: "Evet Türkiye etkilenecek ama çok değil" yorumunu yapıyor. Güler Sabancı gibi dünyanın ve Türkiye'nin sayılı iş kadınlarından biri de "Korkmayın, atlatacağız" diyor. Ama bizim aklı evveller, herşeyi herkesten daha iyi biliyor ve 'bittik, öldük' ya da 'ölmeliydik, bitmeliydik' edebiyatı yapıyor.
Onlar eski günlere özlem duyan ideolojik romantikler olabilir. Ama bu ülkede insanlar artık, kendi ayağına sıkan tiplerden sıkıldı ve onları tarihin tozlu sayfalarına göndermeye hazır....
|