Alan Brinkley Columbia Üniversitesi Tarih Bölümünde ve uzmanlığı 20’nci yüzyıl ABD tarihi çalışan bir tarih profesörü. Columbia Üniversitesinde bir toplantıda daha önce dinlemiş olduğum bu değerli profesör geçtiğimiz günlerde Türkiye'deydi.
Profesör Brinkley’nin uzmanlığı 20’nci yüzyıl ABD tarihi. Özellikle ekonomiyle ilgili konularda çalışan Brinkley, Birinci Dünya Savaşı ile İkinci Dünya Savaşı arasındaki dönem üzerine dersler veriyor. Brinkley üniversitedeki ana çalışma konusunun yanısıra popüler kültür ile de uğraşıyor. ABD’nin en önemli dergi grubu Time’ın kurucusu Henry Luce hakkında yazdığı kitap son dönemde çok konuşuldu. Bunun yanısıra Wall Street Journal’ın kültür-sanat sayfasına yazdığı Mad Men konulu haftalık yazılar da merakla takip ediliyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2008 ABD seyahatinde Columbia Üniversitesi'nde bir konuşma yaptığında sunuşunu Amerikan Tarihi bölümü Profesörü Alan Brinkley'in yapmıştı.

3 Nisan'da TurkishWIN'in (The Turkish Women's International Network is a vibrant and global networking platform for women with family, cultural or professional ties to Turkey. Our members
aspire to excel in their careers, inspire others and invest in the network) yirmi kadar üyesi ile özel yemek davetine de katılan Brinkley, son günlerde yaşanan, eylemcilerin çoğunun eğitimli gençlerin oluşturduğu, sosyal eşitsizliği ve şirketlerin ABD yönetimi üzerindeki nüfuzunu protesto amaçlı gerçerkleştirdikleri Wall Street'ı işgal hareketini değerlendirdi.
Aynı zamanda 1932'de 1. Dünya Savaşı gazileri, aileleri ve bunlara bağlı grupların kendilerine verilen hizmet sertifikalarını nakite çevirmek icin Washington'a yaptıkları büyük yürüyüş olan “Bonus March 1932” arasında bağlantı kurması ilginç bir kıyaslamaydı.
İki ayrı durumu kıyaslarken, dünyada 1932'den günümüze kadar uzanan ekonomik ve tarihi gelişimlerin altını çizdi. 2008 yılında ekonomik kriz patlak verdiğinden bu yana ABD halkının durumunu değerlendirirken, geçmişle kıyaslaması ve bu kıyaslamalarıyla ABD basınında sık sık açıklamalar yaptığına da değindi. 1929 kriziyle 2008 krizi arasında korkutucu denebilecek kadar büyük yapısal benzerlikler olduğunu ifade eden Brinkley, 1930’larda hayata geçirilen ve yatırım bankalarıyla ticari bankaların birleşmesine engel olan yasanın sistemin temeli olduğunu, bu yasanın 1999’da kaldırılması ile krizin ilk adımının atılmış olduğunu da hatırlatıyor.
That historical stuttering sound. 2012 or 1932?
History never exactly repeats itself, though it occasionally stutters. -- Anonymous.

Profesörün farklı açıklamalarındaki vurguları, ABD'nin geleceğine dönük işaretler verdiği gibi, icraatlara da bir eleştiri niteliğinde. “1929’dan alınması gereken en önemli dersi hiç kimsenin almadığını” söyleyen Brinkley, 2008’den bugüne toparlanmanın çok yavaş olduğu, ABD bu kırılganlığın devam ettiği bir ortamda Kasım ayında sandığa gidilecek olmasına dikkat çekiyor.
Dört yılını çözüm arayışı içinde geçiren Başkan Obama'yı ağır davranmakla eleştiren Brinkley, tarihte hiçbir iktidarın krizden fayda sağlamış olmadığını belirtiyor ve Obama’nın krizi yaratan kişi olmamasına rağmen krizden dolayı suçlanan kişi olduğunu söylüyor.

Kendisiyle yapılan bir ropörtajda, Brinkley, Amerikalıların tarihi, “Amerika Birleşik Devletleri” olduğuna inandıkları şeye dair inançlarını kuvvetlendirmek için bir araç olarak kullandıklarını ifade ederek, tarihi konu edinen filmlerin, yapımların bunun aracıları olarak kullanıldığını belirtiyor.
Savaş ekonomileri ve ABD..
Profesör Brinkley, savaş ekonomileri hakkında da ilginç vurgular yapıyor. ABD’yi Büyük Buhran’dan çıkaran asıl şeyin İkinci Dünya Savaşı’nın ekonomiye verdiği gaz olduğu görüşünde.
Peki aynı şey ABD’nin bugünkü savaşları için de geçerli mi? Diye bakıldığında, durumun öyle olmadığını kesinlikle söylemek mümkün. Afganistan ve Irak Savaşı’nın ABD ekonomisine büyük zarar verdiğini aşikar. ABD’nin dünyanın geri kalanının işine karışmaması gerektiğini söyleyen Brinkley, “Birçok insana göre, ABD dünyanın lideri ve dünyada işler kötüye gittiği zaman buralara müdahale etmesi gerekiyor. Ama ben bunun ABD için iyi bir şey olduğuna inanmıyorum.” sözleriyle durumu özetliyor.
Üyesi olduğum Turkish Women's International Network (TurkishWIN) hakkında bir başka yazımda bahsederek, değerli kurucuları ve amaçları hakkında bilgi vermek istiyorum.