İslamiyet ve Musevilik, inananların gıda yelpazesini sınırlayarak insanların hem bedenlerini hem de kalplerini zararlı ve kirli yiyeceklerin olumsuz etkisinden uzak tutmaya yönelik bir beslenme biçimi benimsemelerini emrediyor.
Bazı İslam alimleri, günümüze kadar yaşayan Müslüman halkların Hz. Muhammed (sav)’in sözlerini temel ve rehber alacak bir beslenme tarzı benimsemiş olmaları halinde, Müslümanların diğer milletlere nazaran daha dirençli ve sağlam bedenlere sahip olmuş olabileceklerine inanıyor.
Zira ortak atamız Hz. Adem’den farklılaşmamızın nedeni, coğrafyaya bağlı iklim değişiklikleri ve beslenme kültürü arasındaki farklılıklar olarak açıklanıyor.
Beslenme ve yemek kültürü elbette bedensel gelişimi ve yüzyıllar içerisinde farklılaşmayı etkiliyor. Peki ya karakter?
Beslenme alışkanlıkları gereği tarih boyunca ağırlıklı olarak pirinç tüketen Çinlilerin durgun, at eti yiyen Moğol ve Tatarlar’ın hareketli ve saldırgan, domuz tüketen batılı toplumlarınsa eşlerini kıskanma duygusundan yoksun karakterde oldukları iddia edilir.
Peki ya katkı maddeleriyle raf ömrü uzatılan gıdalarla beslenen modern insan, gıda endüstrisinin sunduğu nimetlerden ve doğal olmayan katkı maddelerinden ne kadar etkileniyor.
Örneğin ömürleri boyunca bedenlerinin zor sığdığı küçük kafeslerde yaşayan ve yumurta üretme makinası olarak kullanılan “çılgın” tavuklardan elde edilen yumurtalar ya da etler tüketicilerin psikolojisini etkiliyor mu?
Peki doğal şartlara daha dayanıklı olması ve verimliliğinin artırılması için genetik şifreleriyle oynanarak akrep ya da köpek balığı geni eklenen tarım ürünleri?
Beslenme tarzının davranışlara olan etkilerine ilişkin araştırmalar mevcut. Örneğin bir süre önce Turkishny’de yayınlanan bir haber, kola tüketenlerin saldırgan davranışlarına dikkat çekiyordu. Harvard Üniversitesi’ne bağlı bir araştırma merkezi tarafından yapılan araştırmaya göre gazlı içecek tüketenler, kavgaya ve itip kakmaya daha yatkın. (http://www.turkishny.com/health/90-health-news/69874-kola-gencleri-iddete-yonlendiriyor- )
Türk insanının karakteristik hoşgörüsü ve diğer ırklara bakışındaki muhabbetin genetik şifrelerini belki belirli bir oranda İmparatorluk geçmişi münasebetiyle Asya, Balkanlar ve Orta Doğu yemek kültüründen nakışlar içeren zengin Türk mutfağına da bağlayabiliriz.
Siz siz olun, kolayı gül şerbetine tercih etmeyin!





