YILDIZ YAZICIOĞLU Washington DC TurkishNY

journalofyy@twitter.com

Bugün eğer Amerika'da yaşıyorsanız dünyanın her köşesinde tartışılan teorilere rağmen 2001 yılında ölenlere saygı duymanız ve acıyı paylaşmanız en asgari beklenti. Onuncu yıl dönümümünde ABD'deki tek gündem maddesi, yüzde 9.1'in altına düşmeyen işsizlik oranı ya da Cumhuriyetçi Parti'nin adaylarından hangisi daha fazla muhafazakar gibi tartışmaları da gölgeleyerek 11 Eylül oldu.

Son 24 saattir CNN, MNBC, NBC, CBS, gibi kanallarda kesintisiz 11 Eylül saldırısını değerlendiren yayınlar yapılırken, George Bush yönetimi eleştirilerine karşın "Amerikan" kimliği ortak mesaj olarak veriliyor. Yıldönümünde, günlük hayatlarındaki özgürlüklerini etkileyen sürece eleştiren Amerikalılar ve elbette sorular sormaya devam eden gazeteciler ise, "vatan haini" ile "insan hakları savunucusu" olmak arasındaki ince çizgide yürüyorlar.

Bugün Google'da 9/11 araması yapıldığında, 5 milyar 360 milyon, Türkçe 11 Eylül yazdığınızda 48 milyon 200 bin internet sayfası sonucu çıkıyor. Bu bilgi okyanusundaki sabit bilgi ise, Körfez Savaşı ile canlı yayında savaş izlemiş olan dünyada, 11 Eylül günü New York'ta Dünya Ticaret Merkezi ve ABD Savunma Bakanlığı Pentagon binalarındaki patlamalar sonucunda televizyon kameraları önünde 2 bin 977 insan öldü. İntihar misyonuyla saldırıyı gerçekleştirdikleri kaydedilen 19 El-Kaide üyesi amaçlarına ulaşırken, sadece Amerika tarihini değiştiren değil dünyada yeni savaşları da tetikleyen gün yaşandı. Onuncu yılında Irak'ta 28 Temmuz tarihi itibariyle 4 bin 477 Amerikan askeri öldü. Buna Afganistan'daki askeri kayıplar yanında ve bu ülkelerdeki savaş nedeniyle Iraklıları, Afganları hesaba kattığınızda ölüm hanesine yazılan rakam çoğalıyor. Bu ölüm hanesine, savaş karşıtlarından destek alarak seçilen ABD Başkanı Barack Obama, 11 Eylül'ün 10'ncu yıldönümü öncesinde 2 Mayıs'da saldırıları tasarladığını açıklayan El-Kaide Lideri Osama bin Laden'in ölümü de Amerikan halkına müjde olarak ekledi.

Yıldönümü yayınını sorulara odaklayan MNBC'de yayınlanan ve Hollywood oyuncuları Kevin Costner ile Hillary Swank'ın seslendirdiği "On Native Soil" belgeselinde vurgulandığı üzere acının gerçek sahibi olan aileler de 10 yıldır sorularına tatmin edici yanıt alamadı. Kaçırıldığı rapor edilmiş olmasına rağmen dakikalarce uçaklara müdahale edilmemesi gibi hatalar zinciri ve George Bush dönemi Başkan Yardımcısı Dick Cheney'in askeri savunma şirketlerinden kazancı ABD'de de ekranda, zihinlerde. Ancak yanıtlanmamış sorulara rağmen "İslamfobi" olarak adlandırılan öfke de tazeliğini koruyor. Bunu engellemeye yönelik çaba çerçevesinde Amerikalı müslüman toplumu temsilcileri, her platformda son günlerde tekrar tekrar "Biz Amerikalıyız" mesajı ifade etme ihtiyacı hissediyorlar.

Peki 11 Eylül'ün 10'ncu yıldönümünde uluslararası ilişkileri, komplo teorileri, terör ve savaş analizleri yanında Amerika'da neler değişmiş görünüyor.

Olayın ilk anında ilk suçlu ilan edilen havayolu taşımacılığından listeye başlayabiliriz. Bugün Amerika'dan herhangi bir sivil havaalanından uçucaksanız, zamanlamanıza mutlaka güvenlik geçişi sırasını eklemelisiniz. ABD İçişleri Bakanlığı (Homeland Security) kontrolündeki özel güvenlik birimine bağlı havaalanı güvenlik ekiplerince tamamiyle her türlü eşyanıza gerekli görüldüğü takdirde el koyulabileceğine ya da size soru sorulduğunda "işbirliği yapmanız" tavsiyesi alacağınız not düşmelisiniz. Francızca, İtalyanca gibi diller dışında İngilizce yerina anadilinizde konuşuyorsanız, çevrenizde mutlaka size soru işaretleriyle bakmakta olan Amerikalılara "Hello" diyerek gülümseyebilirsiniz. Ya da uçağa hiç alınmayan Amerikalı Müslümana olarak şüpheli şekilde Arapça konuşması gösterildiğini anımsayabilirsiniz. Bu tabloya, tüm bedeninizi açıkça tarayan ve ekrana yansıtan cihaz içerisinde başınız üzerinde ellerinizi havaya kaldırmışken, 'hey ben suçluyum, ateş etmeyin' diye mırıldandığınızı da ekleyebilirsiniz. The Council on American - Islamic Relations gibi Amerikan Müslüman örgütlerince vücut taraması yapılan cihaz ile açıkça İslamın ilkesi çiğnendiği gerekçesiyle açıklama yaptıklarını ancak ABD kamuoyunda "11 Eylül'ü unutmayın" aldıklarını da hatırlayabilirsiniz. Çin'de üretilen bir yapıştırıcıdan şüphe duyulduğu için çantanızdaki hediye anahtarlık, buzdolabı süsü yanındaki kar küresinin çöpe atılmasına itiraz edemezsiniz. Üstelik tamamiyle aynı Çin üretimi kar küresi havaalanı içerisinde satılıyor olsa da. Başkent Washington'dan uçağa bindiğinizde diğer uçuş noktalarından farklı olarak 1 sat boyunca gerekli olmadıkça ayağa kalkmamanız yanında İpad gibi cihazlarınız açmamanız yönündeki uyarıyı dinliyorsunuz.

New York... New York ise, 11 Eylül öyküsünde başrolü oynuyor. Her yıl yaklaşık 48 milyon yabancıyı ağırlayan bu kentte bugün 17 bin kamera sokakları, anıtsal niteliğe sahip yapıları, Times Meydanı'nı, metro istasyonlarını gözlüyor. 11 Eylül öncesinde kamera sayısı bin civarında iken, bugün sabit kamera sistemleri yanında helikopter ile Central Park'taki bankta oturan kişi sigarasını yaktığında fotoğrafını çekebilen havadan kamera kaydı yapılıyor. New York polis teşkilatı içerisinde CIA görevlileri çalıştığı Amerikan medyasınca haberleştirilirken, gazeteciler, "big brother" öyküsünü anımsatan e-posta kontrolü, kamera ve telefon kayıtlarını eleştiriyorlar. Bütün eleştirilere başkanlık koltuğunda George Bush oturmamasına rağmen "yetkili makamlar" tek ve basit yanıt veriliyor: "Ulusal Güvenlik".

Washington'da belki de en rahatça girebildiğiniz bina Amerikan Kongresi olmasına rağmen, durum, federal yönetim binalarına gelince tablo değişiyor. Eğer Amerikan ehliyetiniz yoksa yanınızda mutlaka pasaportunuzu taşımanız gerekiyor. Mesela İslam Örgütü Başkanı İhsan Ekmeleddinoğlu olarak Amerika'nın Sesi (Voice of America) yanına davet edilmiş en üst düzeydeki diplomatik isimlerden birisi de olsanız federal bina kuralı sizi bekliyor. Sizi kapıda karşılayan tüm yetkililere rağmen Homeland Security görevlisine pasaportunuzu göstermek durumundasınız. Bu arada ziyarete gittiğiniz ya da davet edildiğiniz ABD Dışişleri Bakanlığı binası da dahil olmak üzere federal görevlilerden 11 Eylül öncesinde bütün bu güvenlik giriş prosedürü olmadığını dinliyorsunuz.

Bugün 11 Eylül'ün 10'ncu yılında Washington ve New York'un pekçok binasında devasa Amerikan bayrağı asılmış durumda. Geçen ay gerçekleşen depremden etkilenen Ulusal Katedral yerine güvenlik nedeniyle Kennedy Merkezi'nde Başkan Obama'nın katılımıyla gerçekleşecek tören öncesinde sabah New York'ta başlayacak ölenleri anma etkinlikleri tüm ülkede gerçekleşecek. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton'un açıkça söylediği yıldönümünde Amerika'nın yeniden terör tehditi almış olması ise, yıldönümü psikolojisinda acıyla öfkeyi iyice harmanlıyor. Sokaktan televizyon ekranlarına yansıtılan Amerikalıları dinlerken, ABD için 11 Eylül'ün "hayatımız değişti" ifadesi olduğunu ortaya çıkıyor.

Guantanamo'yu kapatmayı istediğini açıklamasına rağmen askeri ve politik baskıya yenilen ve 118 tutukluyu halen barındıran hapishaneye karşı çaresiz kalan Başkan Obama, yüzde 49 gibi yüksek oranda Müslüman olduğuna inanan Amerikan orta sınıfına Osama Bin Laden'in ölümüyle mesaj verdi. Ancak Obama, değişen hayatlarında yeniden özgürlükler ülkesi olduklarını inanmak isteyenlerce seçilse de 11 Eylül'de Müslümanları kucaklayıcı açıklama yapmaya devam etmeye çalışıyor. Hayatlarını "11 Eylül öncesi ve 11 Eylül sonrası" olarak adlandıran insanlar ülkesi Amerika'da, "Evet, biz yapabiliriz" diyen Obama ile dünya ile yeniden barışma ve günlük yaşam sürecini konuşmak için 10 yıl da yetersiz kalıyor.