SİYONİZM Yahudi milliyetçiliğidir. Uzun Yahudi tarihinde zamanımızdaki anlamıyla bir Siyonizm olmadığı gibi, her Yahudi de Siyonist değildir. Hatta Tevrat’ta anlatılan sade cemaat hayatını ideal kabul edip, modern devlet kurumunu ve İsrail devletini reddeden Ortodoks Yahudiler de vardır.

Nitekim bu küçük cemaatlerden biri olan Neturei Karta’ya mensup iki haham geçen gün Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edildi.

Militarist Netanyahu ile barışçı devlet adamı Yitzak Rabin aynı kefeye konulabilir mi?!
Siyonizm karşıtlığı, asla Yahudi düşmanlığına dönüşmemelidir.
İNGİLTERE BAŞBAKANI
Filistin’de Yahudi devleti kurmayı amaçlayan bir siyasi milliyetçilik olarak Siyonizm, 29 Ağustos 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde Theodore Herzl’in topladığı Dünya Siyonist Kongresi ile tarih sahnesine çıktı.
Filistin’e nüfus yerleştirme talebini Abdülhamid reddetti.
Birinci Dünya Savaşı sürerken, kendisi ateist olan fakat Evanjelik Protestan annesinin terbiyesiyle yetişen İngiltere Başbakanı Lloyd George “Filistin’de güvenli Yahudi yurdu” davasını üstlendi.
1915 yılında İtilaf Devletleri arasında yapılan gizli anlaşmalarda, savaş sonrasında Filistin’de İngiliz mandası kurulmasını ve Yahudi göçünü kabul ettirdi; Katolik Fransa’nın itirazlarına rağmen.
2 Kasım 1917’de İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Balfour, bir mektupla Filistin’e Yahudi göçü yapılabileceğini bildirdi.
ÖNEMLİ İKİ KONU
Bu noktada önemle vurgulamak istediğim iki ayrıntı var. Sevr anlaşmasının da başmimarı olan Lloyd George 600 bin Arap’ı zor besleyen kurak Filistin, göçecek Yahudileri besleyemez diye düşünüyordu.

Yahudi tarım mühendisi Aaron Aaronsohn çorak arazide ürün verecek bir yabani buğday türünü Hermon dağı eteklerinde bulmuştu, “Islah edilerek milyonları besleyebilir”di.
Bilimin önemi!
Evet, bilimin önemi.
İkincisi, Osmanlı’nın yenileceği anlaşılınca, Filistin’e Yahudi nüfus yerleşmesine izin veren makam Şerif Hüseyin’in oğlu Kral Faysal’dı!
Sonrası malum, Filistin’deki Yahudi toplumu sürekli göçlerle, toprak işgalleriyle genişledi... 1948’de İsrail devleti ilan edildi.
ÖNCE TÜRKİYE
İsrail devletinin varlığı inkâr edilemez. “Denize dökmek” gibi İranlı fanatiklerin sözleri anlamsızdır. Ancak elbette çok büyük bir sorun vardır: İsrail devletinin sınırları, Siyonizm’in nihai coğrafyası belirsizdir!
Onun için sürekli işgallerle ve sürekli nüfus yerleştirerek genişliyor.
1967 ve izleyen BM kararlarını, yani uluslararası hukuku hiçe sayıyor.

Uyduğu tek BM kararı yok. Kaldı ki BM kararları Amerikan eleğinden geçmektedir!
Hitler’in “hayat sahası” doktrinini zamanımızda militarist İsrail uyguluyor.
Bu tablo karşısında Türkiye nasıl bir politika izlemelidir?
Asla genellemeci değil, mutlaka analitik gözle bakmak gerekir.
Ermeni soykırım iddialarını reddeden uluslararası tarihçilerin hemen hepsi Yahudi’dir. Bernard Lewis, Guenter Lewy ve aziz hatırasını saygıyla andığım Standford Shaw...
Şimdi İsrail Ermeni iddialarını tanıma yolunda!
Türkiye’de bütün hükümetler, Erdoğan dahil, Amerika’daki Yahudi lobileriyle iyi ilişkilere sahip olmuştu.
Netanyahu militarizmi barbarca kan döktüğü gibi Türkiye ile ilişkileri de bozuyor. Amerikalı ‘küçük Hitler’le (Trump) birbirlerini buldular!
Türkiye İsrail militarizmini ve barbarlıklarını kınarken, dünyadaki Yahudi cemaatlerinin hepsinin o kafada olmadığını dikkate alan bir dil geliştirmelidir.
Dedim ya, önce Türkiye.